6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Açığa imza iddiasında ispat yükü ve delil serbestisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/68 E. 2024/604 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Hisse Devir Bedelinin İadesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Açığa imza atılan bir belgenin, tarafların anlaşmasına aykırı olarak doldurulduğu veya sahte biçimde üretildiği iddiası, yazılı delille ispat kuralının istisnasını oluşturur ve tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir; bu tür iddialarda sözleşmenin fiziki görünümü (imza sayısı, kaşe kullanımı, imza sirküleriyle benzerlik) ile tarafların sonraki davranışlarının hayatın olağan akışına uygunluğu birlikte değerlendirilerek sahtelik sonucuna ulaşılabilir. Bu şekilde sahte olduğu tespit edilen bir belgeye dayanılarak başlatılan icra takibinde, takip alacaklısının kötü niyetli olduğu dosya kapsamından açıkça anlaşılabiliyorsa, ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaksızın kötü niyet tazminatına hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Açığa imza / sözleşmenin sahte üretildiği iddiasının ispatı → kabul

İddia: Davalı, hisse devir sözleşmesinin sahte olduğunu, kendisine ait imzanın şirket işleri için önceden imzalanmış boş bir kağıda ait olduğunu, bu kağıdın sonradan hukuka aykırı şekilde doldurularak sözleşme haline getirildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Açığa imza halinde, boş belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu veya imzalı belgenin düzenlenme amacının farklı olduğunu ileri süren taraf bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorundadır; ancak davalının iddiası, önceden imzalanmış boş kağıdın sonradan hukuka aykırı olarak doldurulmak suretiyle sahte biçimde üretildiği yönünde olup bu, yazılı delil ile ispat kuralının istisnası niteliğindedir, dolayısıyla tanık dahil her türlü delille ispatı mümkündür. Sözleşmenin incelenmesinde davacı ve davalının üçer adet imzasının bulunduğu, ayrıca her ikisinin birer imzasının şirket kaşesi üzerinde yer aldığı görülmüş; gerçek kişiler arası hisse devrine ilişkin bir sözleşmede şirket kaşesinin bulunması ve tek imzanın geçerlilik için yeterli olmasına rağmen imza sirküleri formatında üç ayrı imza atılmış olması, davalının iddiasını doğrulamaktadır. İstinaf dilekçesi ekinde sunulan 20.07.2010 tarihli imza sirkülerinde de aynı şekilde iki kaşe ve her birinin yanında üçer imza bulunduğu, dayanak sözleşmenin çıplak gözle incelenmesinde bile imza sirkülerinin birebir aynısı olduğu görülmüştür. Ayrıca ticaret sicil kayıtlarına göre davacının oğlunun, sözleşme tarihinden kısa bir süre sonra şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılması ve davacının bu büyük meblağdaki alacağını 3 yıla yakın süre hiçbir girişimde bulunmadan icraya koyması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, dayanak sözleşmenin davalının önceden imzaladığı boş kağıdın sonradan hukuka aykırı doldurulması suretiyle üretildiği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötü niyet tazminatı talebi → kabul

Gerekçe: İtirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötü niyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Takibe girişmekte kötü niyetli olduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir. Somut olayda hukuka aykırı olarak sonradan üretilen belgeye dayalı olarak icra takibi başlatan davacının, takip başlatmakta kötü niyetli olduğu sabit olduğundan, davalı lehine takip konusu alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Açığa imza / boş kağıdın sonradan doldurulduğu iddiasının ispatında yazılı delil kuralının istisnasının uygulanacağı ve bu tür iddiaların belgenin fiziki özellikleri (imza sayısı, kaşe kullanımı) ile tarafların sonraki davranışlarının hayatın olağan akışına uygunluğu üzerinden değerlendirilebileceği yönündeki tespit, benzer sahtelik iddialarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açığa imza sahtelik iddiası ispat yükü yazılı delil kuralının istisnası itirazın iptali kötü niyet tazminatı sebepsiz zenginleşme

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1 · BK — BK 61

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2020/68

KARAR NO 2024/604

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/10/2019

NUMARASI 2016/139 Esas 2019/998 Karar

DAVA İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/04/2024

Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının, ... Ltd. Şti'nin %30 paylı ortağı olduğunu, davalı ile müvekkili arasında yapılan 05/12/2011 tarihli protokol ile müvekkilinin, davalının ... sahip olduğu %30 hissenin %15'ini 1.000.000-USD nakit ödemek suretiyle satın aldığını, davalının hisse bedelini müvekkilinden nakit olarak tahsil ettiğini, protokolün 3. maddesi uyarınca davalının 15 gün içerisinde protokolü noterde tasdik ettirerek ortaklar kurulundan karar alıp pay defterine işlenmesini ve ticaret siciline tescilini taahhüt ettiğini, ancak davalının bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine protokolün 4. maddesi gereği hisse bedelini iade etmesi gerekirken iade etmediğini, bu nedenle davalı aleyhine Büyükçekmece ....

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin böyle bir sözleşmeyi imzalamadığını ve davacıdan iddia edildiği gibi bir para tahsil etmediğini, sahte olduğu kanaatinde oldukları sözleşme aslının davacı tarafça dosyaya sunulması gerektiğini, söz konusu sözleşmenin imzalandığı ve paranın verildiği tarihte davacı ve şirketler borca batık olduğundan davacının bu miktarda bir para ödeme gücünün bulunmadığını, müvekkili ile davacının oğlu ... şirket hisselerini 24.01.2012 tarihinde ... ve ... devrettiklerini, davacı ile böyle bir devir sözleşmesi bulunsaydı davacının oğlunun 24.01.2012 tarihli devir işlemine onay vermesinin beklenemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki 05.12.2011 tarihli hisse devir sözleşmesinde davacının, ... şirketindeki %15 hissesini davalıdan 1.000.000-USD karşılığında almayı, davalının da bu bedel karşılığında anılan hisseyi devretmeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 4. maddesine göre sözleşmenin imza tarihinden 15 gün içinde devir işlemi yapılmazsa anılan meblağın geri istenebileceği, sözleşmedeki ...’e ait imzanın davalının eli mahsulü olduğunun ATK Fizik İhtisas Dairesi raporuyla tespit edildiği, sözleşmede imza davalı tarafından iddia edildiği gibi boş kağıda atılmış olsa dahi, Yargıtay 14. HD’nin 2006/14101 esas 2007/914 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere geçerli olup, aksini yazılı delille menfi tespit davasında belirlemek mümkün ise de, bu doğrultuda dosyada bir belge bulunmadığı, açığa imza atılması halinde sözleşmenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat külfeti bunu ileri sürene ait olup, bunun yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, Yargıtay 13.

Hukuk Dairesinin 2015/350 esas, 2015/17409 karar sayılı ilamında, Adli Tıp Kurumunun yaş tespitinin yapılmasında bilimsel bir yöntem olmadığına ilişkin raporların olduğu, Yargıtay HGK nın 2017/13-665 esas 2018/1465 karar sayılı ilamında, ülkemiz koşullarında mürekkep yaşı tespitinin mevcut durumda mümkün olmadığı, yargı camiasında bilinmesi ve kabul edilmesi gerektiği şeklinde olduğudur.." denildiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin noterce tasdik ettirilmesi, ilanı, pay defterine işletilmesi ve ticaret sicile ilanı hususunda anlaştıkları ve bu sözleşmenin 3. ve 4. madde şartlarına uymasının davalının yükümlülüğüne bırakıldığı, hisse devir sözleşmesinde şirket kaşesi de mevcut olup protokolün 5.

maddesinde işbu sözleşmenin aynı zamanda makbuz hükmünde olduğunun kararlaştırıldığı, ayrıca ...'tan gönderilen bir çok yazışmada, imza yaşı adli tıbbın yazı ve imza belirlenmesinin bu tür ölçümleri analitik yöntemlerle yapan teknolojinin dünyada mevcut olmadığı yönünde görüş bildirdiği, bu nedenle davalı vekilinin bu taleplerinin HMK nın 266. madde kapsamında değerlendirmeye alınmadığı, sözleşmenin 5. maddesinde anılan belgenin 1.000.000-USD’nin ödendiğine ilişkin makbuz niteliği taşıdığının belirtildiği, makbuzun geçerli olduğu, sözleşmede, karşı tarafın ediminin yerine getirilmesi tarafların ortak iradeleri doğrultusunda belirli bir tarihe bağlandığından (20.12.2011) ihtarname çekmeye gerek bulunmadığı, BK 61.

maddeye göre, davalının zenginleşmesi gerçekleşmemiş bir sebebe dayandığından, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanına girecek olup, davacının verdiği miktarı talep edebileceği, davalının 20/12/2011 tarihinde temerrüde düştüğü, 24/07/2014 takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan 1.000.000-USD asıl alacak ve 114.171,23-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.114.171,23-USD alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davacının sunduğu hisse devir sözleşmesinin sahte olduğu ve sonradan oluşturulduğu yönündeki iddialarının mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, müvekkilinin kesinlikle böyle bir sözleşme imzalamadığını, müvekkilimin şirket ortağı olduğu bulunduğu dönemde bazı işlemler için şirket kasasında açığa imzalı boş kağıtların bulunduğunu, bu kağıtların hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi ve üzerinin borçlandırıcı işlem ile doldurulmuş olduğunu, ancak mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmadığını, sözleşme üzerindeki yazı ile imza yaşının tespitini talep ettiklerini, davacının, kardeşi ...'in imzalı boş senetlerini doldurması ve doldurduğu bu senetleri icraya koyması nedeniyle İstanbul 3.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/260 esas sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik, açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından yargılandığını, mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda faiz hesaplamasının hatalı yapıldığını, bilirkişi raporunda TCMB tarafından ilan edilen kamu bankalarınca mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz oranlarına göre hesaplama yapıldığını, ancak bankaların TCMB'ye bildirdikleri azami faiz oranları ile fiilen uyguladıkları faiz oranlarının farklılık gösterdiğini, bu nedenle kamu bankalarının ilgili tarihler arasında fiilen uyguladıkları faiz oranları tespit edilmeden, TCMB listeleri üzerinden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, sözleşmenin imzalandığı ve müvekkiline para verildiği iddia edilen tarihte davacı ve şirketler borca batık olmakla, davacının müvekkiline böyle büyük bir miktar para vermesinin mümkün olmadığını, şirkete ortak olan davacının oğlu ...

ile müvekkilinin şirket hisselerini 24.01.2012 tarihinde ... ve ... devrettiklerini, davacı ile böyle bir devir sözleşmesi bulunsaydı davacının oğlunun 24.01.2012 tarihli devir işlemine onay vermesinin beklenemeyeceğini, varlığı iddia edilen sözleşmenin sahte olduğu ve sonradan üretildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesi kapsamında ödenmiş olan devir bedelinin, hisse devrinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle iadesi istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflarca düzenlenmiş olan 05.12.2011 tarihli hisse devir sözleşmesinde; davalının ... firmasında sahibi olduğu %15 payı 1.000.000-USD bedelle davacıya devretmeyi, imza tarihinden itibaren 15 günlük süre içerisinde sözleşmeyi noterde onaylatmayı, ortaklar kurulu kararı alarak şirket pay defterine işletmeyi ve ticaret siciline tescil ettirmeyi taahhüt ettiği, bedelin devredene nakden ödendiğinin belirtildiği, davalının edimlerini belirtilen sürede yerine getirmemesi halinde bedeli ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın iade etmeyi kabul ve taahhüt ettiği hususlarının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.

Sözleşme gereği davalının yüklendiği edimleri yerine getirmediği, hisse devrinin gerçekleşmediği sabit olup, davalının imza inkarı nedeniyle yaptırılan imza incelemesinde de sözleşmede davalıya atfen atılan imzaların davalının eli ürünü olduğu Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından, müvekkili tarafından şirket işleri için önceden imzalanmış olan boş kağıdın sonradan sahte olarak üretilip doldurularak sözleşme haline getirildiği ileri sürülmüştür. Açığa imza halinde, boş belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ya da imzalı bir belgenin düzenlenme amacının farklı olduğunu ileri süren taraf bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorundadır. Ancak somut olayda davalı tarafça, önceden imzalanmış boş kağıdın sonradan hukuka aykırı olarak üzeri doldurulmak suretiyle devir sözleşmesi haline getirildiği, dolayısıyla sahte olarak üretildiği ileri sürülmüştür.

Bu durum, yukarıda belirtilen yazılı delil ile ispat kuralının istisnası niteliğinde olduğundan, iddianın tanık dahil her türlü delille ispatlanması mümkündür. Dayanak hisse devir sözleşmesi üzerinde mahkemece yazı yaşı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olsa da, sözleşmenin incelenmesinde; davacı ve davalının üçer adet imzasının bulunduğu, davacı ve davalının birer imzasının ise şirket kaşesi üzerinde yer aldığı görülmektedir. Gerçek kişiler arasında gerçekleşen hisse devrine ilişkin sözleşmede şirket kaşesinin bulunması ve kaşe üzerine imza atılması, ayrıca tek imza sözleşmenin geçerliliği için yeterli olmasına rağmen tıpkı imza sirkülerinde olduğu gibi üç ayrı imza atılması hususları, davalı tarafın şirket işleri için önceden imzalanmış boş kağıdın sonradan davacının bilgi ve iradesi dışında doldurulduğu iddiasını doğrulamaktadır.

Nitekim davalı vekilince istinaf dilekçesi ekinde sunulan şirkete ait 20.07.2010 tarihli imza sirkülerinin incelenmesinde; alt alta gelecek şekilde iki yerde şirkete ait kaşenin bulunduğu, her kaşenin üzerinde ve hizasında davacı ile davalının üçer imzasının bulunduğu, davaya dayanak hisse devir sözleşmesinde de aynı şekilde iki kaşe yer almakta, yine kaşe üzerinde ve yanında tarafların üçer imzasının bulunduğu görülmekte olup, dayanak hisse devir sözleşmesinin çıplak gözle incelenmesinde dahi şirkete ait imza sirkülerinin birebir aynısı olduğu anlaşılmaktadır. Ticaret sicil gazetesinin 24.05.2012 tarihli nüshasında yayımlanan ortaklar kurulu kararına göre, devir konusu şirketin ortaklarından davacının oğlu ...'e ait 2.100.000-TL nominal değerli hissenin 900.000-TL'lik kısmı davalıya, kalan kısmı ise dava dışı ...'e 13.03.2012 hisse devir sözleşmeleriyle devredilmiştir.

Bu durumda davacının büyük meblağda para ödeyerek hisse satın almasından kısa bir süre sonra, davacının oğlunun mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılması, hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Dayanak hisse devir sözleşmesi 05.12.2011 tarihli olup, davalının bu sözleşme tarihinden yaklaşık 3 ay sonra şirket hisselerinin bir kısmını dava dışı kişiye devretmiş olmasına rağmen, oğlunun da aynı tarihlerde şirkette ortak olmasına ve kendi hisselerini devretmesine rağmen, davacının bu devirden haberdar olmaması düşünülemeyeceği gibi, bu duruma rağmen davacının 24.07.2014 icra takip tarihine kadar 3 yıla yakın bir süre hisse devir işleminin gerçekleştirilmesi veya ödediği bedelin iadesi için hiç bir girişimde bulunmaması da hayatın olağan akışına aykırıdır.

Bu nedenle dayanak sözleşmenin, davalının daha önceden imzalamış olduğu boş kağıdın sonradan hukuka aykırı olarak doldurularak sözleşme haline getirilmek suretiyle üretildiği sonuç ve kanaatine varılmış olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır. Diğer yandan itirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda da hukuka aykırı olarak sonradan üretilen belgeye dayalı olarak icra takibi başlatan davacının, takip başlatmakta kötü niyetli olduğu sabit olduğundan, davalı lehine takip konusu alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın reddine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/139 Esas 2019/998 Karar sayılı 24/10/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine,Takip konusu alacağın %20'si oranında hesaplanan 536.871,99-TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 32.584,66-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 32.157,06-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,avalı lehine takdir olunan 272.218-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"Davalı tarafından yatırılan 39.936,32-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 53-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/04/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/147232 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3808 E. 2025/3990 K. · Onandı

Açığa imzanın kötüye kullanıldığı iddiasının her türlü delille ispatı

Gerekçe özeti

Açığa imza hâlinde boş belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri süren taraf bunu kural olarak yazılı delille ispat etmek zorundaysa da, önceden imzalanmış boş kâğıdın sonradan hukuka aykırı biçimde doldurularak belgenin sahte üretildiği iddiası bu kuralın istisnasıdır ve tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir; belgedeki imza ve kaşe düzeninin imza sirküleriyle birebir örtüşmesi ile tarafların davranışlarının hayatın olağan akışına aykırılığı, belgenin bu yolla üretildiği sonucuna varmaya elverişlidir.

Emsal değeri

Açığa imzanın kötüye kullanıldığı iddiasında ispat rejimi ve bu iddianın hangi karinelerle sonuca bağlanabileceği bakımından bağlayıcı nitelikte bir onama kararıdır.

Kavramlar: açığa imza beyaza imza yazılı delil kuralı ve istisnası sahtelik iddiası hayatın olağan akışı limited şirket hisse devri itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/3808 E.  ,  2025/3990 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/68 Esas, 2024/604 Karar

HÜKÜM

Ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.06.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, ... Gıda ... Ltd. Şti'nin %30 paylı ortağı olduğunu, davalı ile müvekkili arasında yapılan 05/12/2011 tarihli protokol ile müvekkilinin, davalının ... Gıda'da sahip olduğu %30 hissenin %15'ini 1.000.000-USD nakit ödemek suretiyle satın aldığını, davalının hisse bedelini müvekkilinden nakit olarak tahsil ettiğini, protokolün 3. maddesi uyarınca davalının 15 gün içerisinde protokolü noterde tasdik ettirerek ortaklar kurulundan karar alıp pay defterine işlenmesini ve ticaret siciline tescilini taahhüt ettiğini, ancak davalının bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine protokolün 4. maddesi gereği hisse bedelini iade etmesi gerekirken iade etmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatılmış ise de davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin böyle bir sözleşmeyi imzalamadığını ve davacıdan iddia edildiği gibi bir para tahsil etmediğini, sahte olduğu kanaatinde oldukları sözleşme aslının davacı tarafça dosyaya sunulması gerektiğini, söz konusu sözleşmenin imzalandığı ve paranın verildiği tarihte davacı ve şirketler borca batık olduğundan davacının bu miktarda bir para ödeme gücünün bulunmadığını, müvekkili ile davacının oğlu ...'in şirket hisselerini 24.01.2012 tarihinde ... ve ...'e devrettiklerini, davacı ile böyle bir devir sözleşmesi bulunsaydı davacının oğlunun 24.01.2012 tarihli devir işlemine onay vermesinin beklenemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) 61. maddeye göre, davalının zenginleşmesi gerçekleşmemiş bir sebebe dayandığından, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanına girecek olup, davacının verdiği miktarı talep edebileceği, davalının 20/12/2011 tarihinde temerrüde düştüğü, 24/07/2014 takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan 1.000.000-USD asıl alacak ve 114.171,23-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.114.171,23-USD alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı vekili tarafından, müvekkili tarafından şirket işleri için önceden imzalanmış olan boş kağıdın sonradan sahte olarak üretilip doldurularak sözleşme haline getirildiği ileri sürüldüğü, açığa imza halinde, boş belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ya da imzalı bir belgenin düzenlenme amacının farklı olduğunu ileri süren taraf bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduğu, ancak somut olayda davalı tarafça, önceden imzalanmış boş kağıdın sonradan hukuka aykırı olarak üzeri doldurulmak suretiyle devir sözleşmesi haline getirildiği, dolayısıyla sahte olarak üretildiğinin ileri sürüldüğü, bu durumun, yazılı delil ile ispat kuralının istisnası niteliğinde olduğundan, iddianın tanık dahil her türlü delille ispatlanmasının mümkün olduğu, dayanak hisse devir sözleşmesi üzerinde mahkemece yazı yaşı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olsa da, sözleşmenin incelenmesinde;

davacı ve davalının üçer adet imzasının bulunduğu, davacı ve davalının birer imzasının ise şirket kaşesi üzerinde yer aldığı, gerçek kişiler arasında gerçekleşen hisse devrine ilişkin sözleşmede şirket kaşesinin bulunması ve kaşe üzerine imza atılması, ayrıca tek imza sözleşmenin geçerliliği için yeterli olmasına rağmen tıpkı imza sirkülerinde olduğu gibi üç ayrı imza atılması hususları, davalı tarafın şirket işleri için önceden imzalanmış boş kağıdın sonradan davacının bilgi ve iradesi dışında doldurulduğu iddiasını doğruladığı, nitekim davalı vekilince istinaf dilekçesi ekinde sunulan şirkete ait 20.07.2010 tarihli imza sirkülerinin incelenmesinde; alt alta gelecek şekilde iki yerde şirkete ait kaşenin bulunduğu, her kaşenin üzerinde ve hizasında davacı ile davalının üçer imzasının bulunduğu, davaya dayanak hisse devir sözleşmesinde de aynı şekilde iki kaşe yer almakta, yine kaşe üzerinde ve yanında tarafların üçer imzasının bulunduğu görülmekte olup, dayanak hisse devir sözleşmesinin çıplak gözle incelenmesinde dahi şirkete ait imza sirkülerinin birebir aynısı olduğunun anlaşıldığı, davacının büyük meblağda para ödeyerek hisse satın almasından kısa bir süre sonra, davacının oğlunun mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılması, hayatın olağan akışına uygun düşmediği, dayanak hisse devir sözleşmesi 05.12.2011 tarihli olup, davalının bu sözleşme tarihinden yaklaşık 3 ay sonra şirket hisselerinin bir kısmını dava dışı kişiye devretmiş olmasına rağmen, oğlunun da aynı tarihlerde şirkette ortak olmasına ve kendi hisselerini devretmesine rağmen, davacının bu devirden haberdar olmamasının düşünülemeyeceği gibi, bu duruma rağmen davacının 24.07.2014 icra takip tarihine kadar 3 yıla yakın bir süre hisse devir işleminin gerçekleştirilmesi veya ödediği bedelin iadesi için hiç bir girişimde bulunmaması da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle dayanak sözleşmenin, davalının daha önceden imzalamış olduğu boş kağıdın sonradan hukuka aykırı olarak doldurularak sözleşme haline getirilmek suretiyle üretildiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesi kapsamında ödenmiş olan devir bedelinin, hisse devrinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle iadesi istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.