6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Distribütörlük sözleşmesinin haksız feshinde kâr mahrumiyeti hesabı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/727 E. 2023/236 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Uzun süreli bir sözleşmenin süresinden önce haksız olarak feshedilmesi halinde kâr mahrumiyetinden kaynaklanan zararın tespitinde, davacının aynı veya emsal nitelikte bir işi ikame etmesi için gereken makul süre esas alınır; bu süre rakip firmaların varlığı, tarafın pazarlama ve sermaye kapasitesi, pazar payı ve piyasa şartları gibi ölçütlerle belirlenir. Sözleşme feshedilene kadar uygulanmış ve faaliyetin yürütülmesi için yapılmış işletme giderleri (işçi, araç kira, yakıt vb.), münhasıran o sözleşme için yapıldığına dair delil bulunmadıkça ve sözleşme fesih tarihine kadar ifa edilmiş olduğundan, ayrıca menfi zarar (yatırım harcaması) kalemi olarak talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Kâr mahrumiyeti tazminatının hesaplanmasında makul sürenin belirlenmesi → ret

İddia: Davacı, dava konusu ürünün sadece davalı tarafından üretildiğini, aynı ürünü satan başka bir satıcı ile yeniden sözleşme kurma imkânı bulunmadığını, bu nedenle mahkemece esas alınan 60 günlük makul sürenin dosyadaki delillere aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 112 uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür; TBK 125 kapsamında sözleşmeden dönme halinde alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı müspet zararın (kâr mahrumiyeti dahil) giderilmesini isteyebilir. Uzun süreli sözleşmelerin süresinden önce feshedildiği hallerde kâr mahrumiyetinden kaynaklanan maddi zararın tespitinde öncelikle davacının sözleşmenin feshinden sonra aynı veya emsal nitelikte bir işi ikame etmesi için gereken makul sürenin ve bu süreye karşılık gelen zarar miktarının tespit edilmesi gerekir. Makul sürenin tespitinde aynı iş olabileceği gibi emsal nitelikte işler de dikkate alınabilir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda rakip firmaların varlığı, distribütörün pazarlama ve sermaye kapasitesi, pazar payı ve piyasa şartları değerlendirilerek davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurması için 60 günlük süre gerektiği tespit edilmiş ve bu süreye isabet eden net kâr 7.069,20-TL olarak hesaplanmıştır; bu hesaplamada isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yatırım harcamalarına ilişkin menfi zarar talebinin reddi → ret

İddia: Davacı, yatırım harcamalarına ilişkin talebinin yasadan kaynaklandığını, sözleşmede hüküm bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının işçi sayısını artırması, başka kişilerden destek alması, araç kira ve yakıt gideri yapması gibi giderler işletmeye ilişkin olup münhasıran davalı ile aralarındaki distribütörlük sözleşmesi için yapıldığına dair bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşme fesih tarihine kadar uygulanmış olduğundan, sözleşmenin feshine kadar faaliyetin yürütülmesi için yapıldığı iddia edilen bu giderlerin zarar olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Uzun süreli distribütörlük/bayilik gibi sözleşmelerin süresinden önce haksız feshi halinde kâr mahrumiyeti zararının hesaplanmasında esas alınacak 'makul süre' kavramının belirlenme ölçütleri (rakip firmaların varlığı, pazarlama/sermaye kapasitesi, pazar payı, piyasa şartları) ve sözleşme süresince yapılan işletme giderlerinin menfi zarar olarak talep edilemeyeceği yönündeki tespitler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
distribütörlük sözleşmesi haksız fesih kâr mahrumiyeti müspet zarar menfi zarar makul süre temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 112TBK 125

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/727

KARAR NO 2023/236

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/10/2019

NUMARASI 2014/1246 Esas - 2019/830 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/02/2023

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 04.07.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere "Distribütörlük Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme gereğince davalı şirketin sahibi olduğu ... isimli ürünün Türkiye'deki tek satıcısının 5 boyunca müvekkilinin olacağını, sözleşmenin imzasından sonra müvekkilinin sözleşme gereğini yerine getirmek için Eylül 2013 yılında ürünün tanıtımı için İstanbul'da bir toplantı yaparak 10 kişilik saha kadrosu oluşturduğunu, müvekkil şirketin satışını yaptığı 10 ürün bulunmakta iken davalı ile yaptığı sözleşmedeki ürün dahil başta İstanbul olmak üzere bir çok ilde tanıtım ekibi oluşturduğunu, müvekkil ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği 5 yıllık satış planlaması tahmini yapıldığını, müvekkil şirketin ilk yıl için belirlenen kota miktarı olan ürünü ilk beş ayda yaptığını, müvekkilinin ikinci siparişini 07.06.2014 tarihinde bildirmesine rağmen davalının olumsuz cevap vererek siparişi göndermediğini, davalının siparişleri yerine getirmediği gibi sözleşmeyi feshettiğini Noter aracılığıyla müvekkiline bildirdiğini, davalının sözleşmeyi haksız bir şekilde feshederek ilaç tanıtım ve satışını dava dışı ...

Dağ.San. Tic. Ltd. Şti'ye verdiğini, davalı ve dava dışı şirketin 1 yıl boyunca müvekkili şirketinin emek ve para ödeyerek yaptığı tanıtımdan faydalanarak ürünü sattığını, müvekkilinin ürünü tanıtmak ve satmak için 10 kişilik bir ekip oluşturduğunu ve özel araç tahsis ettiğini, ekipte bir kişinin aylık maliyetinin 4.000-5.000-TL arasında değiştiğini, müvekkilinin 5 yıllık bir sözleşmesi olmasından dolayı böyle bir yatırım yaptığını belirterek müvekkilinin kazanç kaybı ve tanıtım masrafları ve emekleri nedeniyle uğradığı zararın tazmini için şimdilik 100.000-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının iddialarının asılsız olduğunu, sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca distribütöre satılan malların bedelinin distribütör tarafından mal tesliminden 10 gün içinde ve banka çeki ile ödenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin 02.09.2013 tarihinde 1002 kutu mal teslim ettiğini, 10 gün içinde ödeme yapılması gerekirken 14 gün sonra banka çeki ile değil 6 adet firma çeki ile ödeme yapıldığını, müvekkil şirketin tekrar 100 kutu mal teslim ettiğini, davalının ödemeyi geciktilerek uzun vadeli ödeme yaptığını, davacının yeterli satış yapmayarak sözleşme kurallarını ihlal ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğinin anlaşıldığını, dövizde %28 civarında devalüasyon olması nedeniyle maliyetlerin yükseldiğini ve müvekkilinin zarar etme noktasına geldiğini, müvekkil şirketin fiyat artışı yaptığını, ancak davacının bu artışı reddettiğini, davacının sözleşmede gizlilik beyanı olmasına rağmen davacı şirketin buna aykırı davrandığını, sözleşmeye göre 04.07.2013 - 03.07.2014 tarihleri arasındaki ilk yıl içerisinde davacı şirketin 2500 kutu ürün alması gerektiğinin açıkça düzenlenmesine rağmen davacının taahhüdünü yerine getiremeyeceğinin kesinleştiğini, davacının 10 kişilik saha kadrosu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalı tarafın sözleşmesel yükümlülük ihlalinin düzeltilmesini talep eden yazılı bir bildirimde bulunmadan doğrudan sözleşmeyi feshettiği, feshin akit şartlarına uygun olmadığı, bu hali ile somut olayda haklı nedene dayalı bir fesihten bahsedilemeyeceği, TBK'nın 125. maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için bu yüzden bir zarara uğraması gerektiği, davacı tarafça her ne kadar yatırım harcamaları zararı kapsamında menfi zararların da tazmini talep edilmiş ise de yanlar arasındaki sözleşmenin fesih tarihine kadar uygulandığı, yatırımın tasfiye edilmediği gibi ayrıca davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin müspet zarar talebinde bulunulduğu, her iki zararın birlikte istenilebileceğine dair sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığı, salt fesih nedeni ile yatırım zararı talebinde bulunulamayacağı, bu nedenle davacının menfi zarar kalemi kapsamındaki anılı isteminin yerinde olmadığı, kar mahrumiyetinin hesabında sözleşmenin feshinden sonra davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul sürenin dikkate alınması gerektiği, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabilmesi için somut olayda gerekli olan 2 aylık makul süre ile birlikte net gelir yöntemine göre yapılan hesaplama gereğince davacı yanın 7.069,20-TL kar mahrumiyetine dayalı alacak isteminin yerinde olduğu, temerrüdün dava tarihi itibari başladığı, açıkça avans faizi talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, yatırım harcamalarına yönelik 20.000-TL talebin reddine, kar mahrumiyeti talebinin kısmen kabulü ile 7.069,20-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin kararının dosyadaki somut olaya aykırı olduğunu, dava konusu malzemenin sadece davalı tarafından ilk kez üretilerek satışa sunulurken müvekkili tarafından tanıtıldığını, müvekkilinin aynı ürünü satan bir satıcı ile tekrar bir sözleşme imkanı ve ihtimalinin bulunmadığını, bu nedenle mahkemece 60 günlük makul süre değerlendirilmesi yapılmasının dosyadaki delillere aykırı olduğunu, davalı tarafın sözleşmeyi feshederken müvekkilinin tanıttığı ürünü çok daha fazla fiyata satma düşüncesinde olduğu, dosyaya ibraz edilen ürünlerin de yaklaşık % 50 daha fazla satışa sunulduğunun tespit edilmesine rağmen iki aylık süre ile kar kaybı hesaplamasının doğru olmadığını, yatırım harcamalarına ilişkin taleplerinin yasadan kaynaklanmasına rağmen sözleşme hüküm bulunmadığı gerekçesiyle bu taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, davalı ile aralarında ... isimli ürünün Türkiye'de tek satıcı olarak pazarlanmak üzere düzenlenen 04/07/2013 yürürlük tarihli distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek yatırım harcamaları ve kazanç kaybından kaynaklanan maddi zararının tazminini talep etmiştir.TBK'nın 112. maddesine göre; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse, borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 125. maddesi kapsamında ise; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde bir tarafın temerrüde düşmesi halinde, diğer taraf sözleşmeden dönebileceği gibi borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan zararın giderilmesini isteyebilir.

Sözleşmeden dönme halinde, alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olabileceği gibi, menfi (olumsuz) zarar da olabilir. Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Menfi zarar; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Mahkemece, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği kabul edilerek davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabileceği 2 aylık süreye isabet eden net kazanca hükmedilmiş, yatırım harcamalara ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm sadece davacı vekili tarafından istinaf edildiğinden istinaf incelemesi davacının gösterdiği istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu 04/07/2013 - 03/07/2018 dönemini kapsadığı, ancak sözleşmenin 07/07/2014 tarihinde davalı tarafından feshedilerek son verildiği anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, uzun süreli sözleşmelerin süresinden önce feshedildiği hallerde kar mahrumiyetinden kaynaklanan maddi zararın tespitinde öncelikle davacının sözleşmenin feshinden sonra aynı veya emsal nitelikte bir işi ikame etmesi için gereken makul sürenin ve bu süreye karşılık gelen zarar miktarının tespit edilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi 08/01/2019 tarihli 2017/1390 E. 2019/118 K.). Makul sürenin tespitinde aynı iş olabileceği gibi emsal nitelikte işler de dikkate alınabilir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda rakip firmaların varlığı, distribütörün pazarlama ve sermaye kapasitesi, pazar payı ve piyasa şartlarına göre davacının yeni bir distribütörlük ilişkisinin kurulması için 60 günlük süre gerektiği bildirilmiştir. 60 günlük süreye isabet eden net kar ise 7.069,20-TL olarak hesaplanmış olup mahkemece kazanç kaybı nedeniyle bu miktara hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Bunun dışında, davacı tarafça yatırım harcamaları zararı kapsamında, sözleşmeye duyulan güven ve inanç nedeniyle işçi sayısını artırdığını, işin yürütümü sırasında başka kişilerden de destek alındığını, araç kira ve yakıt gideri yaptığını, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmektedir.

Ancak bu giderler işletmeye ilişkin olup sadece davalı ile aralarında distribütörlük sözleşmesi için yapıldığına dair bir delil bulunmamaktadır. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşme fesih tarihine kadar uygulandığından, sözleşmenin feshine kadar faaliyetin yürütülmesi için yapıldığı iddia edilen işçi ödemeleri, araç kiraları, yakıt harcamaları vs giderlerin zarar olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu talep yönünden davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece kazanç kaybına dayalı talep yönünden davanın kısmen kabulüne, yatırım harcamalarına dayalı talep yönünden davanın reddine dair verilen kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/02/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148265 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2616 E. 2024/5296 K. · Onandı

Haksız fesihte kâr mahrumiyetinin makul süre esasına göre hesaplanması

Gerekçe özeti

Distribütörlük sözleşmesinin haksız feshinde kazanç kaybı, distribütörün rakip firmalar, pazarlama ve sermaye kapasitesi, pazar payı ve piyasa şartları gözetilerek belirlenen ve yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süreye isabet eden net kâr üzerinden hesaplanır. Buna karşılık sözleşme fesih tarihine kadar uygulanmışsa, bu döneme ait işçi, araç kirası ve yakıt gibi işletme giderleri — münhasıran o sözleşme için yapıldığı ispatlanmadıkça — yatırım harcaması zararı olarak tazmin edilemez.

Emsal değeri

Kâr mahrumiyetinin yeni distribütörlük ilişkisi kurmak için gerekli makul süre üzerinden hesaplanması ve feshe kadar yürütülen faaliyete ait işletme giderlerinin yatırım zararı sayılmaması yönündeki holding, sürekli edimli dağıtım sözleşmelerinin feshinden doğan tazminat davaları bakımından emsal değeri taşır.

Kavramlar: distribütörlük sözleşmesi haksız fesih kâr mahrumiyeti (müspet zarar) yatırım harcaması (menfi zarar) makul süre net gelir yöntemi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/2616 E.  ,  2024/5296 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/727 E., 2023/236 K.

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/1246 E. - 2019/830 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 04.07.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere "Distribütörlük Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme gereğince davalı şirketin sahibi olduğu .... isimli ürünün Türkiye'deki tek satıcısının 5 yıl boyunca müvekkilinin olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin imzasından sonra müvekkilinin sözleşme gereğini yerine getirmek için Eylül 2013 yılında ürünün tanıtımı için İstanbul'da bir toplantı yaparak 10 kişilik saha kadrosu oluşturduğunu, müvekkil şirketin satışını yaptığı 10 ürün bulunmakta iken davalı ile yaptığı sözleşmedeki ürün dahil başta İstanbul olmak üzere bir çok ilde tanıtım ekibi oluşturduğunu, müvekkil ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği 5 yıllık satış planlaması tahmini yapıldığını, müvekkil şirketin ilk yıl için belirlenen kota miktarı olan ürünü ilk beş ayda yaptığını, müvekkilinin ikinci siparişini 07.06.2014 tarihinde bildirmesine rağmen davalının olumsuz cevap vererek siparişi göndermediğini, davalının siparişleri yerine getirmediği gibi sözleşmeyi feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, davalının sözleşmeyi haksız bir şekilde feshederek ilaç tanıtım ve satışını dava dışı şirkete verdiğini, davalı ve dava dışı şirketin bir yıl boyunca müvekkili şirketinin emek ve para ödeyerek yaptığı tanıtımdan faydalanarak ürünü sattığını, müvekkilinin ürünü tanıtmak ve satmak için 10 kişilik bir ekip oluşturduğunu ve özel araç tahsis ettiğini, ekipte bir kişinin aylık maliyetinin 4.000,00-5.000,00 TL arasında değiştiğini, müvekkilinin 5 yıllık bir sözleşmesi olmasından dolayı böyle bir yatırım yaptığını belirterek müvekkilinin kazanç kaybı ve tanıtım masrafları ve emekleri nedeniyle uğradığı zararın tazmini için şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının iddialarının asılsız olduğunu, sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca distribütöre satılan malların bedelinin distribütör tarafından mal tesliminden 10 gün içinde ve banka çeki ile ödenmesi gerektiğini, davacının ödemeyi geciktilerek uzun vadeli ödeme yaptığını, davacının yeterli satış yapmayarak sözleşme kurallarını ihlal ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğinin anlaşıldığını, dövizde %28 civarında devalüasyon olması nedeniyle maliyetlerin yükseldiğini ve müvekkilinin zarar etme noktasına geldiğini, müvekkil şirketin fiyat artışı yaptığını, ancak davacının bu artışı reddettiğini, davacının sözleşmede gizlilik beyanı olmasına rağmen davacı şirketin buna aykırı davrandığını, sözleşmeye göre 04.07.2013 - 03.07.2014 tarihleri arasındaki ilk yıl içerisinde davacı şirketin 2500 kutu ürün alması gerektiğinin açıkça düzenlenmesine rağmen davacının taahhüdünü yerine getiremeyeceğinin kesinleştiğini, davacının 10 kişilik saha kadrosu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafın sözleşmesel yükümlülük ihlalinin düzeltilmesini talep eden yazılı bir bildirimde bulunmadan doğrudan sözleşmeyi feshettiği, feshin akit şartlarına uygun olmadığı, bu hali ile somut olayda haklı nedene dayalı bir fesihten bahsedilemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 125 inci maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için bu yüzden bir zarara uğraması gerektiği, davacı tarafça her ne kadar yatırım harcamaları zararı kapsamında menfi zararların da tazmini talep edilmiş ise de yanlar arasındaki sözleşmenin fesih tarihine kadar uygulandığı, yatırımın tasfiye edilmediği gibi ayrıca davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin müspet zarar talebinde bulunulduğu, her iki zararın birlikte istenilebileceğine dair sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığı, salt fesih nedeni ile yatırım zararı talebinde bulunulamayacağı, bu nedenle davacının menfi zarar kalemi kapsamındaki anılı isteminin yerinde olmadığı, kar mahrumiyetinin hesabında sözleşmenin feshinden sonra davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul sürenin dikkate alınması gerektiği, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabilmesi için somut olayda gerekli olan 2 aylık makul süre ile birlikte net gelir yöntemine göre yapılan hesaplama gereğince davacı yanın 7.069,20 TL kâr mahrumiyetine dayalı alacak isteminin yerinde olduğu, temerrüdün dava tarihi itibari başladığı, açıkça avans faizi talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, yatırım harcamalarına yönelik 20.000,00 TL talebin reddine, kâr mahrumiyeti talebinin kısmen kabulü ile 7.069,20 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin kararının dosyadaki somut olaya aykırı olduğunu, dava konusu malzemenin sadece davalı tarafından ilk kez üretilerek satışa sunulurken müvekkili tarafından tanıtıldığını, müvekkilinin aynı ürünü satan bir satıcı ile tekrar bir sözleşme imkanı ve ihtimalinin bulunmadığını, bu nedenle mahkemece 60 günlük makul süre değerlendirilmesi yapılmasının dosyadaki delillere aykırı olduğunu, davalı tarafın sözleşmeyi feshederken müvekkilinin tanıttığı ürünü çok daha fazla fiyata satma düşüncesinde olduğu, dosyaya ibraz edilen ürünlerin de yaklaşık % 50 daha fazla satışa sunulduğunun tespit edilmesine rağmen iki aylık süre ile kar kaybı hesaplamasının doğru olmadığını, yatırım harcamalarına ilişkin taleplerinin yasadan kaynaklanmasına rağmen sözleşme hüküm bulunmadığı gerekçesiyle bu taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda rakip firmaların varlığı, distribütörün pazarlama ve sermaye kapasitesi, pazar payı ve piyasa şartlarına göre davacının yeni bir distribütörlük ilişkisinin kurulması için 60 günlük süre gerektiğinin bildirildiği, 60 günlük süreye isabet eden net kar ise 7.069,20 TL olarak hesaplanmış olup mahkemece kazanç kaybı nedeniyle bu miktara hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça yatırım harcamaları zararı kapsamında, sözleşmeye duyulan güven ve inanç nedeniyle işçi sayısını artırdığını, işin yürütümü sırasında başka kişilerden de destek alındığını, araç kira ve yakıt gideri yaptığını, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürüldüğü, ancak bu giderler işletmeye ilişkin olup sadece davalı ile aralarında distribütörlük sözleşmesi için yapıldığına dair bir delil bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme fesih tarihine kadar uygulandığından, sözleşmenin feshine kadar faaliyetin yürütülmesi için yapıldığı iddia edilen işçi ödemeleri, araç kiraları, yakıt harcamaları vs giderlerin zarar olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu talep yönünden davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek yatırım harcamaları ve kazanç kaybından kaynaklanan maddi zararının tazminini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.