6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Üst sınır (limit) ipoteğinde itirazın iptali talebi ipotek limitini aşamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/472 E. 2022/1449 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Üst sınır (limit) ipoteğine dayalı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, teminatın kapsamı ipotek akit tablosunda belirlenen limitle sınırlıdır; borcun ana para, faiz, icra takip giderleri ve eklentileriyle toplam miktarı bu limiti aşamaz. Toplam alacağın ipotek limitini aşması halinde, aşan kısım için itirazın iptali istenemez; bu kısım için ret kararı, alacağın esasına ilişkin (örneğin belirli bir kalemin haksız olduğuna dair) bir gerekçeyle değil, doğrudan ipotek limitinin aşıldığı gerekçesiyle verilmelidir. Bu ayrım, alacaklının limit dışı kalan kısım için diğer takip ve dava yollarına başvurma hakkını korumak amacı taşır ve kamu düzenine ilişkin olduğundan istinaf mahkemesince re'sen gözetilir.

Ele alınan sorunlar

Gayri maddi hak bedeli alacağının reddi → ret

İddia: Davacı vekili, bayilik sözleşmesi süresinin dolmasından önce fesih gerçekleştiğinden ödenen gayri maddi hak bedelinin, en azından kalan süreye tekabül eden kısmının, faiziyle iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının ipotek limitini aşan miktarda bir alacağının varlığı zaten tespit edilmiş olup, bu miktar kadar alacağın kesinleştiği görülmektedir. Takip şekli ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla olduğundan ve toplam ipotek tutarı 1.500.000-TL olduğundan, ipotek limitini aşan kısım için itirazın iptali isteminde bulunulamaz; ancak ipotek limiti kadar paraya çevirme işlemi yapılabilir. Bu nedenle, limiti aşan kısım için itirazın iptali isteminin reddi gerekirken, gayri maddi hak talebinin esastan reddine ilişkin bir gerekçeye yer verilmesi doğru görülmemiştir. Davacının, ipotek limitini aşan kısım için diğer takip ve dava yollarını kullanmasını engellememek amacıyla kararın bu kısımdaki gerekçesinin kaldırılması ve düzeltilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vade farkı alacağının eksik hesaplandığı iddiası → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişilerce faturasız olduğu için dikkate alınmayan vade farkı alacaklarının, önceki faturalardan kaynaklı bakiye bedeller üzerinden hesaplanması gerektiğini, bu suretle KDV hariç 691.660,92-TL vade farkı alacağının bulunduğunu, mahkemenin 558.426,53-TL olarak hesaplamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının ipotek limitini aşan miktarda bir alacağının varlığı zaten tespit edilmiş ve bu miktar kadar alacağın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Takip şekli ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla olduğundan, ipotek limitini (1.500.000-TL) aşan kısım için itirazın iptali isteminde bulunulamaz. Bu nedenle vade farkı alacağının daha yüksek miktarda hesaplanıp hesaplanmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır; zira mevcut hesaplamayla dahi toplam alacak (1.848.241,65-TL) ipotek limitini aşmaktadır ve aşan kısım için itirazın iptali istenemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Üst sınır (limit) ipoteğinde takip ve teminatın kapsamının belirlenmesi → kısmi kabul

Gerekçe: TMK'nun 851. ve 881. maddelerinde ifadesini bulan muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmıştır. TMK'nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarı, bu limiti aşamaz. Alacaklı, üst sınır ipoteği ile sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağını teminat altına almış olup, ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabilir. Taşınmazı üzerinde limit ipoteği kurulan üçüncü kişinin aynı zamanda kredi sözleşmesinde kefil olması, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ipotek limiti ile sorumlu olma ilkesini değiştirmez; borcun teminatı olan taşınmazın sorumluluğu limitle sınırlıdır. Somut olayda toplam alacağın (1.848.241,65-TL) ipotek limitini (1.500.000-TL) aştığı tespit edilmiş olup, takibin şekli ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla olduğundan, limiti aşan kısım için itirazın iptali isteminde bulunulamaz; bu kısım için istem, esasa ilişkin (gayri maddi hak bedeli veya vade farkı yönünden ayrıntılı) bir gerekçeyle değil, ipotek limitinin aşılmış olması gerekçesiyle reddedilmelidir. Takibin ipotek takibi olması nedeniyle ipotek miktarının toplam 1.500.000-TL'yi geçemeyeceği ve limit ipoteğinin üzerinde takip yapılamayacağı kamu düzenine ilişkin olduğundan, hüküm fıkrası bu doğrultuda re'sen düzeltilmiştir. Aşan miktar yönünden davacının diğer takip ve dava yollarını kullanma hakkı bulunduğundan, kararın gerekçesi bu husus bakımından bağlayıcılık kazanmaması kaydıyla düzeltilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkar tazminatı talebinin reddi → ret

Gerekçe: Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesi doğru olmamakla birlikte, hükmün bu kısmı istinaf edilmediğinden bu husustaki karar aynen tekrar edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın taşıyıcı gerekçesi, üst sınır (limit) ipoteğine dayalı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde, teminatın limitle sınırlı olduğu ve limiti aşan alacak kısmı için itirazın iptali isteminin, alacağın esasına ilişkin bir gerekçeyle değil doğrudan limit aşımı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği yönündeki ilkeyi somutlaştırmaktadır; bu ilke, alacaklının limit dışı kalan kısım için başka takip/dava yollarına başvurma hakkını koruma amacı taşıdığından benzer limit ipoteği uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üst sınır (limit) ipoteği ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip itirazın iptali icra inkar tazminatı gayri maddi hak bedeli vade farkı alacağı kamu düzeni hükmün gerekçesinin bağlayıcılık kazanmaması

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 851TMK 881TMK 875 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 304

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/472

KARAR NO 2022/1449

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/09/2019

NUMARASI 2016/75 ESAS - 2019/905 KARAR

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/10/2022

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkil şirket ile takip borçlusu dava dışı "... Petrol.. Tic. Ltd. Şti" arasında 19.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin yanında, bayiye yapılacak gayrimaddi hak bedeli, borç para ödemesi, ariyet gibi sağlanacak menfaatler konulu taahhütnamelerin de akdedildiğini, ancak bayinin, müvekkilden aldığı akaryakıt bedellerini ödemediğini, bu tutumu nedeniyle bayilik sözleşmesinin, Kadıköy 2.Noterliği 17.10.2014 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle feshedildiğini, bu sözleşmenin feshi ile birlikte 989.815.12-TL ödenmemiş ürün bedeli, 750.000-TL ödemenin zamanında yapılmaması nedeniyle vade farkı ve 400.000-TL ödenen gayrimaddi hak bedeli ve ayrıca 300.000-TL borç olarak verilen paranın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 10.İcra Dairesinin ...

esas sayılı dosyası üzerinden, ipoteğin para çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve %20 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkillerin ikametgahınının K.K.T.C olduğunu hesap kat ihtarnamesinin müvekkilllere tebliğ edilmediğini, mütemerrit duruma düşmeyen müvekkiller aleyhine, limit ipoteği haricinde başkaca borç ilaveleri yapıldığını, müvekkillerinin borçlu olmadığını davacı tarafından başlatılan takibin dayanağının bulunmadığını, Kaldı ki müvekkillerinin takip konusu kredi sözleşmesinden doğan borca şahsen kefalet vermemelerine rağmen aleyhlerine icra takibi başlatılmasının haksızlık olduğunu belirterek davanın reddini ve % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının sunduğu banka dekontlarına göre ve defter kayıtlarına göre ... şirketine 472.000-TL gayrimaddi hak bedelini ödediği bu tutarı geri isteyebilmesi için ... şirketinin sözleşmeye aykırı davranması gerektiğini her ne kadar sözleşmenin 9. ve 14. maddesindeki yükümlülükler ile davacı ihtarnamesi ve davacı ticari defterleri nazara alındığında davalının zamanında ödeme yapmaması nedeniyle sözleşmenin davacı tarafından feshi haklı bulunmakta ise de; sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davacı şirketin intifa hakkından faydalandığı, ürünlerini bayisine sattığı, tabelaları kullandığı dolayısıyla bunlardan istifa eden davacının kendi mal varlığına olumlu katkı sağladığı, bu nedenle faydalarını elde ettiği hakların bedellerinin iadesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı düşeceği kanaatine varıldığından gayrimaddi hak bedeli yönünden talebin reddine, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile sunulan banka dekontlarına göre davacının 300.000-TL karz bedelini...

şirketine ödediği ve bu nedenle geri isteme hakkı olduğu, sözleşmede vade farkı alacağı hususunun düzenlendiği, yapılan ödemelere göre bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının 558.426,53-TL vade farkı alacağı bulunduğu, bayilik sözleşmesinde garantör sıfatıyla ...'ün imzası bulunduğu,...ün aynı sözleşmenin 16.maddesine göre sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirileceğini garanti ettiğini,...'ün 1/3 hissesine sahip olduğu 2 gayrimenkul üzerinde davacı ...Ş. lehine toplam 1.500.000- TL üst sınır ipoteği olduğu, bu ipotek belgesi ile yukarıda açıklanan işlemlerden dolayı davacının doğmuş ve doğacak mal bedeli, tazminat ve cezai şart ile bütün alacaklarının teminat altına alındığının anlaşıldığını, ...mirasçısı olan her iki davalının bu ipotekler nedeniyle sorumlu olduğu , davalıların ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takip bakımından sorumlu olacakları azami tutar 1.500.000-TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına ve ayrıca her ne kadar karz ücreti kısa kararda maddi hata neticesi 3.000.00-TL.

olarak yazıldığı; daktilo hatası olarak yazıldığı, toplamdaki miktar üzerinden de anlaşılacağı üzere bu tutarın gerçekte 300.000-TL olduğu anlaşıldığından bu hususun HMK 304.madde uyarınca düzeltilmesine ,sonuç itibariyle "989.815,12-TL ürün bedeli, 300.000-TL karz ücreti, 558.426,53-TL vade farkı alacağı toplamı 1.848.241,65-TL asıl alacak üzerinden devamına, ancak ipotek limiti 1.500.000-TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, Gayri Maddi Hak Bedeline ilişkin talebin mahkemece "hakkaniyete aykırılık" gerekçesi ile reddedilmesinin mahkeme kararını "hakkaniyetsizlikle" malul hale getirdiğini, bayilik Sözleşmesi’nin kapsadığı akaryakıt istasyonunda beş yıl süre ile müvekkil ...in bayiliğinin yapılmasının ve Sözleşme ile taahhütnamelerden doğan sorumlulukların beş yıllık sözleşme süresi içerisinde eksiksiz ve zamanında yerine getirileceğinin taahhüt edildiğini, davalı bayi tarafından imzalanan 19/10/2010 tarihli Taahhütnameye göre kıstelyevm dahil hiçbir indirim yapılmadan ...’e iade edileceği ve avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek faizinin ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davalı Bayi’nin borçlarını zamanında ödememesi nedeniyle bayilik sözleşmesi feshedildiğinden, kendisine ödenen 400.000-TL.

+ KDV tutarı ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faizi ile birlikte ödemesi gerektiğini, gayrimaddi hak bedeli alacağından feragat anlamını taşımamak üzere bir an için mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinin haklı olduğu kabul edilse dahi, sözleşmenin süresinin dolmasından yaklaşık 1 yıl önce feshi nedeniyle geriye kalan 1 yıllık süre için ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, vade farkı alacağı yönünden ise; eksik tesbit yapıldığını, bilirkişiler tarafından faturası olmadığı için dikkate alınmayan vade farklı alacaklarının, daha önceki tarihlere ait faturalardan kaynaklı bakiye alacak miktarlarına, bakiye bedel üzerinden işletilen vade farkı alacakları olduğunu müvekkil şirket tarafından dosyaya sunulan faturalar ve bu faturalar için yapılan kısmi ödemeler dikkate alınarak yapılan hesaplama çizelgesinden de anlaşılacağı üzere KDV hariç 691.660,92.-TL’lik vade farkı alacağının varlığının tespit edileceğini, mahkeme tarafından vade farkı alacağının 558.426,53.-TL olarak hesaplanmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulüne,kararın istinaf incelemesi neticesinde kısmi ret yönünden kaldırılması ve davanın tüm alacak talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyası davacı tarafından, aralarında davalıların da bulunduğu 8 borçlu aleyhine, 2.439.815,12-TL alacağın icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili istenilerek, Kocaeli ili, Çayırova ilçesi... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı davalılar borca ve ferilerine itiraz etmişlerdir.

İcra takibinde takibin dayanağı olarak ürün alımınından kaynaklanan borç 989.815,12-TL gayri maddi hak bedeli 400.000-TL + KDV, Karz 300.000-TL, vade farkı alacağı 750.000-TL + KDV olarak belirtilmiştir.

Davacı ile dava dışı ...Petrol şirketi arasında 19/10/2010 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, bayilik sözleşmesinin, garantör olarak...'ın imzaladıkları, yine davacı ... lehine Kocaeli İli, Çayırova ilçesi...ada,... parsel de kayıtlı ve...adına kayıtlı olan taşınmazın tamamı üzerinde 1.150.000- TL. bedelli, 08/11/2010 tarihli, 11/02/2011 tarihli ipoteğin, 1/3 er hisse oranıyla ...'a ait taşınmazın tamamı üzerine bayilik ilişkisinden doğmuş ve doğacak borçlara teminat olmak üzere 350.000-TL bedelli ipotek tesis edildiği ipotek toplam tutarının 1.500.000-TL olduğu belirlenmektedir.Davacı tarafından istinafa sadece reddedilen alacak kalemleri yönünden başvurulduğu; Mahkemece, vade farkı alacağının kısmen kabulüne, gayri maddi hak bedelinin ise reddine karar verildiği anlaşıldığından istinaf incelemesi bu reddedilen kısım olan vade farkı alacağı ve gayrimaddi hak bedeli yönünden yapılmıştır.

Davacının davalılardan 1.848.241,65-TL toplam alacağı bulunduğu tesbit edilmiş, hüküm davalılar tarafından istinaf edilmediğinden bu miktar alacağın varlığının taraflar bakımından kesinleştiği anlaşılmaktadır. TMK'nun 851. ve 881. maddelerinde ifadesini bulan muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırılmıştır. TMK'nun 875. maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşması mümkün değildir (HGK.

24. 05.1989 tarih ve 1989/11-294 E, 1989/378 K). Davacı, üst sınır (limit) ipoteği sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağı teminat altına almış olup alacaklı ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabilir. Taşınmazı üzerinde limit ipoteği kurulan üçüncü kişinin, aynı zamanda kredi sözleşmesinde kefil olması, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ipotek limiti ile sorumlu olduğu ilkesini değiştirmez. Zira borcun teminatı olan taşınmazın sorumluluğu limitle sınırlıdır. (HGK 18.06.2019 tarih ve 2017/12-356 E, 2019/711K) Somut olayda alacaklı tarafından borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde, borcun ürün alımından kaynaklı borç, gayri maddi hak bedeli, karz ücreti ve vade farkı alacakların toplamı 2.439.812,12-TL olduğunun belirtildiği ipotek bedeli toplamının 1.500.000-TL olduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği kararda 989.815,12-TL ürün bedeli, 300.000-TL karz ücreti, 558.426,53- TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.848.241,65-TL alacağın varlığı tesbit edilerek bu miktar üzerinden takibin devamına ancak ipotek limitinin 1.500.000- TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına karar verilmiştir.Yukarıda yazılı emsal ilamlardan anlaşılacağı üzere davacının limit ipoteklerine dayalı takibinde 1.500.000-TL yi borcun tüm eklentileri icra masrafı ve vekalet ücreti dahil olmak üzere talep edebileceği ,limit ipotek tutarını aşan miktarda alacaklarının bu takip ve davada talep etmesi mümkün değildir.Davacı vekili hükmü reddedilen alacakları nedeniyle istinaf etmekte ise de ipoteği aşan miktarda bir alacağın varlığının tesbit edildiği bu miktar kadar alacağın kesinleştiği görülmektedir.

Davacı vekili red edilen alacakları yönünden kararı istinaf etmekte ise de zaten toplam ipotek tutarı 1.500.000-TL olup takibin şekli "ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla "olduğundan ipotek limitini aşan kısım için itirazın iptali isteminde bulunulamayacağı, ancak ipotek limiti kadar paraya çevirme işlemi yapılacağından limiti aşan kısım için bu gerekçeyle itirazın iptali isteminin reddi gerekirken gayri maddi hak talebinin ve fazlaya ilişkin vade farkı olmadığına ilişkin bir gerekçeye yer verilmesi doğru görülmemiştir. Davacının, ipotek limitini aşan kısım için diğer takip ve dava yollarını kullanmasını engellememek için kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca hüküm fıkrasında ki kısım tereddüde neden olacak şekilde verildiğinden bu husus resen incelenerek hüküm fıkarısının düzeltilmesine takibin ipotek takibi olması nedeni ile ipotek miktarı toplam 1.500.000-TL yi geçemeyeceğinden, limit ipoteğinin üzerinde takip yaplıması kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenerek hüküm fıkrasının düzeltilmesi gerekmiştir.

Aşan miktar yönünden davacının dava açma hakkı bulunduğundan mahkeme kararının gerekçesi bağlayıcılık kazanmaması kaydı ile mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın kaldırılmasına, itirazın 1.500.000-TL alacak ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline, limiti aşan kısım bakımından itirazın iptali isteminin reddine, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken edilmemesi doğru olmasa da, hükmün bu kısmı istinaf edilmediğinden aynen tekrarına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/75 Esas - 2019/905 Karar sayılı 25/09/2019 tarihli kararın, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Davanın kısmen kabulü ile davalılar ... ve ...'ün İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada takibe itirazlarının kısmen iptali ile (davacının 989.815,12-TL ürün bedeli, 300.000-TL karz ücreti, 558.426,53-TL vade farkı alacağı toplamı 1.848.241,65-TL alacağının bulunduğunun tesbiti ile) takibin icra masrafı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere ipotek limiti 1.500.000-TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline, ipotek limitini aşan kısım bakımından itirazın iptali isteminin reddine,

Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine,"

İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 102.465-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme ve icra veznesine yatırılan 39.104,32-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 63.360,68-TL'nin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafından yatırılan 39.133,52‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafından yapılan 5.600-TL bilirkişi ücreti ve 179,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.779,50-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.786-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,kalanındavacı üzerinde bırakılmasına,

Davacı lehine taktir olunan 68.950-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalılar lehine taktir olunan 45.542,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Davacı tarafça yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,

Davacı tarafça yapılan 49-TL istinaf yargı giderinin kabul oranında hesaplanan 32-TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,kalanın üstünde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/150037 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/615 E. 2024/4920 K. · Onandı

Üst sınır ipoteğinde takibin ve itirazın iptalinin limitle sınırlı olması

Gerekçe özeti

Üst sınır (limit) ipoteğinde taşınmazın sorumluluğu ipotek akit tablosundaki limitle sınırlıdır; ana borç, faiz, icra takip giderleri ve kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç bu limiti aşamaz ve alacaklı ancak limit kadar ipotekli takip yapabilir. Taşınmaz malikinin aynı zamanda asıl borç ilişkisinde kefil veya garantör olması bu sınırı değiştirmez. Bu nedenle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte, limiti aşan alacak kalemleri için itirazın iptali istenemez; aşan kısma ilişkin istem, alacağın esasına girilerek değil bu gerekçeyle reddedilmelidir ki alacaklının aşan miktar için diğer takip ve dava yollarına başvurma hakkı ile ilk derece gerekçesinin bağlayıcılık kazanmaması korunsun. Limit ipoteğinin üzerinde takip yapılması kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilir ve tereddüde yol açan hüküm fıkrası bu nedenle düzeltilir.

Emsal değeri

Üst sınır ipoteğinde sorumluluğun limitle sınırlı olması, malikin ayrıca kefil olmasının bu sınırı değiştirmemesi ve limiti aşan kısım için itirazın iptali isteminin esasa girilmeden reddedilmesi gerektiği — böylece alacaklının aşan kısım için dava hakkının saklı kalması — bakımından emsal değer taşır; Yargıtay'ca onanmış olması bağlayıcı ağırlık kazandırır.

Kavramlar: üst sınır (limit) ipoteği ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip itirazın iptali ipotek limiti eklentiler kefalet / garantörlük kamu düzeni re'sen inceleme istinaf edilmeyen kısmın kesinleşmesi icra inkâr tazminatı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/615 E.  ,  2024/4920 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/472 Esas, 2022/1449 Karar

HÜKÜM

Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/75 E., 2019/905 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket ile takip borçlusu dava dışı "...Petrol.. Tic. Ltd. Şti" arasında 19.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin yanında, bayiye yapılacak gayrimaddi hak bedeli, borç para ödemesi, ariyet gibi sağlanacak menfaatler konulu taahhütnamelerin de akdedildiğini, ancak bayinin, müvekkilden aldığı akaryakıt bedellerini ödemediğini, bu tutumu nedeniyle bayilik sözleşmesinin, 17.10.2014 tarihli ihtarnameyle feshedildiğini, bu sözleşmenin feshi ile birlikte 989.815.12 TL ödenmemiş ürün bedeli, 750.000,00 TL ödemenin zamanında yapılmaması nedeniyle vade farkı, 400.000,00 TL ödenen gayrimaddi hak bedeli ve ayrıca 300.000,00 TL borç olarak verilen paranın tahsili amacıyla ipoteğin para çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, takibin, davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerin ikametgahınının K.K.T.C olduğunu hesap kat ihtarnamesinin müvekkilllere tebliğ edilmediğini, mütemerrit duruma düşmeyen müvekkiller aleyhine, limit ipoteği haricinde başkaca borç ilaveleri yapıldığını, müvekkillerinin borçlu olmadığını davacı tarafından başlatılan takibin dayanağının bulunmadığını, kaldı ki müvekkillerinin takip konusu kredi sözleşmesinden doğan borca şahsen kefalet vermemelerine rağmen aleyhlerine icra takibi başlatılmasının haksızlık olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu banka dekontlarına göre ve defter kayıtlarına göre... şirketine 472.000,00 TL gayrimaddi hak bedelini ödediği bu tutarı geri isteyebilmesi için... şirketinin sözleşmeye aykırı davranması gerektiği, her ne kadar sözleşmenin 9. ve 14. maddesindeki yükümlülükler ile davacı ihtarnamesi ve davacı ticari defterleri nazara alındığında davalının zamanında ödeme yapmaması nedeniyle sözleşmenin davacı tarafından feshi haklı bulunmakta ise de; sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar davacı şirketin intifa hakkından faydalandığı, ürünlerini bayisine sattığı, tabelaları kullandığı dolayısıyla bunlardan istifa eden davacının kendi mal varlığına olumlu katkı sağladığı, bu nedenle faydalarını elde ettiği hakların bedellerinin iadesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı düşeceği kanaatine varıldığından gayrimaddi hak bedeli yönünden talebin reddine, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile sunulan banka dekontlarına göre davacının 300.000,00 TL karz bedelini...

şirketine ödediği ve bu nedenle geri isteme hakkı olduğu, sözleşmede vade farkı alacağı hususunun düzenlendiği, yapılan ödemelere göre bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının 558.426,53 TL vade farkı alacağı bulunduğu, bayilik sözleşmesinde garantör sıfatıyla ...'ün imzası bulunduğu, ...'ün aynı sözleşmenin 16.maddesine göre sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirileceğini garanti ettiğini, ...'ün 1/3 hissesine sahip olduğu 2 gayrimenkul üzerinde davacı ...Ş. lehine toplam 1.500.000,00 TL üst sınır ipoteği olduğu, bu ipotek belgesi ile yukarıda açıklanan işlemlerden dolayı davacının doğmuş ve doğacak mal bedeli, tazminat ve cezai şart ile bütün alacaklarının teminat altına alındığının anlaşıldığı, ...

mirasçısı olan her iki davalının bu ipotekler nedeniyle sorumlu olduğu, davalıların ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takip bakımından sorumlu olacakları azami tutar 1.500.000,00 TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına ve ayrıca her ne kadar karz ücreti kısa kararda maddi hata neticesi 3.000.00 TL. olarak yazıldığı, toplamdaki miktar üzerinden de anlaşılacağı üzere bu tutarın gerçekte 300.000,00 TL olduğu anlaşıldığından bu hususun tashihen düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin "989.815,12 TL ürün bedeli, 300.000,00 TL karz ücreti, 558.426,53 TL vade farkı alacağı toplamı 1.848.241,65 TL asıl alacak üzerinden devamına, ancak ipotek limiti 1.500.000,00 TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gayri maddi hak bedeline ilişkin talebin mahkemece "hakkaniyete aykırılık" gerekçesi ile reddedilmesinin mahkeme kararını "hakkaniyetsizlikle" malul hale getirdiğini, bayilik sözleşmesinin kapsadığı akaryakıt istasyonunda beş yıl süre ile müvekkil Aytemiz’in bayiliğinin yapılmasının ve Sözleşme ile taahhütnamelerden doğan sorumlulukların beş yıllık sözleşme süresi içerisinde eksiksiz ve zamanında yerine getirileceğinin taahhüt edildiğini, davalı bayi tarafından imzalanan 19.10.2010 tarihli taahhütnameye göre kıstelyevm dahil hiçbir indirim yapılmadan ...’e iade edileceği ve avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek faizinin ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davalı Bayi’nin borçlarını zamanında ödememesi nedeniyle bayilik sözleşmesi feshedildiğinden kendisine ödenen 400.000,00 TL.

+ KDV tutarı ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faizi ile birlikte ödemesi gerektiğini, gayrimaddi hak bedeli alacağından feragat anlamını taşımamak üzere bir an için mahkeme tarafından verilen kararın gerekçesinin haklı olduğu kabul edilse dahi, sözleşmenin süresinin dolmasından yaklaşık 1 yıl önce feshi nedeniyle geriye kalan 1 yıllık süre için ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, vade farkı alacağı yönünden ise; eksik tesbit yapıldığını, bilirkişiler tarafından faturası olmadığı için dikkate alınmayan vade farklı alacaklarının, daha önceki tarihlere ait faturalardan kaynaklı bakiye alacak miktarlarına, bakiye bedel üzerinden işletilen vade farkı alacakları olduğunu müvekkil şirket tarafından dosyaya sunulan faturalar ve bu faturalar için yapılan kısmi ödemeler dikkate alınarak yapılan hesaplama çizelgesinden de anlaşılacağı üzere KDV hariç 691.660,92 TL’lik vade farkı alacağının varlığının tespit edileceğini, mahkeme tarafından vade farkı alacağının 558.426,53 TL olarak hesaplanmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı ...Petrol şirketi arasında 19.10.2010 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiği, bayilik sözleşmesinin, garantör olarak ..., .... ve ....ın imzaladıkları, yine davacı ... lehine malikleri ..., ....olan iki adet taşınmaz üzerine bayilik ilişkisinden doğmuş ve doğacak borçlara teminat olmak üzere toplam 1.500.00,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, davacı tarafından istinafa sadece reddedilen alacak kalemleri yönünden başvurulduğu; Mahkemece, vade farkı alacağının kısmen kabulüne, gayri maddi hak bedelinin ise reddine karar verildiği anlaşıldığından istinaf incelemesi bu reddedilen kısım olan vade farkı alacağı ve gayrimaddi hak bedeli yönünden yapıldığı, davacının davalılardan 1.848.241,65 TL toplam alacağı bulunduğunun tespit edildiği, hüküm davalılar tarafından istinaf edilmediğinden bu miktar alacağın varlığınının taraflar bakımından kesinleştiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 851 inci ila 881 inci maddeleri arasında düzenlenen ve muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edilen üst sınır (limit) ipoteğinde, borcun ulaşacağı miktar belirsiz olduğundan, taşınmazların ne miktar için teminat teşkil edeceğinin ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırıldığı, aynı Kanun'un 875 inci maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borcun, faiz, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan toplam borç miktarının, bu limiti aşmasının mümkün olmadığı, davacının üst sınır (limit) ipoteği sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağı teminat altına almış olup alacaklının ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabileceği, taşınmazı üzerinde limit ipoteği kurulan üçüncü kişinin, aynı zamanda kredi sözleşmesinde kefil olmasının, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ipotek limiti ile sorumlu olduğu ilkesini değiştirmeyeceği, zira borcun teminatı olan taşınmazın sorumluluğunun limitle sınırlı olduğu, somut olayda alacaklı tarafından borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde, borcun ürün alımından kaynaklı borç, gayri maddi hak bedeli, karz ücreti ve vade farkı alacakların toplamı 2.439.812,12 TL olduğunun belirtildiği, ipotek bedeli toplamının 1.500.000,00 TL olduğu, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği kararda 989.815,12 TL ürün bedeli, 300.000,00 TL karz ücreti, 558.426,53 TL vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.848.241,65 TL alacağın varlığı tesbit edilerek bu miktar üzerinden takibin devamına ancak ipotek limitinin 1.500.000,00 TL olduğundan takibin bu tutar üzerinden devamına karar verildiği, davacının limit ipoteklerine dayalı takibinde 1.500.000,00 TL'yi borcun tüm eklentileri icra masrafı ve vekalet ücreti dahil olmak üzere talep edebileceği, limit ipotek tutarını aşan miktarda alacaklarını bu takip ve davada talep etmesi mümkün olmadığı, davacı vekili hükmü reddedilen alacakları nedeniyle istinaf etmekte ise de ipoteği aşan miktarda bir alacağın varlığının tesbit edildiği bu miktar kadar alacağın kesinleştiğinin görüldüğü, davacı vekili red edilen alacakları yönünden kararı istinaf etmekte ise de zaten toplam ipotek tutarı 1.500.000,00 TL olup takibin şekli "ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla "olduğundan ipotek limitini aşan kısım için itirazın iptali isteminde bulunulamayacağı ancak ipotek limiti kadar paraya çevirme işlemi yapılacağından limiti aşan kısım için bu gerekçeyle itirazın iptali isteminin reddi gerekirken gayri maddi hak talebinin ve fazlaya ilişkin vade farkı olmadığına ilişkin bir gerekçeye yer verilmesinin doğru görülmediği, davacının, ipotek limitini aşan kısım için diğer takip ve dava yollarını kullanmasını engellememek için kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılması gerektiği, ayrıca hüküm fıkrasındaki kısım tereddüde neden olacak şekilde verildiğinden bu hususun resen incelenerek hüküm fıkarısının düzeltilmesi gerektiği, takibin ipotek takibi olması nedeni ile ipotek miktarı toplam 1.500.000,00 TL'yi geçemeyeceğinden, limit ipoteğinin üzerinde takip yaplıması kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenerek hüküm fıkrasının düzeltilmesi gerektiği, aşan miktar yönünden davacının dava açma hakkı bulunduğundan mahkeme kararının gerekçesi bağlayıcılık kazanmaması kaydı ile mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe itirazlarının kısmen iptali ile (davacının 989.815,12 TL ürün bedeli, 300.000,00 TL karz ücreti, 558.426,53 TL vade farkı alacağı toplamı 1.848.241,65 TL alacağının bulunduğunun tesbiti ile) takibin icra masrafı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere ipotek limiti 1.500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere itirazın iptaline, ipotek limitini aşan kısım bakımından itirazın iptali isteminin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiş, bunun yanında Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf itirazları değerlendirilmemesinin ve müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun'un 875 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.