6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ödeme İddiasında İspat Yükü ve Bağlantısız Bileşik İkrar

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/462 E. 2022/1298 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Alacak ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Borçlunun borcun ödendiğini, ancak ödemenin kendisiyle organik bağı bulunan üçüncü bir kişi tarafından yapıldığını ileri sürmesi halinde ispat yükü borçludadır. Alacaklının bu ödemeyi kabul edip, ödemenin borçlu ile arasındaki değil, üçüncü kişiyle arasındaki ayrı bir ilişkiden kaynaklandığını ileri sürmesi, bağlantısız bileşik ikrar niteliğindedir; bu durumda ispat yükü, ikrara eklenen vakıayı (ayrı ilişkinin varlığını) ileri süren alacaklıya geçer. Alacaklı bu ayrı ilişkinin varlığını ispatlayamazsa, ödeme borçlunun borcuna karşılık yapılmış sayılır ve davanın reddi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Davalının ödeme savunmasında ispat yükünün belirlenmesi ve bağlantısız bileşik ikrar → ret

İddia: Davacı vekili, davalının sunduğu ödeme makbuzlarının dava konusu borca ilişkin olup olmadığının tespit edilmediğini, ispat yükümlülüğünün ödeme savunmasında bulunan davalıya ait olduğunu, davalı şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, davalı tarafından ödeme yapıldığının ispatlanamadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davalı, takibe konu faturaların ödendiğini ileri sürerek ispat yükünü üzerine almış, ödemenin davacı ile yetkilileri ve ortakları aynı olan dava dışı bir şirket tarafından yapıldığını savunmuştur. Davacı ise bu ödemelerin dava dışı üçüncü kişi ile kendisi arasındaki ayrı bir ticari ilişkiden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda davacının dava dışı şirket ile herhangi bir hukuki ilişkisinin varlığı tespit edilememiştir. Bu durumda, davacının, dava dışı şirket tarafından yapılan ödemelerin o şirketin kendi borcu nedeniyle yapıldığını ispatlaması gerekmekte olup, davacı bu ispat yükümlülüğünü yerine getirememiştir. Ayrıca dava dışı şirket tarafından verilen çeke ait tahsilat makbuzunda ödeyen kısmında davalı şirketin adının yazılı olması ve yemin deliline başvurulmamış olması da gözetilmiştir. Davacının, ödemelerin varlığını kabul edip bunların dava dışı üçüncü kişiyle olan ayrı ticari ilişkiden kaynaklandığını ileri sürmesi, niteliği itibariyle bağlantısız bileşik ikrar mahiyetindedir; bu tür ikrarda ikrar eden değil, ikrara eklenen vakıayı ileri süren taraf ispat yükü altındadır. Davacı bu ispat yükünü yerine getiremediğinden davanın reddine ilişkin ilk derece kararı hukuken yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ödeme savunmasında, ödemenin davacı ile organik bağı bulunan üçüncü bir şirket tarafından yapıldığının ileri sürülmesi ve davacının bu ödemeyi kabul edip başka bir ilişkiden kaynaklandığını savunması durumunda, bu savunmanın bağlantısız bileşik ikrar olarak nitelendirilip ispat yükünün davacıya geçmesi yönünden bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali ispat yükü bağlantısız bileşik ikrar basit ikrar vasıflı ikrar organik bağ ticari defterlerin delil niteliği

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 67

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/462

KARAR NO 2022/1298

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/12/2019

NUMARASI 2017/758 Esas - 2019/1062 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/09/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin davalıya ait ... Otel müşterilerine ... denilen transfer hizmeti sağladığını, bu transferler karşılığı icra takibine konu faturaları tanzim ettiklerini alacağın tahsili amacıyla Gaziantep ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ... Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından borca ve yetkiye itiraz edilmesi üzerine dosyanın Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, borçlu tarafından her iki icra dosyasından çıkartılan ödeme emrine itiraz ettiğini, bu nedenle itirazın iptaline takip dosyasında belirtilen temerrüt tarihinden itibaren işletilecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkil şirket arasında yapılan anlaşma ile 2016 yılı başından sonuna kadar verilen hizmete dayalı ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap gereği davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların müvekkili tarafından ödendiğini, borcun bulunmadığını, davacının alacağın dayanağı olarak gösterdiği tüm fatura bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, 30.06.2016 tarihinde 30.000-TL davacı hesabına müvekkili şirket tarafından, 13.07.2016 tarihinde 185.000-TL bedelli çekin dava dışı ... A.Ş. tarafından davacıya teslim edildiğini, 185.000-TL çekin karşılıksız çıkması üzerine şirket müdürü ... tarafından davacı adına 11.11.2016 tarihinde 37.000-TL bedelin "...

185.000-TL çeke karşılık" açıklaması ile, 14.11.2016 tarihinde 15.920-TL bedelin şirket müdürü ... tarafından davacı adına "... 185.000-TL çeke karşılık" açıklaması ile, 21.11.2016 tarihinde 38.805,97-TL şirket müdürü ... tarafından davacı hesabına "... 185.000-TL çeke karşılık" açıklaması ile ödendiğini, 26.12.2016 tarihinde şirket hesabından davacı hesabına 944-TL'nin ödendiği, yine müvekkili tarafından ... Bankası Kahramanmaraş Sanayi Şubesine ait 05.01.2017 vade tarihli 85.000-TL bedelli çekin verildiğini, bu çekin davacı tarafından tahsil edildiğini, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; Dava dışı ... A.Ş. tarafından davacı tarafa cirolanarak 185.000,00 TL meblağlı çek verildiği, çekin tahsilat makbuzunda ödeyen kısmında davalı şirketin ticaret ünvanının yazılı olduğu, bu çekin ödemesi olarak banka kanalı ile davacı tarafa bu şirket tarafından banka kanalı ile çeşitli tarihlerde ödemelerde bulunulduğu davacı tarafın dava dışı ... A.Ş. tarafından yapılan ödemeleri kabul ettiği ancak bu ödemelerin davacı ile ... A.Ş. arasındaki ticari ilişki nedeni ile yapılan ödemeler olduğunu savunduğunu ancak gerek söz konusu çekin tahsilat makbuzunda ödeyen kısmında davalı şirketin adının bulunması gerekse davacı tarafın ödemelerin aralarında ... A.Ş. ile olan ticari ilişki kapsamında yapılan ödemeler olduğunu iddia etmesine rağmen kendi ticari defterlerinde ve ...

A.Ş. nin ticari defterlerinde buna ilişkin bir kaydın bulunmadığı bu konuda dosyaya herhangi bir fatura ve delil sunulmadığı, ayrıca davalı şirket ile ... A.Ş. arasındaki organik bağ bulunması nedeni ile dava dışı ... A.Ş. tarafından yapılan ödemelerin davalı adına ve davalının borcu için yapılan ödemeler olduğu kanaatine varıldığı ayrıca davacı tarafın, dava dışı firma tarafından yapılan ödemeleri kabul edip bu ödemelerin dava dışı bu firma ile aralarındaki ticari alışveriş nedeni ile yapılan ödemeler olduğunu ileri sürmesinin (yani ödemelerin davalı borcu için yapılmadığını ileri sürmesi) niteliği itibariyle "bağlantısız bileşik ikrar" mahiyetinde olduğunu bu şekilde ispat yükünü üzerine alan davacının bu hususu ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde; mahkemece davalının sunduğu ödeme makbuzlarının dava konusu borca ilişkin olup olmadığının tespit edilmediğini, davalı tarafın usulüne uygun olarak faturaların ödenip ödenmediğini ispatlaması gerektiğini, davalı şirket defterlerinin VUK, HMK, TTK hükümlerindeki unsurlara uygun olmadığını, bu durumun davalı lehine delil sayılamayacağını, davalı şirketin faturalara ilişkin ödeme belgesi olarak dava dışı ... tarafından yapılan havale dekontlarını sunduğunu, yine ödeme belgesi olarak sunulan 3 adet ... Bankasına ait havale dekontlarının davalı şirket tarafından değil dava dışı ... tarafından yapıldığını, keza söz konusu havalelerin dava konusu faturalara ilişkin olmadığının dekontlardaki açıklamalarla sabit olduğunu, davalı şirketin 30.03.2016 tarihinde 30.000-TL müvekkili hesabına havale yaptığını iddia ettiğini ancak böyle bir ödeme bulunmadığını, ispat yükümlülüğünün ödeme savunmasına bulunan davalıya geçtiğini, davalı tarafından ödeme yapıldığının ispatlanamadığını, bu nedenlerle kararın hukuken yerinde olmadığını belirterek istinaf talebinin kabulüne mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde; bilirkişi incelemesi sırasında ticari defterlere bakıldığını, davacı taraflarla dava dışı ... arasında ticari bir ilişki görülmediğini, müvekkili şirket ile arasında bağ olan, ortak ve yetkilisi aynı kişi olan dava dışı ... tarafından yapılan ödemelerin müvekkili şirketin borcuna istinaden yapıldığını, 18 adet faturanın müvekkili şirketi ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu ve fatura bedellerinin davacıya ödendiğini, ödeme savunması niteliğindeki belgelerin davanın her aşamasında sunulabildiğini, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Gaziantep ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine fatura alacağına istinaden toplam 104.236,14-TL ve 32.191,97-TL faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla iki ayrı ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından borca ve yetki itirazında bulunması sebebiyle dosyaların Bakırköy İcra Müdürlüklerine gönderildiği, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya numarasını aldığı, borçlu tarafından borca süresi içinde itiraz edilmekle alacaklı tarafından her iki icra dosyası yönünden İİK 67 maddeye göre itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı tarafından takibe konu borcun varlığı kabul edilerek borcun ödendiği iddiası ileri sürülmüştür.

Davalı borca karşılık olarak davacıya ... A.Ş. cirosu ile 185.000-TL çek verildiğini, iş bu çekin bankaya ibrazı sırasında karşılığının çıkmaması üzerine şirket müdür tarafından "... 185.000-TL çeke karşılık" açıklaması ile ödeme yapıldığını ve borca karşılık ... Bankası Kahramanmaraş Sanayi Şubesine ait 05.01.2017 vadeli 85.000-TL bedelli çekin verildiğini, bu çekin davacı tarafından tahsil edildiğini, herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürmüştür. Bilirkişiye ait asıl ve ek raporda; her iki tarafın defterlerinin HMK ve TTK hükümleri doğrultusunda usulüne uygun tutulmadığı, takibe konu faturaların davalının ticari defterlerinde davacının alacağı olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiği, dava dışı ...

A.Ş.'nin ticari defterlerinin VUK, HMK ve TTK hükümleri doğrultusunda usulüne uygun tutulduğu, mevcut banka havale dekontları ve 85.000-TL çek ile davacı yana ödeme yapıldığını tespit edildiği belirtilmiştir. HGK’nın 16.09.2021 gün, 2017/3-1772 Esas - 2021/1011 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, içeriği itibariyle ikrar basit (adi), vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz. Vasıflı ikrarda (ki buna gerekçeli inkâr da denilmektedir), karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukukî niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir.

Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.

Somut olayda; davalı tarafından takibe konu faturaların ödendiği iddiasının ileri sürüldüğü, ispat yükümlülüğünü davalının üzerine aldığı, davalı ödeme iddiasında bulunurken ödemenin davacı şirket ile yetkililerinin ve ortaklarının aynı olan bir başka şirket tarafından yapıldığını ileri sürdüğü, davacı tarafından ise; yapılan ödemelerin dava dışı üçüncü kişi ile müvekkili arasında ki ticari ilişkiden kaynaklandığını ileri sürdüğü, bilirkişi raporunda davacının dava dışı ... A.Ş. ile herhangi bir hukuki ilişkinin varlığının anlaşılamadığının tespit edildiği, bu durumda davacının ... A.Ş. tarafından yapılan ödemeleri ... A.Ş.'nin borcu nedeniyle yapıldığını ispatlaması gerektiği, davacı tarafından bu ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği, dava dışı ...

A.Ş tarafından verilen 185.000,00 TL meblağlı çeke ait tahsilat makbuzunda ödeyen kısmında davalı şirketin adının yazılı olduğu ve yemin deliline de başvurulmadığı, davacının beyanının niteliği itibariyle bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu da gözetildiğinden mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 26,3‬0- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/09/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/150190 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7085 E. 2024/3080 K. · Onandı

Üçüncü kişi ödemesinin başka borca ait olduğunu ispat alacaklıya düşer

Gerekçe özeti

Borçlunun ödeme savunmasında dayandığı ödemeler, borçluyla yetkilileri ve ortakları aynı olan dava dışı bir şirket tarafından yapılmışsa ve alacaklı ile o şirket arasında ayrı bir hukuki ilişkinin varlığı belirlenememişse, söz konusu ödemelerin başka bir borç nedeniyle yapıldığını ispat yükü alacaklıya geçer. Alacaklının 'ödeme yapıldı ancak başka ilişkiye aittir' şeklindeki beyanı bağlantısız bileşik ikrar niteliğindedir; tahsilat makbuzunda ödeyen olarak borçlunun gösterilmiş olması ve alacaklının yemin deliline başvurmaması karşısında ispatsız kalan itirazın iptali davası reddedilir.

Emsal değeri

Alacaklının, üçüncü kişi tarafından yapılan ödemeleri başka bir ilişkiye bağlama beyanının bağlantısız bileşik ikrar sayılması ve ispat yükünün bu nedenle alacaklıya geçmesi yönündeki holding bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: ödeme savunması ispat yükü bağlantısız bileşik ikrar yemin delili üçüncü kişinin ifası ticari defterlerin delil değeri itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7085 E.  ,  2024/3080 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/462 Esas, 2022/1298 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/758 E., 2019/1062 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya ait .... and .... Otel müşterilerine sağladığı ... denilen transfer hizmeti karşılığı icra takibine konu faturaları tanzim ettiklerini, alacağın tahsili amacıyla Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2017/15066 ve 2017/15647 sayılı icra dosyaları ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından borca ve yetkiye itiraz edilmesi üzerine dosyaların Bakırköy 2. ve 3. İcra Müdürlüklerine gönderildiğini, borçlu tarafından her iki icra dosyasından çıkartılan ödeme emrine itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve takip dosyasında belirtilen temerrüt tarihinden itibaren işletilecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsili ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan anlaşma ile 2016 yılı başından sonuna kadar verilen hizmete dayalı ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap gereği davacının alacağın dayanağı olarak gösterdiği tüm fatura bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, davalı şirketçe, davacının hesabına 30.06.2016 tarihinde 30.000,00 TL gönderildiği, 13.07.2016 günü ise dava dışı ... A.Ş tarafından ise 185.000,00 TL bedelli çekin davacıya teslim edildiğini, çekin karşılıksız çıkması üzerine şirket müdürü ... tarafından davacı adına değişik tarihlerde çeke karşılık açıklaması ile ödeme yapıldığını, yine müvekkili tarafından Garanti Bankası Kahramanmaraş Sanayi şubesine ait 05.01.2017 vade tarihli 85.000,00 TL bedelli çekin verildiğini, bu çekin davacı tarafından tahsil edildiğini, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davalının sunduğu ödeme makbuzlarının dava konusu borca ilişkin olup olmadığının tespit edilmediğini, davalı tarafın faturaların ödenip ödenmediğini ispatlaması gerektiğini, davalı şirket defterlerinin kanuna uygun tutulmaması nedeni ile davalı lehine delil sayılamayacaklarını, karşı yanın faturalara ilişkin ödeme belgesi olarak dava dışı ... Turizm tarafından yapılan havalelerin dekontlarını sunduğunu, yine ödeme belgesi olarak ibraz edilen 3 adet Garanti Bankasına ait havale dekontlarının dava dışı ... Turizm tarafından yapıldığını, keza söz konusu havalelerin dava konusu faturalara ilişkin olmadığının dekontlardaki açıklamalarla sabit olduğunu, davalı şirketin 30.03.2016 tarihinde 30.000,00 TL'yi müvekkili hesabına havale yaptığını iddia ettiğini, ancak böyle bir ödemede bulunmadığını, ispat yükümlülüğünün ödeme savunmasına bulunan davalıya geçtiğini, davalı tarafından ödeme yapıldığının ispatlanamadığını, bu nedenlerle kararın hukuken yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ödeme iddiasında bulunurken ödemenin davalı şirket ile yetkilileri ve ortakları aynı olan bir başka şirket tarafından yapıldığını savunduğu, davacı tarafından ise yapılan ödemelerin dava dışı üçüncü kişi ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığını ileri sürdüğü, bilirkişi raporunda davacının dava dışı ... Turizm A.Ş. ile herhangi bir hukuki ilişkinin varlığının anlaşılamadığının tespit edildiği, bu durumda davacının ... Turizm A.Ş. tarafından yapılan ödemeleri dava dışı şirketin borcu nedeniyle yapıldığını ispatlaması gerektiği, davacı tarafından bu ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği, dava dışı ...

Turizm A.Ş tarafından verilen 185.000,00 TL meblağlı çeke ait tahsilat makbuzunda ödeyen kısmında davalı şirketin adının yazılı olduğu ve yemin deliline de başvurulmadığı, davacının beyanının niteliği itibariyle bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu da gözetildiğinden mahkemece davanın reddine dair verilen kararın hukuken yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.