6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fatura tebliğ edilmemesi itirazı ile hizmetin ifası ispatı ve icra inkar tazminatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/193 E. 2022/1474 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir hizmet faturasının borçluya usulünce tebliğ edildiğine ilişkin delil bulunmasa da, taraflar arasındaki yazışmalar ve karşı tarafın beyanlarından hizmetin ifa edildiği sabit olduğunda, faturanın tebliğ edilmediği savunması alacağın varlığını ortadan kaldırmaz; hizmete dayalı likit alacak konusundaki itirazın haksızlığı halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir.

Ele alınan sorunlar

Faturaların davalıya tebliğ edilmediği iddiasının alacağın varlığına etkisi → ret

İddia: Davalı vekili, faturaların yasal süresinde kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle faturaları denetleme ve itiraz etme hakkının engellendiğini, tebliğ edilmeyen faturalara dayalı takip ve dava açılamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı tarafça talep edilen cari hesap alacağına dayanak faturaların davalı tarafa tebliğine dair bir delil sunulmamıştır; bunlardan biri davalının ticari defterlerinde kayıtlı ve BA formuyla beyan edilmiş, diğer üç fatura ise davalı kayıtlarında yer almamaktadır. Ancak taraf şirket çalışanları arasındaki e-posta yazışmalarından, davalının kendisine önceden gönderilen faturalardan haberdar olmadığını belirterek cezalı duruma düşmemek için yeni tarihli fatura kesilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu yazışmalar ve davalı vekilinin yazılı beyanları doğrultusunda, davacı tarafça davalıya faturalar konusu hizmetin verildiği sabittir. Faturalar konusu hizmetin verildiği sabit olduğundan, faturaların tebliğ edilmemiş olması nedeniyle takip konusu edilemeyeceği yolundaki istinaf nedeni yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın likit olup olmadığı ve icra inkar tazminatı koşulları → ret

İddia: Davalı vekili, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İİK'nın 67. maddesi uyarınca, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Somut olayda takip ve dava konusu alacak hizmet faturalarına dayalı olduğundan alacağın likit olduğu açıktır. Davalının ödeme yönünde bir iddiası ve delili de bulunmadığından, davanın kısmen kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Faturanın karşı tarafa usulünce tebliğ edildiğine dair delil bulunmasa bile, tarafların yazışmaları ve beyanlarından hizmetin ifa edildiğinin sabit olması halinde, tebliğ edilmediği savunmasının alacağın varlığını ortadan kaldıramayacağı ve bu tür hizmete dayalı alacağın likit sayılarak icra inkar tazminatına konu edilebileceği yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali icra inkar tazminatı likit alacak cari hesap alacağı fatura tebliği ticari defter kayıtları BA formu

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 67

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/193

KARAR NO 2022/1474

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/10/2019

NUMARASI 2018/260 Esas - 2019/738 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki sonucunda 29.875,30 TL cari hesap alacağı tahsil edilemediğinden, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin defterlerinde davacıya ödenmesi gereken bir borç kaydı bulunmadığını, müvekkilini borçlandıran faturaların müvekkiline yasal süresinde tebliğ edilmediğini, davacının faturaları tebliğ ettiğini kanıtlaması gerektiğini, faturalar tebliğ edilmediğinden bu faturalara dayalı olarak oluşturulan cari hesaba dayalı takibin de haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı tarafından toplam 31.495,32-TL alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı,davalının dava dosyasına sunduğu ticari defter kapanış fişinde davacıya 5.766,67- TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki 24.108,63- TL hesap farkını oluşturan faturaların 17.02.2017 tarihli 11.011,20- TL bedelli, 28.02.2017 tarihli 10.190,49- TL bedelli ve 29.03.2017 tarihli 2.892,14- TL bedelli faturalar olduğu, davacının e-arşiv faturaları ile BA formlarının verilme tarihi olan 31 Mart'tan önce davalıya mail ile bilgi verdiği, anılan mailde "...Aşağıdaki bilgiyi ve ekli faturayı muhasebe departmanınıza iletmeniz ricadır. Firmamız E-Arşiv'e geçmiş olup, ekli fatura aslı gibi işlem görecektir.

Bu sebeple ekli fatura görüntüsünü muhasebe departmanınıza muhakkak iletmeniz gerekmektedir..." denildiği, davalının bu maile karşı "...diğer faturalardan 12 Mayıs tarihli mailiniz ile bilgimiz olmuştur, firmamız zamanında ulaşmayan faturalarınızdan dolayı BaBs bildiriminden dolayı cezalı duruma düşeceğinden faturaların yeni tarih ile kesilip tarafımıza gönderilmesini talep ederiz..." denildiği, bu bağlamda davalının, 11.011,20- TL, 10.190,49- TL ve 2.892,14- TL bedelli faturaların dayanağını oluşturan hizmeti aldığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davacı tarafından müvekkiline hizmetin verilmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, faturaların yasal süresinde tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin faturaları denetleme, itiraz etme ve defterlerine kaydetme hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesinin engellendiğini, müvekkilinin faturalardan 12 Mayıs tarihli e-posta ile haberdar olduğunu, faturaların süresinde kaydedilmemesi nedeniyle usulsüzlük cezası çıkmaması için faturaların yeniden düzenlenmesinin talep edildiğini, faturaların süresinde kayıt altına alınamamasında davacının kusurlu olduğunu, davacının tebliğ edilmeyen faturalara dayalı olarak takip başlatması ve dava açmasının mümkün olmadığını, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taşıma hizmet bedeline ilişkin faturalara dayalı alacağın tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafça talep edilen cari hesap alacağı 17.02.2017 tarihli 11.011,20-TL bedelli, 28.02.2017 tarihli 10.190,49- TL bedelli, 22.03.2017 tarihli 5.766,67-TL bedelli ve 29.03.2017 tarihli 2.892,14 TL bedelli faturalara dayalı olup, faturaların davalı tarafa tebliğine dair bir delil sunulmamıştır. Ancak,5.766,67-TL tutarlı fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup BA formuyla vergi dairesine de beyan edilmiştir. Davacının dayandığı diğer üç fatura ise davalı kayıtlarında yer almamaktadır. Ancak taraf şirket çalışanları arasında gerçekleşen e-posta yazışmalarından;

davalının kendisine daha önce e-posta yoluyla gönderilen faturalardan haberdar olmadığı, bu nedenle cezalı duruma düşmemek için yeni tarihli fatura kesilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Söz konusu e-posta yazışmaları ve davalı vekilinin yazılı beyanları doğrultusunda, davacı tarafça davalıya faturalar konusu hizmetin verildiği sabittir. Faturalar konusu hizmetin verildiği sabit olmakla, davalı vekilinin faturaların müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeniyle takip konusu edilmeyeceği yolundaki istinaf nedeni yerinde değildir. Davalının ödeme yönünde bir iddiası ve delili de bulunmadığından, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. İİK’nın 67. maddesi uyarınca,borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir.

Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliğine göre değişmekle birlikte,alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.Somut olayda takip ve dava konusu alacak hizmet faturalarına dayalı olduğundan, alacağın likit olduğu açıktır.Açıklanan nedenlerle, verilen hizmet karşılığı düzenlenen faturalar nedeniyle itirazın kısmen iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesin de isabetsizlik bulunmamaktadır.İstinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.040,78-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 510,61-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.530,17-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 16,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/10/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149879 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.