6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yetkili servis sözleşmesinde önelli fesih hakkının kullanımı ve genel işlem koşulu denetimi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/723 E. 2023/107 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Sürekli borç ilişkisi doğuran ve her iki tarafa da eşit biçimde önel vererek fesih hakkı tanıyan sözleşme hükümleri, sözleşmenin niteliğine aykırı değildir; taraf menfaatlerini dengeleyen ve tek tarafı aleyhe düzenlemeyen böyle bir fesih hükmü, genel işlem koşulu niteliğinde olsa bile TBK 25 kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık ve karşı tarafın durumunun ağırlaştırılması unsurları gerçekleşmediğinden geçersiz sayılmaz; sözleşmede tanınan önelli fesih hakkının sözleşmede belirtilen usule uyularak kullanılması, karşı tarafa zarar verme amacı ve buna ilişkin somut delil bulunmadıkça hakkın kötüye kullanılması oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin sona erme şekli ve feshin sözleşmeye uygunluğu → ret

İddia: Davacı, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşme süresi sona erdikten sonra da fiilen devam etmesi ve 29.11.2017 tarihli yeni bir sözleşmenin imzalanmış olması nedeniyle sözleşmenin uzadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme 12.02.2018 tarihi itibariyle sona ermesine rağmen tarafların ticari ilişkileri bu tarihten sonra da devam etmiştir; ancak sözleşme, 3 yıllık sürenin dolmasına bağlı olarak kendiliğinden sona ermemiş, davalı tarafından sözleşmenin 9.2. maddesinde tanınan fesih hakkı kullanılmak suretiyle, 11/05/2018 tarihli noter ihtarnamesiyle süre tanınarak feshedilmiştir. Sözleşmede belirtilen fesih sürelerine uyularak gerçekleştirilen fesih sözleşmeye uygundur. Sözleşme süresinin bitmesine rağmen ilişkinin sürdürülmesi sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirmiş olsa da, bu durum taraflara tanınan fesih hakkının kullanılmasına engel değildir. Davacı tarafça sonradan düzenlendiği belirtilen 29/11/2017 tarihli sözleşmenin TSE belgesi alınması amacıyla düzenlendiği her iki tarafın kabulünde olup, bu sözleşmenin 12/02/2015 tarihli asıl sözleşmeyi sona erdirdiği de iddia edilmediğinden, ticari ilişkinin fiilen sürdüğü yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fesih hükmünün genel işlem koşulu olarak geçersizliği iddiası → ret

İddia: Davacı, feshe ilişkin sözleşme hükmü 9.2'nin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ve TBK 25 uyarınca dürüstlük kuralı çerçevesinde içerik denetimine tabi tutulması gerektiğini, 90 günlük önel süresinin piyasa koşulları ve yeni iş imkânları bakımından yetersiz kaldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bir sözleşmede genel işlem şartı niteliğindeki hükümlere yer verilmesi, ilgili şartın kendiliğinden geçersizliği sonucunu doğurmaz. TBK 25 uyarınca genel işlem koşullarının geçersiz olması için dürüstlük kuralına aykırı olması ve karşı tarafın durumunu ağırlaştırması gerekir. Somut olayda fesih hakkı her iki tarafa da tanınmış olup davacı aleyhine tek taraflı olarak öngörülmemiştir; bu haliyle taraf menfaatleri dengelenmiş, bir taraf aleyhine hüküm getirilmemiştir. Sözleşmenin sürekli borç ilişkisi doğurması nedeniyle 90 günlük ihbar öneline bağlı fesih hakkı tanınması sözleşmenin niteliğine de aykırı değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fesih hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı → ret

Gerekçe: Davalı, fesih hakkını kullanmadığı aşamada 06/04/2018 tarihinde sözleşmenin karşılıklı anlaşmayla sona erdirilmesi için hazırladığı metinle davacıya teklifte bulunmuş, bu teklif davacı tarafça kabul edilmemiştir. Davalı, fesih iradesiyle birlikte davacının muhtemel zararlarını da karşılamayı teklif etmiştir. Davalının fesih hakkını davacıya zarar vermek amacıyla kullandığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sürekli borç ilişkisi doğuran ticari sözleşmelerde her iki tarafa eşit biçimde tanınan önelli fesih hakkının, sözleşme niteliğine aykırı olmadığı ve TBK 25 kapsamında genel işlem koşulu denetimine tabi olsa da dürüstlük kuralına aykırılık ile karşı taraf aleyhine dengesizlik unsurları bulunmadıkça geçerli sayılacağı yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetkili servis sözleşmesi önelli fesih genel işlem koşulu TBK 25 içerik denetimi hakkın kötüye kullanılması sürekli borç ilişkisi belirsiz süreli hale gelme

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 25

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/723

KARAR NO 2023/107

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/01/2020

NUMARASI 2018/682 Esas - 2020/13 Karar

DAVA

Tazminat

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında l2.02.2015 tarihli 3 yıl süreli Yetkili Servis Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin sona erme tarihinden 30 gün öncesinde mutabakatla sözleşmenin yenilenmesine karar vermedikleri takdirde sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme süresi 12.02.2018 tarihinde sona erse de fiilen devam eden ticari ilişki nedeniyle sözleşmenin uzadığının varsayıldığını,sözleşme süresinin sonuna doğru müvekkilinin TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi alabilmesi için ilgili kuruma verilmek üzere 29.11.2017 tarihli 1 yıl süreli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin 2012 yılından itibaren yetkili servis olarak görev yapması nedeniyle davalının talepleri doğrultusunda yatırımlar yaptığını, eleman ve servis araç sayısını artırdığını,dükkanını büyüttüğünü, yatırımların ticari ilişkinin uzun yıllar süreceği inancı ile yapıldığını, davalı tarafından 06.04.2018 tarihinde müvekkiline e-posta ile fesih protokolü gönderildiğini, ancak protokolün müvekkili tarafından kabul edilmediğini, akabinde davalıya ihtar keşide edilerek sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin yaptığı yatırım zararları, personel ödemelerinin, kazanç kaybı ve diğer muhtemel zararların karşılığını mutabakat ile belirleyerek müvekkiline ödenmesi gerektiğini bildirdiğini ,ancak ödeme yapılmadığından 5.000-TL tutarındaki kar kaybı ile 5.000-TL yatırım zararının avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,taraflar arasındaki sözleşmenin sözleşmedeki açık hüküm uyarınca 12.02.2018 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya ödeme yükümlülüğü olmamasına rağmen iyi niyet gereği teklifde bulunulduğunu,davacının kabul etmediğini, müvekkilinin sözleşmesel hakkını kullanarak ihtarın tebliğinden 90 gün süre sonra geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin yeni bir servis ağı yapılanması uygulama kararı aldığını, servis hizmetlerinde bölge servisleri sistemine geçtiğini, 6502 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği'nin ekinde yer alan satış sonrası hizmet verilmesi zorunlu olan ürünler listesinin 8. 1 no'lu sütununda telekomünikasyon alet ve cihazları için 7 coğrafi bölgede toplam 20 adet servis açma şartı getirildiğini, sözleşmenin sona erdirilmesi ile hedeflenen amacın davacı işletme ile sözleşmeyi sona erdirip yerine başka bir servis ile sözleşme imzalamak olmadığını,davacının talep ettiği zarar kalemlerine ilişkin olarak somut delil sunmadığını, davacının garanti dışı servis hizmeti vermeye devam ettiği gibi aksesuar ve yazılım güncelleme gibi diğer hizmetleri de vermeye devam ettiğini,zararı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece,sözleşmenin 9. 2 maddesinde taraflara herhangi bir sebep ileri sürmeden ilişkiyi sona erdirme hakkı verdiği, bu hakkın taraflardan birine değil, her ikisine de tanındığı, davalının 90 gün süre vermek suretiyle sözleşmeyi sona erdirdiği, fesih iradesi ile birlikte karşı tarafın muhtemel zararlarını, özellikle kıdem tazminatından kaynaklanan yükümlülüklerini vs ödemeyi de kabul eden davalının fesih hakkını kötüye kullandığının söylenemeyeceği, davacı tarafça ileri sürülen sözleşme süresinin bitmesine rağmen fesih yapılmadığı ve benzer başka yetkili servis sözleşmelerinin imzalandığı yönündeki olguların cep telefonu servis hizmetinin de devam ettirileceği yönünde güven oluşturmaya yeterli olmadığı, sözleşmenin süreli olarak yapılması ve bitiminin ardından fesih konusunda görüşmeler yapılmasının davalının çelişkili tutumda olduğunu göstermediği ,sözleşmenin önel verilerek feshine ilişkin 9.2 hükmünün geçerli olduğunun kabulü gerektiğinden 29.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda da davacı ile davalı arasındaki sürekli borç içeren sözleşmede yer alan ve her iki tarafa doksan gün önel vermek suretiyle sözleşmeyi fesih imkânı veren düzenlemenin, genel işlem koşulu oluşturmadığı, yazılmamış sayılmasından söz edilemeyeceği, davalının sözleşmeyi fesih hakkını kullanmasının hakkın kötüye kullanılması oluşturmayacağı görüşü benimsendiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik incelemeden yoksun olduğunu, sadece hukuki değerlendirme içerdiğini, ayrıca bilirkişi heyetinin kanundaki sayıya aykırı oluşturulduğunu,servis sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedilip feshedilmediği, şayet sözleşme haksız feshedildiyse öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağı, bulabileceğinin kabulü halinde hangi sürede bulabileceği, bu süreçte meydana gelecek kazanç kaybı miktarının araştırılması gerektiği, müvekkilinin emsal bir iş bulamayacağının tespiti halinde ise ne kadarlık bir süre için zarar isteyebileceğinin belirlenmesi, bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilip aradaki farkın hesabı gerektiğini,TBK’nın 25.

maddesi uyarınca genel işlem koşullarının dürüstlük kuralı çerçevesinde içerik denetimine de tabi olduğunu,feshe ilişkin sözleşme hükmü 9.2’de düzenlenen 90 günlük önel süresinin uzunluğu, piyasa koşulları,ticari ilişkinin sonlanması sonucu davacının yeni iş imkânları elde edip edemeyeceğinin irdelenmemesi nedeniyle eksik inceleme yapıldığını, 12.02.2018 tarihinden sonra da taraflar arasında fiilen devam eden ticari ilişki nedeniyle sözleşmenin süresinin uzadığını,sözleşme süresinin sonuna doğru müvekkilinin TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi alabilmesi için 29.11.2017 tarihli 1 yıl süreli yeni bir sözleşme imzalandığını, davalının bu davranışlarının ticari ilişkiyi fiilen sürdürdüğünün birer kanıtı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı ile yatırımlara ilişkin uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında 12/02/2015 tarihinde imzalanan servis sözleşmesi ile davacının, davalı tarafından satışı yapılan ürünlerin bakım ve tamir hizmetlerini görmeyi taahhüt ettiği, sözleşme ile bağımlılık ilişkisi bulunmadığı, bu kapsamda davalının sözleşme süresi içinde takdir yetkisi ile başka bir kişiyi ürünlere ilişkin yetkili servis olarak atayabileceği,ürünlerin bakım ve onarımını kendisinin yapabileceği, yetkili servis dışında herhangi bir şahıs veya kuruma söz konusu ürünlere ilişkin bakım ve onarım yapma yetkisi verebileceği düzenlenmiştir.

Sözleşme süresinin 3 yıl olarak belirlendiği, taraflarca otuz gün öncesinden mutabakatla sözleşmesinin yenilenmesine karar verilmemesi halinde kendiliğinden sona ereceği, taraflardan her birinin doksan gün önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshedebileceği, bunun ardından doksan günlük bir tasfiye süresi tanınacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşme 12.02.2018 tarihi itibariyle sona ermesine rağmen, tarafların ticari ilişkilerinin bu tarihten sonra da devam ettiği anlaşılmaktadır. Sözleşme, davalı tarafından davacıya gönderilen 11/05/2018 tarihli noter ihtarnamesi ile sözleşmenin 9.2. maddesinde yer alan süre tanınmak suretiyle feshedilmiştir. Her ne kadar davacı, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini ileri sürmekte ise de taraflar arasındaki sözleşmenin, 3 yıllık sürenin dolmasına bağlı olarak kendiliğinden sona ermesinin söz konusu olmadığı, davalı tarafından sözleşmede tanınan fesih hakkı kullanılmak suretiyle sözleşmeye son verildiği, sözleşmede belirtilen fesih sürelerine uyularak gerçekleştirilen feshin sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan davacı feshe ilişkin sözleşme şartının genel işlem şartı olduğunu ve geçersiz olduğunu ileri sürmekte ise de, bir sözleşmede genel işlem şartı niteliğindeki sözleşme hükümlerine yer verilmesi, ilgili sözleşme şartının kendiliğinden geçersizliği sonucunu doğurmamaktadır. TBK'nın 25. maddesi uyarınca genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Bu düzenlemeye göre, genel işlem koşullarının geçersiz olması için, dürüstlük kuralına aykırı olması ve karşı tarafın durumunu ağırlaştırması gerekir. Somut olayda bahsi geçen sözleşme hükmünde fesih hakkı her iki tarafa da tanınmış olup davacının aleyhine tek taraflı olarak öngörülmemiştir.

Bu haliyle sözleşmenin feshi konusunda taraf menfaatlerinin dengelendiği ve bir taraf aleyhine olmak üzere hüküm getirilmediği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olması nedeniyle 90 günlük ihbar öneli bağlı fesih hakkı tanınması sözleşmenin niteliğine de aykırı değildir. Bunun dışında davalı, fesih hakkını kullanmadığı aşamada 06/04/2018 tarihinde sözleşmenin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesi için hazırladığı sözleşme metni ile davacıya teklifte bulunmuş olup bu teklif davacı tarafından kabul edilmemiştir. Davalı fesih iradesi ile birlikte davacının bir kısım muhtemel zararlarını da karşılamayı teklif etmiştir. Davalının fesih hakkını davacıya zarar vermek amacıyla kullandığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır.

Sözleşme süresinin bitmesine rağmen sözleşmeye devam edilmesi sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirmiş olup sözleşmenin belirsiz süreli hale gelmiş olması taraflara tanınan fesih hakkının kullanılmasına engel değildir. Diğer taraftan davacı tarafça sonradan düzenlendiği belirtilen 29/11/2017 tarihli sözleşmelerle birlikte sözleşme ilişkisinin devam edeceği ve feshedilmeyeceği hususunda haklı güven oluştuğu ileri sürülmekte ise de bahsi geçen sözleşmelerin TSE belgesi alınması için düzenlendiği her iki tarafın da kabulünde olup bu sözleşmenin 12/02/2015 tarihli sözleşmeyi sona erdirdiği de iddia edilmediğine göre davacı tarafın aksi yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle;

davanın reddine dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/01/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148348 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.