6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Karşılığı ödenmeyen çekin cari hesaba ifa sayılamayacağı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1563 E. 2022/1834 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Cari hesap ilişkisinde, karşılığı bankaya ibraz edilmemiş ve ödenmemiş bir çekin cari hesaba çıkış olarak kaydedilmesi, çek bedelinin fiilen ödendiği ispatlanmadıkça alacağın ifa edildiği anlamına gelmez; çek keşidesi ifa yerine değil ifa uğruna edim yükü doğurur. TTK m.1530'daki temerrüt faizi hükmü, mal ve hizmet tedariki sözleşmelerine özgü olup satış sözleşmelerinde uygulanmaz; ayrıca temerrüt için ihtar şarttır. Zorunlu arabuluculukta ilk toplantıya geçerli mazeret göstermeksizin katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderinden sorumlu tutulur ve lehine vekalet ücretine hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Bedeli ödenmeyen çekin cari hesaba ifa olarak kabul edilip edilemeyeceği → kabul

İddia: Davacı vekili, ilgili çekin aslının müvekkilinde olduğunu, çekin tahsil edilmediğini, bankaca da ibraz edilmediğinin bildirildiğini, bu nedenle cari hesapta çıkış kaydının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK m.90/1-c uyarınca bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış olması hâlinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır. Çek keşide edilmesi ifa yerine değil ifa uğruna edim yükü doğurduğundan tek başına ödeme olarak kabul edilemez; çek bedeli ödenmediği sürece ifa gerçekleşmiş olmaz. Somut olayda çekin bankaya ibraz edilmediği ve ödenmediği, aslının da davacı tarafından istinaf dilekçesiyle mahkemeye sunulup kasaya alındığı anlaşıldığından, bu çekin ödeme olarak kabul edilip bedelinin davadan reddedilmesi hatalıdır; bu miktar bakımından da davanın kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

TTK 1530 uyarınca işlemiş faiz talebinin (temerrüt ihtarı olmadan) reddi → ret

İddia: Davacı vekili, TTK m.1530/4 gereğince temerrüt faizi talebinin yerinde olduğunu, işlemiş faiz isteminin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde uygulanır; satış sözleşmelerinde uygulanması mümkün değildir. Temerrüt ihtarı gönderilmeden davalı mütemerrit sayılamayacağından, mahkemece işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz katılmayan taraf lehine vekalet ücreti takdiri → kabul

İddia: Davacı vekili, davalının zorunlu arabuluculuk sürecine katılmaması nedeniyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 11. fıkrasına göre taraflardan biri geçerli mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmazsa, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur ve lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Somut olayda ilk toplantı, davalı vekilinin vekaletnamesinde özel yetki bulunmaması nedeniyle davalı vekilinin talebiyle ertelenmiş, ikinci toplantıya sadece davacı katılmış ve arabuluculuk bu şekilde sona ermiştir. Davalı tarafın toplantıya iştirak etmemesi nedeniyle görüşme yapılmadan süreç sona erdiğinden, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İhtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi nedeniyle yeniden ihtiyati haciz kararı verilmesine gerek olmadığı → tartışılmadı

Gerekçe: Mahkemece hükmedilen alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmiş ve davacı, henüz ilamlı icraya geçmeden bu kararı icraya koymuştur. Davalı yönünden kesinleşen karara dayalı olarak İİK m.264/3 uyarınca sonradan süresi içinde ilamlı icraya geçilmesi nedeniyle ve İİK m.264/son hükmü uyarınca ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmüştür; bu nedenle yeniden ihtiyati haciz kararı verilmesine gerek bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, karşılığı ödenmeyen bir çekin cari hesaba ifa olarak kaydedilemeyeceğine ve zorunlu arabuluculukta ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan tarafın haklı çıksa dahi vekalet ücretinden mahrum kalacağına ilişkin tespitleri, benzer cari hesap ve arabuluculuk uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap itirazın iptali çekin ifa uğruna edim niteliği TTK m.90/1-c TTK m.1530 temerrüt ihtarı zorunlu arabuluculuk HUAK 18/A-11 ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 90/1-cTTK 1530 · HUAK — HUAK 18/A-11 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 264/3İİK 264/son

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1563

KARAR NO 2022/1834

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/10/2020

NUMARASI 2019/201 Esas - 2020/646 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/12/2022

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalıdan 136.879,29-TL alacağının ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, müvekkiline alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı şirkete borçlarının bulunmadığını, bu hususun her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda anlaşılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece,taraflara ait BA-BS formları da incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 136.876,20-TL alacaklı olduğu, davacının iade ettiği üç adet çekten biri hariç diğerlerinin iadesinin davacının 2017 yılı defterlerinde kayıtlı olduğu, ... ve ... nolu çeklerin bankaya iade edildiğinin bildirildiği, bahsi geçen çeklerin davacı tarafından tahsil edilmediği, ... sayılı çekin iadesinin ise 2018 yılı defterinde kayıtlı olduğu, bankadan gelen yazı cevabında ... sayılı ve 50.000-TL bedelli çekin bankaya ya da takas merkezine hiç sunulmadığı bilgisinin verildiği, davacı tarafça söz konusu çekin iade edildiğine ilişkin yazılı delil sunulmadığı, bu durumda davacının 86.879,29-TL alacağı bulunduğu, davacının davalıyı icra takibinden önce temerrüde düşürmediği, bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz alacağı oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 86.879,29-TL üzerinden kısmen iptaline, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; bilirkişi incelemesinde müvekkilinin davalıdan 136.879,29-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalının ödemeye ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğini, ... nolu çekin aslının müvekkilinin elinde olduğunu, bu çekin tahsil edilmediğini, bu nedenle cari hesapta çıkış yapıldığını, banka cevabında da çekin ibraz edilmediğinin belirtildiğini, davalının zorunlu arabuluculuk sürecine katılmaması nedeniyle davalı lehine yargılama ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, TTK m.1530/4 gereğince temerrüt faizi taleplerinin yerinde olmasına rağmen işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınması nedeniyle alacağın ispatlandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, cari (açık)hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takipte ödeme emrine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı,136.879,29-TL asıl ve 2.789,15-TL işlemiş faiz alacağının tahsili için davalı aleyhinde giriştiği icra takibine itirazın iptali için açılan davada mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde tarafların karşılıklı BA-BS formları üzerinden yapılan değerlendirmede davacının davalıdan 136.879,29-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, davacı tarafından tutulan cari hesap kayıtlarında çıkış olarak gösterilen 3 adet çekten 2 adet çekin bankaya iade edilerek iptal edildiği, davacının bu çeklerden dolayı davalıdan 50.000-TL alacaklı olduğu kabul edilmiş, ancak ...

nolu 50.000-TL bedelli çekin ödenmek üzere ibraz edilmediği, çekin bankaya iadesine ilişkin bir belge de sunulmadığı gerekçesiyle ... no'lu 50.000-TL çek bedeli dışında kalan davacının alacağına hükmedilmiştir.TTK m.90/1-c maddesine göre "bir ticari senedin cari hesaba kaydı, bedelinin alınmış olması hâlinde geçerli olmak şartıyla yapılmış sayılır". Çek keşide edilmesi ifa yerine değil ifa uğruna edim yükü doğurduğundan tek başına ödeme olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla çek bedeli ödenmediği sürece ifa gerçekleşmiş olmaz. Somut olayda davalı tarafından cari hesap ilişkisi kapsamında davacıya verilen 538064 no'lu 50.000-TL bedelli çekin bankaya ibraz edilmediği ve ödenmediği anlaşılmakta olup çek aslı davacı tarafından istinaf dilekçesi ile mahkemeye sunulmuş ve kasaya alınmıştır.

Dolayısıyla çek bedeli ödenmediğinden, tek başına çek verilmesi ifa yerine geçmeyeceğinden mahkemece ... no'lu 50.000-TL bedelli çekin ödeme olarak kabul edilmesi bu bedelin ödendiğinin kabulü ile davanın bu miktar kadar reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.

50. 000-TL bakımından da davanın kabulü gerekir.Davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerindedir.TTK'nın 1530. maddesi, sadece mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde uygulanır. Satış sözleşmelerinde uygulanması mümkün değildir. Temerrüd ihtarı gönderilmeden davalı mütemerrid addedilemeyeceğinden mahkemece işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 6325 sayılı HUAK'nun18/A maddesinin 11. fıkrasında "taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.

Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez." denilmiştir. Somut olayda, ilk arabuluculuk toplantısının, davalıyı temsilen hazır bulunan avukatının vekaletnamesinde alternatif çözüm yollarına ilişkin özel yetkisi bulunmaması nedeniyle davalı vekilinin talebiyle ertelendiği, ikinci toplantıya ise sadece davacının katıldığı ve arabuluculuk faaliyetinin bu şekilde sona erdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalıyı temsilen vekili ilk toplantıda hazır bulunmuş ise vekaletnamede özel yetki eksikliği nedeniyle toplantıya başlanamamış ve ikinci toplantıda ise davalı tarafın toplantıya katılmaması nedeniyle görüşme olmadan arabuluculuk süreci sona ermiştir. Bu durumda taraflar arasındaki arabuluculuk süreci davalının toplantıya iştirak etmemesi nedeniyle görüşme yapılmadan sona erdiğinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece 14/10/2020 tarihli kararla hükmedilen alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmiş olup, davacı henüz ilamlı icraya geçmeden ihtiyati haciz kararını icraya koymuştur. Davalı yönünden kesinleşen 14/10/2020 tarihli karara dayalı İİK m.264/3 uyarınca sonradan süresi içerisinde ilamlı icraya geçilmesi nedeniyle ve İİK m.264/son hükmü uyarınca ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmüştür. Sonuç olarak tarafların BA-BS kayıtları da dikkate alınarak davacının davalıdan 136.879,29-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından mahkemece bu kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, alacağa eksik hükmedilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne, takibin 136.879,29-TL üzerinden devamına, fazla istemin reddine, hükmedilen alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Önceki kararda verilen ihtiyati haciz kararının kesin hacze dönüşmesi nedeniyle yeniden ihtiyati haciz kararı verilmemiş, 6325 sayılı kanunun 18/A-11. Maddesi gereğince arabuluculuk toplantısına mazeretsiz olarak katılmayan davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/201 Esas - 2020/646 Karar sayılı 14/10/2020 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında, davalının itirazının kısmen iptali ile 136.879,29-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %20'si oranda hesaplanan 27.375,85-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine," İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 9.350,22-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 2.385,19-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6.966,03‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 2.429,59‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 700-TL bilirkişi ücreti, 700-TL talimat masrafı ve 229,40-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.629-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 21.531,89-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 48-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/12/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/147775 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.