6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Distribütörlük sözleşmesinin önele uygun feshi hakkın kötüye kullanımı sayılmaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/354 E. 2022/1620 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Distribütörlük sözleşmesinde her iki tarafa da önel tanınarak fesih hakkı verilmişse ve fesih bu önele uygun biçimde kullanılmışsa, fesih hakkının sırf karşı tarafa zarar vermek amacıyla kullanıldığı veya taraf menfaatleri arasında aşırı dengesizlik yarattığı somut delillerle ispatlanamadıkça, bu fesih hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilemez ve buna dayalı tazminat talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmede öngörülen önele uygun feshin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, feshin sebebinin gösterilmediğini, gerçek sebebin dava dışı firmalarca hastaneye teslim edilen hatalı ürünler olduğunu, davalının kendi kusurunu üstlenmemek için sözleşmeyi yenilemeyerek müvekkilinin zarar görmesine yol açtığını, önele uygun bildirim yapılmasının tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, feshin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hakkın kötüye kullanılması, hukuken var olan bir hakkın sınırlarını aşarak ya da o hakkı gerekçe göstererek hukuka aykırı eylemler yapma durumu ya da bir hakkın yasaların tanıdığı yetkilerin sınırları içinde olmakla birlikte amacından saptırılarak kullanılmasıdır. TMK 2 uyarınca herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; hak sahibi başkasına zarar verme amacı taşımasa bile hareketi iyi niyet kurallarına aykırıysa ve başkasını zarara uğratıyorsa veya sağladığı yarar ile verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durum hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Taraflar arasındaki sözleşmelerde sürenin bitiminden belirli süre önce bildirimde bulunmak kaydıyla her iki tarafa da önel tanınarak fesih hakkı verilmiş olup, bu haliyle sözleşmenin feshi konusunda taraf menfaatlerinin dengelendiği ve bir taraf aleyhine hüküm getirilmediği anlaşılmaktadır. Davalının fesih hakkını sırf davacıya zarar vermek amacıyla kullandığını sabit kılan bir delil bulunmamaktadır. Davalının fesih hakkını kullanmasının, bir başka firma tarafından hatalı ürün teslimi nedeniyle ortaya çıkan sorumluluğun davacının üzerine bırakılması amacıyla yapıldığı ve bu şekilde davacıya zarar verildiği hususunu sabit kılan bir delil de ibraz edilmemiştir. Davacının, davalının sözleşmeye aykırı olduğunu belirttiği usulsüz mal teslimine ilişkin eylemi nedeniyle meydana gelen zarar ve ziyanın tazminine ilişkin doğrudan bir talebi de bulunmamaktadır. Bu yönüyle sözleşmedeki sürelere uyularak fesih hakkının kullanılması hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmede taraflara karşılıklı olarak tanınan önele uygun fesih hakkının, dengesizlik veya kötü niyet ispatlanmadıkça hakkın kötüye kullanılması sayılamayacağına ilişkin değerlendirme, distribütörlük/tek satıcılık sözleşmelerinin önelli feshine dayalı tazminat davaları için emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
distribütörlük sözleşmesi hakkın kötüye kullanılması TMK 2 önel fesih hakkı kâr kaybı tazminatı münhasırlık (tekel hakkı)

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/354

KARAR NO 2022/1620

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/12/2019

NUMARASI 2018/319 Esas 2019/1596 Karar

DAVA

Tazminat

Davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin tıbbi cihaz ve sarf malzemeleri pazarlaması ile uğraştığını ve kamu ihaleleri aldığını, 2003 yılından beri davalının Marmara ve Ege bölgelerinde yetkili distribütörü olduğunu, son distribütörlük sözleşmelerinin biyolojik bilimler ürünleri için 01.10.2012, preanalitik sistem ürünleri için 01.10.2012 ve diognostik ürünler için 01.12.2016 tarihinden beri yürürlükte olduğunu,davalı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 31.07.2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile biyolojik bilimler ürünleri için ve preanalitik sistem ürünleri için 01.10.2017 ve diognostik ürünler için 01.12.2017 tarihi itibariyle sona erdirileceğinin ihbar edildiğini,fesih sebebi bildirmediğini, ancak feshin sebebinin Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesine teslim edilen ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin kazandığı ihale kapsamında teslimi üstlenilen ürünlerden "Vakumlu katı alma iğnesi" ve "Emniyetli Holder" ürünlerinin tesliminin sağlanamadığını, davalının buna gerekçe olarak yurt dışında temin güçlüğünü gösterdiğini, ancak sonradan ürünlerin dava dışı ...Ltd.

Şti. tarafından temin edilerek Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesine teslim edildiğinin davalı firma yetkililerinden öğrenildiğini,ürünlerde sorun çıkması nedeniyle ihale makamı tarafından işlem başlatıldığını, ...Ltd. Şti. tarafından gönderilen ihtarda ürünlerin davalı şirket talimatı ile hastaneye teslim edildiğinin belirtildiği, dava dışı ... Ltd Şti tarafından müvekkiline gönderilen faturanın iade edildiğini, müvekkilinden kaynaklanmayan bu işlemler sebebiyle idareye gecikme cezası ödemek zorunda kaldığını, cezai soruşturmaya muhatap olduğunu, davalının kendi kusurlu işlemi nedeniyle fesih işlemi gerçekleştirmesinin müvekkiline zarar verdiğini, feshin üç aylık önele uygun olmasına rağmen hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davalının Türkiye’de bulunan tüm distribütörleri ile sözleşme yenilemesine rağmen müvekkili ile yenilemediğini, davalının kendini kurtarmak için kusurlu işlemleri müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, fesih hakkını kötüye kullandığını belirterek sözleşmenin hukuka aykırı bir biçimde feshedildiğinin belirlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000-TL tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin münhasır olmayan şekilde davalı tarafından ithal edilen ürünlerin pazarlanmasına ilişkin olduğunu, sözleşmelerin birer yıl süre ile düzenlendiğini, sürelerin bitmesi ile tekrar sözleşme akdedilmeyeceğinin bildirildiğini, tarafların her ikisi yönünden de önele bağlı olarak feshi imkanının tanındığını, ayrıca davacının iddia ettiği olayın belirtildiği şekilde gerçekleşmediğini, farklı hastanelere çok sayıda bu nitelikte ürün teslim edildiğini, davacının bilgisi olmadan ürün tesliminin mümkün olmadığını, davacının zarar iddiasının soyut olduğunu, zarar kalemlerinin neler olduğunun bildiriImediğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasında distribütörlük sözleşmesi bulunduğu, davalının bu sözleşmeyi sözleşmenin 14. maddesi gereğince taraflara tanınan önel vermek suretiyle feshettiği, davalının sözleşmeyi feshederken herhangi bir neden göstermediği, sözleşmenin önel verilerek feshinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin tekel hakkı vermemesi nedeniyle denkleştirme tazminatının koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının sözleşmeyi neden göstermeden süre bittiğinden yenilemediğini, feshin sebebinin Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesine teslim edilen hatalı ürünler olduğunu, davalı tarafından tedariki gereken "Vakumlu katı alma iğnesi"- "Emniyetli Holder" ürünlerinin hastaneye dava dışı ..Ltd Şti tarafından teslim edildiğini davalıdan öğrendiklerini, ancak ürünlerde sorun tespit edildiğini, davalının sorumluluğu üzerine almamak için sözleşmeyi yenilemeyerek sorumluluğu müvekkiline atmaya çalıştığını,müvekkilinin olayda kusurunun olmadığının ihtarnamelerde kendisi tarafından da belirtildiğini, ancak davalının gerek Amerika'daki merkezi,gerekse Türkiye'de resmi makamlar tarafından yaptırımlara maruz kalmamak adına sözleşmeyi yenilemeyerek müvekkilinin ihale yükleniciliği sıfatının zarar görmesine yol açtığını, usulsüz ürünlerin dava dışı ...Ltd Şti ve ...Ltd Şti tarafından yapıldığının davalı tarafından kabul edildiğini, müvekkilinin bu firmalar ile hiç bir ilişkisinin bulunmadığını,düzenlenen faturanın iade edildiğini, distribütörlük ve tek satıcılık sözleşmelerinde TTK 121/1 hükmünde düzenlenen 3 aylık fesih öneli süresine uygun bildirim yapılmasının tedarikçiyi disbritöre tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtarmadığını, çünkü feshin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmaması veya feshin kötüniyetle yapılmaması gerektiğini, mahkemenin kabulünün aksine sözleşmenin tekel hakkı vermesine gerek olmadığını,taleplerinin TTK m.122'ye dayalı olmadığını, fesih olmasaydı müvekkilinin elde edeceği kâra ilişkin olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, sözleşmenin feshinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bahisle meydana geldiği iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili,distrübütörlük sözleşmelerinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen önellere uygun olarak feshnin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu belirtilerek fesih nedeniyle oluşan kâr kaybına dayalı tazminatın ödenmesini talep etmiştir. Taraflar arasında Biyolojik Bilimler Ürünlerine ilişkin 01/10/2012 tarihli, Preanalitik Sistemler Ürünlerine ilişkin 01/10/2012 tarihli, Diagnosik Ürünlerine ilişkin 01/12/2016 tarihli distribütörlük sözleşmeleri imzalanmıştır. Davalı, davacıya karşı sözleşmelerde belirtilen ürünlerin tedarikini üstlenmiştir.

Sözleşmelerle davacıya bir bölgede sözleşme tekel olarak (münhasır) sözleşme yetkisi de verilmemiş, davacının çeşitli sağlık kurumları tarafından gerçekleştirilen alımlarda satıcı olarak taahhütte bulunduğu anlaşılmaktadır. Biyolojik bilim ürünleri ile ilgili 01/10/2012 tarihli sözleşmenin 5. maddesinde bir tarafın diğer tarafa yenilememeye ilişkin yazılı ihbar vermesi ile sona erdirilmedikçe, her bir bir yıllık dönemler için sözleşmenin kendiliğinden yenileceği, ihbarın ise 1 yıllık sürenin sona ermesinden en az 30 gün önce yapılabileceği düzenlenmiştir. İhbar süresi preanalitik sistemler ürünlerine ilişkin 01/10/2012 tarihli sözleşmenin 5. Maddesinde 60 gün; diagnosik ürünlerine ilişkin 01/12/2016 tarihli sözleşmenin 4.

Maddesinde ise 3 ay olarak kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından davacıya hitaben düzenlenen Beyoğlu ... Noterliğinin 31.07.2017 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki üç ayrı distribütörlük sözleşmesinin süre sonunda sona ereceği, biyolojik bilimler ve preanalitik sistem ürünleri için 01.10.2017 ve diognostik ürünler için 01.12.2017 tarihi itibariyle sözleşme süresinin biteceği ve yeni dönemde sözleşmenin yenilenmeyeceği belirtilmiş olup taraflar arasında sözleşmenin ihbar önellerine uygun olarak sona erdirildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının sözleşmede öngörülen ihbar önellerine uyulmak suretiyle sözleşmeye son verilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı, sözleşmeye bu şekilde son verilmesinin davacının zararına yol açıp açmadığı hususunda toplanmaktadır.

Hakkın kötüye kullanılması; hukuken var olan bir hakkın sınırlarını aşarak ya da o hakkı gerekçe göstererek hukuka aykırı eylemler yapma durumu olarak veya bir hakkın, yasaların tanıdığı yetkilerin sınırları içinde olmakla birlikle, amacından saptırarak kullanılması olarak açıklanmaktadır. TMKnun 2. maddesinde herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı emredici bir şekilde düzenlenmiştir. Bu hükme göre bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu öderken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır.

Hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu durumu hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir (Yargıtay 11. HD.

10. 06.2021 tarih 2020/1782 E. 2021/4965 K.). Taraflar arasındaki sözleşmelerde sürenin bitiminden belirli süre önce karşı tarafa bildirimde bulunmak kaydıyla her iki tarafa önel tanımak suretiyle sözleşmeyi fesih hakkı tanındığı, davalının da sözleşmeden kaynaklı hakkını kullandığı görülmektedir. Bu haliyle sözleşmenin feshi konusunda taraf menfaatlerinin dengelendiği ve bir taraf aleyhine olmak üzere hüküm getirilmediği anlaşılmaktadır. Davalının fesih hakkını sırf davalıya zarar vermek amacıyla kullandığı hususunu sabit kılan bir delil bulunmamaktadır. Yine davalının fesih hakkını kullanmasının, bir başka firma tarafından hatalı ürün teslimi nedeniyle ortaya çıkan sorumluluğun davacının üzerine bırakıldığı ve bu şekilde davacıya zarar verildiği hususunu sabit kılan bir delil de ibraz edilmemiştir.

Davacının, davalının sözleşmeye aykırı olduğunu belirttiği usulsüz mal teslimine ilişkin eylemi nedeniyle meydana gelen zarar ve ziyanın tazminine ilişkin doğrudan bir talebi bulunmamaktadır. Bu yönüyle davalı tarafından sözleşmedeki sürelere uyularak fesih hakkının kullanılması hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilemeyeceğinden davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; feshin hakkın kötüye kullanımı olarak kabulünü gerektiren delil olmadığından davanın reddine dair hükme yönelik istinaf nedeni yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/149130 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7394 E. 2024/3320 K. · Onandı

Önel verilerek yapılan fesih hakkın kötüye kullanılması sayılmaz

Gerekçe özeti

Distribütörlük sözleşmesinin, sözleşmede taraflara tanınan önel verilerek feshedilmesi, fesih sebebi gösterilmemiş olsa dahi hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez; bu nedenle kâr yoksunluğu istenemez. Distribütöre tekel hakkı tanımayan sözleşmede ise denkleştirme tazminatının koşulları oluşmaz.

Emsal değeri

Sözleşmesel önele uyularak ve sebep gösterilmeksizin yapılan feshin hakkın kötüye kullanılması sayılmaması ile tekel hakkı bulunmayan distribütörlükte denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmaması yönüyle emsal değer taşır.

Kavramlar: distribütörlük sözleşmesi tek satıcılık önelli fesih hakkın kötüye kullanılması denkleştirme tazminatı tekel hakkı kâr yoksunluğu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/7394 E.  ,  2024/3320 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/354 Esas, 2022/1620 Karar

HÜKÜM

İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/319 E., 2019/1596 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; tıbbi cihaz ve sarf malzemeleri pazarlaması ile uğraşan müvekkilinin kamu ihaleleri aldığını, 2003 yılından beri davalının Marmara ve Ege bölgelerinin yetkili distribütörü olduğunu, son distribütörlük sözleşmelerinin, biyolojik bilimler ve preanalitik sistem ürünleri için 01.10.2012 ve diognostik ürünler için 01.12.2016 tarihlerinden beri yürürlükte olduklarını, davalı tarafından Beyoğlu 35. Noterliğinin 31.07.2017 tarih ve 21186 yevmiyeli ihtarnamesi ile; biyolojik bilimler ve preanalitik sistem ürünleri için yapılan sözleşmenin 01.10.2017 ve diognostik ürünler için olanın ise 01.12.2017 tarihi itibariyle yenilenmeyeceğinin ihbar edildiğini, fesih sebebinin bildirmediğini, ancak feshin nedeninin Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesine teslim edilen ürünlere ilişkin olduğunu, müvekkilinin kazandığı ihale kapsamında teslimi üstlenilen ürünlerden "Vakumlu katı alma iğnesi" ve "Emniyetli holder" ürünlerinin tesliminin sağlanamadığını, davalının buna gerekçe olarak yurt dışında temin güçlüğünü gösterdiğini, ancak sonradan ürünlerin dava dışı ...

Sağlık ...Ltd. Şti. tarafından temin edilerek Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesine teslim edildiğinin davalı firma yetkililerinden öğrenildiğini, ürünlerde sorun çıkması nedeniyle ihale makamı tarafından işlem başlatıldığını, ... ...Ltd. Şti. tarafından gönderilen ihtarda ürünlerin davalı şirket talimatı ile hastaneye teslim edildiğinin belirtildiği, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından müvekkiline gönderilen faturanın iade edildiğini, müvekkilinden kaynaklanmayan bu işlemler sebebiyle idareye gecikme cezası ödemek zorunda kaldığını, cezai soruşturmaya maruz kaldığını, davalının kendi kusurlu işlemi nedeniyle fesih işlemi gerçekleştirmesinin müvekkiline zarar verdiğini, feshin üç aylık önele uygun olmasına rağmen hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davalının Türkiye’de bulunan tüm distribütörleri ile sözleşme yenilemesine rağmen müvekkili ile yenilemediğini, davalının kendini kurtarmak için kusurlu işlemleri müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, fesih hakkını kötüye kullandığını ileri sürerek, sözleşmenin hukuka aykırı bir biçimde feshedildiğinin belirlenmesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000,00 TL tazminatın ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin münhasır olmayan şekilde davalı tarafından ithal edilen ürünlerin pazarlanmasına ilişkin olduğunu, sözleşmelerin birer yıl süre ile düzenlendiğini, sürelerin bitmesi ile tekrar sözleşme akdedilmeyeceğinin bildirildiğini, tarafların her ikisi yönünden de önele bağlı olarak fesih imkanının tanındığını, ayrıca davacının iddia ettiği olayın belirtildiği şekilde gerçekleşmediğini, farklı hastanelere çok sayıda bu nitelikte ürün teslim edildiğini, davacının bilgisi olmadan ürün tesliminin mümkün olmadığını, davacının zarar iddiasının soyut olduğunu, zarar kalemlerinin neler olduğunun bildirilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında distribütörlük sözleşmesi bulunduğu, davalının bu sözleşmeyi sözleşmenin 14 üncü maddesi gereğince taraflara tanınan önel vermek suretiyle feshettiği, davalının sözleşmeyi feshederken herhangi bir neden göstermediği, sözleşmenin önel verilerek feshinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin tekel hakkı vermemesi nedeniyle denkleştirme tazminatının koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşmeyi herhangi bir neden göstermeden süre bittiğinden yenilemediğini, feshin sebebinin davalı yanca teslim edilen ürünlerde sorun tespitinden kaynaklandığını, davalının sözleşmeyi yenilemeyerek sorumluluğu müvekkiline atmaya çalıştığını, bu şekilde resmi makamlar tarafından yaptırımlara maruz kalmamak adına sözleşmeyi yenilemeyerek müvekkilinin ihale yükleniciliği sıfatının zarar görmesine yol açtığını, usulsüz ürünlerin dava dışı ... ..Ltd Şti ve .....Ltd Şti tarafından yapıldığının davalı tarafından kabul edildiğini, müvekkilinin bu firmalar ile hiç bir ilişkisinin bulunmadığını, düzenlenen faturanın iade edildiğini, distribütörlük ve tek satıcılık sözleşmelerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 121 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 3 aylık fesih öneli süresine uygun bildirim yapılmasının tedarikçiyi disbritöre tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtarmadığını, çünkü feshin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmaması veya feshin kötüniyetle yapılmaması gerektiğini, mahkemenin kabulünün aksine sözleşmenin tekel hakkı vermesine gerek olmadığını, taleplerinin aynı kanunun 122 nci maddesinin ikinci fıkrasına dayalı olmadığını, fesih olmaması durumunda müvekkilinin elde edeceği kâra ilişkin olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bahisle kar yoksunluğu istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden yana yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.