6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eş rızası muvafakatnamesinin geçerliliği ve kefaletin geçerliliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/912 E. 2021/935 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Kefalet sözleşmesinin geçersizliği mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerliliğine ilişkin muvafakatname üzerindeki imzaya itiraz edilmemiş ve imzanın eşe ait olduğu kabul edilmişse, muvafakatnamenin sözleşme tarihini içermesi ve bankada düzenlendiğinin belgede yazılı olması karşısında, muvafakatnamenin usulüne uygun alınmadığı iddiası ancak kesin delille (yazılı belge) çürütülebilir; tanık beyanı veya dolaylı deliller (HTS kaydı vb.) ile bu iddianın ispatı mümkün değildir.

Ele alınan sorunlar

Kefaletin şekil şartlarına uygunluğu → ret

Gerekçe: Dava konusu genel kredi sözleşmelerindeki kefalete ilişkin hükümlerin TBK'nın 583 vd. maddelerinde öngörülen şekil koşullarının tamamını içerdiği anlaşılmış olup, davacının bu noktada bir şekil noksanlığı iddiası da bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Eş rızası muvafakatnamesinin geçerliliği ve kefaletin buna bağlı geçerliliği → ret

İddia: Davacı, eşinden kefalet sırasında usulüne uygun yazılı rıza alınmadığını, eşinin bankaya gitmediğini, muvafakat formunun kendisine e-posta ile gönderildiğini, HTS kayıtları ve tanık dinlenmesi ile bu durumun ispatlanacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Dosyada örnekleri bulunan her iki genel kredi sözleşmesi için düzenlenen ve sözleşme tarihlerini içeren muvafakatnamelerdeki imzalara yönelik herhangi bir itiraz bulunmamaktadır; muvafakatnamelerdeki imzaların davacının eşine ait olduğu davacının da kabulündedir. Her iki muvafakat metni dava konusu genel kredi sözleşmelerinin tarihlerini içermekte ve muvafakat metinlerinin bankada düzenlendiği açıkça yazmaktadır. Bu hususların aksinin kesin delillerle kanıtlanması gerekirken, davacı tarafından ileri sürülen delillerle (HTS kaydı, tanık beyanı vb.) kanıtlanması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Eş rızası muvafakatnamesindeki imzaya itiraz edilmediği ve muvafakat metninin sözleşme tarihini içerip bankada düzenlendiğinin açıkça yazılı olduğu hallerde, bu hususların aksinin ancak kesin delille kanıtlanabileceği, tanık veya dolaylı delillerle kanıtlanamayacağı yönünde bir uygulama örneği sunmaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet eş rızası/muvafakatnamesi menfi tespit davası genel kredi sözleşmesi kesin delil ile ispat şekil şartı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 583TBK 584 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/912

KARAR NO 2021/935

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/12/2020

NUMARASI 2018/1079 Esas- 2020/916 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/06/2021

İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine dair kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı banka ile davalı ... arasında imzalanan Gerel Kredi Sözleşmelerini müvekkilinin kefil sıfatıyla imzaladığını ancak, müvekkilinin prosedür ve formalite gereği sözleşmelere imza attığını, ayrıca kefil olunan tarihte müvekkili eşinden usulüne uygun eş rızasının alınmadığını, kefaletnamenin yasal unsurları taşımadığını ileri sürerek davalılar arasında yapılmış 08.05.2015 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli ve 20.09.2017 tarihli ve 1.000.000,00 TL bedelli Kredi Sözleşmelerinde kefil sıfatı ile atılan imza sebebiyle kefilliğinin, kefalet sözleşmesinin geçerli ve usulüne uygun eş rızası olmaması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı banka vekili; müvekkili banka ile asıl borçlu diğer davalı arasında yapılmış Genel Kredi Sözleşmeleri gereğin borcun ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla sözleşmeleri kefil sıfatıyla imzalayan davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını; davacının eşi tarafından müvekkili bankaya usulüne uygun muvafakat verildiğini, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş, davacının kötüniyet tazminatına mahkumiyetini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, dosyada örnekleri bulunan her iki genel kredi sözleşmesi için düzenlendiği anlaşılan ve sözleşme tarihlerini içeren muvafakatnamelerdeki imzalara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı, muvafakatnamelerdeki imzaların (alınan nüfus kayıtlarına göre davacının eşi olduğu anlaşılan ve bu isimle imzalayan) ...'e ait olduğunun davacının kabulünde olduğu; diğer yandan her iki muvafakatin dava konusu genel kredi sözleşmelerinin tarihlerini içerdiği ve bankada düzenlendiğinin açıkça yazılı olduğu, bu hususların aksinin davacı tarafça yazılı belgeyle kanıtlayamadığı; yazılı belge dışında ileri sürdüğü kanıt araçlarıyla kanıtlamasına da yasal olanak bulunmadığı; dolayısıyla geçersiz olduğu ileri sürülen her iki kefaletin de geçerli oldukları gerekçesiyle davanın reddine;

takibin durdurulmaması nedeniyle koşulları oluşmadığından davalı bankanın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin kredi sözleşmelerini kendisine formalite icabı olduğu söylendiği için imzaladığını, müvekkilinin eşinden sözleşme imzalanırken bankada alınan bir muvafakat bulunmadığını, müvekkilinin eşinden imza da talep edilmediğini, müvekkilinin kefil olduğu an itibariyle eşinden usulüne uygun bir şekilde alınmış yazılı rıza bulunmadığını, müvekkilinin kefaleti ile ilgili eş muvafakatına ilişkin formun müvekkiline davalı banka çalışanı tarafından e-posta yolu ile gönderildiğini, bu e-posta dökümünü dosyaya ibraz ettiklerini, müvekkilinin eşinin kefalet sözleşmesinin imzlaandığı anda bankada olması halinde aynı tarihli e-postanın müvekkiline gönderilmesine gerek bulunmayacağını, ayrıca müvekkilinin eşinin HTS kayıtlarının araştırılması halinde kefalet tarihinde davalı bankaya gitmediğinin anlaşılacağını, diğer davalının isticvap edilmesi ve tanıkların dinlenmesi halinde iddialarının sübuta ereceğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; takibe ve davaya dayanak Genel Kredi Sözleşmelerindeki davacı kefaletlerinin geçersizliği iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibe ve davaya dayanak genel kredi sözleşmelerindeki davacı kefaletinin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan dava konusu 08/05/2015 tarihli ve 20/09/2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerindeki davacının kefaletine ilişkin hükümlerin, 6098 sayılı TBK'nın 583.vd maddelerinde öngörülen şekil koşullarının tamamını içerdiği anlaşılmakta olup;

esasında davacının, TBK'nın 583.maddesinde öngörülen şekil noksanlığına ilişkin bir iddiası da bulunmamaktadır. Davacı taraf TBK'nın 584.maddesinde öngörülen eş rızasına ait muvafakatin; yasanın aradığı şekilde yapılmadığını, eşinin bankaya dahi gitmediğini ileri sürmektedir. Buna karşılık dosyada örnekleri bulunan her iki Genel Kredi Sözleşmesi için düzenlendiği anlaşılan ve sözleşme tarihlerini içeren muvafakatnamelerdeki imzalara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmamaktadır. Muvafakatnamelerdeki imzaların davacının eşi ...'e ait olduğu davacının da kabulündedir. Diğer yandan her iki muvafakat metni dava konusu Genel Kredi Sözleşmelerinin tarihlerini içermekte ve muvafakat metinlerinin bankada düzenlendiği açıkça yazmaktadır.

Bu hususların aksinin kesin delillerle kanıtlanması gerekirken, davacı tarafından ileri sürülen delillerle kanıtlanması mümkün olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.17/06/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137685 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.