6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentelik sözleşmesi feshinde denkleştirme tazminatı koşullarının ispatlanamaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/194 E. 2022/1469 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Acentelik sözleşmesinin, acentenin kusuru olmaksızın ve müvekkilin haklı feshi dışında bir nedenle sona erdirilmesi halinde denkleştirme (portföy) tazminatı talep edilebilir; ancak bunun için sözleşmenin sona ermesinden sonra müvekkilin acentenin bulduğu müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde etmeye devam ettiğinin ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olduğunun ispatlanması gerekir. Bu koşulların ispat yükü acentededir; acentenin sözleşme sonrası dönemde müvekkile katkısının azaldığını, üretiminin düştüğünü ve müvekkilin portföy sayesinde önemli menfaat elde ettiğine dair delil sunamadığını gösteren olgular varsa denkleştirme tazminatı talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Denkleştirme (portföy) tazminatı talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı vekili; müvekkilinin davalının tanınmasında ve müşteri portföyünün oluşmasında büyük katkısı bulunduğunu, sözleşmenin davalı tarafça gerekçesiz feshedildiğini, davalının fesihten sonra da davacının müşterileriyle iş yapmaya devam ettiğini, poliçe üretiminin yıllar itibariyle arttığını belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilin yararlanmaya devam etmesi, acentenin ise bu yarardan mahrum kalması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. TTK 122. maddeye göre denkleştirme tazminatı istenebilmesi için; sözleşmenin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması, müvekkilin acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin sözleşme devam etseydi elde edeceği ücreti talep hakkını kaybetmiş olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun olması gerekir. Sigortacılık Kanunu 23/16. madde de benzer şekilde sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesini ve ödemenin hakkaniyete uygun olmasını şart koşar. Ayrıca sözleşmenin, müvekkilin haklı fesih hali dışında bir nedenle sona erdirilmiş olması gerekir. Somut olayda sözleşme, tarafların dilediği zaman üç ay önceden ihtarla feshedebileceğine ilişkin sözleşme hükmüne dayanılarak davalı tarafça gerekçe gösterilmeksizin feshedilmiş, davalı tarafça haklı fesih sebebinin ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi incelemesinde davacının davalıya net poliçe üretim katkısının yıllar itibariyle düştüğü, prim üretiminin 2017 yılı beş aylık döneminde önceki yıla göre %37 azaldığı, iptal oranının yükseldiği, davacı üretiminin %95'inin kaza branşından (sürekli müşteri niteliği taşımayan) olduğu, davacının müşterileri sebebiyle davalının önemli menfaat elde ettiğine dair bilgi ve belge sunulmadığı tespit edilmiştir. Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi koşulu bakımından, acentenin temin ettiği müşterilerin fesihten sonra da davalı şirketten sigorta yaptırmaya devam ettiklerinin kanıtlanması gerekir ve bu ispat yükü davacı acenteye aittir. Davacı, kazandırdığı müşterilerin fesihten sonra davalı nezdinde poliçelerini yeniledikleri ve bu sayede davalının önemli menfaat elde ettiği yönünde herhangi bir delil sunmamıştır; bu nedenle iddia kanıtlanamamıştır. Diğer yandan davacının davalıya katkısının ve satışlarının yıllar itibariyle düşmesi, davacının fesihten sonra davalı dışında 10'un üzerinde sigorta şirketiyle acentelik ilişkisini sürdürmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde denkleştirme talebinin hakkaniyete de uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Denkleştirme tazminatı talebinde 'önemli menfaat elde etme' koşulunun ispat yükünün acenteye ait olduğu ve bu ispatın somut biçimde (müşterilerin fesih sonrası davalı nezdinde poliçe yenilemesi gibi) sunulması gerektiği yönünden emsal niteliktedir; ayrıca hakkaniyet unsurunun acentenin genel iş hacmindeki düşüş ve alternatif acentelik ilişkileri gibi somut olgularla birlikte değerlendirilmesi bakımından yol göstericidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı acentelik sözleşmesi sözleşmenin feshi önemli menfaat hakkaniyet ispat yükü haklı fesih

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 122 · 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu — 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 23/16

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/194

KARAR NO 2022/1469

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/09/2019

NUMARASI 2017/1151 Esas 2019/781 Karar

DAVA

Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/10/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında Sigorta Poliçesi Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereğince müvekkilinin tüm müşterilerince davalının tanındığını, davalının tanınmasında müvekkilinin katkısının oldukça fazla olduğunu, ilişkinin Mayıs 2017 tarihine kadar devam ettiğini, ancak davalı tarafça Beyoğlu ... Noterliğinin 17.02.2017 tarihli ihtarnamesi ile gerekçesiz ve nedensiz olarak sözleşmenin feshedildiğini, davalının, davacının sayesinde kazandığı müşteriler ile sözleşmenin feshinden sonra da iş yapmaya devam ettiğini belirterek, 10.000-TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap süresinden sonra sunduğu dilekçesinde; sözleşmenin müvekkili tarafından 12. madde gereğince feshedildiğini, davacının müvekkiline müşteri kazandırıp kazandırmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, sözleşmenin davacının kusuruyla feshedildiğini, davacının faaliyette bulunduğu dönemde hasar/prim oranının oldukça yüksek olduğunu, müvekkilinin beklenen menfaati sağlayamadığını, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bu durumda davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini, ayrıca denkleştirme tazminatı için aranan TTK'nın 122. maddesindeki diğer şartların da bulunmadığını, davacının talep hakkı olduğu düşünülse dahi davacının müvekkiline kazandırdığı müşterilerin biten sigorta sözleşmelerini yenileyip yenilemediğinin irdelenmesi gerektiğini, davacının bu iddiayı ispatla mükellef olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki 27/04/2015 tarihli sözleşmenin, imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süreli olduğu, sonrasında taraflar arasında 12/07/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmenin 12. maddesinde; haklı nedenlerin oluşması durumunda 3 ay süre beklemeden ... Sigorta tarafından sözleşmenin derhal ve haklı nedenle feshedileceği düzenlemesine yer verildiği ve haklı fesih nedenlerinin sıralandığı, davalı tarafından davacıya noter kanalı ile gönderilen 17/02/2017 tarihli ihtarnamede 3 ay sonra sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği, ayrıca davacı tarafa 25/05/2017 tarihinde azilname gönderilerek sözleşmenin feshedildiği, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi ile Sigortacılık Kanununun 23/son maddesi gereğince acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için;

sözleşmenin sona ermesi yani müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde edilmesi, denkleştirme ödemenin hakkaniyete uygun olması gerektiği, davalının sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshetmediği, davacıya 3 ay süre sonra feshedeceğini bildirdiği ve 3 ayın sonunda davacıyı azlettiği, davacının, davalı ile arasındaki acentelik sözleşmesi gereğince sigortacılık faaliyetinde bulunduğu, davacının çalışma yaptığı sigorta poliçelerinin % 95'inin kaza ana branşından olduğu, bu branştaki müşterilerinin sadık müşteriler olmadığı, öğretide denkleştirme isteminde esas alınacak müşterinin tanımı yapılırken, acentenin müvekkile sözleşmesi esnasında işlem yaptığı tüm yeni müşterilerin kabul görmediği, bunların arasında süreklilik niteliğine sahip olanların arandığı, sürekli müşterinin, belirli süre içinde yeniden sözleşme yapması beklenen müşteri olarak tanımlandığı, denkleştirme tazminatına hükmedebilmek için aranan sözleşmenin sona ermesinden sonra önemli menfaatler elde etme ve hakkaniyet şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; sigorta piyasasına yeni girmiş olan davalının, müvekkili sayesinde müşterilerce tanındığını, davacının bütün müşteri bilgilerini öğrenen davalının yüksek oranlarda kar elde ettiğini, sözleşmenin 17.02.2017 tarihli ihtarname ile davalı tarafça gerekçesiz olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshinden sonra davalının, müvekkilinin müşterileri ile iş yaparak poliçe düzenlemeye devam ettiğini, davalının ilk duruşma gününe kadar davaya cevap vermediğini ve delil sunmadığını, mahkemece müvekkilinin başarısı ile davalının tanındığı yönündeki hak ve menfaati yok saydığını, davacının düzenlediği poliçe sayısının yıllar bazında artış gösterdiğini, bu sayede davalının müşteri çevresinin arttığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, 6100 sayılı TTK'nın 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesine dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine göre; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir.

5684 sayılı yasanın 23/16 maddesine göre de; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir. Portföy tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekir. Somut olayda; taraflar arasında 27.04.2015 tarihinde bir yıl süreli acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin bitimi ile süresiz olmak üzere 12.07.2016 tarihli sözleşmenin akdedildiği, sözleşmenin 12. maddesinde, tarafların her birinin üç ay önceden ihtar etmek koşuluyla sözleşmeyi diledikleri zaman feshedebilme hakkı tanınmış olduğu, bu madde hükmüne dayalı olarak işbu sözleşmenin davalı tarafından keşide edilen 17.02.2017 tarihli ihtarname ile 17.05.2017 tarihi itibariyle gerekçe gösterilmeksizin feshedilmiş olduğu, haklı bir fesih sebebinin bulunduğunun da davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenmiş olan bilirkişi raporlarında; davalının ticari defterlerinde, 20.02.2014 tarihinden başlayan ilişkide davacının davalıya prim üretiminin 2014 yılında 149.833,75-TL olduğu, 2015 yılında %682 net poliçe üretim artışı ile 1.171.200,70-TL olduğu, 2016 yılında poliçe üretiminin %77 artarak 2.068.731,61-TL olarak gerçekleştiği, 2017 yılı 5 aylık dönemde ise 620.913,41-TL'lik net poliçe üretim miktarı olduğu, acentenin 2017 yılı beş aylık prim üretiminin 2016 yılı aynı dönemine göre %37 oranında düştüğü, davacının 2014 ve 2015 yıllarında poliçe üretimi iptal oranının % olduğu, 2016 yılında bu oranın %13'e yükseldiği, davacının, davalının net poliçe üretimine katkısının yıllar itibariyle düştüğü, davacının net poliçe üretiminin %95'lik kısmının kaza branşından gerçekleştiği, davacının müşterileri sebebiyle davalının önemli menfaatler elde ettiğine dair bilgi ve belge sunulmadığı;

davacının ticari defterlerinde, davacının toplam net komisyon gelirinin 2014 yılında 23.495,34-TL, 2015 yılında 188.705,49-TL, 2016 yılında 235.444,94-TL, 2017 yılında 62.119,13-TL, 2018 yılında ise 4.441,76-TL olduğu, 38 aylık süreçte toplam komisyon geliri 505.323,14-TL olup denkleştirme tazminatı üst sınırının 159.575,73-TL olduğu, davacının, davalı ile olan portföyünü başka sigorta şirketlerine kaydırarak korumuş gözükmediği, ancak davacının genel faaliyetine yansıyan satışlarında düşme olduğu tespit edilmiştir. Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı ...

şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı ... şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Bu nedenle davalının, davacının müşteri portföyünü kullandığı, davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiası kanıtlanamamıştır. Diğer yandan davacının, davalının net poliçe üretimine katkısının ve satışlarının yıllar itibariyle düştüğü, davacının fesihten sonraki dönemde davalı dışında 10'un üzerinde sigorta şirketiyle de acentelik ilişkisini devam ettirdiği hususları dikkate alındığında, denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun değildir.

Bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.20/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149880 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6992 E. 2024/2864 K. · Onandı

Denkleştirmede önemli menfaati ispat yükü acentededir

Gerekçe özeti

Sigorta acentesinin denkleştirme tazminatı isteyebilmesi için, kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da müvekkil şirket nezdinde poliçelerini yeniledikleri ve şirketin bu sayede önemli menfaat elde ettiği kanıtlanmalıdır; ispat yükü acentededir ve delil sunulmadığında koşul gerçekleşmiş sayılmaz. Ayrıca acentenin katkısı yıllar itibarıyla düşmüşse ve acente fesihten sonra çok sayıda başka sigorta şirketiyle çalışmayı sürdürüyorsa denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun düşmez.

Emsal değeri

Yargıtay'ca onanan gerekçe, denkleştirme tazminatında 'önemli menfaat' koşulunun ispat yükünü acenteye yüklemesi ve hakkaniyet koşulunun hangi olgularla değerlendirileceğini göstermesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: denkleştirme (portföy) tazminatı sigorta acenteliği sözleşmesi önemli menfaat koşulu hakkaniyet koşulu ispat yükü müşteri portföyü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/6992 E.  ,  2024/2864 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/194 Esas, 2022/1469 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/1151 E., 2019/781 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Sigorta Poliçesi Yapma ve Prim Tahsil Etme Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme gereğince müvekkilinin tüm müşterilerince davalının tanındığını, davalının tanınmasında müvekkilinin katkısının oldukça fazla olduğunu, ilişkinin Mayıs 2017 tarihine kadar devam ettiğini, ancak davalı tarafça Beyoğlu 16. Noterliğinin 17.02.2017 tarihli ihtarnamesi ile gerekçesiz ve nedensiz olarak sözleşmenin feshedildiğini, davalının, sözleşmenin feshedilmesinden sonra müvekkilinin tüm müşteri bilgilerini bildiğinden ve öğrendiğinden dolayı bu müşteriler ile iş yapmaya, poliçe düzenlemeye devam ettiğini bu sayede müvekkilinin kendisine kazandırmış olduğu müşteri portföyü üzerinden iş yapmaya halen de devam ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında, sözleşmenin müvekkili tarafından 12 nci madde gereğince feshedildiğini, davacının müvekkiline müşteri kazandırıp kazandırmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, sözleşmenin davacının kusuruyla feshedildiğini, davacının faaliyette bulunduğu dönemde hasar/prim oranının oldukça yüksek olduğunu, müvekkilinin beklenen menfaati sağlayamadığını, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, bu durumda davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğini, ayrıca denkleştirme tazminatı için aranan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesindeki diğer şartların da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sözleşmeyi haklı nedenle derhal fesh etmediği, davacıya 3 ay süre sonra feshedeceğini bildirdiği ve 3 ayın sonunda davacıyı azlettiği, davacının, davalı ile arasındaki acentelik sözleşmesi gereğince sigortacılık faaliyetinde bulunduğu, davacının çalışma yaptığı sigorta poliçelerinin %95'inin kaza ana branşından olduğu bu branştaki müşterilerinin sadık müşteriler olmadığı, öğretide denkleştirme isteminde esas alınacak müşterinin tanımı yapılırken, acentenin müvekkile sözleşmesi esnasında işlem yaptığı tüm yeni müşteriler kabul görmemekte, bunların arasında süreklilik niteliğine sahip olanların arandığı, sürekli müşteri, belirli süre içinde yeniden sözleşme yapması beklenen müşteri olarak tanımlandığı, denkleştirme tazminatına hükmedebilmek için aranan sözleşmenin sona ermesinden sonra önemli menfaatler elde etme ve hakkaniyet şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta piyasasına yeni girmiş olan davalının, müvekkili sayesinde müşterilerce tanındığını, davacının bütün müşteri bilgilerini öğrenen davalının yüksek oranlarda kâr elde ettiğini, sözleşmenin 17.02.2017 tarihli ihtarname ile davalı tarafça gerekçesiz olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshinden sonra davalının, müvekkilinin müşterileri ile iş yaparak poliçe düzenlemeye devam ettiğini, davalının ilk duruşma gününe kadar davaya cevap vermediğini ve delil sunmadığını, mahkemece müvekkilinin başarısı ile davalının tanındığı yönündeki hak ve menfaati yok saydığını, davacının düzenlediği poliçe sayısının yıllar bazında artış gösterdiğini, bu sayede davalının müşteri çevresinin arttığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı ... şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükünün davacı acente üzerinde olduğu, ancak davacı tarafça, kendi kazandırdığı müşterilerin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı ... şirketi nezdinde poliçelerini yeniledikleri, bu sayede davalının sözleşmenin feshinden sonra önemli menfaatler elde ettiği konusunda herhangi bir delil ibraz edilmediği, bu nedenle davalının, davacının müşteri portföyünü kullandığı, davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında da önemli ölçüde menfaat elde ettiği iddiasını kanıtlanamadığı, diğer yandan davacının, davalının net poliçe üretimine katkısının ve satışlarının yıllar itibariyle düştüğü, davacının fesihten sonraki dönemde davalı dışında 10'un üzerinde sigorta şirketiyle de acentelik ilişkisini devam ettirdiği hususları dikkate alındığında, denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun olmadığı, bu nedenle denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.