Şahsi borca yapılan ödemenin cari hesap borcundan mahsup edilemeyeceği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/985 E. 2022/1549 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Cari hesap ilişkisi içinde tarafların ayrıca şahsi bir ilişkisi bulunduğunun ve bir kısım ödemelerin şirket yetkilisinin şahsına yapıldığının delillerle (yazışma, ödemenin muhatabı, süregelen ödeme usulünden ayrılma) anlaşılması halinde, bu ödemeler cari hesap bakiyesinden mahsup edilmez; dekontta açıklama bulunmayan ödemeler mevcut borca karşılık yapılmış sayılır. Vade farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında yazılı sözleşme hükmü veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın varlığının ispatlanması gerekir; bu ispatlanamazsa vade farkı talebi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Davalı tarafından yapılan bir kısım ödemelerin cari hesap borcuna mı yoksa şirket yetkilisinin şahsi borcuna mı ait olduğu → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin dayandığı defter kayıtlarının delil vasfı bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sabit olduğunu, bir kısım ödemelerin ise şirket yetkilisine yapılan şahsi borç ödemesi olduğunu, bu hususun SMS bildirimleri ile de anlaşılabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Dosyadaki mailler ve ödeme kayıtlarından, taraflar arasında ürün satışına ilişkin ticari ilişkinin yanında şirket yetkilisiyle şahsi bir ilişkinin de bulunduğu, davalı tarafından 22/10/2018 tarihinde 3.800-TL ve 04/09/2018 tarihinde 8.000-TL tutarında yapılan ödemelerin şirket adına değil, şirket yetkilisinin şahsı adına yapıldığı anlaşılmıştır. Süregelen ticari ilişkide tüm ödemelerin makbuzla veya banka havalesiyle şirket adına yapılmış olmasına karşın, bu iki ödemenin şirket yetkilisi adına yapılmış olması bir arada değerlendirildiğinde, bu ödemelerin cari hesaba yapılmadığının kabulü gerekir. Dekontlarda ödeme açıklaması bulunmaması halinde, mevcut bir borcun ödendiği yolunda yasal karine mevcuttur; bu iki ödeme cari hesap bakiyesinden mahsup edilmeden, takibe konu faturalar tutarınca davalının davacıya borçlu olduğunun kabulü gerekir. Elektronik ortamda gönderilen mesajlar delil niteliğinde kabul edilerek, davalı tarafından yapılan makbuzlu ödemelerle birlikte değerlendirilmiş ve borç miktarının cari hesap bakiyesi olan 11.490,23-TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Vade farkı faturasının tahsil edilebilirliği → ret
Gerekçe: Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme hükmü veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunması gerekmektedir. Taraflar arasında vade farkı uygulanacağına ilişkin bir sözleşme sunulmamış, teamülün varlığı da iddia edilip kanıtlanamamıştır. Bu nedenle vade farkı faturasının davalıdan tahsili istemi yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Cari hesap ilişkisinde tarafların şahsi ilişkisinden kaynaklanan ödemelerin, ödemenin muhatabı ve süregelen usulden ayrılma gibi somut delillerle cari hesaptan ayrıştırılabileceği ve dekontta açıklama bulunmamasının mevcut borca ödeme karinesi oluşturduğu yönündeki değerlendirme, benzer cari hesap uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir. Ayrıca vade farkı talebinin yazılı sözleşme veya teamül ispatına bağlı olduğu tespiti genel bir kural niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap↗ itirazın iptali↗ vade farkı↗ ispat yükü↗ delil niteliği↗ icra inkar tazminatı↗ mahsup↗ ödeme karinesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/985
KARAR NO 2022/1549
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/06/2020
NUMARASI 2019/145 Esas - 2020/324 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/11/2022
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin her türlü büyükbaş, küçükbaş ve evcil hayvan bakım üretim ve ticareti ile her türlü tarımsal ürünün üretim ve ticareti ile iştigal ettiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya aralarındaki anlaşmaya uygun olarak değişik tarihlerde ürün satışı ve teslimi yapıldığını, bu ürünler nedeniyle 13.859,55-TL alacağı doğduğunu, bu bedelin ödenmediğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine, davalı tarafından itiraz edildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olduğunu, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek itirazın iptali takibin devamını davalı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6'ya göre; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6100 sayılı HMK m. 190'a göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde ve davacının delil olarak dayandığı kendi ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK m. 222/II'ye göre delil olma niteliğinde olmadığına, HMK m. 200'e göre de parasal sınır olarak senetle ispat sınırının üzerinde dava değerinin bulunmasına karşın davacının başkaca bir delil sunamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davacı defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğunu,kayıtların birbirini doğruladığını, davacı defterlerinin açılış kapanış tasdiklerinin süresi içinde yapılmadığı bu nedenle delil vasfına haiz olmadığı belirtilmiş ise de, kapanışlar süresinde yapılmamış olsa da yevmiye defteri, envanter defteri ve defteri kebirin uyumlu olup defter kayıtlarının birbirini doğruladığını, alacağın varlığının defter kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olarak değişik tarihlerde ürün satışı ve teslimi yapıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin mevcut olduğunun tartışmasız olduğunu, bunun yanında davalı ile müvekkili şirket yetkilisinin ticari alışveriş neticesinde gelişen şahsi dostluklarına istinaden birbirlerine şahsi borçta verdiklerini, müvekkil şirkette ön muhasebe olarak tutulan resmi olmayan kayıtlarda tüm müşterilerin giriş ve çıkışının takip edildiğini, bu hesaplar hakkında müşterilere bilgi vermek adına SMS programıyla cep telefonlarına mesaj gönderildiğini, bu SMS sisteminden davalının elden aldığı şahsi borçlara ilişkinde bilgilendirme mesajı gittiğini, bu mesajlar hazır mesaj olarak gönderildiğinden davalının mal alım mesajı şeklinde borçlandırıldığını ancak fatura numarasının boş bırakıldığını, dolayısıyla şahsi borç ilişkisinden kaynaklanan bu alışverişlerin müvekkilin ticari defter ve kayıtlarında yer almadığını, ancak SMS sisteminden mesaj gönderildiği için iki kayıt arasında fark ortaya çıktığını, bilirkişi raporunda tespit edilen ve mahkemenin gerekçeli kararında sözünü ettiği ve defterlerde yer almayan ödemelerin müvekkilinin şahsi hesaplara yönelik tahsilatlar olduğunu, davalının 3.800-TL, 300-TL ve 5.000-TL şahsi alacak ödemesi yaptığını, kararın yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine cari hesap alacağına istinaden 13.859,55-TL'nin tahsili amacıyla 11.12.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından 24.12.2018 tarihinde herhangi bir borcun bulunmadığı belirtilerek borca itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında değişik tarihlerde ürün satışı ve teslimi yapıldığını, toplam bakiyenin ödenmemesi nedeniyle ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı tarafından yapılan bir kısım ödemelerin davalının şahsi borcuna ilişkin olduğunu ileri sürülmüştür. Dosyada mevcut taraflar arasındaki maillerden anlaşıldığına göre taraflar arasında ürün satışına ilişkin ticari ilişkinin haricinde şahsi ilişki bulunduğu, davalı tarafından 22/10/2018 tarihinde 3.800-TL 04/09/2018 tarihinde 8.000-TL yapılan ödemenin şirket yetkilisi ...'in şahsı adına yapıldığı, şirket adına yapılmadığı anlaşılmıştır.
Takibe konu 08/10/2018 tarihli 5.145,30-TL ve 17/10/2018 tarihli 6.512-TL bedelli 2 adet faturadan kaynaklanan bakiye borcun davacı cari hesabında 11.490,23-TL olduğu,taraflar arasında süreklilik arz eden yem satışına ilişkin bir ticari ilişki bulunduğu ,yapılan ödemelerin ve bakiye borcun otomatik olarak davalıya bildirildiği ,delil niteliğinde kabulü gereken elektronik ortamda gönderilen mesajlar,davalı tarafından yapılan makbuzlu ödemeler bir arada değerlendirildiğinde borç miktarının cari hesap bakiyesini teşkil eden 11.490,23-TL olarak kabulü gerekmektedir. Uyuşmazlığın davalı tarafından yapılan bir kısım ödemelerin sorca karşılık yapılıp yapılmadığı noktasında olduğu,davacı vekili tarafından bu ödemelerin şirket yetkilisine olan borç karşılığı yapıldığı ileri sürüldüğü,süre gelen ticari ilişkide tüm ödemeler makbuzla veya banka havalesi ile şirket adına yapılmışken yukarıda yazılı iki ayrı ödeme şirket yetkilisi adına yapıldığı bir arada değerlendirildiğinde bu ödemelerin cari hesaba yapılmadığının kabulü gerekir.
Dekontlarda bir açıklama yer almaması nedeniyle mevcut bir borcun ödendiği yolunda yasal karine mevcuttur.İki ödeme dikkate alınmadan bu faturalar miktarı kadar davalının davacı şirkete borçlu olduğunun kabulü gerekir.Takibe konu cari hesapda yer alan son fatura 30/11/2018 tarihli 2.369,32-TL bedelli vade farkı faturası yönünden ise taraflar arasında vade farkı uygulanacağına ilişkin bir sözleşme sunulmamış,teamülün varlığı da iddia edilip kanıtlanamamıştır. Vade farkı istenebilmesi için, taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme hükmü veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunması gerekmektedir.Vade farkı faturasının da davalıdan tahsili istemi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ;
davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. İstinaf nedeni yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından yeniden hüküm verilmesine ,davanın kısmen kabulüne fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2020 Tarih 2019/145 Esas - 2020/324 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının 11.490,23-TL asıl alacak bakımından kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına,fazla istemin reddine, Asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 2.298-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 784,89-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 167,39-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 617,50-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 218,19-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 700-TL bilirkişi ücreti ve 137-TL posta masrafı olmak üzere toplam 837-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 694-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 2.369,32-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, " Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 48-TL posta masrafının davanın kabulü oranında hesaplanan 40-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
03/11/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148976 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi