6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesi sona erince ariyetin iadesi ve cezai şart koşulları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/329 E. 2022/1630 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Sözleşmede fesih halinde ariyetlerin geç iadesi için cezai şart öngörülmüşse ve bu hüküm sözleşmenin bir tarafça feshedilmesi ile ihtarda bulunulmasına rağmen ariyetlerin iade edilmemesi koşuluna bağlanmışsa, sözleşme feshedilmeyip süre sonunda kendiliğinden sona ermişse ve iade için ihtar çekilmemişse cezai şart talep koşulları oluşmaz; ariyet alan taraf iade yükümlülüğü altında olsa da bu yükümlülüğün ihlali cezai şart hükmünün öngördüğü geç teslim olgusuyla örtüşmez. Ariyet bedelinin tespitinde ise, defter değeri esas alınarak dava tarihi itibariyle amortisman düşülmüş rayiç değer üzerinden yapılan hesaplama usule uygun kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Ariyet bedelinin hesaplanma yöntemi → ret

İddia: Davacı, ariyetlerin defter değerine göre amortisman düşülerek 20.951,03-TL olarak hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunda satış değeri esas alınarak 12.570,62-TL'ye düşürülmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İadesi gereken ariyet bedelinin tespitinde, defter değerleri de gözetilerek dava tarihi itibariyle amortisman bedelleri düşülmek suretiyle ariyetlerin rayiç değeri dikkate alınmalıdır. İlk derece mahkemesince alınan kök bilirkişi raporunda bu esaslar doğrultusunda ariyet konusu malların defter değeri de dikkate alınarak, rayiç değer üzerinden hesaplama yapılarak beş yıllık kullanım süresine karşılık gelen amortisman düşülmek suretiyle ariyet bedeli hesaplanmıştır. Usulüne uygun ve denetime elverişli hesaplama içeren bilirkişi raporu doğrultusunda ariyet bedelinin tespitinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona ermesi halinde cezai şart talep edilebilmesinin koşulları → ret

İddia: Davacı, sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona ermesi halinde ihtar çekme ve süre tayin etme zorunluluğu bulunmadığını, TBK 379 uyarınca ariyet alanın süre sonunda ariyetleri iade ile mükellef olduğunu, davalının ariyetleri iade etmemesi nedeniyle cezai şart alacağının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının cezai şart talebi bayilik sözleşmesinin 15. maddesine dayanmaktadır. Sözleşmenin 14. maddesinde davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshi usulü ile haklı fesih sebepleri düzenlenmiş olup, 15. maddede ise bu feshin sonuçları ve bu kapsamda davacının fesih ihbarına rağmen ariyetlerin iade edilmemesi halinde bayi tarafından cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir. Madde hükmü gereği cezai şarta hükmedilebilmesi için sözleşmenin davacı tarafça feshi, ayrıca davacının ariyet iadesi için ihtarda bulunması ile ariyetlerin bu ihtara rağmen iade edilmemesi koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Oysa somut olayda sözleşme feshedilmemiş olup, süre sonunda kendiliğinden sona ermiştir. İlave olarak davacının ariyetlerin iadesi hususunda davalıya yönelik bir ihtarı da bulunmamaktadır. Sözleşmenin sona ermesiyle davalının ariyetleri iade yükümlülüğü doğmuş olsa da, cezai şart hükmüne dayanak geç teslim olgusundan söz edilmesi mümkün olmadığından, cezai şart alacağı talep koşulları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona ermesi ile fesih yoluyla sona ermesi arasındaki farkın, sözleşmede feshe bağlı olarak düzenlenmiş cezai şart hükmünün uygulanabilirliği yönünden ayrıştırılması bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi ariyet cezai şart amortisman rayiç değer fesih ihtar

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/329

KARAR NO 2022/1630

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/11/2019

NUMARASI 2018/328 Esas 2019/1039 Karar

DAVA

Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/11/2022

Davanın kısmen kabul-kısmen reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01/12/2012 tarihinde otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalının faaliyette bulunması için kendisine müvekkili tarafından bir kısım demirbaşların ariyet olarak verildiğini, bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süre sonunda kendiliğinden sona erdiğini, sözleşme hükümlerine göre davalının kendisine ariyet olarak verilen demirbaşları aynen iade etme yükümlülüğü bulunduğunu, ancak davalının bu demirbaşları teslim etmediğini, davalının demirbaşları teslim aldığı gibi iade etmesi, aynen iadesi mümkün değilse bedellerini ödemesi gerektiğini, davalının ayrıca bayilik sözleşmesinin 15/b maddesine göre ariyet aldığı demirbaşları müvekkiline iadede geciktiği beher gün için 1.000-USD ödemekle mükellef olduğunu belirterek, sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle mezkur demirbaşların müvekkiline iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde şimdilik 20.951,03-TL'nin demirbaşların davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, cezai şart alacağı için şimdilik 4.000-TL'nin teslimde geciken her gün itibariyle işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 31/05/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, cezai şart talebini 523.293-TL artırarak 527.293-TL olarak ıslah etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı şirketin, sözleşmenin kendiliğinden bitimi ile ariyetlerin 15. maddeye göre iadesini talep ettiğini, ancak sözleşmenin 15. maddesindeki fesih sonuçlarının, sözleşmenin süresinden önce taraflardan biri tarafından haklı-haksız feshedilmesi nedenine dayalı olduğunu, sözleşme genelinde 12. maddeye göre 5 yıllık sürenin hitamında ariyetlerin iade edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dava dilekçesinden hangi ariyetlerin iadesinin talep edildiğinin anlaşılmadığını, ariyetlerin bedelinin davacı ile müvekkili arasındaki direkt borçlanma sisteminden (DBS) otomatik olarak 14/02/2018 tarihinde 30.000-TL olarak çekildiğini, ariyetlerin teknik özellikleri dikkate alındığında 5 yıllık yıpranma payı dikkate alındığında ekonomik değerlerinin bulunmadığını, sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olması nedeniyle sözleşmeye dayanarak cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki sözleşmenin 15.

maddesinde süresinden önce sözleşmenin feshi halinde cezai şart talep edilebileceği yazılı olup, cezai şart koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; sözleşmenin süresinin 12. maddede imza tarihinden itibaren 5 yıl olarak belirlendiği, sözleşmenin 01/02/2017 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, sözleşmenin feshi başlığı altında düzenlenen 15. maddenin b bendinde; bayinin ...'in feshi ihbarında tayin edeceği müddet içinde kendisine ariyet olarak verilmiş malzemeleri teslim aldığı gibi mükemmel bir şekilde ...'e iade ve teslim ile mükellef olduğu, teslimin gecikmesi halinde ...'in her türlü kanun yollarına başvuracağı gibi bayinin geciken her gün için ...'e cezai şart olarak 1.000-USD ödemeyi kabul ve taaahüt ettiğinin belirtildiği, sözleşmenin süre bitimi ile kendiliğinden sona erdiği, sözleşmenin bu maddesi sözleşmenin feshi halinde uygulanacak bir madde olduğu gibi, ayrıca ilgili maddede ...'in feshi ihbarında tayin edeceği müddet içinde teslim edileceğinin belirtildiği, ancak davacı tarafça davalı tarafa sözleşmenin feshine ve ariyet konusu malların teslim edilmesine yönelik bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafça ibraz edilen ariyetlerin karşısında ''..bayi tarafından satın alınacaktır.'' ibaresinin yazılı olduğu, davacı tarafça, davalının ariyet malları satın almak istediğini, proforma fatura kestikleri, ancak davalı tarafın satın almadığı gibi ariyet konusu malları teslim de etmediğinin belirtildiği, bu tespitler doğrultusunda davacı tarafın ariyet konusu malları davalı tarafa satmak istediği, davalı tarafın da bu malları almak istediği yönünde irade ortaya koyduğu, bu hali ile ariyet konusu mallarının satılmak istendiğine yönelik açık irade beyanına rağmen, ariyet konusu malların iadesinin geciktiği gerekçesi ile cezai şart talebinde bulunmanın dürüstlük kuralına aykırı olduğu, aynı zamanda sözleşmede malların nerede ve ne şekilde teslim edileceği hususunun belirtilmediği, sözleşmenin 15.

maddesinde ariyet konusu malların teslim alındığı şekilde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, ariyet konusu malların bayinin adresinde teslim edildiği, dolayısı ile iadesinin de bayide demirbaşların bulunduğu yerde yapılması gerektiği, davacı tarafça, ariyet konusu malların bayiden ifa yerine gidilip talep edildiğine ilişkin bir delil ortaya konulmadığı, bu hali ile ariyet konusu malların iadesinin geciktiği gerekçesi ile cezai şart talep edilmesinin yerinde görülmediği, davalı tarafça ariyet konusu malların bedeli olarak 30.000-TL'nin davacı tarafça çekildiğini kanıtlar delil ibraz edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 12.570,62-TL ariyet bedelinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin ariyet bedeli ile cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; ariyetlerin defter değerine göre amortisman düşülerek 20.951,03-TL talep ettiklerini, bu düşüme rağmen satış değeri şeklinde bir hesaba girilerek demirbaş bedelinin 12.570,62-TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin sadece sözleşmenin 14. maddesine göre fesih halinde ihtar çekerek ariyetlerin teslimini talep edebileceğini, sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona ermesi halinde müvekkilinin ihtar çekme ve süre tayin etme zorunluluğunun bulunmadığını, TBK'nın 379. maddesine göre ariyet alanın süre sonunda ariyetleri iade ile mükellef olduğunu, bu hususta kendisine ihtar çekilmesine gerek olmadığını, davalının, ariyetleri bayilik ilişkisinin sona ermesine rağmen iade etmediğini, bu nedenle cezai şart alacağı taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin süre sonunda kendiliğinden sona ermesi nedeniyle, davalı bayiye ariyet olarak verilen malların iadesi ile iadede gecikme nedenine dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında 01.12.2012 tarihli ve beş yıl süreli otogaz bayilik sözleşmesi akdedildiği, sözleşme gereğince bir kısım malların davacı tarafça davalı bayiye ariyet olarak teslim edildiği, sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona erdiği anlaşılmaktadır. Bayilik sözleşmesinin feshin sonuçları başlıklı 15. maddesinin b bendinde; bayinin, ...'in feshi ihbarında tayin edeceği müddet içinde kendisine ariyet olarak verilmiş olan malzemeleri teslim aldığı gibi ...'e iade ve teslim ile mükellef olduğu, teslimin gecikmesi halinde ...'in her türlü kanun yollarına başvuracağı gibi bayinin, geciken her gün için ...'e cezai şart olarak 1.000-USD ödemeyi kabul ve taaahüt ettiği hüküm altına alınmıştır.

Ariyet malların davalıya teslim edildiği sabittir. Sözleşmenin de süre bitimi ile kendiliğinden sona erdiği tarafların kabulündedir. Bu durumda davalı bayi, kendisine teslim edilmiş olan ariyetleri iade yükümlülüğü altındadır. İadesi gereken ariyet bedelinin tespitinde, defter değerleri de gözetilerek dava tarihi itibariyle amortisman bedelleri düşülmek suretiyle ariyetlerin rayiç değeri dikkate alınmalıdır. İlk derece mahkemesince alınan kök bilirkişi raporunda; bu esaslar doğrultusunda ariyet konusu malların defter değeri de dikkate alınarak, rayiç değer üzerinden hesaplama yapılarak beş yıllık kullanım süresine karşılık gelen amortisman düşülmek suretiyle ariyet bedeli hesaplanmıştır. Bu durumda usulüne uygun ve denetime elverişli hesaplama içeren bilirkişi raporu doğrultusunda ariyet bedelinin tespitinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davacı vekilinin ariyetlerin bedeline yönelik ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Davacının cezai şart talebi ise, bayilik sözleşmesinin yukarıda açıklanan 15. maddesine dayanmaktadır. Sözleşmenin 14. maddesinde, ...'in sözleşmeyi haklı nedenle feshi usulü ile haklı fesih sebepleri düzenlenmiş olup, 15. maddede ise bu feshin sonuçları ve bu kapsamda ...'in fesih ihbarına rağmen ariyetlerin iade edilmemesi halinde bayi tarafından cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir. Madde hükmü gereği cezai şarta hükmedilebilmesi için; sözleşmenin davacı tarafça feshi, ayrıca davacının ariyet iadesi için ihtarda bulunması ile ariyetlerin bu ihtara rağmen iade edilmemesi koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Oysa somut olayda sözleşme feshedilmemiş olup, süre sonunda kendiliğinden sona ermiştir.

İlave olarak davacının ariyetlerin iadesi hususunda davalıya yönelik bir ihtarı da bulunmamaktadır. Bu durumda sözleşmenin sona ermesiyle davalının ariyetleri iade yükümlülüğü doğmuş olsa da, cezai şart hükmüne dayanak geç teslim olgusundan söz edilmesi mümkün olmadığından, cezai şart alacağı talep koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davacının cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/11/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149177 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/385 E. 2024/3990 K. · Onandı

Süre bitimiyle sona eren bayilikte cezai şart koşullarının oluşmaması

Gerekçe özeti

Cezai şart, sözleşmede bağlandığı koşullar gerçekleşmedikçe istenemez: fesih hâline ve fesih ihbarında verilecek süre içinde iade edilmemesine bağlanmış cezai şart, sözleşmenin süre bitimiyle kendiliğinden sona erdiği ve iade için ihtar çekilmediği durumda talep edilemez; bu hâlde iade yükümlülüğü doğsa da geç teslim olgusundan söz edilemez. İade edilmeyen ariyet mallarının bedeli, defter değerleri gözetilerek dava tarihi itibarıyla amortisman düşülmek suretiyle rayiç değer üzerinden hesaplanır.

Emsal değeri

Fesih hâline bağlanmış cezai şart hükmünün, sözleşmenin süre bitimiyle kendiliğinden sona erdiği durumda uygulanamayacağı ve ariyet bedelinin amortisman düşülerek rayiç değer üzerinden hesaplanacağı yönündeki kabul, Yargıtay'ca onanmakla emsal değer taşır.

Kavramlar: ariyet cezai şart sözleşmenin süre bitimiyle sona ermesi fesih ihbarı ihtar amortisman rayiç değer

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/385 E.  ,  2024/3990 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/329 Esas, 2022/1630 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/328 E., 2019/1039 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 01/12/2012 tarihinde otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalının faaliyette bulunması için kendisine müvekkili tarafından bir kısım demirbaşların ariyet olarak verildiğini, bayilik sözleşmesinin 5 yıllık süre sonunda kendiliğinden sona erdiğini, sözleşme hükümlerine göre davalının kendisine ariyet olarak verilen demirbaşları aynen iade etme yükümlülüğü bulunduğunu, ancak davalının bu demirbaşları teslim etmediğini, davalının demirbaşları teslim aldığı gibi iade etmesi, aynen iadesi mümkün değilse bedellerini ödemesi gerektiğini, davalının ayrıca bayilik sözleşmesinin 15/b maddesine göre ariyet aldığı demirbaşları müvekkiline iadede geciktiği her gün için 1.000,00 dolar ödemekle mükellef olduğunu ileri sürerek sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle mezkur demirbaşların müvekkiline iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde şimdilik 20.951,03 TL'nin demirbaşların davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, cezai şart alacağı için şimdilik 4.000,00 TL'nin teslimde geciken her gün itibariyle işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 31/05/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, cezai şart talebini 523.293,00 TL artırarak 527.293,00 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin, sözleşmenin kendiliğinden bitimi ile ariyetlerin 15. maddeye göre iadesini talep ettiğini, ancak sözleşmenin 15. maddesindeki fesih sonuçlarının, sözleşmenin süresinden önce taraflardan biri tarafından haklı-haksız feshedilmesi nedenine dayalı olduğunu, sözleşme genelinde 12. maddeye göre 5 yıllık sürenin hitamında ariyetlerin iade edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dava dilekçesinden hangi ariyetlerin iadesinin talep edildiğinin anlaşılmadığını, ariyetlerin bedelinin davacı ile müvekkili arasındaki direkt borçlanma sisteminden (DBS) otomatik olarak 14/02/2018 tarihinde 30.000,00 TL olarak çekildiğini, ariyetlerin teknik özellikleri dikkate alındığında 5 yıllık yıpranma payı dikkate alındığında ekonomik değerlerinin bulunmadığını, sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olması nedeniyle sözleşmeye dayanarak cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki sözleşmenin 15.

maddesinde süresinden önce sözleşmenin feshi halinde cezai şart talep edilebileceği yazılı olup, cezai şart koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin süresinin 12. maddede imza tarihinden itibaren 5 yıl olarak belirlendiği, sözleşmenin 01/02/2017 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, sözleşmenin feshi başlığı altında düzenlenen 15. maddenin b bendinde; bayinin Akpet'in feshi ihbarında tayin edeceği müddet içinde kendisine ariyet olarak verilmiş malzemeleri teslim aldığı gibi mükemmel bir şekilde Akpet'e iade ve teslim ile mükellef olduğu, teslimin gecikmesi halinde Akpet'in her türlü kanun yollarına başvuracağı gibi bayinin geciken her gün için Akpet'e cezai şart olarak 1.000,00 dolar ödemeyi kabul ve taaahüt ettiğinin belirtildiği, sözleşmenin süre bitimi ile kendiliğinden sona erdiği, sözleşmenin bu maddesinin fesih halinde uygulanacak bir madde olduğu, ayrıca ilgili maddede Akpet'in feshi ihbarında tayin edeceği müddet içinde teslim edileceğinin belirtildiği, ancak davacı tarafça davalı tarafa sözleşmenin feshine ve ariyet konusu malların teslim edilmesine yönelik bir bildirim yapılmadığı, davacı tarafça ibraz edilen ariyet listesinde talep edilen ariyetlerin karşısında ''..bayi tarafından satın alınacaktır.'' ibaresinin yazılı olduğu, davacı tarafça, davalının ariyet malları satın almak istediğini, proforma fatura kestikleri, ancak davalı tarafın satın almadığı gibi ariyet konusu malları teslim de etmediğinin belirtildiği, bu tespitler doğrultusunda davacı tarafın ariyet konusu malları davalı tarafa satmak istediği, davalı tarafın da bu malları almak istediği yönünde irade ortaya koyduğu, bu hali ile ariyet konusu mallarının satılmak istendiğine yönelik açık irade beyanına rağmen, ariyet konusu malların iadesinin geciktiği gerekçesi ile cezai şart talebinde bulunmanın dürüstlük kuralına aykırı olduğu, aynı zamanda sözleşmede malların nerede ve ne şekilde teslim edileceği hususunun belirtilmediği, sözleşmenin 15.

maddesinde ariyet konusu malların teslim alındığı şekilde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, ariyet konusu malların bayinin adresinde teslim edildiği, dolayısı ile iadesinin de bayide demirbaşların bulunduğu yerde yapılması gerektiği, davacı tarafça, ariyet konusu malların bayiden ifa yerine gidilip talep edildiğine ilişkin bir delil ortaya konulmadığı, bu hali ile ariyet konusu malların iadesinin geciktiği gerekçesi ile cezai şart talep edilmesinin yerinde görülmediği, davalı tarafça ariyet konusu malların bedeli olarak 30.000,00 TL'nin davacı tarafça çekildiğini kanıtlar delil ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.570,62 TL ariyet bedelinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin ariyet bedeli ile cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ariyetlerin defter değerine göre amortisman düşülerek 20.951,03 TL talep ettiklerini, bu düşüme rağmen satış değeri şeklinde bir hesaba girilerek demirbaş bedelinin 12.570,62 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin sadece sözleşmenin 14. maddesine göre fesih halinde ihtar çekerek ariyetlerin teslimini talep edebileceğini, sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona ermesi halinde müvekkilinin ihtar çekme ve süre tayin etme zorunluluğu bulunmadan cezai şart talep edebileceğini, davalının, ariyetleri bayilik ilişkisinin sona ermesine rağmen iade etmediğini, bu nedenle cezai şart alacağı taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iadesi gereken ariyet bedelinin tespitinde, defter değerleri de gözetilerek dava tarihi itibariyle amortisman bedelleri düşülmek suretiyle ariyetlerin rayiç değerinin hesaplanacağı, alınan kök bilirkişi raporunda; bu esaslar doğrultusunda ariyet konusu malların defter değeri de dikkate alınarak, rayiç değer üzerinden hesaplama yapılarak beş yıllık kullanım süresine karşılık gelen amortisman düşülmek suretiyle ariyet bedelinin hesaplandığı, taraflar arasındaki sözleşme hükmü gereği cezai şarta hükmedilebilmesi için; sözleşmenin davacı tarafça feshi, ayrıca davacının ariyet iadesi için ihtarda bulunması ile ariyetlerin bu ihtara rağmen iade edilmemesi koşullarının gerçekleşmesi gerektiği, somut olayda sözleşme feshedilmemiş olup, süre sonunda kendiliğinden sona erdiği, davacının ariyetlerin iadesi hususunda davalıya yönelik bir ihtarı da bulunmadığı, sözleşmenin sona ermesiyle davalının ariyetleri iade yükümlülüğü doğmuş olsa da, cezai şart hükmüne dayanak geç teslim olgusundan söz edilmesi mümkün olmadığından, cezai şart alacağı talep koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin süre sonunda kendiliğinden sona ermesi nedeniyle, davalı bayiye ariyet olarak verilen malların iadesi ile iadede gecikme nedenine dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 379 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.