6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefalet tarihi ve limitinin el yazısıyla yazılmaması nedeniyle kefaletin geçersizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1360 E. 2023/108 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesine ek kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmamış olması halinde, TBK 583 uyarınca kefalet geçerli değildir; bu husus kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen gözetilir. Kefaletin şekil şartlarına uygun alınması gerektiğini bilebilecek durumda olan alacaklıya karşı kefilin şekle aykırılığı ileri sürmesi, aksine dürüstlük kurallarına aykırı özel bir durum ispatlanmadıkça hakkın kötüye kullanımı sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Kefalet sözleşmesinin TBK 583 uyarınca şekil şartlarına uygunluğu → ret

Gerekçe: TBK 583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; kefilin azami sorumluluk miktarını, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Bilirkişi raporunda, genel kredi sözleşmesinin kefil imza sayfasında davalılara atfen yazılmış kefalet miktarı ve tarihine ilişkin el yazılarının davalıların eli ürünü olmadığı, bu yazıların kendi aralarında tam bir uyum gösterdiği ve davalılar dışında tek bir kişi tarafından yazıldığı tespit edilmiştir. Kefalet tarihi ve limitinin davalılara ait el yazısı ile yazılmamış olması nedeniyle TBK 583 uyarınca geçerli bir kefalet ilişkisinden bahsedilmesi mümkün değildir. Kefaletin geçerlilik koşulları kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, davalılardan birinin asıl borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı ve tek hissedarı olduğunu, kullandırılan kredilerden faydalandığını, kefaletten kaynaklanan şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri süren kişinin, sözleşmeyi yerine getirmekten kaçınmada korunmaya değer bir menfaati bulunduğunun ispatı gerekmez; geçersizliği ileri sürme hakkının kullanılmasını dürüstlük kurallarına açıkça aykırı hale koyan durumların varlığını, geçersizliğin ileri sürülmesini kabul etmeyen davacı tarafın ispatlaması gerekir. Davacı bankanın, kefaletlerin kanundaki düzenleme çerçevesinde şekil şartlarına uygun olarak alınması gerektiğini ve buna aykırı düzenlenen kefaletin geçerli olmayacağını bilecek durumda olduğu dikkate alındığında, şekle aykırılığın ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kefalet sözleşmesinde azami miktar ve tarihin kefilin el yazısı ile yazılmamasının TBK 583 uyarınca geçersizlik sonucu doğurduğu ve bu geçersizliğin kamu düzenine ilişkin olarak re'sen gözetilmesi gerektiği; ayrıca alacaklının şekil şartını bilebilecek durumda olması halinde kefilin şekle aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanımı sayılmayacağı yönündeki tespitler bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi şekil şartı el yazısı zorunluluğu hakkın kötüye kullanılması kamu düzeni re'sen inceleme itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 583

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1360

KARAR NO 2023/108

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/06/2020

NUMARASI 2017/915 Esas - 2020/369 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/01/2023

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili olan banka ile dava dışı ... Tic. A.Ş. arasında 04.01.2013 tarihinde 500.000-TL bedelli GKS imzalandığını, davalıların sözleşmeyi 500.000-TL bedel ile müteselsil kefil olarak imzaladığını, sözleşme kapsamında dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, kredi kartı hesabından kaynaklanan 12.691,17-TL ve ... nolu Destek kredisi kaynaklı 87.048,01-TL bakiye ödemenin yapılmadığını,borcun ödenmemesi üzerine,asıl borçlu ve davalı müteselsil kefillere 14.07.2015 tarihli ihtarın gönderildiğini, ihtar sonuçsuz kaldığından müvekkili tarafından Antalya ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ancak borçluların takibe itiraz ettiğini, yetki itirazı sonucunda dosyanın İst.Anadolu ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığını, itirazların yerinde olmadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına,davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili,imzalanan kredi sözleşmesine istinaden kullanılan kredilerin bankaya ödendiğini ya da yapılandırılarak yeni sözleşmelerin yapıldığını, müvekkillerinin kefil olduğu ödenmeyen kredi borcunun bulunmadığını, kefaletin şekil şartlarına uyulmadığını,kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihi, müteselsil veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyi kendi el yazısı ile yazmasının yasal zorunluluk olduğunu, kefalet tarihi,tutarı ve kefilin beyanı yazılarının müvekkiline ait olmadığını,müvekkili ...'nun davalı şirket yönetiminden 2009 yılında ayrıldığını, 2012 yılında ise hisselerini devrederek ortaklıkdan ayrıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davanın kredi sözleşmesine dayalı olarak kefillere yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde kefalet sözleşmesindeki kefil olunan miktar ve tarihi yazılarının davalıların eli ürünü olmadığının tespit edildiği, TBK 'nın 583. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davalılardan ...'nun asıl borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı ve tek hissedarı olduğunu, kullandırılan krediden faydalandığını, kefaletten kaynaklanan şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalılar kefalet tutarı,tarihi ve kefilin beyanı kısımlarının kendilerinin eli ürünü olmadığını ileri sürmüşlerdir. TBK'nın 583'üncü maddesi "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır."hükmünü haizdir. Somut olayda, davacı banka ile dava dışı ... A.Ş.

arasında 04/01/2013 tarihli 500.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeyi davalıların müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı sabittir. Uyuşmazlık, davalılar yönünden kefaletin geçerlilik koşulları bulunup bulunmadığı hususundadır. 02/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda; 01/04/2013 tarihli 500.000-TL tutarlı 24 sayfa ve iki sayfa ekinden oluşan genel kredi sözleşmesinde-kefil imza sayfasında davalılara atfen yazılmış kefalet miktarı "500.000-TL" ve "04/01/2013" tarihli el yazılarının, davalıların eli ürünü olmadığı, her iki bölümdeki "500.000-TL" ve altındaki "04/01/2013" rakamları ile "TL" ibaresinin kendi aralarında tam bir uyum ve benzerlik gösterdikleri ve davalılar dışında tek bir kişi tarafından yazıldığı tespit edilmiştir.

Sözleşmede, kefalet tarihi ve limitinin davalılara ait el yazısı ile yazılmadığından TBK m.583 uyarınca geçerli bir kefalet ilişkisinden bahsedilmesi mümkün değildir. Davacı vekili, geçersizliği ileri sürmenin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu iddia etmiştir.Ancak geçersizliği ileri süren kişinin sözleşmeyi yerine getirmekten kaçınmada korunmaya değer bir menfaati bulunduğunun ispatı gerekmediği gibi geçersizliği ileri sürme hakkının kullanılmasını dürüstlük kaidelerine açıkça aykırı bir hale koyan durumların varlığını geçersizliğin ileri sürülmesini kabul etmeyen davacı tarafın ispatlaması gerekir. Davacı bankanın,kefaletlerin, kanundaki düzenleme çerçevesinde şekil şartlarına uygun olarak alınması gerektiğini ve buna aykırı düzenlenen kefaletin geçerli olmayacağını bilecek durumda olduğu da dikkate alındığında şekle aykırılığın ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı olarak kabul edilmemiştir.Kefaletin geçerlilik koşulları kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle,davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 24,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148349 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.