Teminat senedi iddiasında bedelsizlik ispat yükü davacıdadır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/538 E. 2021/771 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kambiyo senedine ilişkin mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bono gibi soyut (mücerret) borç ikrarı niteliğindeki kambiyo senetlerinde, senedin teminat amacıyla verildiği ve alacaklının bonodaki boşlukları anlaşmaya aykırı biçimde kendi lehine doldurduğu iddiası, alacaklının davacıda kasten yanlış kanaat uyandırması niteliğinde değilse aldatma (hile) kapsamında değerlendirilemez ve bu iddia tanıkla ispatlanamaz; ancak yazılı delille ispatlanabilir (HMK m.201). Senedin nakden kaydını içermesi karşısında bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır; senedin tahrif edildiği ispatlanmadıkça ispat yükü yer değiştirmez. Alacaklının ekonomik durumunun borçludan güçsüz olması, borç verme olgusunun ispatı bakımından tek başına ispat yükünü değiştirmez. Ceza mahkemesi kararları ve devam eden ceza davaları, hukuk hâkimini kusur ve sorumluluk yönünden bağlamaz; senedin zorla alındığına dair bir iddia/dava bulunmadıkça ceza davası bekletici mesele yapılmaz.
Ele alınan sorunlar
Bononun teminat senedi olduğu ve aldatma suretiyle ele geçirildiği iddiasının ispatı → ret
İddia: Davacılar vekili, senedin dava dışı şirketten alınan demirbaş/hammadde bedeli için teminat olarak yalnızca miktar ve isim haneleri doldurularak verildiğini, davalının bonoyu kötü niyetle ele geçirip boşlukları kendi lehine doldurarak takibe koyduğunu, bu nedenle senede karşı senetle ispat kuralının istisnası olan aldatma durumunun varlığı nedeniyle tanık dahil her türlü delille ispat imkânı bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bono, içerdiği hakkın senetten ayrı ileri sürülemediği, soyut (mücerret) bir borç ikrarıdır; hamilin senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğunu göstermek için senetten başka delil sunmasına gerek yoktur. Kambiyo senetleri de aldatma suretiyle elde edilebilir ve aldatma vakıası tanıkla ispatlanabilir; ancak somut olayda davacının iddiası, davalının bonodaki boşlukları kendi lehine doldurarak takibe koyduğu yönündedir. Bu iddia, davalının bono düzenlenmesi hususunda davacıda kasten yanlış bir kanaat uyandırması veya mevcut yanlış kanaatin korunması/sürdürülmesi niteliğinde olmadığından aldatma tanımına uymamaktadır. Aldatma kapsamında kabul edilemeyen bu iddia bakımından tanık deliline başvurulamaz. Sözleşme teorisi ve güven ilkesi çerçevesinde, davalının kendisine tevdi edilmiş bulunan miktar ve imzası bulunan bonoyu aradaki anlaşmaya aykırı biçimde kendi lehine doldurduğu iddiası ancak yazılı delille ispatlanabilir (HMK m.201). Bononun nakden kaydını içermesi karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır; davalı tarafça senedin tahrifi (tahrifat) ispat edilmediğinden ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının borç verecek ekonomik güce sahip olmadığı, hayatın olağan akışına aykırılık iddiası → ret
İddia: Davacılar vekili, davalının işsiz olup malvarlığı bulunmadığını, davalının ekonomik durumunun davacı şirketten daha güçsüz olduğunu, bu nedenle 350.000-TL borç vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve bu istisna nedeniyle ispat yükünün davalıya geçmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Birinin bir diğerinden alacaklı olabilmesi için, alacaklının ekonomik durumunun borçlunun ekonomik durumundan daha iyi olması şartı aranamaz; bu iddianın hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının verdiği bedele ilişkin beyanlarındaki çelişki iddiası → ret
İddia: Davacılar vekili, davalının farklı resmi mercilerde (C.Savcılığı, Emniyet, mahkeme) verilen bedele ilişkin ifadelerinde çelişkiye düştüğünü, toplam verilen tutar konusunda tutarsız beyanlarda bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının 06.06.2011 tarihli C.Savcılığı ifadesinde 350.000-TL verdiğini, 01.08.2012 tarihli Emniyet ifadesinde ilk etapta 150.000-TL sonra 200.000-TL verdiğini, 12.07.2017 tarihinde önce 180.000-TL sonra 170.000-TL olmak üzere yemin ettiği beyanlar arasında sonuç itibarıyla toplamda 350.000-TL verildiği beyan edildiğinden, kısmi tutar farklılıkları çelişki sayılamaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği iddiası → ret
İddia: Davacılar vekili, davalı hakkında görülen İstanbul Anadolu 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılamanın devam ettiğini, bu ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 818 sayılı BK m.53 uyarınca hukuk hâkimi, kusurun veya haksız fiil failinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığının tespiti hususunda ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin kurallarıyla bağlı değildir, ceza mahkemesinin beraat kararıyla da bağlı değildir; fiilin ceza hukuku bakımından suç teşkil etmemesi, o fiilin özel hukuk anlamında haksız fiil sayılamayacağı biçiminde değerlendirilemez. Davalı hakkındaki ceza davasında (Tehdit, Hakaret, Resmi Belgede Sahtecilik, İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali) yaptırılan grafolojik incelemede senet ön yüzündeki imza ve yazıların davacıya, arka yüzdeki yazı ve imzanın davalıya ait olduğu tespit edilmiş, senedin zorla alındığına ilişkin bir iddia veya bu konuda açılmış bir dava bulunmadığından ceza davası sonucunun beklenmesine gerek bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, bononun teminat amaçlı verildiği ve boşluklarının aldatma suretiyle doldurulduğu iddiasının ancak davacının davalıda kasten yanlış kanaat uyandırması hâlinde aldatma sayılabileceği, aksi halde bu iddianın tanıkla ispatlanamayıp yazılı delil gerektirdiği yönündeki tespiti, bono/teminat senedi uyuşmazlıklarında ispat yükünün belirlenmesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ kambiyo senedi (bono)↗ soyutluk (mücerretlik) ilkesi↗ teminat senedi↗ senede karşı senetle ispat kuralı↗ aldatma (hile) iddiası↗ ispat yükü↗ ceza davasının hukuk davasına etkisi↗ bekletici mesele↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/538
KARAR NO 2021/771
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/12/2020
NUMARASI 2019/86 Esas 2020/811 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2021
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili; davalının babası ... Tasfiye halinde ... Ltd.Şti ne ait demirbaş ve bir kısım hammaddeleri müvekkili şirkete bedeli ileride kazancından ödenmesi kaydıyla devrettiğini, anlaşmalarına göre müvekkilinin devir bedeli 200.000-TL yi peyderpey ödeyeceğini, ancak ... müvekkilinden teminat olarak bir senet istediğini, müvekkilinin de duyduğu güven nedeni ile bir bonoyu yalnızca miktar ve isim haneleri doldurulduktan sonra imzalayarak ...ye teslim ettiğini, müvekkilinin tasfiye halinde ...Ltd.Şti ne olan borçlarını ödediğini, ancak bono müvekkiline iade edilmediği gibi,davalıya teslim edildiğini ve davalı tarafından boş kısımları doldurularak icra takibine konu edildiğini, davalının senedin teminat senedi olduğunu bildiğini, ayrıca işşiz bir kimse olup adına kayıtlı bir malvarlığının da bulunmadığını, dolayısı ile 350.000-TL gibi bir tutarı davacıya borç vermesinin söz konusu olamayacağını ileri sürerek müvekkillerinin davalıya bono ve icra takibi nedeni ile borçlu olmadıklarının tespitine, bono ve takibin iptaline,davalı aleyhine % 40 tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili ; davacı borçluların senedi tanzim ederek verdiğini, davacıların temerrüde düşmeleri üzerine Kadıköy 3.ATM sinin 2011/377 D.İş dosyasında alınan ihtiyati haciz kararı ile Ümraniye ...İcra Müd. ... E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davacıların borcu ödemedikleri gibi haksız olarak bu davayı açtıklarını, davacı beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının ticari defter ve kayıtlarını doğru tutmaması nedeni ile kendi lehine sonuç çıkaramayacağını, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacıların delillerini kabul etmediklerini, tanık dinlenmesine ve diğer takdiri delillerin ileri sürülmesine, muvafakat etmediklerini, haksız açılan davanın reddi ile davacıların % 40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davacının senedi teminat senedi olarak düzenlediği ve borç ödenene kadar davalını şirkete %5 ortak olduğunu ispatlayamadığı yemin delilinin de kullanılması ile davalının yemini de eda ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekili;senede karşı senetle ispat yükümlülüğünün istisnasının hayatın olağan akışının aksine durumun var olduğunda, ispat yükünün normal duruma dayananda değil yaşamın olağan akışına aykırı olan durumu iddia edende olduğunu, davalının 350.000-TL borç vermesinin mümkün olmadığını,davacı şirketin sermayesinin dahi 100.000-TL olduğunu,davalının kardeşi ... C.Savcılığındaki beyanında ... 350.000-TL'lik bonoyu verdiğini, ... 350.000-TL'yi verdiğini, Mali Suçlarla Mücadele Şube müdürlüğünde ise ilk etapta 150.000-TL daha sonra da 200.000-TL verdiğini, davalının mahkemede 12.07.2017 tarihinde önce 350.000-TL verdiğini devamında önce 180.000-TL daha sonrada 170.000-TL verdiğini söyleyerek kendisini yalanladığını, yine davalının ceza dosyasında parayı perderpey verdiğini söylediğini, beyanların resmi makamlar önünde yapıldığını , davalının 350.000-TL yi verdiğini hiçbir belge ile kanıtlayamadığını ,bilirkişi raporunda Ünlü Askı hesabının 330,40 TL alacak verdiğinin belli olduğunu, ayrıca bilirkişiler tarafından davacının davalıya borçlu olmadığı yönünde tespit bulunduğunu, davacıyı şirkete sokmadıkları ve bu konuda yargılamanın devam ettiği İstanbul Anadolu 25.Asliye Ceza Mahkemesi 2014/458 esas sayılı dosyasında davalı hakkında dava açıldığı,davacının ticari defterlerinin tasdikinin bulunmamasının iş ve çalışma hürriyetinin davalı ve yakınlarının engellemesi nedeni ile yapılmadığından bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava İİK 72 maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır.Davalı alacaklı tarafından 23.06.2011 tarihinde Ümraniye ....İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatılmıştır.Davacılar esasen senedin dava dışı Tasfiye Halinde ...Ltd. Şti'ne ait bir kısım demirbaş ve hammaddenin alımı için teminat olarak verildiğini, sadece miktar ve isim hanesinin doldurulduğunu ancak davalının kötü niyetle senedi ele geçirdiğini ileri sürmüştür.Davacılar vekili; davalının işsiz ve borç verecek durumda olmadığı ekonomik olarak çok daha güçsüz olan davalının müvekkili davacılara borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia etse de,bu iddianın hukuki dayanağı yoktur.Birinin bir diğerinden alacaklı olabilmesi için, alacaklının ekonomik durumunun borçlunun ekonomik durumundan daha iyi olması şartı aranamaz.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle bono ve bu kapsamda teminat fonksiyonu, bononun aldatma suretiyle düzenletildiği iddiası ve bunlara ilişkin ispat kuralları ile ceza davasının hukuk yargılamasına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır. Bononun keşidecisi, bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir vaadde bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmamasıdır. Kambiyo senetleri ile bunların düzenlenmesine temel teşkil eden asıl borç ilişkisinden soyut bir borç oluşturulduğu, senedi elinde bulunduran kişinin ayrıca alt ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı;
kambiyo senetlerinin de aldatma suretiyle elde edilebileceği ve aldatma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği sonuçlarına varılmaktadır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davalarına etkisi dava ve takip konusu bononun keşide tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 53’üncü maddesinde düzenlenmiş olup;"hukuk hâkimi, kusurun veya haksız fiil failinin ayırtım gücüne sahip olup olmadığının tespiti hususunda ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin kurallarıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinin bu yöne temas eden beraat kararıyla da bağlı değildir. Ceza mahkemesi kararı kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin konusunda da hukuk hâkimini bağlamaz. Görüldüğü gibi fiilin, ceza hukuku bakımından suç teşkil etmemesi, fail bakımından o fiilin özel hukuk anlamında haksız fiil sayılamayacağı ve sorumluluk doğurmayacağı biçiminde değerlendirilemez..Somut olay değerlendirildiğinde;
dava konusu senedin TTK da sayılan zorunlu tüm unsurları taşıdığı, davacı yanın iddiası bononun başka bir ticari ilişkinin teminatını teşkil etmek üzere düzenlenerek verildiği, ancak bonoyu ele geçiren davalının, bonodaki boşlukları kendi lehine doldurarak takibe koyduğu noktasındadır. Bu iddia davalı tarafından davacıda bono düzenlenmesi hususunda kasten yanlış bir kanaat uyandırması veya esasen mevcut olan yanlış kanaatin korunması ya da sürdürülmesi niteliğinde değildir ve aldatma tanımına uymamaktadır. Davacının iddialarının aldatma kapsamında kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığına göre bunları ispat bağlamında tanık deliline de başvurulamayacağı anlaşılmaktadır. Sözleşme teorisi ve güven ilkesi de dikkate alındığında davalının, şu veya bu nedenle kendisine tevdi edilmiş bulunan miktar ve imzasi bulunan bonoyu, aradaki anlaşmaya aykırı biçimde kendi lehine doldurduğu şeklinde ifade edilen iddia ancak yazılı delille ispatlanabilir ( HMK m.201).
Davalı hakkında İstanbul 25.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/458E-2019/680 K. Sayılı dosyası ile Tehdit, Hakaret, Resmi Belgede Sahtecilik, İş ve Çalışma Hürriyetinin ihlali için kamu davası açılmış, dava konusu senetle ilgili olarak grafolojik inceleme yaptırılmış senet ön yüzündeki imza ve yazıların davacının ile ürünü olduğu, arka yüzdeki yazı ve imzanın davalıya ait olduğu tespit edilmiştir. Açılan kamu davasında senedin zorla alındığına ilişkin bir iddia bulunmayıp, davalı hakkında bu konuda açılmış bir davada olmadığından ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacı vekili, davalının verilen bedelle ilgili olarak çelişkili beyanlarda bulunduğunu ileri sürmüştür.Davalının 06.06.2011 tarihli C.Savcılığında verdiği ifadesinde kardeşininde resmi ortak olduğu şirkete 350.000-TL verdiğini, 01.08.2012 tarihli Emniyette alınan ifadesinde ...'ın borcu bulunduğundan ilk etapta 150.000-TL daha sonra da 200.000-TL verdiğini beyan etmiş, 12.07.2017 tarihinde önce 180.000-TL daha sonra 170.000-TL olmak üzere 350.000-TL verdiğine dair yemin ettiği görülmüş beyanlar arasında sonuç itibarı ile davalının davacıya toplam 350.000-TL verildiği beyan edildiğinden kısmi farkların çelişki sayılamayacağı değerlendirilmiştir.Davaya konu bono nakden kaydını içermekte olup;
bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır. Davalı tarafça senedin talili yapılmadığından ispat yükünün yer değiştirdiğinden söz edilemeyecektir,İlk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi hukuka uygundur.Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/05/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/139799 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi