6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çek aslı ibraz edilemezse hamil imzanın gerçekliğini ispat edemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/495 E. 2021/435 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Davacının nitelemesi: Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Menfi tespit davasında, çek üzerindeki keşideci imzasının sahteliği ileri sürüldüğünde, senede dayanan taraf (hamil/temlik alan) ispat yükü altındadır. HMK 220 uyarınca çek aslının ibrazı için kesin süre verilmesine rağmen belge ibraz edilemezse, imzanın davacıya ait olduğu ispat edilememiş sayılır ve imza inkarına karşı iyiniyet savunması dinlenmez; bu durumda menfi tespit talebi kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Çek aslının ibraz edilememesi nedeniyle imza inkarının sonucu → ret

İddia: Davalı vekili, çekin düzgün ciro silsilesi ile müvekkili bankaya ciro edildiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, keşidecinin imza sirkülerini edinip imza tasdiki yapmasının olanaksız olduğunu, davacının çekin son cirantası veya lehdarı ile ticari ilişkisi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: Senede karşı mutlak defiler (imzanın sahte olması gibi) senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile, iyiniyetli olsa dahi, karşı ileri sürülebilir. Davacı, çek üzerindeki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüştür. HMK 219 ve 220 uyarınca, ibrazı istenen belgenin ispat için zorunlu olduğuna kanaat getirilmesi halinde mahkemece kesin süre verilir; belge ibraz edilmezse mahkeme diğer tarafın beyanını kabul edebilir. İlk derece mahkemesi uzun süre çek aslını araştırmış, temlik eden bankaya ve çeki bankaya ibraz eden hamil şirkete yazılar yazılmış, ancak sonuç alınamamıştır. Çek istinaf aşamasında da sunulmamıştır. İmza inkarına karşı iyiniyet savunması dinlenilmeyeceğinden, HMK 220 gereği yapılan ihtarata rağmen çek aslı ibraz edilemediğinden çek üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu ispat edilememiştir. Keşideci ile hamil şirket arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığı gibi, temel ilişkinin incelenmesini gerektirecek bir hukuki durum da bulunmamaktadır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Çek aslının mahkemece verilen kesin süreye rağmen ibraz edilememesi halinde, imza inkarına dayalı menfi tespit davasında ispat yükünün senede dayanan tarafta olduğu ve bu ispatın yapılamaması durumunda imza inkarına karşı iyiniyet savunmasının dinlenmeyeceği yönündeki tespit bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit mutlak defi imza inkarı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu belge ibrazı ve ispat yükü iyiniyet savunmasının dinlenmemesi

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 219HMK 220

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/495

KARAR NO 2021/435

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/11/2019

NUMARASI 2017/399 Esas 2019/1058 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/03/2021

Davanın reddine ilişkin verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı banka tarafından müvekkili aleyhine İst.Anadolu .... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyası ile ... A.O Atatürk Caddesi Kozyatağı Şubesine ait ... nolu hesabına keşide edilen 10.03.2016 keşide tarihli ,,, çek nolu 25.500-TL bedelli çek ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını,müvekkili aleyhine başlatılan takibe konu çekteki imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını,icra dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı her ne kadar takibin kambiyo senedine dayalı olarak başlatıldığını beyan etmişse de takibin ilamsız takip olduğunu, takip dosyası içerisindeki çek sureti de yazılı delil olarak dosyaya ibraz edildiğini, dolayısıyla davacının imzaya itirazı ya da çekin kambiyo vasfında olmadığına yönelik itirazları yerinde olmadığını, davacının borca itiraz etmeyerek takibi kabullendiğini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, çek aslına ulaşabilmek amacıyla yazılan müzekkerelerden sonuç alınamadığını, çek aslının ibrazı yükümlülüğü ve ispat yükünün temlik alan davalıda bulunması nedeni ile çek aslının ibrazı için davalı vekiline 1 aylık kesin süre verildiği, ancak davalı vekili tarafından beyan dilekçesinin 12/11/2019 tarihli celsede tetkiki ile de çek aslının ibrazı için bankaya müzekkere yazılması talep edildiği, mahkemece de temlik eden davalı bankaya tahkikat aşamalarında müteaddit defalar yazılan müzekkerelere rağmen çek bulunamadığından yeniden müzekkere yazılması talebinin reddine karar verildiği ve davalının çek üzerinde bulunan imzanın davacı eli mahsulü olduğunu bu ispat edememesi nedeni ile davacının uyuşmazlık konusu çekten ve bu çeke dayalı girişilen icra takibinden borçlu bulunmadığı gerekçesiyle, davacının davalıya 10/03/2016 düzenleme tarihli 25.500-TL bedelli çekten ve çeke dayalı başlatılan takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı isteminin İİK 72/5 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; çekin düzgün ciro silsilesi ile müvekkili bankaya ciro edildiğini, müvekkilinin kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini, çekin keşidecisinin imza sirkülerini edinmesi ve imza tasdiki yapmasının olanaksız olduğunu, davacının çekin son cirantası ya da lehdarı ile arasında ticari ilişki olup olmadığına ilişkin itirazı ve beyanı da olmadığını, davacı keşideci ile ....'nın ticari defterleri incelenerek aralarında ticari ilişkinin incelenmesi gerektiğini, kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava dava konusu çekteki keşideci imzasının sahte olduğu iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır.Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet metninden anlaşılsın anlaşılmasın senedin hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi) defi niteliğindedir. Gerek doktrinde ve gerek uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.

(Yargıtay HGK 2013/1746 esas ,2015/896 karar sayılı 4.3.2015 tarihli ilamı )Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 219. maddesi “taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar" hükmünü, 220. maddesi ise "ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.

Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da ....teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir” hükmünü düzenlemiştir. Davacı taraf, çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürmüştür.İcra takibinin ilamsız takip olduğu anlaşılmakta ise de borcun sebebi olarak davaya konu çek olarak gösterilmiştir.İlk derece mahkemesi uzunca sayılabilecek bir süre çek aslını ,çekin muhtemel bulunabileceği yerleri araştırmış,temlik eden bankaya ,çeki bankaya ibraz eden hamil şirkete yazılar yazılmış bir sonuç alınamamıştır.Davaya konu çek istinaf aşamasında dahi sunulmamıştır.İmza inkarına karşı iyiniyet savunması dinlenilmeyeceğinden HMK 220 gereği yapılan ihtarata rağmen çek aslı ibraz edilemediğinden çek üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu ispat edilememiştir.

Keşideci ile Keçeciler arasındaki doğrudan bir ilişki bulunmadığı gibi temel ilişkinin incelenmesini gerektirecek bir hukuki duruma dayanılmadığından davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle,istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda davanın reddine ilişkin hükümde isabetsizlik olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 1.862,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 466-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.396,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/03/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/141701 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.