6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket ortağının kamu borcundan sorumluluğu ve hisse devrinde rücu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1306 E. 2023/232 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Rücuen Tahsil ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağının sorumluluğu esas olarak taahhüt ettiği sermaye ile sınırlıdır; AATUHK m.35 uyarınca kamu borçlarından payları oranında sorumluluğu istisnai ve idareye karşı bağımsız bir sorumluluk olup hisse devri ile ortadan kalkmaz. Ancak bu sorumluluk idareye karşıdır; hisse devir sözleşmesinde devir tarihinden önceki döneme ait borçlardan (kamu borçları dahil) devreden ortağın devralan tarafa karşı açıkça sorumluluk üstlendiğine dair bir kayıt yoksa, devralan tarafın bu borcu ödemesi halinde devreden ortağa rücu hakkı doğmaz; devir sözleşmesindeki genel 'borçlar için mahsup' ifadesi, kamu alacaklarının bu kapsamda olduğuna dair delil bulunmadıkça rücu hakkını temellendirmeye yeterli değildir.

Ele alınan sorunlar

Hisse devrinden önceki döneme ait kamu borcundan devreden ortağın davacıya rücu sorumluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, dava dışı şirketin kamu borcunun tahakkuk ettiği tarihte faaliyet yapamaz halde olduğunu, bu nedenle şirketten tahsil imkanının bulunmadığını, hisse devir sözleşmesinden önceki döneme ilişkin ve sonradan ortaya çıkan bu borçlardan davalıların sorumlu olması gerektiğini, bilirkişi raporunun bu yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Limited şirket ortağının asli borcu tüzel kişiliğe karşı taahhüt ettiği sermaye ile sınırlıdır ve ortak bu borcu ifa etmekle sorumluluktan kurtulur (TTK m.573/2); kural olarak ortağın şirket borçlarından sorumluluğu yoktur. Bu kuralın istisnası AATUHK m.35'te düzenlenen, şirketin ödenmeyen veya ödenmeyeceği anlaşılan kamu borçlarından ortakların payları oranında idareye karşı sorumlu olmasıdır; bu sorumluluk idareye karşı bağımsız bir sorumluluk olup 5766 sayılı Kanun değişikliği ile payın devri halinde dahi ortadan kalkmamaktadır. Ancak bu sorumluluk idareye karşı olan bir sorumluluktur; devir sözleşmesinde davalıların devir tarihine kadar doğabilecek kamu veya özel borçlardan dolayı davacıya karşı bir sorumluluk üstlendiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Hisse devir sözleşmelerine ek protokollerde, %25 hisseye karşılık nakden alınan bedel dışında kalan farkın 'borçlar için mahsup edildiği' belirtilmiş, ancak bu 'borç' ifadesiyle hangi borçların kastedildiği açıklanmamış; kamu alacaklarının bu kapsam dışında tutulduğuna dair de bir delil ibraz edilmemiştir. Bu durumda hisseler tüm hak ve borçlarıyla devredilmiş sayılır; davalıların ortaklığını devrettiği şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etse de, devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı şirket adına doğmuş borçtan sorumluluk üstlenmediğinden, davacının davalılara rücu hakkı bulunmamaktadır (Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ilgili emsal içtihadı).

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı talebi → ret

İddia: Davalı vekili, davacının kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını, müvekkillerinin sorumlu olmadığını, bu nedenle talep edilen alacağın tamamı üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davacının icra takibinde kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığından, şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket hissesinin devrinden önceki döneme ait kamu borçlarını ödeyen devralanın, devir sözleşmesinde aksine bir sorumluluk üstlenilmediği sürece devreden ortağa rücu edemeyeceğine ilişkin tespit açısından, bölgesel ve ikna edici nitelikte emsal değer taşımaktadır; kararda ayrıca aynı yönde bir Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihadına atıf yapılmıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali rücuen tahsil limited şirket ortağının sorumluluğu hisse devir sözleşmesi AATUHK m.35 kamu borcundan sorumluluk kötüniyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 573/2 · AATUHK — AATUHK 35

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1306

KARAR NO 2023/232

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/02/2020

NUMARASI 2016/158 Esas - 2020/67 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalıların ortak ve sorumlu oldukları ... Ltd Şti'deki hisselerini devir ve temlik aldığını, davalıların hissedar ve sorumlu oldukları döneme ilişkin eğlence vergilerini ödememeleri nedeniyle sinema işletmesinin bulunduğu Bursa-Osmangazi Belediyesi tarafından vergi ziyai cezası ile cezalandırıldığını, bahsi geçen cezanın şirket adına müvekkili tarafından ödendiğini, adı geçen işlemlerin müvekkilinin ortaklığı devir almasından önceki bilançolarda görülmeyen ve sonradan ortaya çıkan cezalar olduğu için davalılara rücu hakkının bulunduğunu, bu nedenle davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini belirtilerek, davalıların itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, taraflar arasında hisse devir sözleşmesine ek olarak düzenlenen protokol başlıklı sözleşme uyarınca davalı ...'in ... Tic. Ltd. Şti.'de bulunan 187.500 nominal değerli hissenin devri karşılığında 136.000-TL tahsil ettiğini, bakiye 51.500-TL hisse bedelinin ise şirket borçlarının ödenmek üzere mahsup edildiğini, aynı protokolde aynı koşullarla diğer davalı ...'in de yer aldığını, müvekkillerinin hisse devir tarihi olan 22/12/2009 tarihi itibariyle dava dışı şirket ile olan tüm fiili ve hukuki ilişkinin sona erdirildiğini ve şirket yönetiminin davacıya devredildiğini, davacı tarafça tahakkuk eden vergi ziyaı ile ilgili olarak hiçbir aşamada müvekkillerine bilgi verildiğini, 6183 sayılı kanun uyarınca kamu borçlarından doğan sorumluluğun öncelikli olarak dava dışı şirkete ait olduğunu, dava dışı şirketin hali hazırda aktif bir şirket olduğunu, şirket hakkında 6183 sayılı kanun uyarınca hiçbir işleme başlanmadığı gibi ortaklar için de herhangi bir işlem yapılmadığını, kamu borcunun muhatabı olan şirketin hiçbir kamu borcunun bulunmadığını, şirket hakkında hiçbir dava ve takibin olmadığını, bu hususta hiçbir delil sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, dava dışı şirketin vergi cezasının tahakkuk ettiği dönemdeki öz kaynağının 1.279,757,66-TL olduğu, dava dışı şirketin vergi ziyaı ve cezalarının kesildiği tarihte şirket kaynaklarından ödeme yapma imkanının bulunduğu, 26.12.2013 tahakkuk tarihinde dava dışı şirketin öz varlığı dikkate alındığında mal varlığının borcu karşılayabilecek nitelikte olduğu, buna göre öncelikle bu kamu borcundan dava dışı şirketin sorumlu olacağı, 6183 sayılı kanunun 35/1. maddesindeki istisnai şart gerçekleşmedikçe ne eski ne yeni ortakların sorumluluğuna gidilemeyeceği, ilgili belediye tarafından da tahakkukun dava dışı şirket adına yapıldığı ve ihbarnamenin de şirkete yapıldığı, dolayısı ile ortaklara henüz bir başvuru yapılmadığı, vergi ziyaı cezası yükümlüsü dava dışı şirketin ödeme gücüne sahip olduğu, davacının ortakların sorumluluğuna ilişkin şartlar oluşmadan ödeme yapmasının şirket lehine sebepsiz zenginleşme teşkil edeceği, dava dışı şirket temsilcisi davacı tarafından ödemenin kendi insiyatifi ile yapıldığı, bu durumda davacının ödediği bedeli davalılara rücu edemeyeceği, ayrıca davacının asıl borçlu şirkete rücu ettiğine dair bir iddia ve ispatın bulunmadığı, bunun yanında tahakkuk ve ödeme tarihinde vergi ziyaı cezasını ödemeye yeterli mal varlığı bulunan dava dışı şirketin sonradan borca batık hale gelmesinde yani davacı ortağın ödediği bu miktarı şirketten tahsil edemez hale gelerek zarara uğraması ihtimalinde de şirket hisselerini devreden davalıların kusurundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; kamu alacağının doğduğu tarih itibariyle şirketin faaliyet yapamaz halde bulunduğunu, ortaklardan ...'in vefatıyla birlikte şirkete ait tüm taşınır malların başka bir firmaya geçirildiğini, müvekkilinin bu nedenle 08/10/2012 tarihinde şikayetçi olduğunu, bu tarihten itibaren şirketin faaliyet yapamaz hale geldiğini, bu tarihten sonra taraflar bu hususa açıklık getirdikten sonra Vergi Dairesine boş beyanname verildiğini, Bakırköy 2. ATM'nin dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da şirketin 2013/1 döneminden itibaren hiç bir ticari faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, mahkemenin bu kararı ile davalıların hile ile ödemedikleri kamu borçlarının sonraki ortaklar tarafından ödenmesinin yolu açıldığını, müvekkilinin şirket ortağı olmadan önceki borçlarının şirketten tahsil imkanının olmadığı açıkken mahkemenin şirkete müracaat edilmesinden sonra ortaklara müracaat edilebileceğine dair gerekçesinin izahının mümkün bulunmadığını, Vergi Dairesinin şirket müdürlerinin malvarlıklarına elektronik ortamda haciz uygulama yetkisinin bulunduğunu, müvekkilinden kişisel malvarlığını riske atmasının beklenemeyeceğini, mahkemece kısmen de olsa taleplerini hisseler oranında karşılanmasını bildiren ve ayrıntılı olarak gerekçelendiren bilirkişi raporunun aksine karar vermesinin kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle talep edilen alacağın tamamı üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkillerinin hisse oranında sorumlu olduğunun kabulü halinde dahi takibin 141.919,75-TL yönünden haksız başlatıldığını, kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, hisse devir sözleşmesi öncesi döneme ait olup sonradan tahakkuk ettirilen ve davacı şirket yetkilisi tarafından ödenen şirketin kamu borçlarının hisseyi devreden ortaklardan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıların hissedar olduğu döneme ilişkin dava dışı şirkete tahakkuk ettirilen vergi ve vergi ziyai cezasının müvekkili tarafından ödendiğini, adı geçen işlemlerin davacının ortaklığı devir aldığı tarihteki bilançolarda görülmeyen ve sonradan ortaya çıkan kamu borçları olduğunu belirterek davalılar hakkında başlattığı icra takibiyle müvekkili tarafından ödenen kamu borcunun davalılardan rücuen tahsilini talep etmektedir.

Dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti'ne Bursa Osmangazi Belediyesince 2008 yılı dönemine ait 82.459,87-TL tutarlı eğlence vergisinin ödenmemesi sebebiyle gönderilen 26.12.2013 tarihli ihbarname dava dışı şirkete 30.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı ... tarafından 23.01.2014 tarihli iki adet dekont ile 180.980-TL ve 8.246-TL olmak üzere eğlence vergisi, vergi ziyai cezası ve gecikme zammına ilişkin 189.226-TL ödeme yapılmıştır. Taraflar arasında, vergi cezalarının davacı tarafça ödenmiş olduğu ve miktarı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu cezalardan davalıların sorumlu olup olmadığı, ortaklara başvuru şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının yaptığı ödemeye istinaden davalılara rücu edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.

Dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti'nin ..., ..., ... ve ... tarafından 29.09.1999 tarihinde kurulduğu, şirket ortaklarından davalı ...'in 22.09.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki 187.500-TL hissesini bütün aktif ve pasifiyle 187.500-TL bedel karşılığında ...'a, ortaklardan davalı ...'in ise aynı tarihli sözleşme ile şirketteki 187.500-TL hissesini bütün aktif ve pasifiyle aynı bedel karşılığında davacı ...'a devrettiği ve ayrıca taraflar arasında devre ilişkin 22.12.2009 tarihinde ek protokol düzenlendiği anlaşılmaktadır. Devirlere ilişkin ek protokollerde şirketin %25 hissesine tekabül eden 187.500-TL'ye karşılık nakden 136.000-TL alındığı ve aradaki farkın ise borçlar için mahsup edildiği belirtilmiştir.

Limited şirket ortaklarının asli borcu, tüzel kişiliğe karşı taahhüt ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle sorumluluktan kurtulmuş olur (TTK m.573/2). Bu nedenle, ortağın limited şirketin borçlarından dolayı kural olarak sorumluluğu bulunmamaktadır. Anılan kuralın istisnalarından biri, AATUHK'nun 35. maddesinde düzenlenen limited şirketin kamu idaresine karşı ödenmeyen veya ödenmeyeceği anlaşılan borçlarıdır. Ortaklar, bu borçlarından dolayı payları oranında idareye karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk, idareye karşı bağımsız bir sorumluluk olup, anılan Kanuna 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle payın devri halinde dahi ortadan kalkmayan bir nitelik kazanmıştır.

22/09/2009 tarihli hisse sözleşmelerini eki olan protokollerde şirketin %25 hissesine tekabül eden 187.500-TL'ye karşılık nakden 136.000-TL'nin alındığı, aradaki 51.000-TL farkın borçlar için mahsup edildiği belirtilmiş olup hisseler davacı ve dava dışı ... tarafından 136.000-TL nakden ve 51.000-TL borca mahsuben devralınmıştır. Bahsi geçen protokolde belirtilen "borç" ifadesi ile hangi borçların kastedildiği hususunda açıklık bulunmamakta ise de kamu alacaklarının hariç tutulduğuna dair bir delil ibraz edilmemiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalılar devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir. Bu durum karşısında, davalıların ortaklıktaki hisselerini tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı ortağa devir ettiği, her ne kadar davalıların ortaklığını devir ettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, bu nedenle davacının davalılara rücu hakkı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır (Aynı yönde Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi'nin 11/06/2013 tarihli 2011/9722 E. 2013/12168 K. sayılı emsal içtihadı). Bunun dışında, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığından şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/02/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/148264 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.