6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çekte imza sahteliği mutlak defidir; ciro yoluyla devralanın kötüniyeti ayrıca kanıtlanmalı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/33 E. 2021/18 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Davacının nitelemesi: Çek mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Çekte imzanın sahte olduğuna ilişkin defi, senedin hükümsüzlüğüne yönelik mutlak bir defi olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilir; bu husus bilirkişi incelemesiyle kanıtlandığında menfi tespit talebinin kabulü gerekir. Ancak çeki ciro yoluyla devralan hamilin, kendisinden önceki cirantanın imzasının sahte olup olmadığını bilecek bir konumda bulunmaması ve önceki ciranta hakkında takip yapılmamış olmasının tek başına kötüniyeti göstermemesi nedeniyle, bu hamil aleyhine kötüniyet/icra inkar tazminatına hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Çekteki imzanın sahte olduğu iddiasına dayalı menfi tespit talebi → kabul

İddia: Davalı vekili, davacının çekteki imza inkarının incelenmesi gerektiğini, ancak temlik eden bankanın cirantaya yönelik imza incelemesi yapma imkanı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın, bütün ya da bir kısım borçlular bakımından hükümsüzlüğü gerektiren defilerdir; bunların bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) niteliktedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nispi defi sayılacağı, 'görünüşe itimat (güven)', 'iyiniyet' ilkesiyle 'kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması' ilkeleri arasındaki önceliğe bağlıdır. Kanunda açıkça düzenlenen durumlar dışında, doktrin ve uygulamada 'imzanın sahte olması', 'senet metninde tahrifat', 'borçlanma ehliyetinin bulunmaması', 'zorunlu şekil koşullarının bulunmaması', 'temsil yetkisinin bulunmaması', 'zamanaşımı' gibi defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. Mahkemece yapılan grafolojik inceleme ile çekteki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olup, hükme elverişli bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı talebi → ret

İddia: Davalı vekili, temlik eden bankanın çeki ciro yoluyla devraldığından cirantaya yönelik imza incelemesi yapma imkanı bulunmadığını, bu nedenle kötüniyetli olmadıklarını, aleyhlerine tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava konusu çeki ciro yoluyla davacıdan sonraki cirantadan devir alan temlik eden banka ile davalının, takibe konu çekteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığını bilecek konumda olmaması nedeniyle, koşulları bulunmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Davacıdan sonraki ciranta hakkında takip yapılmamış olması alacaklının kötüniyetini göstermez.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kararda, çekteki imza sahteliğinin mutlak defi niteliğinde olduğu ve her hamile karşı ileri sürülebileceği ile ciro yoluyla devralan hamilin önceki cirantanın imza sahteliğini bilme konumunda olmadığı durumda kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği ilkesi vurgulanmıştır; bölgesel ikna edici emsal niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit kambiyo senedi mutlak defi nispi (kişisel) defi imza inkarı ciro hamil kötüniyet tazminatı icra inkar tazminatı iyiniyet ilkesi görünüşe itimat ilkesi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 326HMK 353(1)b-2HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/33

KARAR NO 2021/18

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/10/2020

NUMARASI 2018/218 Esas-2020/638 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2021

Davanın kabulüne yönelik hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul ilinde ikamet ettiğini, daha önce İzmir ilinde bulunmayan müvekkilinin herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığını, müvekkili hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 29/03/2013 tarihinde 40.000-TL bedelli çeke dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, müvekkili ile borçlu olarak gösterilen ...Tic. Ltd. Şti. ile daha önce hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını ve şirketi tanımadığını, dayanak kambiyo senedindeki borç ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ödeme emrinden sonra alacaklı ile yaptığı görüşmede maddi bir hata olduğunu ve icra takibinden feragat edileceğinin söylendiğini ancak edilmediğini müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin iptaline, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkil şirketin ... A.Ş.'den davaya konu icra dosyasını devir ve temlik aldığını, banka tarafından esas borçlu ... Ltd. Şti.'nin kefili olarak dava dışı ... Ltd. Şti. ile davacı hakkında kambiyo takiplerine dayalı olarak takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini,taraflarına temlik edilen dosyanın bilgisinde takipden feragat edileceği hususunun taraflarına bildirilmediğini, davacının iddiasının asılsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacı aleyhine çeke dayalı başlatılan icra takibinde davacının çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü , bilirkişi incelemesi sonucu çekteki imzanın davacı eli ürünü çıkmadığı,davacının çekte lehdar, davalının ise son ciranta/hamil gözüktüğü, davalının çeki aldığı önceki hamile icra takibi yapmadığı, bu sebeple davalı tarafın çekteki imzanın davacı eli ürünü olmadığını bilmesi gerektiği halde icra takibi başlattığından kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, icra takibinden dolayı davacının davalıya borcu olmadığının tespitine,kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğu,davacının söz konusu çek cirantası olarak imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla imza inkarında bulunduğunu, temlik eden bankanın, çeki ciro yolu ile devraldığından cirantaya yönelik imza incelemesi yapma gibi bir imkanı bulunmadığını, Yargıtay'ın da müstekar hale gelmiş kararlarında da yer aldığı üzere müvekkilince durumun bilinmesinin mümkün olmamasından dolayı aleyhlerine tazminata, yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, keşideci çeki sonradan ödeme niyetinden caymak veya bu hususun kanuna karşı hile gibi kullanarak alacaklılarını mağdur etmek yöntemi olarak kullanmayı düşünüyor ise, hukuken korunur hiçbir yanının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava dava konusu çekteki lehdar(ciranta) imzasının sahte olduğu iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır. Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi defi sayılacağı, ‘görünüşe itimat (güven)’, ‘iyiniyet’ ilkesiyle, ‘kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması’ ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir. Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları yasa yapıcı özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin;

TTK. mad. 659/II, 592, TBK. mad. 19/II, 605/II olduğu gibi) düzenlemiştir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay HGK 2013/1746 esas ,2015/896 karar sayılı 4.3.2015 tarihli ilamı ) Mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile çekteki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

Hükme elverişli bulunan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK 326.madde uyarınca davalı haksız çıktığı davada yargı gideri ve vekalet ücreti ile sorumludur. Ancak; dava konusu çeki ciro yoluyla davacıdan sonraki cirantadan devir alan temlik eden banka ile davalının takibe konu çekteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığını bilecek konumda olmaması gerekçesiyle koşulları bulunmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken , davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Davacıdan sonraki ciranta hakkında takip yapılmaması alacaklının kötüniyetini göstermez.Ancak dosyada deliller toplanmış bulunduğundan, yeniden tahkikat yapılmasını gerektiren bir eksiklik bulunmadığından hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm verilmek suretiyle ,davanın kabulüne davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/218 Esas-2020/638 Karar sayılı ve 20/10/2020 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinden dolayı davacının davalıya borcu olmadığının tespitine, Koşulları bulunmadığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 3.005,64‬-TL karar harcından 751,42-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.254,22-TL'nin davalıdan tahsiliyle hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından ödenen 751,41-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından ödenen 700-TL bilirkişi ücreti ve 80,90-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 780,90-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 6.520-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 751,42-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davacı yan giderinden karşılanan 34,10-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

12/01/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/143849 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.