6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İmzaya itiraz eden davacının dürüstlük kuralına aykırı davranışı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/516 E. 2022/1294 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Bir kişinin, işyerini kendisi adına işleten üçüncü bir kişinin yetkisiz olarak imzaladığı çekler bakımından imzanın kendisine ait olmadığını bilerek bir kısmının ödenmesine zımnen rıza göstermiş olması ve taraflar arasında bu çeklerin dayandığı ticari ilişkinin sabit olması halinde, aynı nitelikteki diğer çekler için imza itirazına dayanarak borçlu olmadığının tespitini istemesi dürüstlük kuralına aykırıdır ve menfi tespit talebi bu gerekçeyle reddedilir.

Ele alınan sorunlar

İcra takibine konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit talebi → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporlarıyla dava konusu çeklerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davanın kabul edilmesi gerektiğini, dürüstlük kuralı gerekçesiyle reddin hatalı olduğunu, çekleri yetkisiz olarak imzalayan üçüncü kişinin borçlu olması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Adli grafolog bilirkişi raporuyla takibe konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş, ancak davacı tarafından davalıya verilip daha önce ödenmiş olan takip dışı çeklerdeki imza ile takibe konu çeklerdeki imzanın aynı kişiye ait olduğu da tespit edilmiştir. Mali müşavir bilirkişi raporuna göre taraflar arasında 2015-2016 yıllarında devam eden bir ticari ilişki bulunduğu, davalının davacıya toplam 798.327,65 TL'lik fatura düzenlediği, davacının da bir kısım çeklerle ödeme yaptığı, dava konusu çekler karşılığında alınan malların bedelinin ödenmediği belirlenmiştir. Davacı asilin duruşmadaki beyanında, firmasını bir üçüncü kişinin kendi adına işlettiğini, takip konusu çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığını, ancak daha önce ödenen ve imzası kendisine ait olmayan çeklerle ilgili bilgisinin bulunduğunu belirtmesi, bu üçüncü kişinin yetkisiz temsilci olduğunun kabulü niteliğindedir. İmzası kendisine ait olmayan ama ödenmiş çeklerle ilgili bilgisi bulunduğunu beyan ederek çek karnesinin kullanılmasına zımnen rıza gösteren ve taraflar arasındaki ticari ilişki de sabit olan davacının, aynı nitelikteki takip konusu çekler için imza itirazında bulunarak borçlu olmadığını iddia etmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İmzası kendisine ait olmayan çeklerin bir kısmının ödendiğini bilerek buna zımnen rıza gösteren ve taraflarla ticari ilişkisi sabit olan kişinin, aynı nitelikteki diğer çekler için imza itirazıyla menfi tespit talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı sayılacağı yönünde bölgesel ikna edici bir örnek oluşturur.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit imza itirazı dürüstlük kuralı yetkisiz temsilci zımni kabul kambiyo senedi

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 72/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/516

KARAR NO 2022/1294

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/10/2019

NUMARASI 2018/437 Esas - 2019/978 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/09/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile kötü niyetli icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalının müvekkili aleyhine 30/07/2016 keşide tarihli 60.000,00 TL, 30/08/2016 keşide tarihli 60.000,00 TL, 30/09/2016 keşide tarihli 60.000,00 TL , 30/10/2016 keşide tarihli 98.000,00 TL bedelli çeklerin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe konu çekleri düzenlemediğini, çeklerin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle müvekkilinin söz konusu çeklerden dolayı davalı tarafa borcu olmadığını, ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulmasına ve müvekkilinin dava konusu çeklerden davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirket ile ticari faaliyet içerisinde olduğunu, söz konusu ticari ilişkiye istinaden müvekkiline dava konusu çeklerin verildiğini, ayrıca dava konusu olmayan çeklerinde verildiğini, davacının müvekkiline verdiği çeklerden 15/01/2016 keşide tarihli 89.206,00 TL bedelli, 01/02/2016 keşide tarihli, 90.000,00 TL bedelli, 08/02/2016 keşide tarihli 28.000,00 TL bedelli çeklerin banka havalesi ile ödediğini, diğer ödenmeyen çekler ile ilgili olarak Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalar ile icra takibi başlatıldığını, davacının müvekkiline verdiği ve bedeli ödenen çekler ile davaya konu edilen çekler üzerinden imzanın aynı olduğunu, bedelini ödediği çeklerin üzerindeki imzayı kabul etmiş iken, davaya konu çekler üzerinde ki imzayı inkar etmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Davacı her ne kadar davalı tarafından girişilen icra takibine konu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmış ise de,davacı tarafından aynı ticari ilişki nedeniyle verilen bir kısım çeklerin ödenmiş olması,bu hususun bilirkişi raporuyla tespit edilmesi yanında davacının da kabulünde olması,(Yüksek Yargıtay 19 ncu Hukuk Dairesi'nin 09/07/2012 gün ve 2012/3793 esas,2012/11374 karar sayılı ilamı)davalı tarafından düzenlenen faturalardaki malların davacıya teslim edildiğinin sabit olması ve davacının bu yöne ilişkin bir itirazının da bulunmaması,davacının hâlâ davalıya icra takibi kadar borçlu olması,davacı tarafından işyerinin başkası tarafından işletildiğinin kabul edilerek zımnî de olsa çek karnesini kullanılmasına da işyerinin işletilmesi kapsamında rıza gösterdiği hususları birlikte gözönüne alındığında artık davacının icra takibine konu çeklerin üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmesinin dürüslük kuralına aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde; dava dosyası içeriğinde yer alan bilirkişi raporları ile icra takibine konu çeklerde bulunan imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, davanın haklılığını açık şekilde ortaya konduğunu, mahkeme tarafından dürüstlük kuralı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafın çeklerin davacı müvekkil tarafından imzalanmadığını bilecek durumda olduğunu, çeklerde imzası bulunan kişinin çekleri müvekkili adına imzalama yetkisi bulunmadığını, çekler nedeniyle borçlu konumda olanın müvekkil değil müvekkili adına yetkisiz olarak çeki düzenleyen kişiler olduğunu, bu nedenlerle istinaf talebinin kabulüne mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde; davacının mahkemede görülen 17.01.2019 tarihli duruşmada dava konusu çeklerin bilgisi dahilinde olduğunu açıkladığını, kabul ettiği çekler hakkında imza itirazında bulunarak borçlu olmadığının beyan edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, aynı zamanda borçlu olmadığını kanıtlar bir belge veya ticari defter sunmadığını, bu nedenlerle kararın onanarak, davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; Davacı tarafından İİK 72/3 maddeye göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Davalı, davacı tarafından kendisine verilen takip konusu çeklerin dışındaki diğer çeklerdeki imza ile takibe konu çeklerdeki imzanın aynı olduğunu ve bu çeklerin ödendiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Adli Grafolog bilirkişi raporu ile takibe konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davacı tarafından davalıya verilen takip dışı olan ve daha önce ödenen çeklerdeki imza ile takibe konu çeklerdeki imzanın aynı olduğu da tespit edilmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacının defterlerinin ibraz edilmediği, davalının ticari defterlerinin ibraz edildiği, taraflar arasında davalı tarafından davacıya tekstil ürünleri satışı yapılması şeklinde 2015 yılında başlayan ve 2016 yılında da devam eden ticari ilişki kurulduğu, bu ticari ilişki neticesinde davalının davacıya toplam 798.327,65-TL'lik fatura tanzim edilerek davacının borçlandığı, davacının da davalıya toplam 5.093,70TL'lik fatura düzenleyerek ve yine toplam 785.206-T'lik çeklerle ödeme yaparak alacaklandığı ve 2016 yılı sonunda davalının davacıdan 8.027,94-TL alacak bakiyesi kaldığını, dava konusu edilen 4 adet toplam 278.000-TL lik çek karşılığında davacının davalıdan mal aldığı ancak aldığı mallar karşılığında verdiği çek bedellerini ödemediğinden davacının davalıya borçlu olduğu belirlenmiştir.

Yargıtay 19. HD. 2012/3793 esas 2012/11374 Karar sayılı kararında, mahkemece davacı adına çekin dava dışı kişinin imzaladığı davacının bu durumu bildiği aynı şekilde keşide olunan diğer çekleri davalıya ödediği, ceza yargılamasında davacı ile davalı arasında ki ticari ilişkinin belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacının adi ortağı olduğu anlaşılan dava dışı kişi tarafından keşide edilen ve aynı ticari ilişki içinde verilen diğer çeklerin ödendiği anlaşılması nedeni ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı asil 17/01/2019 tarihli duruşmadaki beyanın da; ... firmasını ... isimli kişinin kendi adına işlettiğini, mal alışverişiyle ilgilendiğini, takip konusu çekler üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, daha önce ödenen çeklerle ilgili bilgisinin bulunduğunu, başka ticari ilişkiler nedeniyle ödendiği bildirilen çekler üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını, çek karnesinin ofiste bulunduğunu, işletmede yetkili olan ...'un kendisinin haberi olmadan söz konusu çekleri kullandığını, bundan haberi olmadığını beyan etmiş olup, bu beyanıyla ...'un yetkisiz temsilci olduğunu kabul etmiştir.

Takibe konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya çekler verildiği, bu çeklerden bir kısmının ödendiği, ödenen imzası davacıya ait olmayan çekler ile takibe konulan çeklerdeki imzanın aynı kişiye ait olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden ve ayrıca davacı tarafından 17/01/2019 tarihli duruşmadaki beyanı da gözetildiğinde davacı adına ticari firmayı 3.kişinin işlettiği, imzası kendisine ait olmayan ama ödenen çeklerle ilgili bilgisinin bulunduğunu beyan ederek çek karnesinin kullanılmasına zımni kabul ettiğinden ve taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu da anlaşıldığından davacının iddiaları bu nedenle yerinde görülmemiştir.

Mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 26,3‬0- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davalı yan gider avansından karşılanan 5,50-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

29/09/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/150154 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7034 E. 2024/1112 K. · Onandı

Çek karnesinin kullanılmasına zımni rıza gösteren imza inkâr edemez

Gerekçe özeti

İşletmesini kendi adına bir başkasının işlettiğini ve o kişinin çek karnesini kullandığını bilerek buna ses çıkarmayan hesap sahibi, aynı elden çıkan önceki çeklerin ödenmesinden de haberdar olduğunu kabul etmişse, çek karnesinin kullanılmasına zımnen rıza göstermiş sayılır; bu durumda takibe konu çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığının bilirkişi incelemesiyle belirlenmiş olması tek başına yeterli olmayıp, aralarındaki ticari ilişki de gözetilerek borçlu olmadığının tespiti istemi reddedilir.

Emsal değeri

Çek karnesinin üçüncü kişi tarafından kullanılmasına zımnen rıza gösteren hesap sahibinin, imzanın kendisine ait olmadığı tespit edilmiş olsa dahi menfi tespit talebinde bulunamayacağı yönünde emsal değeri taşır.

Kavramlar: menfi tespit çekte imza inkârı yetkisiz temsil zımni icazet dürüstlük kuralı bilirkişi incelemesi ticari ilişki

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7034 E.  ,  2024/1112 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/516 Esas, 2022/1294 Karar

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/437 E., 2019/978 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.02.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy 8.İcra Müdürlüğünün 2016/18871 E. sayılı dosya ile kötü niyetli icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalının müvekkili aleyhine 30.07.2016 keşide tarihli, 60.000,00 TL, 30.08.2016 keşide tarihli, 60.000,00 TL, 30.09.2016 keşide tarihli, 60.000,00 TL, 30.10.2016 keşide tarihli, 98.000,00 TL bedelli çeklerin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe konu çekleri düzenlemediğini, çeklerin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle müvekkilinin söz konusu çeklerden dolayı davalı tarafa borcu olmadığını, davalının müvekkili aleyhine icra takibi başlatmasının amacının, müvekkiline ait taşınmazların icra kanalı ile satışını sağlayıp değerinden düşük bir bedelle taşınmazlara sahip olmak olduğunu, tedbir kararı verilmediği takdirde müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını iddia ederek müvekkilinin dava konusu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirket ile ticari faaliyet içerisinde olduğunu, söz konusu ticari ilişkiye istinaden dava konusu çeklerin verildiğini, ayrıca dava konusu olmayan çeklerin de verildiğini, davacının müvekkiline verdiği çeklerden 15.01.2016 keşide tarihli, 89.206,00 TL bedelli, 01.02.2016 keşide tarihli, 90.000,00 TL bedelli, 08.02.2016 keşide tarihli, 28.000,00 TL bedelli çeklerin banka havalesi ile ödendiğini, diğer ödenmeyen çekler ile ilgili olarak Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün 2016/8835 E., Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2016/12966 E., Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2016/18875 E. sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, davacının müvekkiline verdiği ve bedeli ödenen çekler ile davaya konu edilen çekler üzerinden imzanın aynı olduğunu, bedelini ödediği çeklerin üzerindeki imzayı kabul etmiş iken davaya konu çekler üzerindeki imzayı inkar etmesinin kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davaya konu çeklerin üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığının ... olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacı tarafından verilen ve ödenen çekler üzerindeki imzalar ile sahteliği ileri sürülen ve takibe konu çeklerin üzerindeki imzaların aynı olduğu, ayrıca davacının takibe konu çek bedelleri kadar davalıya borçlu olduğunun tespit edildiği, davacı asılın Mahkeme huzurundaki beyanında, işletmesini kendi adına Hasret Uygun isimli kişinin işlettiğini, daha önce ödenen çekler ile ilgili bilgisinin bulunduğunu, işyerini kendi adına işleten kişinin haberi olmadan dava konusu çekleri kullandığını beyan ettiği, davacı her ne kadar davalı tarafından girişilen icra takibine konu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemi ile huzurdaki davayı açmış ise de, davacı tarafından aynı ticari ilişki nedeniyle verilen bir kısım çeklerin ödenmiş olması, bu hususun bilirkişi raporuyla tespit edilmesi yanında davacının da kabulünde olması, davalı tarafından düzenlenen faturalardaki malların davacıya teslim edildiğinin ...

olması ve davacının bu yöne ilişkin bir itirazının da bulunmaması, davacının hâlâ davalıya icra takibi kadar borçlu olması, davacı tarafından işyerinin başkası tarafından işletildiğinin kabul edilerek zımnî de olsa çek karnesinin kullanılmasına işyerinin işletilmesi kapsamında ... göstermesi hususları birlikte göz önüne alındığında artık davacının icra takibine konu çeklerin üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmesinin dürüslük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyası içeriğinde yer ... bilirkişi raporları ile icra takibine konu çeklerde bulunan imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, davanın haklılığının açık şekilde ortaya konduğunu, Mahkeme tarafından dürüstlük kuralı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafın çeklerin davacı müvekkil tarafından imzalanmadığını bilecek durumda olduğunu, çeklerde imzası bulunan kişinin çekleri müvekkili adına imzalama yetkisi bulunmadığını, çekler nedeniyle borçlu konumda olanın müvekkili değil müvekkili adına yetkisiz olarak çeki düzenleyen kişiler olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulüne, Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı asılın 17.01.2019 tarihli duruşmadaki beyanında, Yason Tekstil Firmasını Hasret Uygun isimli kişinin kendi adına işlettiğini, mal alışverişiyle ilgilendiğini, takip konusu çekler üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, daha önce ödenen çeklerle ilgili bilgisinin bulunduğunu, başka ticari ilişkiler nedeniyle ödendiği bildirilen çekler üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını, çek karnesinin ofiste bulunduğunu, işletmede yetkili olan Hasret Uygun'un kendisinin haberi olmadan söz konusu çekleri kullandığını, bundan haberi olmadığını beyan ettiği, bu beyanıyla Hasret Uygun'un yetkisiz temsilci olduğunu kabul ettiği, takibe konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya çekler verildiği, bu çeklerden bir kısmının ödendiği, ödenen imzası davacıya ait olmayan çekler ile takibe konulan çeklerdeki imzanın aynı kişiye ait olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ayrıca davacının 17.01.2019 tarihli duruşmadaki beyanı da gözetildiğinde davacı adına ticari firmayı 3.

kişinin işlettiğini, imzası kendisine ait olmayan ama ödenen çeklerle ilgili bilgisinin bulunduğunu beyan ederek çek karnesinin kullanılmasını zımni olarak kabul ettiği ve taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu da anlaşıldığından davacının iddialarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek ve ayrıca taraf teşkili noktasında da sorun olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.