Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5600 E. 2015/12899 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 150↗ işlemden kaldırma↗ hırsızlık↗ dosya masrafı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu eserin açık alanda sergilendiği, sol kısmındaki rölyeflerin çalınmış olduğu, hırsızlık olayında davalının doğrudan bir kusurunun bulunmadığı, davacının diğer istemlerinin (bankların konumu, ağaçların eserin görüntüsünü engellemesi, temizlik vs.) davalı tarafından düzeltilebilir olduğu ve manevi hak ihlali niteliğinde olmadığı, çalınan rölyeflerin tamirinin, yeniden yapılmasının mümkün olduğu, eser sahibi tarafından eserin ilk hale döndürülmesinin eserin niteliği ve maneviyatı açısından önemli olduğu, eserin eski hale iadesinin kamu yararına olduğu, çalınan rölyefin 8 metrekare alan kapladığı, 10 aşamadan geçerek 155 günde 79.847TL masrafla eski hale iadenin mümkün olduğu, davacının şeref ve haysiyetini zedeler nitelikte hak ihlali olmadığındna manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, bütünlüğü bozulan eksik rölyeflerle ilgili kısmın orijinal hale dönüştürülmesi ve eski hale getirilmesinin davacı tarafından yapılmasına, masrafların 79.847TL + KDV'den fazla olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline, bayrak ile ilgili talep müracaata bırakıldığından bu talebin HMK 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3602 E. 2024/5386 K.
Ortak:hırsızlık · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu eserin açık alanda sergilendiği, sol kısmındaki rölyeflerin çalınmış olduğu, «hırsızlık» olayında davalının doğrudan bir kusurunun bulunmadığı, davacının diğer istemlerinin (bankların konumu, ağaçların eserin görüntüsünü engellemesi, temizlik vs.) davalı tarafından düzeltilebilir olduğu ve manevi hak ihlali niteliğinde olmadığı, çalınan rölyeflerin tamirinin, yeniden yapılmasının mümkün olduğu, eser sahibi tarafından eserin ilk hale döndürülmesinin eserin niteliği ve maneviyatı açısından önemli olduğu, eserin eski hale iadesinin kamu yararına olduğu, çalınan rölyefin 8 metrekare alan kapladığı, 10 aşamadan geçerek 155 günde 79.847TL «masrafla» eski hale iadenin mümkün olduğu, davacının şeref ve haysiyetini zedeler nitelikte hak ihlali olmadığındna manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, bütünlüğü bozulan eksik rölyeflerle ilgili kısmın orijinal hale dönüştürülmesi ve eski hale getirilmesinin davacı tarafından yapılmasına, masrafların 79.847TL + KDV'den fazla olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline, bayrak ile ilgili talep müracaata bırakıldığından bu talebin HMK 150. maddesi gereğince «işlemden kaldırılmasına», sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2009/107 E., 2014/301 K. sayılı ve 09.12.2014 tarihli kararı ile eserin eski haline müvekkili tarafından getirilmesine ve «masraflarının» da davalıdan tahsiline karar verildiğini, anılan kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, 2016 yılında dava konusu rölyefin orijinal ilk haline uygun olarak müvekkili tarafından yeniden yapılarak montajının gerçekleştirildiğini, bu sürecin tamamlanmasından sonra ise anıtın sağ alt ve sol tarafındaki duvarlarda bulunan diğer rölyeflerin de kısmen yerinden söküldüğünün görülmesi üzerine davalıya müracaat edildiğini, ancak davalının müvekkilini uzun süre oyaladığını, «son» olarak esere üçüncü şahıslar tarafından verilen zararlardan sorumlu olmadıklarını bildirdiğini ileri sürerek, bronz rölyeflerin eski haline getirilmesine, bunun mü …
… de yapılmış olmasına karşın taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, dava konusu eserin müvekkili Müdürlüğün talebi üzerine yaptırıldığına dair herhangi bir «kaydın» bulunmadığını, bu nedenle «husumet» yönünden itiraz ettiklerini, davaya konu eserin kamuya açık geniş bir alanda sergilendiğini, esere «üçüncü kişiler» tarafından verilen her türlü zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, olayda müvekkiline izafe edilecek bir kusurunun bulunmadığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında eserin eski haline getirilmesi için gereken koşulların oluşmadığını, zira bunun için eserin haksız olarak değiştirilmesi gerektiğini ve eski halin iadesinin mümkün bulunması gerektiğini, ayrıca «haksız fiil» sonrasında «kayba» uğrayanın müvekkili olduğunu, Kanun kapsamındaki diğer seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu anıtın Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin bitişiğinde yer alması, çevresinden geçen yollar ve güvenlik «sebebi» ile vatandaşlar tarafından ziyaretinin çok mümkün olamadığını, eserin daha korunaklı ve ziyarete daha uygun bir alana taşınmasının ise davacı tarafından kabul edilmediğini, davacının «hırsızlık» olayı sonrasında kurtarılan rölyef parçalarının montajı yerine yenisini imal etme talebinin kamu menfaati ile bağdaşmadığını, yeniden imalat ile «eski hale getirme» talebinin kabulü halinde müvekkilinin, davacının beklediği yarar ile kıyaslanmayacak derecede ve objektif olarak katlanılamaz esaslı bir zararının doğacağını davac …
… an bilirkişi raporlarında eserin eski hale getirilmesinde müvekkilinin menfaatlerinin esaslı surette halledip etmeyeceğinin değerlendirilmediğini, ayrıca hesaplanan «eski hale getirme» bedelinin de «denetime elverişli» bulunmadığını, müvekkilince talep edilen «alternatif çözüm» yollarının hiçbir şekilde incelenmediğini, davaya konu yapıtın bulunduğu yer itibariyle korunmasının oldukça güç bulunduğunu, bu nedenle iki defa «hırsızlık» olayı meydana geldiğini, bundan sonra hırsızlık olayının meydana gelmeyeceğinin de belli olmadığını, «kusuru» bulunmayan olaylar nedeniyle müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu sebeple eski hale getirme yerine diğer alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini, eski hale getirme şartlarının oluşmadığını, dava konusu eser ile ilgili olarak taraflar arasında bir sözleşme olmadığını, esere müvekkili tarafından da zarar verilmediğini, davacı iddialarının «zamanaşımına» uğradığını, ayrıca eski hale getirme bedeli için metre kare başına belirlenen 20.000,00 TL bedelin fahiş olduğunu, daha önce taraflar arasında görülen benzer bir uyuşmazlıkta metrekare başına 10.000,00 TL bedel tespit edildiğini, davacının kurucu üyesi olduğu GESAM tarafından belirlen metrekare fiyatının esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının 601.800,00 TL üzerinden davayı «ıslah» ettiğini, mahkemece 517.000,00+KDV üzerinden davayı kabul ettiğine göre kısmen kabul kararı verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alternatif çözüm · eski hale getirme · husumet itirazı · zamanaşımı def'i · denetime elverişlilik · üçüncü kişi · def'i · kâr kaybı
Benzer bu kararda… Heykeller, kabartmalar ve oymalar” kapsamında güzel sanat eseri vasfında bulunduğu, davalının dava konusu eserin üzerinde bulunduğu arazinin maliki olması nedeniyle «husumet itirazı» yerinde bulunmadığı gibi haksız ... devam ettiği sürece «zamanaşımı» süresi işlemeyeceğinden «zamanaşımı def»'inin de yerinde olmadığı, davacının «eski hale getirme» isteminin teknik olarak mümkün bulunduğu, eski hale getirme işleminin eksik parçaların yeniden üretilmesi suretiyle yapılmasının tarafların menfaat dengesine en uygun seçenek olduğu, eski hale getirme bedelinin 517.000,00 TL+KDV olabileceği, dava konusu eserin Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.07.1994 tarih ve 3591 sayılı kararı ile anıt-heykel olarak tescil edildiği, kültürel mirasımızın bir parçası olan dava konusu eserin eski hale getirilmesinde kamunun manevi anlamda menfaatinin bulunduğu, bu manevi menfaatin büyüklüğü dikkate alındığında, maliyet bedeli olarak hesaplanan bedelin davalı malikin mali menfaatlerine göre üstün tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu "Tarımcı Atatürk" anıtının, bütünlüğü bozulan kısmının eksik parçalarının eser sahibi davacı tarafından yeniden üretilmesine ve montajının yapılması suretiyle eski hale getirilmesine, eski hale getirme bedelinin 517.000,00 TL+KDV'den fazla olmamak «kaydı» ile davalı tarafça karşılanmasına karar verilmiştir.
… de yapılmış olmasına karşın taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, dava konusu eserin müvekkili Müdürlüğün talebi üzerine yaptırıldığına dair herhangi bir «kaydın» bulunmadığını, bu nedenle «husumet» yönünden itiraz ettiklerini, davaya konu eserin kamuya açık geniş bir alanda sergilendiğini, esere «üçüncü kişiler» tarafından verilen her türlü zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, olayda müvekkiline izafe edilecek bir kusurunun bulunmadığını, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında eserin eski haline getirilmesi için gereken koşulların oluşmadığını, zira bunun için eserin haksız olarak değiştirilmesi gerektiğini ve eski halin iadesinin mümkün bulunması gerektiğini, ayrıca «haksız fiil» sonrasında «kayba» uğrayanın müvekkili olduğunu, Kanun kapsamındaki diğer seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu anıtın Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin bitişiğinde yer alması, çevresinden geçen yollar ve güvenlik «sebebi» ile vatandaşlar tarafından ziyaretinin çok mümkün olamadığını, eserin daha korunaklı ve ziyarete daha uygun bir alana taşınmasının ise davacı tarafından kabul edilmediğini, davacının «hırsızlık» olayı sonrasında kurtarılan rölyef parçalarının montajı yerine yenisini imal etme talebinin kamu menfaati ile bağdaşmadığını, yeniden imalat ile «eski hale getirme» talebinin kabulü halinde müvekkilinin, davacının beklediği yarar ile kıyaslanmayacak derecede ve objektif olarak katlanılamaz esaslı bir zararının doğacağını davac …
… an bilirkişi raporlarında eserin eski hale getirilmesinde müvekkilinin menfaatlerinin esaslı surette halledip etmeyeceğinin değerlendirilmediğini, ayrıca hesaplanan «eski hale getirme» bedelinin de «denetime elverişli» bulunmadığını, müvekkilince talep edilen «alternatif çözüm» yollarının hiçbir şekilde incelenmediğini, davaya konu yapıtın bulunduğu yer itibariyle korunmasının oldukça güç bulunduğunu, bu nedenle iki defa «hırsızlık» olayı meydana geldiğini, bundan sonra hırsızlık olayının meydana gelmeyeceğinin de belli olmadığını, «kusuru» bulunmayan olaylar nedeniyle müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu sebeple eski hale getirme yerine diğer alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini, eski hale getirme şartlarının oluşmadığını, dava konusu eser ile ilgili olarak taraflar arasında bir sözleşme olmadığını, esere müvekkili tarafından da zarar verilmediğini, davacı iddialarının «zamanaşımına» uğradığını, ayrıca eski hale getirme bedeli için metre kare başına belirlenen 20.000,00 TL bedelin fahiş olduğunu, daha önce taraflar arasında görülen benzer bir uyuşmazlıkta metrekare başına 10.000,00 TL bedel tespit edildiğini, davacının kurucu üyesi olduğu GESAM tarafından belirlen metrekare fiyatının esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının 601.800,00 TL üzerinden davayı «ıslah» ettiğini, mahkemece 517.000,00+KDV üzerinden davayı kabul ettiğine göre kısmen kabul kararı verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının …
2.Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan «eski hale getirme» bedelinin yeteriz olduğunu, ayrıca hükmedilen eski hal getirme bedelinin «haksız fiil» tarihinden veya en geç müvekkilinin davalıya yaptığı 16.01.2019 başvuru tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken bu konuda bir karar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5600 E. , 2015/12899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ......FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 09/12/2014
NUMARASI 2009/107-2014/301
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.12.2014 tarih ve 2009/107-2014/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili B.. A..'ın yurtiçinde ve yurtdışında tanınmış ve bilinen bir heykeltraş olduğunu ve A.. Ç.. içinde bulunan “Tarımcı Atatürk Anıtı”nın eser sahibi olduğunu, heykel ve sağında ve solundaki duvarlarda yer alan rölyefler üzerinde çevre düzenlemesi sırasında eser sahibinden izinsiz olarak değişikliklerin ve düzeltilmelerin yapıldığını ve bir duvarda bulunan rölyefin çalındığını, bu bozulmaların ve eksilmelerin hem projeye hem de müvekkiline zarar verdiğini ileri sürerek 5846 sayılı Yasa'nın 67/2. maddesi uyarınca eserin sahibi tarafından eski hale getirilmesine ve eski hale getirme bedelinin davalıdan tahsiline, eser üzerinde yapılan tecavüzlerin önlenmesine ve muhtemel tecavüzlerin men'ine, eser üzerinde eser sahibinden izinsiz yapılan değişiklikler-bozulmalar ve eserin bu şekilde umuma arzı nedeniyle yapılan manevi hak ihlaline karşılık 5.000 TL manevi tazminatın 18/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
26/03/2013 havale tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek metrekaresi 10.000 TL tutarındaki 8 metrekarelik rölyefin eski hale iadesi hususdaki istemlerini (80.000+%18 KDV) toplam 94.400 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiş, ayrıca rölyeflerin bulunduğu alandaki kompozisyon içinde Türk Bayrağı bulunmadığı yönündeki taleplerini müracaata bıraktıklarını beyan etmiştir.
Davalı AOÇ vekili; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, söz konusu anıtın çalınma olayında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, çevre düzenlemesi kapsamında yapılan değişikliklerin esere zarar vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu eserin açık alanda sergilendiği, sol kısmındaki rölyeflerin çalınmış olduğu, hırsızlık olayında davalının doğrudan bir kusurunun bulunmadığı, davacının diğer istemlerinin (bankların konumu, ağaçların eserin görüntüsünü engellemesi, temizlik vs.) davalı tarafından düzeltilebilir olduğu ve manevi hak ihlali niteliğinde olmadığı, çalınan rölyeflerin tamirinin, yeniden yapılmasının mümkün olduğu, eser sahibi tarafından eserin ilk hale döndürülmesinin eserin niteliği ve maneviyatı açısından önemli olduğu, eserin eski hale iadesinin kamu yararına olduğu, çalınan rölyefin 8 metrekare alan kapladığı, 10 aşamadan geçerek 155 günde 79.847TL masrafla eski hale iadenin mümkün olduğu, davacının şeref ve haysiyetini zedeler nitelikte hak ihlali olmadığındna manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, bütünlüğü bozulan eksik rölyeflerle ilgili kısmın orijinal hale dönüştürülmesi ve eski hale getirilmesinin davacı tarafından yapılmasına, masrafların 79.847TL + KDV'den fazla olmamak kaydıyla davalıdan tahsiline, bayrak ile ilgili talep müracaata bırakıldığından bu talebin HMK 150.
maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/146381600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz