6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sermaye taahhüdü ödeme süresinin yönetim kurulunca dürüstlük kuralına uygun belirlenmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/304 E. 2022/1619 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Anonim şirket esas sözleşmesinde sermaye artırımı sonucu taahhüt edilen bakiye payların ödeme süresinin belirlenmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verilmişse, yönetim kurulunun bu yetkiyi dürüstlük kuralına ve eşit işlem ilkesine aykırı kullandığına dair delil bulunmadıkça, mahkemece bu süreye ek mehil verilmesi talep edilemez; kanunda alacaklının belirlediği vadenin mahkeme kararıyla değiştirilmesine veya uzatılmasına ilişkin bir düzenleme yoktur.

Ele alınan sorunlar

İştirak taahhüdünün ifası için mahkemece ek süre verilip verilemeyeceği → ret

İddia: Davacı, şirket sermaye artırımına iştirak taahhüdünde bulunmuş olup, yönetim kurulunca bakiye sermaye borcunun ödenmesi için tanınan sürenin çok kısa olduğunu, bu nedenle mahkemece ek mehil verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK m. 481 uyarınca pay bedellerinin yönetim kurulu tarafından ilan yoluyla istenmesi ve ödeme tarihinin belirlenmesi öngörülmüştür. Davalı şirketin esas sözleşmesinin 6. maddesinde, taahhüt edilen payların %75'inin yönetim kurulunun alacağı kararlara göre esas sözleşmenin tescilinden itibaren 24 ay içinde ödeneceği belirtilerek bu konuda yönetim kuruluna açıkça yetki verilmiştir. Yönetim kurulunun bu yetkisini kullanarak belirlediği vadeye, alacaklının muacceliyet ihtarıyla saptadığı vadenin mahkeme kararıyla değiştirilmesi veya uzatılmasına ilişkin kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Yönetim kurulunun süreyi belirlerken dürüstlük kuralına veya eşit işlem ilkesine aykırı davrandığına ilişkin herhangi bir delil bulunmamaktadır; aksine yönetim kurulu, ilk belirlediği ödeme süresini sonradan kendiliğinden uzatmıştır. Bu durumda davacının bakiye sermaye taahhüdü borcu için ek süre talebi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sermaye artırımı genel kurul kararına ilişkin başka bir davanın (tür değişikliği iptali davası) sonucunun bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı → ret

İddia: Davacı, davalı şirketin kooperatiften anonim şirkete dönüşmesine ilişkin genel kurul kararının iptali için açılan başka bir davanın (İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1394 Esas) sonucunun beklenmesi gerektiğini, bu davanın lehe sonuçlanma ihtimalinin gözönünde bulundurulmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bahsi geçen dava, davalı şirketin kooperatiften anonim şirkete dönüşmesine ilişkindir; eldeki dava ise sermaye taahhüdünün yerine getirilmesi için ek süre verilmesi istemine ilişkindir. Sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararına karşı açılmış bir iptal davası bulunmadığından, tür değişikliğine ilişkin dava dosyasının sonucunun eldeki dava için bekletici mesele yapılmasında herhangi bir gereklilik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı tarafın disiplin para cezası ve avukatlık ücreti talebi → ret

Gerekçe: Şartları oluşmadığından davalı tarafın HMK 351. madde yollamasıyla 329. madde uyarınca ileri sürdüğü avukatlık ücreti ve disiplin para cezası talebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Esas sözleşmede sermaye borcunun ödeme süresinin belirlenmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi halinde, bu yetkinin dürüstlük kuralına/eşit işlem ilkesine aykırı kullanıldığı ispatlanmadıkça mahkemece ek süre verilemeyeceği ve alacaklının belirlediği vadenin mahkeme kararıyla değiştirilemeyeceği yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye artırımı iştirak taahhüdü ek mehil eşit işlem ilkesi dürüstlük kuralı yönetim kurulu yetkisi bekletici mesele

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 481 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 351HMK 329

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/304

KARAR NO 2022/1619

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/11/2019

NUMARASI 2019/343 Esas 2019/785 Karar

DAVA

İştirak Taahhüdünün İfası için Ek Süre

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin, sigorta alanında faaliyet gösteren bir kooperatif şirketi iken, 27.11.2017 tarih olağanüstü genel kurul toplantısı ile tür değişikliğine gittiğini, anonim şirkete dönüştüğünü, gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı ile müvekkili dahil olmak üzere birçok kooperatif pay sahibinin haklarının ihlal edildiğini, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/832 Esas sayılı dosyası ile ikame edilen davaya ilişkin düzenlenen bilirkişi raporunda davalı şirketin pay sahiplerinden olan ... Ltd. Şti.'nin davalı şirkette ortak sıfatını koruduğuna ilişkin görüş bildirildiğini, davalı şirket tarafından 26.11.2018 tarihli ve 9710 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan Sermaye Taahhüdünü Ödemeye Çağrı İlanı'nda taraflarına verilen sürenin minimum düzeyde olması sebebi ile taraflarından ek mehil talebinde bulunulduğunu, ancak bu taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini belirterek hak kaybına uğramamak adına 10.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin kararın yürütülmesinin durdurulması ve taraflarına ödeme tahhüdünü yerine getirebilmeleri adına ek mehil verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının talebinin ne olduğunun anlaşılamadığını, birbiri ile çelişen içeriği ve hukuk usulüne uymayan niteliği itibariyle talebin bizatihi kendisinin açıklanmaya muhtaç olduğunu, davacı tarafın 10/02/2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının iptali talebinin 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olup davanın bu süre içerisinde açılmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davalı şirket tarafından sermaye artırımı sürecinin sigorta mevzuatı ve TTK ile ilgili ikincil mevzuata ve şirket ana sözleşmesine uygun şekilde yürütüldüğünü, müvekkili şirket yönetim kurulu tarafından 16/11/2018 tarihinde alınan kararla iştirak taahhüdünün 28/12/2018 tarihine kadar yerine getirilmesinin ilan edildiğini, davalının iştirak süresinin uzatılması için 17/12/2018 tarihinde talepte bulunduğunu, davacının talebinin 21/12/2018 tarihinde reddedildiğini, 31/12/2018 tarihinde davacı gibi taahhüdünü yerine getirmeyen ortaklar yönünden sürenin 11/02/2019 tarihine kadar uzatılmasına rağmen davacının taahhüdünü yerine getirmediğini, sürenin uzatılması nedeniyle bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davalı tarafından sermaye taahhütlerini yerine getirmeyen davacı taraf dahil bir kısım ortak bakımından temerrüt ve ıskat dahil tüm sonuçların mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü ve yürütülmeye devam ettiğini, davacı tarafından emsal gösterilen ve celbi istenilen dava dosyalarının huzurdaki dava ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı şirketin 10/02/2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar ile 66.608-TL olan sermayesinin, 10.650.000-TL'ye çıkartılmasına karar verildiği, yönetim kurulu kararının şirket ortaklarına tebliğ edilerek, davacının da aralarında bulunduğu ortaklara yeni pay alma hakkının verildiği, davalı şirketin değiştirilen esas sözleşmesinin 6. maddesi ile "Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin %25'i ödenmiş olup, kalan %75'i yönetim kurulunun alacağı kararlara göre bu esas sözleşmenin tescilinden itibaren 24 ay içinde ödenecektir'' şeklinde karar verildiği, bu konuda yönetim kurulunun yetkilendirildiği, davalı şirket yönetim kurulunun 16.11.2018 tarih ve 2018/32 sayılı kararıyla pay sahiplerinin bakiye sermaye borçları olan toplam 7.937.541,89-TL'yi 28.12.2018 tarihine kadar ödemeye çağrıda bulunduğu, çağrının şirketin internet sayfasında ve 26.11.2018 tarih 9710 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, alacaklının muacceliyet ihtarıyla belirlenen vadenin mahkeme kararı ile değiştirilmesi veya uzatılmasına dair bir düzenlemenin kanunda bulunmadığı, davacının iştirak taahhütnamesini imzalayarak sermaye taahhüdünde bulunduğu, bakiye sermaye borcunun ödenmesinde ortaklar arası haksız farklılar yaratılmasının eşit işlem ilkesine aykırı olacağı, davalı şirketin kooperatiften anonim şirkete dönüşmesine karar verilen genel kurul kararının iptal edilmesi hususunda İstanbul Anadolu 3.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1394 esas sayılı dava dosyasında genel kurul kararının uygulanmasının durdurulması hususunda bir tedbir kararı verilmediği, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 5/(3) maddesi gereğince sermayenin artırılması zorunluluğu bulunduğu, bu nedenle İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1394 esas sayılı dava dosyasının sonucunun beklenilmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin kooperatiften anonim şirkete dönüşmesine karar verilen genel kurul kararının iptal edilmesine ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1394 Esas sayılı dava dosyası üzerinden iptal davası açıldığını, davanın lehe sonuçlanma ihtimalinin gözönünde bulundurulmadığını, davalı şirketin anonim şirkete dönüştürülmesinde hukuka aykırılıklar bulunduğunu, bu yönüyle sermaye artırmına gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/832 Esas sayılı dosyasından ... Ltd Şti'nin davalı şirkette ortak sıfatını koruduğuna karar verildiğini, şirket ortaklarının belirli bile olmadığı kooperatif tarafından tür değişikliğine gidilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, şirket sermayesinin artırılmasının pay sahiplerine ağır bir yükümlülük getirmesi nedeniyle 2 aylık ek mehil talep edildiğini, davalı şirket yönetim kurulunda taahhüdün yerine getirilmesi için verilen sürenin çok kısa olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, sermaye artırımına iştirak nedeniyle taahhüt edilen sermayenin ödenmesi için ek mehil verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, 10/02/2018 tarihinde şirket sermayesinin artırımına karar verildiğini, kendisinin sermaye artırımına iştirak ettiğini, ancak yönetim kurulu tarafından iştirak taahhüdünün yerine getirilmesi için belirlenen sürenin kısa olduğunu belirterek ek süre verilmesini talep etmiştir.Davalı şirketin 27/11/2017 günlü olağanüstü genel kurul toplantısında anonim şirkete dönüştürülmesine karar verilmiştir. Davalı şirket 10.02.2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararı ile sermayesini 66.608-TL'den 10.650.000-TL'ye yükseltmiştir. Sermaye artırım kararı sonucunda davacının sermaye artırımına iştirak ederek 08.03.2016 tarihinde rüçhan hakkını kullanarak iştirak taahhütnamesi imzaladığı, anılan iştirak taahhütnamesine göre taahhüt edilen sermayenin 613.000,34-TL'nin davacı tarafından ödendiği, davacının bakiye sermaye taahhüdü borcunun 1.839.001,01-TL olduğu, davalı Şirket Yönetim Kurulu'nun 16.11.2018 tarih ve 2018/32 sayılı karar ile pay sahiplerinin bakiye sermaye borçları olan toplam 7.937.541,89-TL'yi 28.12.2018 tarihine kadar ödemeye çağrıda bulunmaya karar verdiği ve çağrının şirketin internet sayfasında ve 26.11.2018 tarihli ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır.

Aralarında davacının da bulunduğu bazı pay sahipleri tarafından 17.12.2018 tarihli yazı ile bakiye sermaye taahhüdü borçlarını ödemeleri için 2 ay ek süre verilmesi talepleri, Yönetim Kurulu'nun 21.12.2018 tarih ve 2018/34 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Yönetim Kurulu'nun 31.12.2018 tarihli 2018/35 sayılı kararı ile ise davacı gibi sermaye artırımından kaynaklanan taahhüdünü yerine getirmeyen ortaklar için süre 11/02/2019 tarihine kadar uzatılmıştır. ''Ödemeye Çağrı" başlıklı TTK m. 481 uyarınca "Payların bedelleri, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla istenir. İlanda ödenmesi istenen sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödemenin nereye yapılacağı açıkça belirtilir".

Somut olayda 10.02.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı karan sonucunda davalının değiştirilen esas sözleşmesinin 6. maddesinde "Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin %25'i ödenmiş olup, kalan %75'i yönetim kurulunun alacağı kararlara göre bu esas sözleşmenin tescilinden itibaren 24 ay içinde ödenecektir" şeklindeki hükümde 24 ay içinde yönetim kurulunun alacağı kararlara göre bakiye sermaye borcunun ödcneceği belirtilerek bu konuda yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmaktadır. Sermayenin artırılmasına ilişkin karara karşı açılan iptal davası bulunmamaktadır. Yönetim kurulu tarafından 16/11/2018 tarihinde alınan ve usulüne uygun bir şekilde ilan edilen kararla iştirak taahhüdünün yerine getirilmesi için 28/12/2018 tarihi belirlenmiştir.

Bu konuda esas sözleşme ile şirket yönetim kuruluna yetki verilmiş, yönetim kurulunca da bu şekilde vade belirlenmiştir. Yönetim Kurulunun tarihi belirlerken bu yetkisini dürüstlük kuralına veya eşit işlem ilkesine aykırı bir şekilde kullandığı yönünde bir delil bulunmamaktadır. Aksine şirket yönetim kurulu tarafından alınan 31/12/2018 tarihli kararla ödeme süresi 11/02/2019 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu durumda davacının bakiye sermaye taahhüdü borcu için ek süre talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddi isabetlidir. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1394 esas sayılı dava dosyasının sonucunun beklenmesi talep edilmiş ise de bahsi geçen dava davalı şirketin kooperatiften anonim şirketine dönüşmesine ilişkindir.

Elde dava ise sermaye taahhüdünün yerine getirilmesi için ek süre verilmesi istemine ilişkin olup, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararına karşı açılan bir dava bulunmadığından bahsi geçen dava dosyasının sonucunun beklenilmesinde eldeki dosya için gereklilik bulunmamaktadır. Bu itibarla; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmemiştir. Diğer yandan şartları oluşmadığından davalı tarafın HMK 351.maddesi yollamasıyla 329.maddesi uyarınca avukatlık ücreti ve disiplin para cezası talebi ise yerinde görülmemiş olup açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 50-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

17/11/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149176 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/609 E. 2024/3841 K. · Onandı

Bakiye sermaye borcunda mahkemeden ek mehil istenemez

Gerekçe özeti

Esas sözleşmeyle bakiye sermaye borcunun ödenmesine ilişkin çağrı ve vade belirleme yetkisi yönetim kuruluna bırakılmışsa ve yönetim kurulu bu yetkisini usulüne uygun ilan edilen kararla, dürüstlük kuralına ve eşit işlem ilkesine aykırı düşmeyecek biçimde kullanmışsa, pay sahibi sermaye taahhüdünü yerine getirmek için mahkemeden ek süre (mehil) verilmesini isteyemez.

Emsal değeri

Bakiye sermaye borcunun muacceliyet vadesini belirleme yetkisinin sınırını ve mahkemenin bu vadeyi uzatamayacağını gösteren, Yargıtay'ca onanmış bölge adliye mahkemesi tespitidir.

Kavramlar: bakiye sermaye borcu sermaye taahhüdünü ödemeye çağrı yönetim kuruluna esas sözleşmeyle yetki verilmesi eşit işlem ilkesi dürüstlük kuralı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/609 E.  ,  2024/3841 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/304 Esas, 2022/1619 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/343 E., 2019/785 K.

Taraflar arasındaki sermaye artırımına iştirak nedeniyle taahhüt edilen sermayenin ödenmesi için ek mehil verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, sigorta alanında faaliyet gösteren bir kooperatif şirketi iken, 27.11.2017 tarih olağanüstü genel kurul toplantısı ile tür değişikliğine gittiğini, anonim şirkete dönüştüğünü, gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı ile müvekkili dahil olmak üzere birçok kooperatif pay sahibinin haklarının ihlal edildiğini, davalı şirket tarafından 26.11.2018 tarihli ve 9710 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan Sermaye Taahhüdünü Ödemeye ....'nda taraflarına verilen sürenin minimum düzeyde olması sebebi ile taraflarından ek mehil talebinde bulunulduğunu, ancak bu taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek müvekkiline sermaye tahhüdünü yerine getirmesi için ek mehil verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın 10.02.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının iptali talebinin 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olup davanın bu süre içerisinde açılmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davalı şirket tarafından sermaye artırımı sürecinin sigorta mevzuatı ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) ile ilgili ikincil mevzuata ve şirket ana sözleşmesine uygun şekilde yürütüldüğünü, müvekkili şirket yönetim kurulu tarafından 16.11.2018 tarihinde alınan kararla iştirak taahhüdünün 28.12.2018 tarihine kadar yerine getirilmesinin ilan edildiğini, davalının iştirak süresinin uzatılması için 17.12.2018 tarihinde talepte bulunduğunu, davacının talebinin 21.12.2018 tarihinde reddedildiğini, 31.12.2018 tarihinde davacı gibi taahhüdünü yerine getirmeyen ortaklar yönünden sürenin 11.02.2019 tarihine kadar uzatılmasına rağmen davacının taahhüdünü yerine getirmediğini, sürenin uzatılması nedeniyle bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davalı tarafından sermaye taahhütlerini yerine getirmeyen davacı taraf dahil bir kısım ortak bakımından temerrüt ve ıskat dahil tüm sonuçların mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü ve yürütülmeye devam ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından veya başka bir ortak tarafından sermaye artırımına dair yapılan 10.02.2018 günlü genel kurulun iptali hususunda herhangi bir dava açılmamış olduğu, bu sebeple sermaye artırımına dair genel kurul kararının kesinleşmiş olduğu, davalı ... şirketin öncesinde kooperatif olduğu, 27.11.2017 günlü olağanüstü genel kurul kararı kooperatifin anonim şirkete dönüşmesine karar verilmiş olduğu, kooperatifin anonim şirkete dönüşme işlemlerinin yapıldığı ve 26.02.2019 tarihinde anonim şirket olarak ticaret siciline kayıt edilmiş olduğu, davalı şirketin 10.02.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar ile 66.608,00 TL olan sermayesinin, 10.650.000,00 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş olduğu, işbu genel kurul kararının kesinleşmiş olduğu, davalı şirketin bu sebeple 6102 sayılı Kanun'un 480 vd.

maddeleri gereğince sermaye artırımı hususunda kararlar almış olduğu, yönetim kurulu kararının şirket ortaklarına tebliğ edilerek, davacının da aralarında bulunduğu ortaklara yeni pay alma hakkının verilmiş olduğu, davalı şirketin değiştirilen esas sözleşmesinin 6 ncısı maddesi ile "Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin %25'i ödenmiş olup, kalan %75'i yönetim kurulunun alacağı kararlara göre bu esas sözleşmenin tebcilinden itibaren 24 ay içinde ödenecektir'' şeklinde karar verilmiş olması, bu konuda yönetim kuruluna yetki verilmiş olması, esas sözleşmenin 6 ncı maddesi ile anılan hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 481 inci maddesi gereğince davalı şirket yönetim kurulunun 16.11.2018 tarih ve 2018/32 sayılı kararıyla pay sahiplerinin bakiye sermaye borçları olan toplam 7.937.541,89 TL'yi 28.12.2018 tarihine kadar ödemeye çağrıda bulunmaya karar vermiş ve çağrının şirketin internet sayfasında ve 26.11.2018 tarih ve 9710 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiş olması, alacaklının muacceliyet ihtarıyla belirlenen vadenin mahkeme kararı ile değiştirilmesi veya uzatılmasına dair bir düzenlemenin kanunda bulunmaması, mahkemenin yönetim kurulunun yerine geçerek süreyi değiştirmesi veya bu tarihin ileriye taşınmasına karar vermesinin hukuken mümkün olmaması, davacının iştirak taahhütnamesini imzalayarak sermaye taahhüdünde bulunmuş olduğu bu sebeple esas sözleşmenin değiştirilen 6 ncı maddesine uygun olarak 24 ay içinde yönetim kurulunun bakiye sermaye taahhüdü borcu için çağrıda bulunacağını bilmediğini ileri sürmesinin de hukuken mümkün olmaması aksi halin bakiye sermaye borcunun ödenmesinde ortaklar arası haksız farklılar yaratılması yani eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturacağı, işbu davayla sadece davacı için hüküm ve sonuçlarını doğuracak şekilde bir karar verilmesinin davalı şirketin diğer pay sahipleri aleyhine haksız bir farklılık yaratacağı ve eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturacağı bu sebeplerle davacının bakiye sermaye taahhüdü borcu için mahkemeden ek süre tayini talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, her ne kadar dava dışı bir ortak tarafından davalı şirketin kooperatiften anonim şirkete dönüşmesine karar verilen genel kurul kararının iptal edilmesi hususunda İstanbul Anadolu 3.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1394 E. sayılı dava dosyası üzerinde iptal davası açılmış ise de işbu davada genel kurul kararının uygulanmasının durdurulması hususunda bir tedbir kararı verilmemiş olması, davalı şirketin yasal ve idari prosedürü yerine getirerek ticaret sicilinde anonim şirkete dönüşmüş olması, gelinen aşama itibarıyla şirketin ticari hayatının devamlılığı, işlerin yürütülmesi gerektiği prensibi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ''Kuruluş işlemlerini tamamlayan ve ruhsat talebinde bulunan sigorta şirketleri ile reasürans şirketleri, ödenmiş sermayelerini, ruhsat talep edilen sigorta branşları için öngörülen sermaye tutarları ile verilmek istenen teminatlara bağlı olarak, beş milyon Türk Lirasından az olmamak kaydıyla, Müsteşarlıkça belirlenecek miktara yükseltmek zorundadır.'' hükmü gereğince İstanbul Anadolu 3.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1394 E. sayılı dava dosyasının sonucunun beklenilmesine hukuken gerek duyulmadığı gerekçesiyle davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan işbu sermaye taahhüdü için verilen sürenin uzatılması davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kooperatiften anonim şirkete dönüşmesine karar verilen genel kurul kararının iptal edilmesine ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1394 E. sayılı dava dosyası üzerinden iptal davası açıldığını, davanın lehe sonuçlanma ihtimalinin göz önünde bulundurulmadığını, davalı şirketin anonim şirkete dönüştürülmesinde hukuka aykırılıklar bulunduğunu, bu yönüyle sermaye artırmına gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/832 E. sayılı dosyasından ....Ltd. Şti.'nin davalı şirkette ortak sıfatını koruduğuna karar verildiğini, şirket ortaklarının belirli bile olmadığı kooperatif tarafından tür değişikliğine gidilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, şirket sermayesinin artırılmasının pay sahiplerine ağır bir yükümlülük getirmesi nedeniyle 2 aylık ek mehil talep edildiğini, davalı şirket yönetim kurulunda taahhüdün yerine getirilmesi için verilen sürenin çok kısa olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.02.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı karar sonucunda davalının değiştirilen esas sözleşmesinin 6 ncı maddesinde "Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin %25'i ödenmiş olup, kalan %75'i yönetim kurulunun alacağı kararlara göre bu esas sözleşmenin tescilinden itibaren 24 ay içinde ödenecektir" şeklindeki hükümde 24 ay içinde yönetim kurulunun alacağı kararlara göre bakiye sermaye borcunun ödcneceği belirtilerek bu konuda yönetim kuruluna yetki verildiğinin anlaşıldığı, sermayenin artırılmasına ilişkin karara karşı açılan iptal davası bulunmadığı, yönetim kurulu tarafından 16.11.2018 tarihinde alınan ve usulüne uygun bir şekilde ilan edilen kararla iştirak taahhüdünün yerine getirilmesi için 28.12.2018 tarihinin belirlendiği, bu konuda esas sözleşme ile şirket yönetim kuruluna yetki verildiği, yönetim kurulunca da bu şekilde vade belirlendiği, yönetim kurulunun tarihi belirlerken bu yetkisini dürüstlük kuralına veya eşit işlem ilkesine aykırı bir şekilde kullandığı yönünde bir delil bulunmadığı, aksine şirket yönetim kurulu tarafından alınan 31.12.2018 tarihli kararla ödeme süresinin 11.02.2019 tarihine kadar uzatıldığı, bu durumda davacının bakiye sermaye taahhüdü borcu için ek süre talebinin yerinde olmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın müvekkilin sermaye artırımına iştirak nedeniyle taahhüt edilen sermayenin ödenmesi için ek mehil verilmesi istemine ilişkin olduğunu, davalı şirket tarafından 26.11.2018 tarihli ve 9710 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan Sermaye Taahhüdünü Ödemeye Çağrı İlanı'nda müvekkile verilen süre bakımından ek mehil talebinde bulunulmuşsa da müvekkilinin talebinin reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin,10.02.2018 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan sermaye arttırımına ilişkin kararın yürütülmesinin durdurulması ve ödeme tahhüdünü yerine getirebilmesi için ek mehil verilmesi talebini içerir davasını ikame ettiğini, İlk derece mahkemesi yargılaması sonucunda davacı müvekkilin davası reddedildiğini, müvekkilinin istinaf başvurusunun esastan reddedildiğini, dürüstlük kuralına uymayan savunmalar dahilinde ve hukuk aykırı gerekçelerle kurulan işbu kararın bozulmasını davalarının kabulünü talep ettiklerini, her ne kadar istinaf karar gerekçesinde sermayenin artırılmasına ilişkin karara karşı açılan iptal davası bulunmadığı belirtilmişse de esasen müvekkilinin, davalı şirketin kooperatiften anonim şirkete dönüşmesine karar verildiği Genel Kurul'da alınan işbu kararın iptal edilmesi talebi ile İstanbul Anadolu 3.

Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2017/1394 E. sayılı davayı ikame ettiğini, bahsedilen bu davada davalının tür değişikliğini hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirdiği öne sürülmüş olup yargılaması devam ederken davalı şirketin sermaye artırımına dair karar almasının hukuken kabul edilemez olduğunu, ayrıca yine müvekkili tarafından İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2017/832 Esas sayılı dosya ile ikame edilen davada, davalı şirketin pay sahiplerinden olan ....Ltd. Şti.'nin davalı şirkette ortak sıfatını koruduğuna ilişkin de karar verildiğini, davalı şirketin hukuka aykırı bir şekilde tür değiştirme işlemi neticesinde 10.02.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ile 66.608,00 TL tutarındaki şirket sermayesini, orantısız bir şekilde 10.583.392,00 TL arttırarak 10.650.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararın da kanuna, usule ve esasa aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirket, bahse konu 10.02.2018 tarihli kararı ile müvekkiline yeni pay alma hakkını kullanılması için bildirimde bulunmuş ve ilgili sermaye taahhütlerinin yatırılması noktasında pay sahiplerine süre verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin, işbu orantısızlık ve hakkaniyete aykırılık sebebiyle davalı şirketten iki ay sürelik ek mehil talep etmişse de müvekkilin talebi davalı şirket tarafından "pay sahiplerine verilen sürenin makul olduğu" gerekçesi ile reddedildiğini, netice itibariyle, hukuka aykırı bir şekilde tür değişikliği kararı alan davalı şirketin sermaye artırımına yönelik almış olduğu kararın da hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket, sermaye artırımına ilişkin almış olduğu kararının icrasını ise pay sahiplerinden hayatın olağan akışına ve basiretli tacirliğe uymayacak şekilde oldukça kısa bir süre içerisinde yerine getirmesini talep etmekle dürüstlük kurallarına ve yasaya, esasa ve usule aykırı davrandığını, gerek ilk derece mahkemesi kararının gerekse istinaf mahkemesi kararlarının kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, sermaye artırımına iştirak nedeniyle taahhüt edilen sermayenin ödenmesi için ek mehil verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.