6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin haksız feshinde müspet ve menfi zarar ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/651 E. 2023/212 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Sözleşmenin haksız feshi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Sözleşmede fesih için öngörülen yasak süre ve önel süresine uyulmadan yapılan tek taraflı fesih haksız olsa da, alacaklının müspet zarar (yoksun kalınan kazanç) talebinde bulunabilmesi için borçlunun ifası halinde gerçekten kar edilebileceğinin ispatı gerekir; borçlunun ilgili dönemde zarar ettiği ve borca battığı tespit edilirse yoksun kalınan kazanç talebi reddedilir. Menfi zarar kalemlerinde ise zararın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğün ihlaliyle bağlantısının ve davacı tarafından karşılandığının somut delille ispatlanması gerekir; sözleşmede finansman yükümlülüğü karşı tarafa ait ise ve bu yönde delil yoksa menfi zarar talebi de reddedilir. Ayrıca, tüzel kişi adına şirket kaşesi üzerine temsilen atılan imza, imzayı atan gerçek kişiyi şahsen sorumlu kılmaz; bu kişi sözleşmenin tarafı veya garantörü değilse pasif husumeti bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Gerçek kişi davalının (imzayı şirket adına atan kişinin) pasif husumeti → ret

İddia: Davalı gerçek kişinin sözleşmenin altına önce kendi adını ve soyadını, altına da şirket unvanı/kaşesini koyarak imzayı hem şahsen kendisini hem de şirketi kavrayacak şekilde attığı, bu nedenle değer artışından bu davalının da şahsen sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: İşletme ve Ürün Satış Sözleşmesi davalı şirket ile davacı şirket arasında imzalanmıştır; şirketin kaşesi üzerine şirketi temsilen gerçek kişi tarafından imza atılmış olup bu imza şirketi temsile yöneliktir, imzayı atan kişi şahsen sorumlu tutulamaz. Sözleşme incelendiğinde bu davalının taraf veya garantör olarak yer almadığı, sözleşmeye dayalı açılan davada taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Sözleşmenin haksız feshi ve yoksun kalınan kazanç (müspet zarar) talebi → ret

İddia: Davacı, feshin sözleşmenin 13. maddesindeki ilk üç yıla ilişkin fesih yasağına ve 2 yıllık fesih öneline uyulmadan yapıldığını, bu nedenle sözleşme kapsamında öngörülen işletme karından yoksun kalındığını, bilirkişi hesaplamasının afaki olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 112 uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Sözleşmeden doğan zarar müspet veya menfi zarar olabilir; müspet zarar borcun gereği gibi ifası halinde alacaklının mameleki durumu ile eylemli durum arasındaki farktır ve kâr mahrumiyetini kapsar. Sözleşmenin 13. maddesinde öngörülen ilk üç yıla ilişkin fesih yasağına ve 2 yıllık fesih önel süresine uyulmadan yapılan derhal fesih haksızdır; bu nedenle davacının müspet ve menfi zararlarını talep etme hakkı kural olarak mevcuttur. Sözleşmenin 13.a maddesi, fesih halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının talep edilmesini sağladığından, 2008-2009 mali yıllarına ilişkin işletme karının belirlenmesi gerekmiş ve bilirkişilerce 2009 yılının da incelemeye alınması yerinde bulunmuştur. Ancak davalı şirketin 2005-2009 yılları arasında zarar ettiği, sermayesini kaybettiği ve 2009 yılı sonu itibarıyla iflas konumuna geldiği, davacının fizibilite raporlarında planlanan işletme karının gerçekleşmediği, davalı şirketin kar etmediği gibi borca battığı anlaşıldığından, yoksun kalınan kazanç kalemi yönünden talep edilebilecek bir işletme karının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Menfi zarar kalemlerinin (kredi borçları, servet intikali, değer artışı) ispatı → ret

İddia: Davacı, sözleşme nedeniyle ödemede acze düştüğü kredi ve diğer borçlarının, feshe bağlı olarak davalıya intikal eden servet değerinin ve kültürel/tarımsal faaliyetler nedeniyle arazinin değer artışının menfi zarar olarak tazmin edilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Sözleşmenin 9.a-b maddeleri gereği işletme sermayesinin davacı şirket tarafından kendi ad ve hesabına kredi ile temin edilmesi gerekirken, dosyaya ibraz edilen banka ihtarnamesi ve çiftlik maliki tarafından çekilen ihtarnamelere göre kredinin davalı şirket tarafından çekildiği ve kredi borçlarının davalı tarafından ödendiği sabit olup, davacı sözleşme uyarınca üstlendiği bu borcunu yerine getirmemiştir. Kültürel ve tarımsal çalışmalar nedeniyle arazinin değerlendiği ve davalıya intikal eden varlıkların değerinin arttığı iddia edilmekle birlikte, sözleşmeye göre ek yatırımların davalı şirket tarafından finanse edileceği hükme bağlanmış olduğundan, arazinin değerini artıran yatırımların davacı tarafından karşılandığına ilişkin dosyada somut delil bulunmamaktadır; ayrıca çiftlik maliki ile davacı şirket arasında doğrudan ticari ilişki de yoktur. Bu nedenlerle menfi zarara ilişkin tazminat istenemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zarar (yoksun kalınan kazanç) talebinde borçlunun mali durumunun (zarar/borca batıklık) zarar hesabına etkisi ile şirket adına kaşe üzerine atılan imzanın temsilci açısından şahsi sorumluluk doğurmayacağına ilişkin değerlendirmeler yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
pasif husumet (sözleşmede taraf olmayan gerçek kişi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müspet zarar menfi zarar pasif husumet temsil yetkisi fesih öneli borca batıklık yoksun kalınan kazanç

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 112

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/651

KARAR NO 2023/212

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/10/2019

DAVA

Tazminat

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, Çanakkale’de bulunan ... Çiftliğinin malikinin ... olduğunu,adı geçenin bu çiftliği, ... Tic. A.Ş.’ye organik tarım ve eko-turizm faaliyetlerinde bulunmak üzere kiraladığını, ... ve sahip olduğu ... kiraladığı bu çiftliğin, işletme ve elde edilecek ürünlerini pazarlama/satma yetkilerini müvekkile devretmek istemiş, sözleşmenin altına ... dışında, ...'nun ismi de açılmış ve imza; ismin altına ve kaşenin de üstüne gelecek şekilde atıldığını, taraflarca imzalanan 15.03.2005 tarihli ... Çiftliği işletme ve ürün satış sözleşmesinin 10 yıllık bir proje olduğunu, bunun ilk 3 yılı yapılanma ve yatırım dönemi olarak kabul edildiğini, müvekkili şirket ve temsilcisi Chevrel Ann Traher sözleşmenin imzası tarihinden itibaren tüm emek ve birikmiş sermayesi ile bu iş için ...

Bankasından aldığı 150.000-TL krediyi Çiftliğe hasretmiş, müvekkilince yapılan yatırım, iş ve verilen servis ve hizmetleri ile "..."ın bir marka olduğunu, yol, elektrik, su bağlantı ve dağıtımıyla arazinin tamamının üretime sokulduğunu, davalının müvekkili şirketin birikmiş alacaklarını ödememek için nitelikli dolandırıcılık iddiasında bulunduğunu ve müvekkilini acze düşürmek için Beşiktaş ... Noterliğinden keşide ettiği 05.12.2008 Tarih ve ... sayılı ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiğini, bunun üzerine müvekkilinin '"tahakkuk etmiş faturalı alacakların tahsili" için dava açtığını, davalıların hem sözleşmeye aykırı olarak sözleşmeyi haksız, zamansız ve dayanaktan yoksun feshederek, hem de tahakkuk etmiş müvekkil alacaklarını ödemeyerek akde muhalefet ederek müvekkiline zarar verdiklerini, işletmeden elde edilmesi beklenen işletme karı, 6.535.982-TL olup 1/2'si olan (sözleşme madde 11) 3.267.991-TL müvekkilinin alacağı olduğunu, 15.03.2005 tarihli sözleşme ile ilk işletme yılı 31.12.2006 olarak kabul edildiğini, bu yıl hariç olmak ve takip eden yıldan başlamak üzere mali yıl bazında 3 yıl fesih yasaklanmış, ancak bu süreyi takiben 2 yıl sonrasında hüküm ve sonuç doğurmak üzere taraflara fesih hakkı tanındığını, bu durumda 2007, 2008 ve 2009 yılları için sözleşmenin feshedilemeyeceğini, davalının 05.12.2008 tarihli feshinin, 2009 mali yılını takiben ve 2 yıl sonra hüküm ve sonuç doğuracağından sözleşmenin 2011 mali yılının bitiminde sona ereceğini, böyle bir fesih halinde sözleşme 13-a bendi ile 1 mali yıl daha işletme karı bazında kar payının ödeneceği kararlaştırıldığından, davalının 2007-2012 yılı sonuna kadar olan 6 mali yıl için tahakkuk edecek işletme karının 1/4 'si tutarındaki bir miktarı müvekkiline borçlu olduğunu, bunun da miktarının 1.960.794,60 TL olduğunu, fesih/ödememe sebebiyle maruz kalınan zararların;

... Bankası’ndan 150.000-YTL kredi almış ve bu parayı çiftlik yatırımları için kullandığını, her ay ödenmesi gereken paranın 6.414,88-TL olup fesih tarihi itibariyle kalan borç 83,393-TLnin ödenemediğini, ...'ın organik ürün dağıtımının müvekkili şirket ve çalışanları tarafından yapıldığını,ürünlerin bozulmaması için 2 tane frigo ford transit araç (... plakalı 28.508,03-TL değerinde ve ... plakalı 27.536,90-TL değerinde) alınmış ve yine dağıtım için 5,050-TL'ye müvekkil şirketin İstanbul-Çubuklu'da bulunan fidanlıktaki iş yerinde bir soğuk hava deposu yaptırıldığını, nakliye-dağıtım ile ilgili ... ün, ...’ten cari hesap ilişkisi içinde alındığını ... A.Ş.'ye dan borcun ödenemediğini; feshin, Aralık 2008 tarihinde yapıldığı halde davalıların çiftliği mart 2009 ayı içinde teslim aldığını, bu tarihe kadar müvekkilinin Çanakkale'deki kiralık dairesini boşaltamamış, 4 ay fazladan (400-TL kira, 180-TL aidat, 154-TL elktr, 38-TL su) ki toplam aylık 750-TL'den 3.000-TL kira ve masraf ödemek zorunda kaldığını, çiftlikle çalışan müvekkilinin 4 çalışanın işi, çiftliğin geri alınmasıyla son bulduğunu ancak tazminatların ödenemediğini, müvekkilinin İstanbul-Çubuklu'da kiracısı bulunduğu fidanlığa ait kira (aylık 10.000-TL) elektrik su parasının ödenemediğini, araçlar üzerine hem Beykoz Vergi Dairesi ve hemde işçi alacakları için haciz ve tedbir konulduğunu, dava tarihi itibariyle Vergi borcu 33,003,00-TL - SSK borcu 79.894,62-TL- Bağ-Kur borcu 7.461-TL- Şan oto araba tamir borcu 860-TL tutarlarında borçlarının ödenemediğini, 3 yıllık süre zarfında yapılan kültürel ve tarımsal çalışmalar neticesinde toprağın %25 oranında değer kazandığı belirtilmiş ve ayrıca 570.472,71-TL ederinde bir servet değerinin davalıya intikal ettiğini, ...

çiftliğinin değeri itibari ile davalılar, en az 6.000.000- USD zenginleştiğini beyan ederek maddi ve manevi zararların ödenmesini, yoksun kalınan kazanç için 5.000-TL; fesih ve ödememe sebebiyle maruz kalınan zararlar için 5.000-TL; davalılara intikal eden servet değeri için 5.000-TL; sözleşmeye göre yapılan yatırımlarla davalı arazisi en az % 25 değerlendiğinden bu miktar için 5.000-TL ile 20.000,00-TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

1-Davalı şirket vekili, dava-dışı ... ve ..., hem müvekkil şirket olan ... Tur.Ticaret A.Ş.'nin yetkilisi, ortağı ve müdürü olup, hem de davacı şirketin temsilcileri olduğunu, dayanak yapılan sözleşme edimlerinin davacı şirket tarafından yerine getirilmediği gibi, sözleşmenin hiçbir zaman yürürlüğe girmediğini, davacı şirketin, taahhüt ettiği işletme sermayesini temin etmediğini, işletme sermayesinin, ... Bankası A.Ş.'nden müvekkili şirket adına temin edilerek şirketin borçlandırıldığını, davacı şirket yetkililerinin, fizibilite raporu hazırlamış ve 2006 yılında 322.000-TL, 2007 yılında 727.000-TL ve 2008 yılı nda ise 1.647.000-TL kar edileceğine dair fizibilite raporu hazırladığını, ancak defter ve kayıtlarla da sabit olmak üzere;

2006 yılında -559.000-TL, 2007 yılında 439.000-TL zarar yapıldığını, 2008 yılı itibariyle de şirket zarar etmiş olup, işçi aylıkları, SSK primleri ve başkaca borçların da ödenemediğini,taşınmaz kirası ödenmediğinden kasıtlı olarak zarar ettirilmiş ve kira ödenmemiş olduğundan- kira sözleşmesi kiralayan ... tarafından feshedildiğini, davacı şirket yedindeki ve/veya nezdinde ki aktifinden ve gelirlerinden herhangi bir para harcanmadığını, davacı şirket yetkililerinin kötü niyetle hareket ederek müvekkili şirketi sürekli, sevk ve teslimini ispat edemedikleri hayali mal ve hizmetlere kestikleri faturalarla borçlandırdıklarını, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarına işlenen borç kayıtlarının hayali olduğunu, davacı şirket adına faturaları düzenleyen ve müvekkil şirket adına faturaları alan kişilerin aynı kişiler olduğunu;

davacının "yol, elektrik, su bağlantı ve dağıtımıyla arazinin tamamı üretime sokulmuştur" iddialarının da hilafı hakikat iddialar olduğunu, çünkü; arazinin üretim yapılan alanı tüm arazinin %10’nunun altında olduğu gibi, bu %10'luk kısımda üretim yapılabilmesinin finansmanı da davacı tarafından sağlanmamış olduğunu, davacı şirketin fizibilite raporunda 2006, 2007 ve 2008 yılındaki toplam kar öngörüsü:

2. 696.000-TL olmasına rağmen kar elde edilememiş aksine müvekkili şirketin zarara uğratılmış olduğunu, dayanaksız ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı ... vekili, müvekkilinin davaya konu sözleşmenin ne tarafı ne de kefili olarak bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, tarafların ... Tur.A.Ş. ile ... Tic. Ltd. Şti. olarak belirlendiğini, müvekkili tarafından ... Tur.A.Ş.’ni temsilen, ... tarafından da ... Tic. Ltd. Şti.ni temsilen imzalandığını, müvekkili ...'nun ... şirketi kaşesi üzerini imzaladığını, nitekim ...'da ... şirketinin kaşesi üzerini imzaladığını, bu durumun sözleşmenin şirketler arasında akdedildiğini,gerçek kişilerin bu sözleşmenin tarafları olmadığını da gösterdiğini savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalı şirket tarafından sözleşmenin 2 yıllık önel verilmeden feshedildiği feshin haksız olduğu değerlendirilmiş ise de davalı şirketin iş bu sözleşmenin feshi öncesi dönemlerde kar elde edeceğinin ön görüldüğü halde söz konusu dönem içerisinde herhangi bir karının olmadığını,2009 yılı ve öncesinde 1.720.792,81-TL zararının olduğu, 2009 yılı ve sonrasındaki 7 yıl içerisinde 1.400.028,66-TL gelir elde edileceğinin hesaplandığı, yine aynı hesaplamalara göre sözleşme kapsamında sonraki 2 yılda elde edilebilecek gelirin 328.181,45-TL olduğu, iş bu tutarların davalının önceki dönem zararlarının karşılanmasına yeterli olmayacağının belirlendiği, diğer yandan şirkete yapılan yatırımlardan dolayı hesaplanan değer artışı ile davalının sözleşme kapsamında mali yıl ve sonrasında elde edeceği karların toplamının (328.181,45-TL+880.654,52-TL) 1.208.835,97-TL 'nin dahi davalının geçmiş yıl zararlarını karşılamaya yetmediği, davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen edimini tam ve gereği gibi yerine getirmediği, davalı şirketi zarara uğrattığı anlaşıldığından tazminat talebinin haksız olduğu, bu sebepler ile davalı şirket yönünden açılan davanın esastan reddine , davalı ...'nun davacı tarafından dayanılan sözleşmede taraf sıfatının bulunmadığı, sözleşmenin davalı ...

Şirketi ile yapıldığı, şirketin kaşesi üzerine şirketi temsilen ... tarafından imza atıldığı, her ne kadar davalı şirket kaşesinin üst kısmında bu davalının adı yazılmış ise de, atılan imzanın şirketi temsile yönelik olduğu, sözleşmenin ... tarafından şahsen imzalanmadığı, kaldı ki sözleşmede tarafların davacı ve davalı şirketler olduğunun açıkça yazıldığı anlaşılmakla iş bu davalının pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme 05.12.2008 tarihinde feshedildiği halde bilirkişilerin 2009 yılı zararını da dahil ederek 2009 yılı sonu itibariyle zararlar toplamının 1.720.792,81-TL olduğunu tespit ettiklerini, 2005-2008 dönemi için yapılan zarar hesaplamasının tamamen afaki olduğunu, davalı şirketin hangi gerekçeyle zarar ettiğinin belli olmadığını, kaynağı belli olmayan “diğer borçlar” ya da “banka kredi borçları” vs. gibi başlıklar altında ortaya çıkan zararın kaynağının denetlenebilir olmadığını, ... Tur.Tic. A.Ş. zarara uğradığı iddiası ile müvekkil şirket yetkilisi ... ve şirket müdürü ... aleyhine tazminat davası açtığını, afaki zarar tespiti, onların kendi açtıkları tazminat davasında dahi dava konusu yapılmadığını, davalı taraf, haksız, dayanaksız ve en önemlisi zamansız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, tam karlılığa geçilecekken, o zamana kadar verilen emek ve yatırımın karşılığı alınacakken, sözleşmenin haksız bir şekilde feshiyle zarara uğratıldığını, davalı ..., işletme sözleşmesinin altına önce kendi adını ve soyadını bunun altına ise ...

A.Ş. ünvanı/ kaşesini koyarak imzayı hem şahsen kendisini ve hem de ... A.Ş.'yi kavrayacak şekilde attığını, değer artışı olan 880.654,53-TL'lik artış, sonuçta bu davalının şahsi malvarlığında gerçekleştiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlığın temeli sözleşmenin süresinden önce sonlandırılması nedeniyle uğranılan zarar iddiasına dayanmaktadır. Geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmede, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. TBK 112.madde uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır.

Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kâr mahrumiyetini de içine alır. Menfi zarar ise; yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan,sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Taraf şirketler arasında 15.03.2006 tarihli "İşletme ve Ürün Satış Sözleşmesi" imzalandığı, ... A.Ş.'nin organik tarım ve eko-turizm faaliyetlerinde bulunmak üzere ... Çiftliğini kiraladığı ve şirketin Çanakkale şubesini oluşturduğu, ... A.Ş.'nin kiraladığı çiftliğin işletme ve elde edilecek ürünleri pazarlama/satma yetkilerini ...'a devretmek istediği, ...'ın ise, ...

Çiftliği'nin tarımsal ve eko-turizm işletmesini, ürün pazarlama ve satışını üstlenmeyi kabul ettiği, sözleşmenin 2.1 maddesinde ...'ın, tüm varlıkları ile birlikle kiraladığı ... Çiftliği'ni ve elde edilen her türlü ürünü, " ... “ markası ile pazarlanması kaydıyla ...'a devretmeyi kabul ve taahhüt ettiği, ... ise ... Çiftliği'nin TR Organik Tarım Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tarımsal ve eko-turizm işletmesini ve ürün satışını kabul ederek üstlendiği, sözleşmenin 3.1 maddesinde başlama tarihinin ...'ın şartlar oluştuğunda işletme faaliyetlerine başlaması için tutulacak tutanak tarihi olduğu ve sözleşme süresinin de 3.2 maddesine göre başlama tarihinden itibaren 10 yıl olduğu, sözleşmenin 5.f maddesinde yatırımların finanse edilmesi görev ve sorumluluğunun ...'da bulunduğu, sözleşmenin 9.a maddesinde işletme sermayesinin ...

tarafından kendi ad ve hesabına temin edileceği, 9.b maddesinde ise işletme sermayesinin kredi olarak temin edileceği, sözleşmenin 11.maddesinde işletme karının %50 %50 paylaşılacağı, sözleşmenin feshi başlıklı 13.maddesinde ise ilk üç yılı hariç olmak üzere sözleşme süresinin kalan kısmı içinde ve herhangi bir zamanda 2 yıl öncesinden yazılı ihbarda bulunularak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceği, bu maddeye göre sözleşmenin ... tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarını ve ...'ın fesih tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş tüm alacaklarını fesih tarihinden itibaren 90 gün içinde ...

tarafından ödeneceği hususlarının hüküm altına alındığı, davalı ...Ş.' nin Beşiktaş ... Noterliğinden gönderdiği sözleşmenin feshine ilişkin 05/12/2008 tarih ve ... yev nolu ihtarnamesi ile davacı şirketin görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeni ile derhal sözleşmeyi feshettiği, 10.03.2009 tarihli devir teslim tutanağı ile çiftliğin davalı şirket tarafından fesihten sonra devralındığı dosyada belirlenmiştir. Davacı taraf sözleşmenin haksız feshine dayanarak fesih tarihinden sonra bakiye sözleşme süresi üzerinden elde edilmesi planlanan işletme karını ve sözleşmenin 13.a maddesi uyarınca kar pay miktarlarını kapsayan yoksun kalınan kazanç olarak müspet zararını ve ayrıca fesih nedeni ile ödemede acze düşülen kredi borçları, SSK borçları vb.

Masrafları, fesih nedeni ile davalıya intikal eden servet değerini ve kültürel ve tarımsal faaliyetler nedeni ile arazinin değerlenmesi nedeni ile meydana gelen değer artışına ilişkin menfi zararlarını talep etmektedir. Öncelikle "İşletme ve Ürün Satış Sözleşmesi" davalı ... Tur.A.Ş. ile davacı ...Ltd. Şti. arasında imzalandığı, şirketin kaşesi üzerine şirketi temsilen ... tarafından imza atıldığı, imzanın şirketi temsile yönelik olduğu şahsen sorumlu tutulamayacağı, sözleşme incelendiğinde ...'nun taraf veya garantör olarak yer almadığı, sözleşmeye dayalı olarak açılan bu davada taraf sıfatı bulunmaması nedeni ile bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

05/12/2008 tarih ve ... yevmiye nolu fesih ihtarnamesi ile sözleşmenin 13.maddesinde açıkça düzenlenen ilk üç yıla ilişkin fesih yasağına ve 2 yıl süreli fesih öneline uyulmadan yapılan tek taraflı ve derhal feshedildiğinden yapılan fesih bildirimi haksızdır. Buna göre davacı alacaklının yasa gereği müspet ve menfi zararlarını talep etme hakkı kural olarak mevcuttur. Sözleşmenin 13.a maddesi gereği sözleşmenin ... tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarının talep etme hakkı verdiği, buna göre işletmenin 2008-2009 mali yıllarına ilişkin işletme karının belirlenmesi gerektiği, bu nedenle bilirkişiler tarafından 2009 yılının da incelemeye tabi tutulmasının yerinde olduğu, davalı şirketin 2005-2009 yılları arasında meydana gelen zararı ve şirket sermayesini kaybetmesi nedeni ile 2009 yılı sonu itibari ile iflas konumuna geldiği, davacı tarafça sözleşme başında fizibilite raporları ile elde etmesi mümkün işletme karı planlanmakta ise de davalı şirket kar etmediği gibi borca batık duruma geldiği, bu nedenle yoksun kalınan kazanç kalemi yönünden talep edilebilecek işletme karının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.Menfi zarar kalemleri yönünden ise işletme sermayesinin sözleşmenin 9.a-b maddeleri gereği davacı şirket tarafından kendi ad ve hesabına kredi ile temin edilmesi gerektiği halde dosyaya ibraz edilen ...

Bankası A.Ş.nin kat ihtarnamesi ve çiftlik maliki tarafından çekilen ihtarnamelere göre kredinin davalı şirket tarafından çekildiği kredi borçları ödenemeyince borcun ... tarafından ödenerek kapatıldığı sabit olup davacı taraf sözleşme uyarınca üstlendiği borcunu yerine getirmemiştir. Buna ilaveten yapılan keşif ve incelemeler sonucunda kültürel ve tarımsal çalışmalar sebebi ile arazinin değerlendiği ve davalıya intikal eden varlıkların değerinin artığı iddia edilmekte ise de sözleşme ile devredilen varlıklara ek olarak yapılacak bina, tesis vb. yatırımların davalı şirket tarafından finanse edileceği hükme bağlanmış olup arazinin değerini artıran ve çiftliğin mal varlığını çoğaltan yatırımların davacı şirket tarafından karşılandığı veya finanse edildiğine ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı gibi çiftlik maliki ile davacı şirketin doğrudan hiçbir ticari ilişkisinin de bulunmadığı, tüm bu nedenlerle menfi zarara ilişkin tazminatın istenemeyeceği sonucuna varıldığından davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle,davacı şirketin tazminat istekleri haklı görülmediğinden davanın reddine ilişkin hükme yönelik istinaf sebebleri yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 41-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/02/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148683 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2394 E. 2024/5471 K. · Onandı

Haksız fesihte müspet zarar, işletme kârı doğmamışsa istenemez

Gerekçe özeti

Sözleşmede kararlaştırılan fesih yasağına ve fesih öneline uyulmadan yapılan fesih haksızdır; ancak feshin haksızlığı tek başına tazminata hükmedilmesini gerektirmez. Müspet zarar sözleşmede öngörülen ölçüte (fesih yılı ve izleyen mali yılın işletme kârı) göre hesaplanır ve işletme fiilen kâr etmemiş, aksine borca batık hâle gelmişse yoksun kalınan kazanç doğmaz. Menfi zarar ve karşı tarafın malvarlığındaki değer artışı ise, ilgili edimi sözleşme uyarınca üstlenen tarafın bu edimi yerine getirdiğini ve harcamayı kendisinin finanse ettiğini ispat etmesine bağlıdır. Sözleşmeyi şirket kaşesi üzerine temsilen imzalayan gerçek kişi, sözleşmede taraf veya garantör olarak yer almadıkça şahsen sorumlu tutulamaz.

Emsal değeri

Feshin haksızlığının kabulüne rağmen sözleşmede öngörülen kâr ölçütü fiilen gerçekleşmediğinde müspet zararın doğmayacağı ve şirket kaşesi üzerine temsilen atılan imzanın imzalayanı şahsen taraf yapmayacağı yönündeki tespitler bakımından emsal değeri taşır.

Kavramlar: haksız fesih fesih öneli müspet zarar menfi zarar yoksun kalınan kazanç pasif husumet temsilen imza garantörlük

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/2394 E.  ,  2024/5471 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/651 Esas, 2023/212 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2009/426 E., 2019/721 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Çanakkale’de bulunan ... Çiftliği malikinin davalı ... olduğunu, adı geçenin bu çiftliği davalı ... Ticaret A.Ş.’ye organik tarım ve eko-turizm faaliyetlerinde bulunmak üzere kiraladığını, taraflar arasında , kiralanan bu çiftliğin işletme ve elde edilecek ürünlerini pazarlama/satma yetkilerinin müvekkiline devredilmesine dair 15.03.2005 tarihli işletme ve ürün satış sözleşmesinin imzalandığını, ancak sözleşmenin süresinden önce 05.12.2008 tarihli ihtarnameyle davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle fesih tarihinden sonra bakiye sözleşme süresi üzerinden elde edilmesi planlanan işletme karından ve yoksun kalınan kazançtan ötürü müspet zararlarının oluştuğunu, ayrıca fesih nedeni ile ödemede acze düşülen kredi borçları, SSK borçları vb.

masrafları olduğunu, ayrıca kültürel ve tarımsal faaliyetler nedeni ile davalıya ait arazide değer artışı gerçekleştiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla yoksun kalınan kazanç için 5.000,00 TL, fesih sebebiyle maruz kalınan zararlar için 5.000,00 TL, davalılara intikal eden servet değer için 5.000,00 TL, davalıya ait arazi değerlendiği için 5.000,00 TL ile 20.000,00 TL manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; sözleşme edimlerinin davacı şirket tarafından yerine getirilmediğini, sözleşmenin hiçbir zaman yürürlüğe girmediğini, davacı şirketin, taahhüt ettiği işletme sermayesini temin etmediğini, işletme sermayesinin ... Bankası A.Ş.'den müvekkili şirket adına temin edilerek şirketin borçlandırıldığını, şirketin kar elde edemediğini, 2006 yılında 559.000,00 TL, 2007 yılında 439.000,00 TL zarar oluştuğunu, 2008 yılı itibariyle de şirket zarar etmiş olup, işçi aylıkları, SSK primleri ve başkaca borçların da ödenemediğini, taşınmaz kirası ödenmediğinden kira sözleşmesinin kiralayan ... tarafından feshedildiğini, davacı şirket yedindeki veya nezdindeki aktifinden ve gelirlerinden herhangi bir para harcanmadığını, davacı şirket yetkililerinin kötü niyetle hareket ederek müvekkili şirketi sürekli, sevk ve teslimini ispat edemedikleri hayali mal ve hizmetlere kestikleri faturalarla borçlandırdıklarını, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarına işlenen borç kayıtlarının hayali olduğunu, davacı şirket adına faturaları düzenleyen ve müvekkil şirket adına faturaları alan kişilerin aynı kişiler olduğunu, aksine müvekkili şirketin zarara uğratılmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu sözleşmenin ne tarafı ne de kefili olarak bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, sözleşme taraflarının ... ... Tur.A.Ş. ile ... Peyzaj Planlama Tic. Ltd. Şti. olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi ... ... Tur.A.Ş.’yi temsilen, ...'inin de ... Peyzaj Planlama Tic. Ltd. Şti.'ni temsilen imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı arasında 15.03.2005 tarihinde davalı şirketin kiraladığı Çanakkale'de bulunan ... Çiftliğinin işletilmesi ve kârının %50 %50 paylaşılmasına ilişkin sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin 10 yıl olduğu, davalı şirket tarafından 05.12.2008 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, ilk üç yılı hariç olmak üzere sözleşme süresinin kalan kısmı içinde ve herhangi bir zamanda 2 yıl öncesinden yazılı ihbarda bulunularak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceği, bu maddeye göre sözleşmenin davalı şirket tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarının ve ...'ın fesih tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş tüm alacaklarının fesih tarihinden itibaren 90 gün içinde davalı şirket tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı şirket tarafından sözleşmenin 2 yıllık önel verilmeden feshedildiği gözetildiğinde feshin haksız olduğu, ancak bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin iş bu sözleşmenin feshi öncesi dönemlerde kar elde edeceğinin ön görüldüğü halde söz konusu dönem içerisinde herhangi bir karının olmadığı gibi 2009 yılı ve öncesinde 1.720.792,81 TL zararının olduğu, teknik bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamalarda 2009 yılı ve sonrasındaki 7 yıl içerisinde 1.400.028,66 TL gelir elde edileceğinin hesaplandığı, yine aynı hesaplamalara göre sözleşme kapsamında sonraki 2 yılda elde edilebilecek gelirin 328,181,45 TL olduğu, iş bu tutarların davalının önceki dönem zararlarının karşılanmasına yeterli olmayacağının belirlendiği, diğer yandan şirkete yapılan yatırımlardan dolayı hesaplanan değer artışı ile davalının sözleşme kapsamında mali yıl ve sonrasında elde edeceği karların toplamının dahi davalının geçmiş yıl zararlarını karşılamaya yetmediği, davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen edimini tam ve gereği gibi yerine getirmediği, davalı şirketi zarara uğrattığı anlaşıldığından tazminat talebinin haksız olduğu, davalı ...'nun davacı tarafından dayanılan sözleşmede taraf sıfatının bulunmadığı, sözleşmenin davalı şirket ile yapıldığı, şirketin kaşesi üzerine şirketi temsilen ...

tarafından imza atıldığı, her ne kadar davalı şirket kaşesinin üst kısmında bu davalının adı yazılmış ise de atılan imzanın şirketi temsile yönelik olduğu, sözleşmenin ... tarafından şahsen imzalanmadığı, kaldı ki sözleşmede tarafların davacı ve davalı şirketler olduğunun açıkça yazılmış olduğu, bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Tasfiye halinde şirket yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin 05.12.2008 tarihinde feshedildiğini, bilirkişilerin 2009 yılı zararını da dahil ederek 2009 yılı sonu itibariyle zararlar toplamının 1.720.792,81 TL olduğunu tespit ettiklerini, 2005-2008 dönemi için yapılan zarar hesaplamasının tamamen afaki olduğunu, davalı şirketin hangi gerekçeyle zarar ettiğinin belli olmadığını, kaynağı belli olmayan “diğer borçlar” ya da “banka kredi borçları” vs. gibi başlıklar altında ortaya çıkan zararın kaynağının denetlenebilir olmadığını, ... ... Tur.Tic. A.Ş.'nin zarara uğradığı iddiası ile müvekkil şirket yetkilisi ... ve şirket müdürü Nuren Kam aleyhine tazminat davası açtığını, davalı tarafın haksız, dayanaksız ve en önemlisi zamansız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, tam karlılığa geçilecekken o zamana kadar verilen emek ve yatırımın karşılığı alınacakken sözleşmenin haksız bir şekilde feshiyle zarara uğratıldığını, davalı ...'nun işletme sözleşmesinin altına önce kendi adını ve soyadını bunun altına ise ......A.Ş.'nin unvanı/ kaşesini koyarak imzayı hem şahsen kendisini ve hem de ...

A.Ş.'yi kavrayacak şekilde attığını, 880.654,53 TL'lik değer artışının da bu davalının şahsi malvarlığında gerçekleştiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf şirketler arasında 15.03.2006 tarihli "İşletme ve Ürün Satış Sözleşmesi" imzalandığı, ... A.Ş.'nin organik tarım ve eko-turizm faaliyetlerinde bulunmak üzere ... Çiftliğini kiraladığı ve şirketin Çanakkale şubesini oluşturduğu, ... A.Ş.'nin kiraladığı çiftliğin işletme ve elde edilecek ürünleri pazarlama/satma yetkilerini davacı ...'a devrettiği, ...'ın ise ... Çiftliği'nin tarımsal ve eko-turizm işletmesini, ürün pazarlama ve satışını üstlenmeyi kabul ettiği, sözleşmenin 2.1 maddesinde ...'ın, tüm varlıkları ile birlikle kiraladığı ... Çiftliği'ni ve elde edilen her türlü ürünü, ... markası ile pazarlanması kaydıyla ...'a devretmeyi kabul ve taahhüt ettiği, davacı şirketin ...

Çiftliği'nin TR Organik Tarım Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tarımsal ve eko-turizm işletmesini ve ürün satışını kabul ederek üstlendiği, sözleşmenin 3.1 maddesinde başlama tarihinin davacının şartlar oluştuğunda işletme faaliyetlerine başlaması için tutulacak tutanak tarihi olduğu ve sözleşme süresinin başlama tarihinden itibaren 10 yıl olduğu, sözleşmenin 5.f maddesinde yatırımların finanse edilmesi görev ve sorumluluğunun davalı şirkette bulunduğu, sözleşmenin 9.a maddesinde işletme sermayesinin davacı şirket tarafından kendi ad ve hesabına temin edileceği, 9.b maddesinde ise işletme sermayesinin kredi olarak temin edileceği, sözleşmenin 11.maddesinde işletme karının yarı yarıya paylaşılacağı, sözleşmenin feshi başlıklı 13.maddesinde ise ilk üç yılı hariç olmak üzere sözleşme süresinin kalan kısmı içinde ve herhangi bir zamanda 2 yıl öncesinden yazılı ihbarda bulunularak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceğinin düzenlendiği, bu maddeye göre sözleşmenin davalı şirket tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarının ve davacının fesih tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş tüm alacaklarının fesih tarihinden itibaren 90 gün içinde davalı şirket tarafından ödeneceği hususlarının hüküm altına alındığı, davalı şirketin 05.12.2008 tarihli ihtarnameyle davacı şirketin görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeni ile derhal sözleşmeyi feshettiği, 10.03.2009 tarihli devir teslim tutanağı ile çiftliğin devralındığı, taraflar arasındaki sözleşme davalı ...

Tur.A.Ş. ile davacı .....Ltd. Şti. arasında imzalandığı, şirketin kaşesi üzerine şirketi temsilen ... tarafından imza atıldığı, imzanın şirketi temsile yönelik olduğu, davalı ... ... taraf veya garantör olarak yer almadığı, bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, sözleşmenin 13 üncü maddesinde açıkça düzenlenen ilk üç yıla ilişkin fesih yasağına ve 2 yıl süreli fesih öneline uyulmadan yapılan fesih bildiriminin haksız olduğu, davacı yasa gereği müspet ve menfi zararlarını talep etme hakkının kural olarak bulunduğu, sözleşmenin 13.a maddesi gereği sözleşmenin davalı şirket tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarının talep etme hakkı bulunduğu, buna göre işletmenin 2008-2009 mali yıllarına ilişkin işletme karının belirlenmesi gerektiği, davalı şirketin 2005-2009 yılları arasında meydana gelen zararı ve şirket sermayesini kaybetmesi nedeni ile 2009 yılı sonu itibari ile iflas konumuna geldiği, davacı tarafça sözleşme başında fizibilite raporları ile elde etmesi mümkün işletme karı planlanmakta ise de davalı şirket kar etmediği gibi borca batık duruma geldiği, bu nedenle yoksun kalınan kazanç kalemi yönünden talep edilebilecek işletme karının bulunmadığı, menfi zarar kalemleri yönünden ise işletme sermayesinin sözleşmenin 9/a-b maddeleri gereği davacı şirket tarafından kendi ad ve hesabına kredi ile temin edilmesi gerektiği halde dosyaya ibraz edilen ...

Bankası A.Ş.'nin kat ihtarnamesi ve çiftlik maliki tarafından çekilen ihtarnamelere göre kredinin davalı şirket tarafından çekildiği, kredi borçları ödenemeyince borcun ... tarafından ödenerek kapatıldığı, davacı tarafın sözleşme uyarınca üstlendiği borcunu yerine getirmediği, davacı tarafça kültürel ve tarımsal çalışmalar sebebi ile arazinin değerlendiği ve davalıya intikal eden varlıkların değerinin artığı iddia edilmekte ise de sözleşme ile devredilen varlıklara ek olarak yapılacak bina, tesis vb. yatırımların davalı şirket tarafından finanse edileceği hükme bağlanmış olup arazinin değerini artıran ve çiftliğin mal varlığını çoğaltan yatırımların davacı şirket tarafından karşılandığı veya finanse edildiğine ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı gibi çiftlik maliki ile davacı şirketin doğrudan hiçbir ticari ilişkisinin de bulunmadığı, tüm bu nedenlerle menfi zarara ilişkin tazminatın da istenemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin haksız olarak davalı şirket tarafından feshedildiğinin Mahkemece de kabul edilmesine rağmen tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri ne şekilde yerine getirmediğinin açıklanmadığını ve delil sunulmadığını, bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, işbu davanın konusunun davalının uğradığı zarar değil, davacının uğradığı zararların tazmini talebi olduğunu, davalının geçmiş yıl zararları adı altında yapılan hesaplamanın afaki olduğunu, bilirkişilerce davacının 2009 yılına ilişkin zararının hesaplanmasının da yanlış olduğunu, davalı şirketin hangi nedenlerle zarar ettiğinin belli olmadığını, böyle bir zarar varsa bile davacının bundan sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin zarara uğradığı iddiasıyla müvekkili şirket yetkilisine karşı açmış olduğu tazminat davasında dahi davalı ...

şirketinin uğradığı zararın 159.274,10 TL olarak tespit edildiğini, sözleşmenin 10 yıllık olup ilk 3 yılının yapılanma ve yatırım dönemi olarak kabul edildiğini, yani sözleşme imzalanırken ilk yıllar kar elde edilemeyeceğinin zaten malum olduğunu, davacının tüm emek ve sermayesini bu çiftliğe hasrettiğini, markalaşma sürecinin tamamlandığını, pazarlama ve dağıtım ağının kurulduğunu, arazi üzerine yatırımlar yapıldığını, yani müvekkilince altyapı ve organizasyonun kurulduğunu, tam karlılığa geçecekken sözleşmenin davalı tarafından zamansız ve haksız olarak feshedildiğini ve müvekkilinin elde edilecek kazançtan yoksun bırakıldığını, şirketin zarar ettiği gerekçesiyle davacının talepte bulunamayacağı tespitinin hatalı olduğunu, kalan 7 yıllık sürede ciddi bir işletme karının oluşacağını, yapılan alt ve üst yapı çalışmaları sayesinde arazinin değer kazandığını, davalı ...

yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira bu davalının sözleşmeyi hem kendi adına hem de şirket adına imzaladığını, şahsen taraf olmasaydı sadece şirket adı ve unvanı yazılarak imza atılacağını, garantörlük sözleşmesinin şekle bağlı olmadığını, ... çiftliğinin ve arazisinin sahibi ile ... A.Ş.'nin ortağı ve temsilcisinin aynı kişi olduğunu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması halinde davalı ...'nin sorumluluğunun olduğunun görüleceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.