6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çek bedelinin tahsili için önce müracaat borçlularına başvurulmalı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/717 E. 2022/1579 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatdüzelterek yeniden esas hakkında hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Gerekçe özeti

Karşılıksız çek nedeniyle bankaya karşı açılan tazminat davasında, davacının zararının gerçekleştiğinin kabulü için önce keşideci, lehtar ve cirantalar dahil tüm müracaat borçlularına karşı bütün hukuki yollara (icra takibi, iflas talebi, dava vb.) başvurulmuş ve bu yollara rağmen çek bedelinin tahsil edilememiş olması gerekir; sadece kambiyoya mahsus icra takibinin sonuçsuz kalması veya karşılıksız çek suçundan şikayetçi olunması bu yolların tüketildiği anlamına gelmez. Bu koşullar gerçekleşmeden açılan dava erken açılmış olur ve bu nedenle reddedilir; erken açılan davada bankanın çek hesabı açarken kusurlu olup olmadığı veya davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığı hususlarına girilmesi doğru olmaz.

Ele alınan sorunlar

Bankanın çek karşılığı ödememesi nedeniyle sorumluluğunun koşulları → ret

İddia: Davacı vekili, davalı bankanın keşideciye çek karnesi verirken 3167 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereği yeterli araştırma yapmadığını, borca batık bir şirkete çek karnesi vermekle basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı davrandığını, mahkemenin bankanın kusurlu olduğunu kabul etmesine rağmen zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunmadığını kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Çek nedeniyle alacaklının çek bedelini çek borçlularından tahsil edemediği hallerde bankaya başvurabilmesi için öncelikle çek borçlularına (keşideci, lehtar, cirantalar) karşı tüm hukuki yollara başvurulması ve bu yollara rağmen alacağın tahsil edilememiş olması gerekir; kambiyoya mahsus icra takibinin sonuçsuz kalması tek başına tüm hukuki yolların tüketildiği anlamına gelmez. 3167 sayılı Kanun'da bankanın bu tür zarardan sorumluluğuna ilişkin açık hüküm bulunmamakla birlikte, Kanun'un genel hükümlere atıf yapan hükmü uyarınca bankanın hukuki durumu tazminat hukuku esasları çerçevesinde değerlendirilir; ihmali hareket haksız fiil oluşturur ve doğmuş bir zarar varsa bununla illiyet bağının varlığı kabul edilir. Ancak zarardan bankanın sorumlu tutulabilmesi için davacının zararının gerçekleşmiş olması, bunun için de davacının önce dava konusu çekler ile asıl borçluları takip etmesi ve tüm yasal girişimlere rağmen çek bedelini tahsil edememiş olması gerekir. Bu koşullar oluşup davalının eyleminin hukuka aykırılığı sübut bulduktan sonra banka asli ve daha ağır oranda kusurlu kabul edilir; davacının da ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumunu araştırma yükümlülüğü bulunduğundan müterafik kusuru varsa kusur oranları çerçevesinde esas hakkında karar verilir. Somut olayda davacı, çeklerin müracaat borçluları olan keşideci, lehdar ve ilk ciranta ile kendi cirantasına karşı icra takibi yapmadığını, bu şirketlerin iflasının istendiğini ve karşılıksız çek nedeniyle şikayetçi olunduğunu, bu davanın derdest olduğunu beyan etmiştir. Bankanın haksız fiilden sorumlu tutulabilmesi için önce zararın doğması koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği, bankanın çek hesabı açmadaki kusurunun tespitinden önce incelenmelidir. Davalı banka, ciro zincirine katılan her kişinin mali gücünden veya çek bedelinin ödenmemesinden sorumlu tutulamaz; çekler ciranta ile olan temel ilişki nedeniyle davacıya geçmiş olup davacının, keşideci hakkında çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekir. Karşılıksız çek suçundan şikayetçi olunması tüm yolların tüketilmesi olarak kabul edilemeyeceği gibi müflis cirantaların iflas masalarından başvuru ve tahsilat yapılıp yapılmadığı da belli olmadığından, eldeki davanın erken açıldığının kabulü gerekir. İlk derece mahkemesinin kararı sonuç itibariyle doğru olsa da, gerekçede yasal yolların tüketilmeden dava açıldığı yanında zararın keşidecinin ekonomik durumunun bozulmasından doğduğu ve davacının kusurlu bulunduğu gerekçesine yer verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Bankaya karşı karşılıksız çek nedeniyle açılan tazminat davasında, davacının zararının gerçekleştiğinin kabulü için müracaat borçlularına karşı tüm hukuki yolların tüketilmiş olması gerektiği ve bu koşul oluşmadan açılan davanın 'erken açılmış dava' olarak reddedilmesi gerektiği yönündeki tespit, benzer uyuşmazlıklar için emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıksız çek bankanın çek hesabı açma yükümlülüğü zararın gerçekleşmesi koşulu müracaat borçluları hukuki yolların tüketilmesi erken açılan dava illiyet bağı müterafik kusur

Atıf yapılan mevzuat: 3167 sayılı Kanun — 3167 sayılı Kanun 1/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/717

KARAR NO 2022/1579

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/12/2019

NUMARASI 2018/460 Esas - 2019/1028 Karar

DAVA

Tazminat (Bankacılık Kanunundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/11/2022

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; müvekkilinin ... Bankası A.Ş. Kırklareli Şubesi müşterisinin davalı banka nezdindeki hesabına keşide edilmiş ... ve ... seri numaralı iki adet çekin hamili olduğunu, sözkonusu çeklerin banka şubesine ibraz edildiğinde, “keşideci imzası ile banka kayıtlarındaki imza örneği tutmadığından işlem yapılmamamıştır.” denilerek işlem yapılmadığını, çekin bankaya ibrazında bankanın varsa çek karşılığını ve banka garanti tutarını ödemek zorunda olduğunu, bankanın çekteki keşideci imzasını kontrol yükümlülüğünün olduğunu, bunun bankanın kusursuz sorumlulukları arasında olduğunu, bankaların çek karnesi vereceği müşterilerinin ticari itibarlarını ve borç ödeme yeteneklerini araştırması ve olumlu bulması halinde çek karnesi vermesi gerektiğini, aksi halde oluşacak zarardan bankanın sorumlu olacağını, müvekkili bankanın sözkonusu çeklerden kaynaklı alacağını tahsil edemediğini, bankanın bunda sorumluluğunun bulunduğunu, bankanın çeklerde yer alan imza sirkülerin gereken dikkat ve özene aykırı şekilde denetlememiş olması ve uygun şekilde kontrol etme yükümlülüğüne aykırı davranmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, çekleri ibraz eden hamil olmadığını, çeklerin bankaya ibrazından sonra dava dışı ...’a ciro edildiğini, çek taahhüt bedellerini tahsil eden dava dışı şahsın dava açması gerektiğini, Müvekkili bankanın Kırklareli Şubesi müşterisi ...’e ait ... numaralı hesabı üzerine keşide edilmiş;

30. 11.2016 keşide tarihli, ... seri numaralı 85.000-TL bedelli, 31.12.2016 keşide tarihli, ... seri numaralı 85.000-TL bedelli çeklerin takastan iade edilmeleri sonrasında bankaya ibraz edildiklerini, müvekkili bankanın ibraz edilen çek yapraklarını inceledikten sonra işleme aldığını, çek keşidecesinin imzasının banka kayıtlarındaki imza ile benzerlik göstermesi nedeniyle karşılığının olup olmadığını kontrol ettiğini, çeklerin karşılıklarının olmaması nedeniyle durumun çek arkalarına yazıldığını, müvekkili bankanın her çek yaprağı için garanti yükümlülüğünün çekleri ibraz eden yetkili hamile ödendiğini, yapılan işlemlerde müvekkiline bir kusur atfedilemeyeceğini, öte yandan, davacının hamili olduğu çeklere dayalı olarak diğer müracaat borçlularına, keza çekleri kendisine ciro ve teslim eden müşterisine karşı da esas akdi ilişki içerisinde başvuruda bulunarak alacağını alamadığını belgelemiş olması gerektiğini, davada bu gerekliliğin yerine getirmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; bilirkişi raporu benimsenerek davalı banka tarafından çek hesabı açarak çek karnesi verdiği ...’in imzaladığı 24.03.2016 tarihli, 260.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi ile ...’e ait imza sirkülerini sunmuşsa da çek hesabı açıp çek karnesi teslim edereken alması gereken; yasaklılık durumuna ilişkin Risk Merkezi ile adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını, ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesine ilişkin belgeleri ibraz etmediği, bu belgeler ibraz edildiği takdirde bankanın çek hesabı açarken gereken basiret ve özeni gösterip göstermediği hususunun ayrıca inceleneceği, davacı, çeklerin yetkili hamili olmasına neden olan, (çeki kendisine ciro eden ile arasındaki akdi ilişkiyi belgeleyen) ticari alışverişini belgeleyen sözleşme, fatura, sevk irsaliyesi, teslim irsaliyesi gibi bir belge sunmadığı, sözkonusu çeklere dayalı olarak çeklerin müracaat borçlularına karşı icra takibi yapıp yapmadığı, alacak davası açıp açmadığının belli olmadığı,dosyadaki belgelerden davacının bu çekler nedeniyle dava tarihi itibariyle zararının doğup doğmadığının belirlenemediği, davacının, asıl akdi ilişki içinde çek müracaat borçlularından alacağının tahsil edemediğini belgelemeden (zararının doğduğunu kanıtlamadan) bankaya karşı sorumluluk davası açamayacağı, davacı şirketin çekleri kendisine ciro eden ...

Tic. A.Ş. ile aralarında 2015 yılından itibaren devam eden bir ticari ilişkisi mevcut olduğu, ... Tic. A.Ş.’ne satılan ürünlerin bedellerinin genellikle müşteri çekleri ile ödendiği, davacı’nın dava konusu çekleri de yılların getirdiği ticari güven ilişkisi içinde ... Tic. A.Ş.’den ciro yolu ile aldığı, davacının sadece kendisine çekleri ciro ve teslim eden ... Tic. A.Ş. ile olan ticari ilişkisi çerçevesinde ve ... Tic. A.Ş.’ne olan ticari güveni ile çekleri aldığı, davalı bankanın, yasanın aradığı bilgi ve belgeleri tam olarak almadığı, çek hesabı açtığı kişinin ekonomik ve sosyal durumu hakkında gerekli araştırmayı yapmadığı, ...’in yasaklılık durumuna ilişkin "Risk Merkezi ile adli sicil kayıtlarını araştırmadığından ...’e çek hesabı açarken kusuru bulunmakla birlikte, davacının zararının doğmasında bu kusurun etkisinin bulunmadığı (illiyet bağı olmadığı), zararın tamamen ...

Tic. A.Ş. ile olan ticari ilişkisi çerçevesinde ve ... Tic. A.Ş.’ne olan ticari güven sonucu oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; bankanın, dava dışı ... Pazarlama Şirketine çek defteri vermeden önce gerekli araştırmayı yapmadığını, çek defteri vermeden evvel gerekli tüm belgelerin bu şirketten istenmiş olduğuna dair hiçbir belge de sunulmadığını, davalı bankanın çek hesabı açtığı bu şirketin uzun zamandır borç içinde olduğunu, başka şirketler kurarak ... A.Ş.' nin içinin boşaltılıyor olduğunun basit bir internet araştırması ile dahi ortaya çıkabileceğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, davalı bankanın araştırma yapmadığının mahkemece tespit edildiğini, 5941 sayılı Çek Kanunun 2. maddesi ile kanunun bankaya yüklediği sorumluluğun yalnızca çekin ibrazı sırasında çekteki bilgilerin kontrolü olduğunu düşünmenin doğru olmayacağını, bankanın çek karnesi verilirken araştırma yükümlülüğü bulunduğunu, bankanın basiretli tacir sorumluluğunun henüz çek hesabı açılıp çek karnesi verilirken başladığını, açıkça borca batık bir şirkete çek karnesi vermesi nedeniyle Çek Kanununun 2.

madde hükmünü ihmal ettiğini, basiretli davranmadığını, mahkemece bankanın kusurlu olduğunu kabul etmesine rağmen müvekkili şirketin zararı ile bu kusur arasında illiyet bağının olmadığını düşünmenin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde illiyet bağının kesildiğine ilişkin açıklamanın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanunu’nun ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çek’in karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Çek nedeniyle alacaklının çek bedelinin çek borçlularından tahsil edemediği halde davalıya başvurabilmesi için öncelikle çek borçlularına müracaat etmesi gerektiği yerleşik yargı uygulamasıdır.Somut olaya emsal olabilecek Yargıtay 11 HD nin 2014/19128 esas ,2016/6001 karar sayılı 31.5.2016 tarihli ilamında "Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince (Bkz.

28. 05.2012 gün ve 2011/3075-2012/9110 esas-karar sayılı ilamı) davalı Banka'ya başvurulabilmesi için öncelikle davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle keşideci, lehtar ve cirantalar hakkında tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen alacağın tahsil edilememesi gerekir. Somut olayda ise davacı tarafın keşideci ve cirantalar hakkında yaptığı kambiyoya mahsus icra takibi çekin yasal süresinde bankaya ibraz edilmediği, karşılıksız şerhi verilmediği, çekin kambiyo vasfında olmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş ise de, kambiyoya mahsus icra takibinin sonuçsuz kalması durumu tek başına tüm hukuki yolların tüketildiği anlamına gelmez.Bu itibarla, keşideci, lehtar ve ciranta yönünden tüm hukuki yollar tüketilmeden, davanın erken açıldığı nazara alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır."denilmiştir.

"3167 sayılı Kanun’da bu tür durumlar nedeniyle oluşan zarardan dolayı bankanın sorumluluğunu düzenleyen açık bir hüküm yok ise de, anılan Yasa’nın ½ nci madde hükmünde “Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.” denilmek suretiyle genel hükümlere atıf yapıldığından, davalı bankanın hukuki durumunun tazminat hukuku esasları çerçevesinde ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. Söz konusu ihmali hareketin haksız fiil oluşturduğunun ve doğmuş bir zarar varsa, bu zararla illiyet bağının varlığını kabul etmek gerekir. Ancak, zarardan davalı bankanın sorumlu tutulabilmesi için davacının zararının gerçekleşmiş olması gerekir. Bunun için de davacının önce dava konusu çekler ile asıl borçlu olanları takip etmesi ve tüm yasal girişimlere rağmen çeklerin bedelini tahsil edememiş olması gerekir.Bu koşulların oluşmasından ve davalının eyleminin hukuka aykırılığının sübut bulmasından sonra, davalı banka asli ve daha ağır oranda kusurlu kabul edilmelidir.

Davacı da ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Bu sebeple, davacının olayda müterafik kusurunun bulunması halinde, tarafların bu kusur oranları çerçevesinde davanın esası hakkında bir karar vermek gerekir.Bu tür davaların genel çerçevesi ve esasları bunlardır. ( Yargıtay 11 HD nin 2006/6683 esas 2007/9295 karar 18.6.2007 tarihli ilamı) Somut olayda davacı sözkonusu çeklere dayalı olarak çeklerin müracaat borçluları olan keşideci ..., lehdar ve ilk ciranta ... Tic.Ltd. Şti. ile kendi cirantası olan ... Tic. A.Ş. ‘ne karşı alacağının tahsili için icra takibi yapmadığını bildirerek,bu şirketlerin iflasını istediklerini ve iflas kararını verildiğini açıklamış,birde karşılıksız çek nedeniyle Kırıkkale İcra Ceza da karşılıksız çek suçundan şikayetçi olduklarını davanın derdest olduğunu beyan etmiştir.

Bu tür davalar esas itibariyle tazminat davası niteliğinde olup, bankanın haksız fiilden sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan zararın doğması koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin üzerinde,davalı bankanın, çek hesabı açmada kusurlu olup olmadığının tespitinden önce durulmalıdır.Bu itibarla,davacının öncelikle zararın gerçekleştiğini kanıtlaması gerekmektedir. Davalı bankanın çek hesabı açtığı keşideci ... tarafından düzenlenen çekler ,lehdar ..., ...cirosuyla davacı şirkete intikal etmiştir.Davacı vekili davalı bankanın ...'nın mali durumunu araştırmadan çek karnesi verdiğini ileri sürmekte ise de , davalı banka ciro zincirine katılan her kişinin mali gücünden veya çek bedelinin ödenmemesinden sorumlu tutulamaz ,.Çekler ciranta ...

ve ...AŞ ile olan temel ilişki nedeniyle davacı şirkete geçmiş olup,davacının ibrazı üzerine çek karşılıksız çıkmıştır.Davacı şirketin,keşideci hakkında,çek’e dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının bu yolları denemeden ve tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi doğru değildir.Bu tür davaların, çek bedelinin kısmen yada tamamen tahsil edilemez hale gelmiş olmasının kesin olarak ortaya çıkmasından sonra en erken bu anda davanın açılması gerekmektedir. Davalı bankanın cirantalan ... ve ...'nin çeklerinin ödenmemesinden sorumlu tutulması sözkonusu değil ise de çek karnesini keşideci ...'e vermekte bir kusuru var ise sorumlu tutulabilecektir.Ancak gelinen bu aşamada keşideci hakkında karşılıksız çek suçundan şikayetçi olunması tüm yolların tüketilmesi olarak kabul edilemeyeceği gibi müflis cirantaların iflas masalarından bir başvuru ve tahsilat yapılıp yapılmadığı da belli olmadığından eldeki davanın erken açıldığının kabulü gerekir.Verilen karar sonucu itibariyle doğru olsa da ,gerekçede yasal yolların tüketilmeden davanın açıldığı yanında: zararın ...'nin ekonomik durumunun bozulmasından doğduğu,davacının kusurlu bulunduğu gerekçesine yer verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ,kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılmasına erken açılan davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/460 Esas- 2019/1028 Karar sayılı 27/12/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Erken açılan davanın REDDİNE," İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 80,70- TL karar ve ilam harcından 35,90-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 44,80-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 500-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.10/11/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149216 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/337 E. 2024/4151 K. · Onandı

Bankaya karşı dava müracaat yolları tüketilmeden açılamaz

Gerekçe özeti

Bankanın, çek hesabı açarken ve çek karnesi verirken kanunun aradığı bilgi ve belgeleri almaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davada hamil, önce keşideci hakkında çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmek zorundadır; dava en erken, çek bedelinin kısmen veya tamamen tahsil edilemez hâle geldiğinin kesin olarak ortaya çıktığı anda açılabilir, aksi hâlde erken açılmış sayılarak reddedilir. Keşideci hakkında karşılıksız çek nedeniyle ceza şikâyetinde bulunulması müracaat yollarının tüketilmesi anlamına gelmez. Banka, cirantaların çekleri ödememesinden değil, çek karnesini keşideciye vermekteki kusurundan sorumlu tutulabilir.

Emsal değeri

Çek hesabı açılışındaki yükümlülüklerin ihlaline dayalı olarak bankaya karşı dava açılabilmesi için çeke dayalı müracaat yollarının tüketilmiş ve zararın kesinleşmiş olması gerektiği; ceza şikâyetinin bu tüketme sayılmadığı yönlerinden emsal değer taşır.

Kavramlar: çek hesabı açılışında bankanın yükümlülükleri çek karnesi verilmesinde kusur müracaat borçluları müracaat yollarının tüketilmesi erken açılan dava illiyet bağı karşılıksız çek şikâyeti basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/337 E.  ,  2024/4151 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/717 Esas, 2022/1579 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/460 E., 2019/1028 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin T.Halk Bankası A.Ş. .... Şubesi müşterisinin davalı banka nezdindeki hesabına keşide edilmiş 9777992 ve 9777993 seri numaralı iki adet çekin hamili olduğunu, söz konusu çeklerin banka şubesine ibraz edildiğinde, “keşideci imzası ile banka kayıtlarındaki imza örneği tutmadığından işlem yapılmamamıştır” denilerek işlem yapılmadığını, çekin bankaya ibrazında bankanın varsa çek karşılığını ve banka garanti tutarını ödemek zorunda olduğunu, bankanın çekteki keşideci imzasını kontrol yükümlülüğünün olduğunu, bunun bankanın kusursuz sorumlulukları arasında bulunduğunu, bankaların çek karnesi vereceği müşterilerinin ticari itibarlarını ve borç ödeme yeteneklerini araştırması ve olumlu bulması halinde çek karnesi vermesi gerektiğini, aksi halde oluşacak zarardan bankanın sorumlu olacağını, müvekkili bankanın sözkonusu çeklerden kaynaklı alacağını tahsil edemediğini, bankanın çeklerde yer alan imza sirkülerin gereken dikkat ve özene aykırı şekilde denetlememiş olması ve uygun şekilde kontrol etme yükümlülüğüne aykırı davranmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, çekleri ibraz eden hamil olmadığını, çeklerin bankaya ibrazından sonra dava dışı ...’a ciro edildiğini, çek taahhüt bedellerini tahsil eden dava dışı şahsın dava açması gerektiğini, müvekkili bankanın ibraz edilen çek yapraklarını inceledikten sonra işleme aldığını, çek keşidecesinin imzasının banka kayıtlarındaki imza ile benzerlik göstermesi nedeniyle karşılığının olup olmadığını kontrol ettiğini, çeklerin karşılıklarının olmaması nedeniyle durumun çek arkalarına yazıldığını, müvekkili bankanın her çek yaprağı için garanti yükümlülüğünün çekleri ibraz eden yetkili hamile ödendiğini, yapılan işlemlerde müvekkiline bir kusur atfedilemeyeceğini, davacının hamili olduğu çeklere dayalı olarak diğer müracaat borçlularına, keza çekleri kendisine ciro ve teslim eden müşterisine karşı da esas akdi ilişki içerisinde başvuruda bulunarak alacağını alamadığını belgelemiş olması gerektiğini, davada bu gerekliliğin yerine getirmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından çek hesabı açarak çek karnesi verdiği ...’in imzaladığı 24.03.2016 tarihli, 260.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi ile ...’e ait imza sirkülerini sunmuşsa da çek hesabı açıp çek karnesi teslim edereken alması gereken; yasaklılık durumuna ilişkin Risk Merkezi ile adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını, ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesine ilişkin belgeleri ibraz etmediği, davacının söz konusu çeklere dayalı olarak çeklerin müracaat borçlularına karşı icra takibi yapıp yapmadığı, alacak davası açıp açmadığının belli olmadığı, dosyadaki belgelerden davacının bu çekler nedeniyle dava tarihi itibariyle zararının doğup doğmadığının belirlenemediği, davacının, asıl akdi ilişki içinde çek müracaat borçlularından alacağının tahsil edemediğini belgelemeden bankaya karşı sorumluluk davası açamayacağı, davacı şirketin çekleri kendisine ciro eden ...

Ev Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ile aralarında 2015 yılından itibaren devam eden bir ticari ilişkisi mevcut olduğu, ... Ev Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.’ne satılan ürünlerin bedellerinin genellikle müşteri çekleri ile ödendiği, davacı’nın dava konusu çekleri de yılların getirdiği ticari güven ilişkisi içinde ... Ev Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.’den ciro yolu ile aldığı, davacının sadece kendisine çekleri ciro ve teslim eden ... Ev Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ile olan ticari ilişkisi çerçevesinde ve ... Ev Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.’ne olan ticari güveni ile çekleri aldığı, davalı bankanın yasanın aradığı bilgi ve belgeleri tam olarak almadığı, çek hesabı açtığı kişinin ekonomik ve sosyal durumu hakkında gerekli araştırmayı yapmadığı, ...’e çek hesabı açarken bankanın kusuru bulunmakla birlikte davacının zararının doğmasında bu kusurun etkisinin bulunmadığı, zararın tamamen davacının ...

Ev Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ile olan ticari ilişkisi çerçevesinde ve ... Ev Ürünleri Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.’ne olan ticari güven sonucu oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın, dava dışı ... Ev Ürünleri Pazarlama Anonim Şirketine çek defteri vermeden önce gerekli araştırmayı yapmadığını, çek defteri vermeden evvel gerekli tüm belgelerin bu şirketten istenmiş olduğuna dair hiçbir belge de sunulmadığını, davalı bankanın çek hesabı açtığı bu şirketin uzun zamandır borç içinde olduğunu, başka şirketler kurarak ... A.Ş.' nin içinin boşaltılıyor olduğunun basit bir internet araştırması ile dahi ortaya çıkabileceğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, davalı bankanın araştırma yapmadığının mahkemece tespit edildiğini, bankanın çek karnesi verilirken araştırma yükümlülüğü bulunduğunu, bankanın basiretli tacir sorumluluğunun henüz çek hesabı açılıp çek karnesi verilirken başladığını, açıkça borca batık bir şirkete çek karnesi vermesi nedeniyle yükümlülüklerini ihmal ettiğini, basiretli davranmadığını, mahkemece bankanın kusurlu olduğunu kabul etmesine rağmen müvekkili şirketin zararı ile bu kusur arasında illiyet bağının olmadığını düşünmenin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde illiyet bağının kesildiğine ilişkin açıklamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin keşideci hakkında çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmesi gerektiği, davacının bu yolları denemeden ve tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesinin doğru olmadığı, çek bedelinin kısmen yada tamamen tahsil edilemez hale gelmiş olmasının kesin olarak ortaya çıkmasından sonra en erken bu anda davanın açılması gerektiği, davalı bankanın cirantaların çeklerini ödememesinden sorumlu tutulması sözkonusu değil ise de çek karnesini keşideci ...'e vermekte bir kusuru var ise sorumlu tutulabileceği, keşideci hakkında karşılıksız çek suçundan şikayetçi olunmasının tüm yolların tüketilmesi olarak kabul edilemeyeceği gibi müflis cirantaların iflas masalarından bir başvuru ve tahsilat yapılıp yapılmadığının da belli olmadığından eldeki davanın erken açıldığının kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince verilen karar sonucu itibariyle doğru olsa da gerekçede yasal yollar tüketilmeden davanın açıldığı gerekçesinin yanında zararın ...

A.Ş.'nin ekonomik durumunun bozulmasından doğduğu ve davacının kusurlu bulunduğu gerekçesine yer verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın gerekçesi nedeniyle kaldırılmasına, erken açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında keşideci hakkında yasal yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle çek bedelinin tahsil edilememesinden kaynaklanan zararının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/19128 E., 2016/6001 K. sayılı 31.5.2016 tarihli ilamı.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.