6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sahte vekaletnameyle temsilde genel kurul kararlarının yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1358 E. 2023/228 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Yokluk Tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Çağrısız genel kurul toplantısında, pay sahibini temsile yetkili kılındığı ileri sürülen vekaletnamedeki imzanın o pay sahibine ait olmadığının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi halinde, pay sahibinin genel kurula katılma, oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez haklarının ortadan kaldırıldığı kabul edilerek alınan genel kurul kararları yok hükmünde sayılır. Dava dilekçesinde 'iptal' ibaresi kullanılmış olsa da dilekçe içeriğinde kararların batıl/yok olduğu ileri sürülmüşse, yokluk hukuki sebebi menfaati olan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir; bu durumda taleple bağlılık ilkesi ihlal edilmiş sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Vekaletnamedeki imzanın sahteliği ve genel kurulda yetkisiz temsil → ret

İddia: Davalı vekili, davacının vekaletnameyi kendi imkanlarıyla ulaştırdığını, imza sahteliğinin şirket ve bakanlık temsilcisi tarafından teyit edilemeyeceğini, davacının kötü niyetli olarak zemin oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava konusu genel kurul, TTK 416 uyarınca çağrısız olarak toplanmıştır; bu maddeye göre çağrısız toplantı, tüm pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması ve aralarından birinin toplantı şekline itiraz etmemesi şartına bağlıdır. Davacı toplantıya bizzat katılmamış, kendisini temsil ettiği ileri sürülen kişiye verildiği iddia edilen vekaletnamedeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı, hükme esas alınan grafolog bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Vekaletnamedeki imzanın davacıya ait olmadığının belirlenmesi karşısında, davacının genel kurula katılmadığı ve TTK 447 uyarınca pay sahibinin genel kurula katılma, oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez haklarının sınırlandırıldığı veya ortadan kaldırıldığı anlaşılmakla, alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun kabulü yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Taleple bağlılık: dava dilekçesinde iptal ibaresi kullanılmasına karşın yokluk tespitine hükmedilmesi → ret

İddia: Davalı vekili, davacının batıl olan genel kurul kararlarının iptalini talep etmiş olmasına rağmen mahkemenin taleple bağlılık ilkesini ihlal ederek yoklukla malul olduğunun tespitine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dilekçesinde genel kurul kararlarının iptali ibaresi kullanılmışsa da, dilekçe içeriğinde alınan kararların batıl olduğu ileri sürülmüştür. Yokluk hukuki sebebi, bunu ileri sürmekte hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır; yokluk hususunda verilecek tespit hükmü açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı, yerleşik yargı uygulamasında da mahkemelerce kendiliğinden göz önünde bulundurulur. Bu kapsamda davacının şirketteki pay oranının da önemi yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Çağrısız genel kurulda temsile dayanak vekaletnamedeki imzanın sahte olduğunun tespiti halinde alınan kararların yok hükmünde sayılacağı ve dava dilekçesinde 'iptal' ibaresi kullanılsa da içerikten butlan/yokluk iddiası anlaşılıyorsa taleple bağlılığın ihlal edilmeyeceği yönündeki değerlendirmeler açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu genel kurul kararının butlanı çağrısız genel kurul vekaletname sahteliği taleple bağlılık ilkesi vazgeçilemez pay sahipliği hakları

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 447TTK 416 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1358

KARAR NO 2023/228

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/07/2020

NUMARASI 2018/1113 Esas 2020/358 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/02/2023

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 19/12/2018 tarihli genel kurul toplantısında 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait genel kurullarının tadili ile birlikte sermaye artışına ilişkin kararlar alındığını, müvekkilinin genel kurul toplantısına vekaleten katıldığının görüldüğünü, ancak vekaletteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu hususun çıplak göz ile bile tespit edilebileceğini, bu sebeple genel kurulun geçersiz ve batıl olduğunu, müvekkilinin, ortaklardan ...'a ait hisseleri cebri icra yoluyla alacağına karşılık aldığını, bu nedenle davalı şirketin %89 payına sahip olduğunu, ... ile aralarında birçok ihtilaf ve dava bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin bu kişiye vekalet vermesinin mümkün olmadığını, alınan kararla müvekkilinin hissesinin %50'nin altına indirilmeye çalışıldığını, müvekkilinin genel kuruldan haberinin ve bilgisinin olmadığını, müvekkilinin temsil edilmediği, sahte imza ile bakanlık temsilcisinin de aldatıldığı genel kurulda alınan kararların batıl olduğunu belirterek, batıl olan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; iptali istenen 19.12.2018 tarihli genel kurulun çağrısız olarak toplandığını, davacının da bilgisi dahilinde onun yönlendirdiği muhasebeci tarafından ve yine onun verdiği vekaletname ile bahsi geçen kararların alındığını, davacının haklarını zedeleyen, onun aleyhine olan herhangi bir işlem yapılmadığını, döviz bürolarının sermayesinin 500.000-TL’den 1.000.000-TL’ye artımı hususunda yayınlanan yönetmelik gereği genel kurul yapılması gerektiğini, durumun bildirildiği davacının, para veremeyeceğini belirterek hissesinin %50 yerine %25 olmasına razı olduğunu bildirdiğini, davacının, %39 hissenin kendi adına kayıt ve tescili istemiyle açtığı davanın reddine karar verildiğini, davacının, kendi gönderdiği muhasebecinin yaptığı işlemi, kendi verdiği vekaleti inkar ettiğini, vekaletteki imza kendisine ait olmasa dahi kötü niyetli olarak şirkete zarar verme amacıyla başkasına attırılarak muhasebeciye teslim edildiğini, davacının şirket hisselerini usulsüz olarak başkalarına devrettiğini, genel kurul yapılmayıp, şirket sermayesinin arttırılmaması halinde döviz bürosunun lisansının iptal edileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dava konusu 19/11/2018 günlü genel kurul toplantısında davacıyı genel kurulda vekil olarak temsil etmek üzere, davacı tarafından dava dışı şirket yetkilisi ...'a verildiği iddia edilen vekaletteki imzanın davacının el ürünü olmadığı, dava dilekçesindeki anlatımlar ve şirket yetkilisi ...'un bizzat mahkeme huzurunda alınan beyanından, davacı ile aralarında geçmişe yönelik husumet olduğunun anlaşıldığı, davacının, aralarında husumet bulunan şirket yetkilisi ...'a kendisini şirket genel kurulunda temsil etmesi için vekalet vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, şirket yetkilisi ...'un da bu vekaleti kendisine kimin getirdiğini bilmediğini, kendisine verilen vekaleti kullanarak davacı adına genel kurulda oy kullandığını beyan etmesi karşısında, genel kurulda davacının yetkisiz bir kişi tarafından temsil edildiği, davacının alınan şirket yönetimi ve kararları açısından iradesinin yok sayıldığı, toplantı yeter sayısı ve karar nisabı açısından hukuka aykırı bir sonucun oluştuğu, genel kurulun 7.

gündem maddesi ile şirketin 500.000-TL olan sermayesinin oybirliğiyle 1.000.000-TL'ye çıkarılmış olduğu, bu hususun da davacının şirketteki hak ve yetkilerini ortadan kaldırabilecek nitelikte bir karar olduğu, davacının imzasının taklit edilerek sahte olarak adına vekalet düzenlenmiş olmasının davacının vazgeçilmez nitelikteki haklarından olan genel kurula katılma, konuşma, öneride bulunma, asgari oy, dava hakkı ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını kaldıran veya sınırlandıran bir durum olduğu, bu nedenle dava konusu genel kurul kararlarının yoklukla olduklarının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 19/11/2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davacı tarafın batıl olan genel kurul kararlarının iptalini talep etmiş olmasına rağmen, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, Hazine Bakanlığı’nın sermaye artırımına ilişkin zorunlu toplantı yapılmasına ilişkin tebliğinden haberdar olduğunu, sermaye artırımının zorunlu olduğunu bilen davacının, ödeme yapmaya yanaşmadığını, bunun yerine vekaletname göndererek karar alınmasını, sermaye artırımı yapılarak kendi payına düşen hisselerin muhafaza edilmesini söylediğini, davacının vekaletnameyi kendi imkanları ile müvekkiline ulaştırdığını, bakanlık temsilcisi ve müvekkili şirket yetkililerinin vekaletname üzerindeki imzanın kime ait olduğunu tespit ve teyit etme imkanı bulunmadığını, toplantıya katılmayan davacının avukatını da göndermediğini, davacının sahte imzalı vekaletnameyi göndererek genel kurul kararlarının daha sonradan iptal edilebilmesi için zemin oluşturduğunu, davacının TTK'nın 461 maddesinde belirtilen rüçhan hakkına dayanarak sermaye artırımı ile ortaya çıkan yeni hisselerin, bedelini ödemek suretiyle şirketteki pay sahipliği oranında kendi adına tescil edilmesini talep ve dava edebileceğini, ancak davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, genel kurul kararının yok sayılmasının, baştan itibaren hiç gerçekleşmemiş gibi sonuç doğuracağından, şirketin ruhsatının iptal olması durumunun söz konusu olduğunu, davacının diğer ortakların rızasını ve Hazine Bakanlığı’ndan alınması zorunlu hisse devri izni almaksızın, hisse devrine ilişkin bir genel kurul kararı olmamasına rağmen sürekli olarak hisselerini 3.

kişilere devrettiğini, davacının, %89 hisseye sahip olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının %39 hissenin kendi adına tescil edilmesi için açtığı dava reddedilmiş olup, şu an istinaf aşamasında bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 19.11.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 447. maddesine göre; genel kurulun; pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. Somut olayda; davacının pay sahibi olduğu davalı şirketin 19.11.2018 tarihli çağrısız toplanan olağan genel kurulunda, şirketin finansal tablolarının müzakeresi ile kabulüne, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, yönetim kurulu üye seçimine ve şirket sermayesinin artırılmasına yönelik olarak oy birliği ile kararlar alındığı, toplantıda davacıyı vekaleten ...'un temsil ettiği, davacının söz konusu vekaletname altında kendisine atfen atılan imzaya itirazı nedeniyle, mahkemece hükme esas alınan denetime elverişli grafolog bilirkişi raporuyla, söz konusu imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Genel kurul toplantısının çağrısız yapıldığı anlaşılmaktadır. Anonim şirketlerde çağrısız genel kurul toplantılarının ne şekilde yapılabileceği TTK'nın 416. maddesinde düzenlenmiş olup, madde hükmünde; bütün payların sahipleri ve temsilcilerinin, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın toplanabileceği ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilecekleri belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunması halinde, aralarından birinin toplantının şekline itirazda bulunmaması şartıyla çağrı merasimine riayet etmeksizin de genel kurul toplanabilecektir.

Ancak somut olayda davacı genel kurul toplantısına katılmadığını ve kendisini temsilen diğer ortağın toplantıya katılarak oy kullanmasına dayanak vekaletnamede adına atılan imzanın sahte olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Vekaletnamede davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığı belirlenmiş olup, davacının genel kurula katılmadığı anlaşılmakla, genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabulü yerindedir. Ayrıca dava dilekçesinde genel kurul kararlarının iptali ibaresi kullanılmışsa da, dilekçe içeriğinde alınan kararların batıl olduğu ileri sürülmüştür. Kaldı ki yokluk hukuki sebebi, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır.

Yokluk hususunda mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce kendiliğinden göz önünde bulundurulacağı,yerleşik yargı uygulamasında da kabul edilmektedir. Bu kapsamda davacının şirkette bulunan pay oranının da bir önemi yoktur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,5‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 65-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/02/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148273 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2240 E. 2024/5113 K. · Onandı

Sahte vekâletle temsilde genel kurul kararları yok hükmündedir

Gerekçe özeti

Genel kurul toplantısına katılmayan pay sahibi, adına düzenlenen vekâletnamedeki imzanın kendisine ait olmadığı belirlenerek yetkisiz bir kişi tarafından temsil edilmişse, o toplantıda alınan kararlar yok hükmündedir. Yokluk sebebi, ileri sürmekte hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir; bu nedenle dava dilekçesinde 'iptal' ibaresi kullanılmış olması yokluğun tespitine karar verilmesini engellemez ve davacının pay oranı sonucu etkilemez.

Emsal değeri

Yargıtay'ca onanan gerekçe, sahte vekâletnameyle temsil edilen pay sahibinin katılmadığı genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunu ve yokluğun her zaman ileri sürülebilip hâkimce re'sen gözetileceğini ortaya koyması bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: genel kurul kararlarının yokluğu butlan genel kurulda temsil ve vekâletname sahte imza taleple bağlılık ilkesi re'sen gözetme tespit hükmü sermaye artırımı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/2240 E.  ,  2024/5113 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1358 Esas, 2023/228 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/1113 E., 2020/358 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 19.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 yıllarına ait genel kurulların tadili ile birlikte sermaye artışına ilişkin kararlar alındığını, alınan kararla müvekkil hissesinin %50'nin altına indirilmeye çalışıldığını, müvekkilinin toplantıya vekaleten katıldığının görüldüğünü ancak vekâletteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu sebeple genel kurulun geçersiz ve batıl olduğunu, ... ile aralarında birçok ihtilaf ve dava bulunduğunu bu nedenle bu kişiye vekâlet vermesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin genel kuruldan haberi olmadığını belirterek batıl olan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurulun çağrısız olarak davacının da bilgisi dahilinde toplandığını, davacının bilgisi dahilinde yine onun yönlendirdiği muhasebeci tarafından ve yine onun vermiş olduğu vekaletname ile adı geçen kararların alındığını, döviz bürolarının sermayesinin 500.000,00 TL’den 1.000.000,00 TL’ye artımı hususunda yayınlanan yönetmelik gereği genel kurul yapılması gerektiğini, genel kurul yapılmayıp, şirket sermayesinin arttırılmaması halinde döviz bürosunun lisansının iptal edileceğini, davacının, para veremeyeceğini belirterek hissesinin %50 yerine %25 olmasına razı olduğunu bildirdiğini, davacının, %39 hissenin kendi adına kayıt ve tescili istemiyle açtığı davanın reddine karar verildiğini, davacının, kendi gönderdiği muhasebecinin yaptığı işlemi, kendi verdiği vekaleti inkar ettiğini, vekâletteki imza kendisine ait olmasa dahi kötü niyetli olarak şirkete zarar verme amacıyla başkasına attırılarak muhasebeciye teslim edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 19.11.2018 günlü genel kurul toplantısında davacıyı genel kurulda vekil olarak temsil etmek üzere, davacı tarafından dava dışı şirket yetkilisi...'a verildiği iddia edilen vekaletteki imzanın davacının el ürünü olmadığı, dava dilekçesindeki anlatımlar ve şirket yetkilisi...'un bizzat mahkeme huzurunda alınan beyanından, davacı ile aralarında geçmişe yönelik husumet olduğunun anlaşıldığı, davacının, aralarında husumet bulunan şirket yetkilisi...'a kendisini şirket genel kurulunda temsil etmesi için vekalet vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, şirket yetkilisi...'un da bu vekaleti kendisine kimin getirdiğini bilmediğini, kendisine verilen vekaleti kullanarak davacı adına genel kurulda oy kullandığını beyan etmesi karşısında, genel kurulda davacının yetkisiz bir kişi tarafından temsil edildiği, davacının alınan şirket yönetimi ve kararları açısından iradesinin yok sayıldığı, toplantı yeter sayısı ve karar nisabı açısından hukuka aykırı bir sonucun oluştuğu, genel kurulun 7.

gündem maddesi ile şirketin 500.000,00 TL olan sermayesinin oybirliğiyle 1.000.000,00 TL'ye çıkarılmış olduğu, bu hususun da davacının şirketteki hak ve yetkilerini ortadan kaldırabilecek nitelikte bir karar olduğu, davacının imzasının taklit edilerek sahte olarak adına vekalet düzenlenmiş olmasının davacının vazgeçilmez nitelikteki haklarından olan genel kurula katılma, konuşma, öneride bulunma, asgari oy, dava hakkı ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını kaldıran veya sınırlandıran bir durum olduğu, bu nedenle dava konusu genel kurul kararlarının yoklukla olduklarının tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 19.11.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın batıl olan genel kurul kararlarının iptalini talep etmiş olmasına rağmen, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ihlal edilerek yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, Hazine Bakanlığı’nın sermaye artırımına ilişkin zorunlu toplantı yapılmasına ilişkin tebliğinden haberdar olduğunu, sermaye artırımının zorunlu olduğunu bilen davacının, ödeme yapmaya yanaşmadığını, bunun yerine vekâletname göndererek karar alınmasını, sermaye artırımı yapılarak kendi payına düşen hisselerin muhafaza edilmesini söylediğini, davacının vekaletnameyi kendi imkanları ile müvekkiline ulaştırdığını, bakanlık temsilcisi ve müvekkili şirket yetkililerinin vekâletname üzerindeki imzanın kime ait olduğunu tespit ve teyit etme imkanı bulunmadığını, toplantıya katılmayan davacının avukatını da göndermediğini, davacının sahte imzalı vekâletnameyi göndererek genel kurul kararlarının daha sonradan iptal edilebilmesi için zemin oluşturduğunu, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 461 inci maddesinde belirtilen rüçhan hakkına dayanarak sermaye artırımı ile ortaya çıkan yeni hisselerin, bedelini ödemek suretiyle şirketteki pay sahipliği oranında kendi adına tescil edilmesini talep ve dava edebileceğini, ancak davacının kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, genel kurul kararının yok sayılmasının, baştan itibaren hiç gerçekleşmemiş gibi sonuç doğuracağından, şirketin ruhsatının iptal olması durumunun söz konusu olduğunu, davacının diğer ortakların rızasını ve Hazine Bakanlığı’ndan alınması zorunlu hisse devri izni almaksızın, hisse devrine ilişkin bir genel kurul kararı olmamasına rağmen sürekli olarak hisselerini 3.

kişilere devrettiğini, davacının, %89 hisseye sahip olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının %39 hissenin kendi adına tescil edilmesi için açtığı dava reddedilmiş olup, şu an istinaf aşamasında bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının genel kurul toplantısına katılmadığını ve kendisini temsilen diğer ortağın toplantıya katılarak oy kullanmasına dayanak vekaletnamede adına atılan imzanın sahte olduğunu ileri sürerek dava açtığını, vekaletnamede davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığı belirlenmiş olup, davacının genel kurula katılmadığı anlaşılmakla, genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabulünün yerinde olduğu, ayrıca dava dilekçesinde genel kurul kararlarının iptali ibaresi kullanılmışsa da, dilekçe içeriğinde alınan kararların batıl olduğunun ileri sürüldüğü, kaldı ki yokluk hukuki sebebi, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceği, tespit ettirilebileceği, hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınacağı, yokluk hususunda mahkemenin vereceği tespit hükmünün, bu durumu açıklayıcı nitelikte olduğu, yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce kendiliğinden göz önünde bulundurulacağı, bu kapsamda davacının şirkette bulunan pay oranının da bir öneminin olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı şirketin 19.11.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.