Kesin nitelikteki istirdat hükmüne istinaf usulden reddedilir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/405 E. 2021/630 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatdiğerKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Manevi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Malvarlığı davalarında hükmün verildiği tarihteki HMK 341/2 kesinlik sınırının altında kalan istirdat hükümlerine yönelik istinaf başvuruları, ilk derece mahkemesinin bu konuda karar vermemiş olması halinde bile, 01/06/1990 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca istinaf merciince usulden reddedilir. Kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında alacaklının yasal hakkını kullanarak haciz uygulaması, kişilik haklarını ihlal eden bir haksız fiil olarak kabul edilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin koşullarını oluşturmaz.
Ele alınan sorunlar
İstirdat istemine ilişkin istinaf başvurusunun kesinlik sınırı nedeniyle incelenebilirliği → ret
Gerekçe: Hükmün verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan HMK 341/2 uyarınca miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir; yalnızca manevi tazminat davaları yönünden kesinlik sınırı olmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu hükmün verildiği yıl için bu kesinlik sınırı 5.390-TL olmuştur. İstirdata ilişkin hüküm bu sınırın altında kaldığından kesindir. Miktar itibariyle istinaf isteminin reddine ilişkin kararın esasen ilk derece mahkemesince verilmesi gerekmekte ise de, istinaf merciine de aynı yetkiyi tanıyan 01/06/1990 tarih ve 1989/03-1990/04 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilerek, istirdada ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun kararın kesin olması nedeniyle HMK 346/1 uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yasal hakkın kullanılması niteliğindeki icra takibi nedeniyle manevi tazminat talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, davalı şirketin kötü niyetle mükerrer tahsilat yaptığını ve bu nedenle davacının hak kaybına uğradığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Davacı hakkında yapılan icra takibine itiraz edilmeksizin takip kesinleşmiş ve davalı alacaklı bu kesinleşen takip nedeniyle fiili haciz uygulamıştır. Alacaklının kesinleşmiş bir takip nedeniyle yasal bir hakkını kullanması sonucunda davacının kişilik haklarının zedelendiği kabul edilemez; bu nedenle manevi tazminat şartları oluşmamıştır. Yapılan icra takibinin ve haciz işleminin haksız olmadığının kabulü gerektiğinden, koşulları oluşmayan manevi tazminat istemi yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, ilk derece mahkemesinin kesinlik sınırı nedeniyle miktar itibariyle inceleme yapması gerektiği bir konuyu gözden kaçırması halinde istinaf merciinin bu eksikliği 01/06/1990 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'na dayanarak re'sen gidermesi ve usulden ret kararını kendisinin vermesi yönündeki tespiti, benzer kesinlik sınırı ihlallerinde bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat↗ manevi tazminat↗ kesinlik sınırı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ haciz↗ yasal hakkın kullanılması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/405
KARAR NO 2021/630
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/06/2020
NUMARASI 2018/505 Esas 2020/288 Karar
DAVA
İstirdat - Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/04/2021
Davacının istirdat ve manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili , taraflar arasında menkul mal ticaretine ilişkin cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu,cari hesap ilişkisinde en son alınan malların ayıplı çıkması üzerine ticari ilişkiye son vermek için davacı şirket tarafından 03.11.2017 tarihinde 2.036,61-TL'lik iade faturasının gönderildiğini, iade faturasının davalı şirketçe kabul edildiğini, buna rağmen davalı şirketçe 08.11.2017 tarihinde kargo yolu ile gönderilen fatura, iade konusu malların davalı şirketçe kabul edilmeyerek tekrar gönderildiğini, akabinde davalı şirketçe malların ayıplı olduğunun kabul edildiğini ve söz konusu malların 30.11.2017 tarihinde tekrar davalı şirkete gönderildiğini ve davalı şirketçe teslim alındığını, bahsi geçen iade faturasının tanzim edildiği tarihteki alacağı olan 7.190,67-TL iken iade faturasının kabulünden sonra cari hesaba mahsuben 24.11.2017 tarihli 992,40-TL miktarlı ve 01.12.2017 tarihli 2.134,66-TL miktarlı ödemelerle cari hesap bakiyesinin 2.000-TL'ye düşürüldüğünü, davalı şirket tarafından iade faturası cariden düşülmeden İstanbul ...İcra Müd.
... E. Sayılı dosyası ile 4.078,87-TL miktarlı icra takibi başlatıldığını, davacının başlatılan icra takibinden habersiz olarak 2.000-TL olan borcunu 22.12.2017 tarihinde davalıya ödediğini, davalı tarafından takibe devam edilmesi üzerine davacı tarafından cebri icra tehdidi altında mükerrer ve fazladan 3.420,03-TL ödendiğini, davacının icra işlemi nedeni ile bankalar nezdinde riskli pozisyonuna düştüğünü ve faaliyet gösterdiği ticaret piyasasında olumsuz bir imaj çizdiğini belirterek, mükerrer ödenen 3.420-TL'nin davalıdan ticari faizi ile birlikte istirdadına ,ayrıca 10.000-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davalının davacıya en son 28.09.2017 tarihinde 70530 nolu fatura ile ürün sattığını, davacının kısmi ödemeler yaptığını, kalan 4.063,67-TL'nin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, takip başlatıldıktan sonra 22.02.2017 tarihinde bakiye borcun 2.000-TL'sinin davalı şirket hesabına ödendiğini, takibin kesinleştiğini, davacı borçlunun haciz anında bakiye borç olan 3.417,73-TL'yi ödediğini, davacıya satılan ürünlerin ayıplı olmadığını, ayıp ihbarı yapılmadığını, iade faturasının ticari defterlerinde bulunmadığını,tebliğ edilmediğini, ürün iadesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ
Mahkemece, davalı yanın ayıplı ifada bulunduğu ve iade faturası ve içeriği malların davalı firmaya teslim edildiği hususlarının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı şirketin davacının ödeme yaptığı miktar düşülmek sureti ile haciz işlemine devam ettiğinden mükerrer tahsilat yapmadığından istirdat davasının ve şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; davalıya gönderilen iade faturasının kargo ile gönderildiğini, delillerin mahkemece yeterince incelenmediğini, davacının mükerrer ödeme yaptığını, davalı şirketin iade faturasının düzenlendiği tarihteki alacağı 7.190,67-TL iken iade faturası ile bakiyenin 5.127,06-TL ye düştüğünü, mükerrer tahsilat nedeni ile davacının hak kaybına uğradığını iyi niyet ile borcunu ödeyen davacının kötü niyetle mükerrer tahsilat yapıldığı ifade edilmesine rağmen eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; borçlu olunmadığı halde cebricira ile ödenen 3.420-TL nin davalıdan istirdadına ve haksız haciz işlemi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Hükmün verildiği tarih itibarı ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 341/2. maddesinde; "Miktar veya değeri 3.000 - Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak, manevi tazminat davaları yönünden kesinlik sınırı olmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir " hükmü mevcuttur. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu hükmün verildiği 2020 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.390-TL olmuştur. İstirdata ilişkin hükmünkesin olması nedeniyle, HMK.m.346/1 hükmü uyarınca, miktar itibariyle istinaf isteminin reddine ilişkin kararın ilk derece mahkemesince verilmesi gerekli ise de;
temyiz (istinaf) merciine de aynı yetkinin tanıdığı 01/06/1990 gün ve 1989/03 - 1990/04 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetilmek suretiyle, davalı vekilinin istirdada ilişkin karara yönelik talebinin kararın kesin olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalının alacağı olmadığı halde icra takip işlemlerine devam ettiği bu sebeble manevi zarar gördüğü davacı tarafça ileri sürülerek manevi tazminat talep edilmiştir.İstirdat davası miktar itibariyle kesin olarak red edilmiştir. Manevi tazminat istemi ise icra takibinin haksız olarak sürdürüldüğüne ilişkin olup davacı hakkında yapılan icra takibi itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davalı alacaklı 17.01.2018 tarihinde kesinleşen takip nedeni ile fiili haciz uygulamıştır.
Alacaklı tarafından haciz tarihi itibarı ile yasal bir hakkın kullanılması nedeni ile davacının kişilik haklarının zedelendiği kabul edilemeyeceğinden manevi tazminat şartları oluşmamıştır.Yapılan icra takibinin ve haciz işleminin de haksız olmadığının kabulü gerektiğinden koşulları olmayan manevi tazminat istemi yönünden de davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istirdat istemine yönelik istinaf başvurusunun HMK 341/2, 346/1 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE , manevi tazminata ilişkin başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/04/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/144367 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi