Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4346 E. 2015/8654 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap↗ ibra↗ kötü niyet tazminatı↗ protokol↗ kötü niyet↗ taahhütname↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, icra takibine dayanak yapılan banka makbuzları aracılığı ile davalıya borç para verildiği iddiasının ispatlanamadığı, davalının davacıya 05/12/2012 tarihi itibari ile borcunun bulunmadığının taahhütname başlıklı sözleşmeden de açıkça anlaşıldığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, borç verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davacının borç para verdiğini ispatlayamadığı ve taraflar arasında düzenlenen taahhütnameden borcun bulunmadığının anlaşıldığı, bu belgenin ibra mahiyetinde olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, davacının iddia ettiği alacak tutarı davalının defterlerinde de davacının alacağı olarak kayıtlı iken, "protokol gereği" gerekçesiyle hesap kapatılmıştır. Bu nedenle, banka havalesiyle gönderilen paraların mevcut bir borcun ödemesi olduğu ve alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamıştır. Ayrıca, ibra mahiyetinde görülen taahhütname bizzat davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiş olup davacı, taahhütname, protokol ve yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı şirketin iki ortağının da imzasını içeren cari hesap tablolarını sunmuş ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş ve taahhütnamede "... şirket temsilcileri tarafından şerhsiz ve şartsız olarak kabul edilenler şirket borcu sayılacaktır ..." şeklindeki belirlemenin değerlendirme dışında bırakıldığını beyan etmiştir. Bu durumda, mahkemece davacının ibraz ettiği tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve davacı ile davalı şirketin diğer ortağının imzasını içeren cari hesap tablosunun hangi aşamada düzenlendiği üzerinde de durulup taahhütname karşısında geçerliliği tartışılmak suretiyle bir karar vermek gerekirken eksik değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak | İtirazın iptali 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10052 E. 2015/11562 K.
Ortak:cari hesap · ibra · protokol · taahhütname · ibraz · temsil · e-defter
İncelediğiniz karardaAyrıca, «ibra» mahiyetinde görülen «taahhütname» bizzat davacı tarafından dava dilekçesi ekinde «ibraz» edilmiş olup davacı, taahhütname, «protokol» ve yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı şirketin iki ortağının da imzasını içeren «cari hesap» tablolarını sunmuş ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş ve taahhütnamede "... şirket «temsilcileri» tarafından şerhsiz ve şartsız olarak kabul edilenler şirket borcu sayılacaktır ..." şeklindeki belirlemenin değerlendirme dışında bırakıldığını beyan etmiştir.
Bu durumda, mahkemece davacının «ibraz» ettiği tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve davacı ile davalı şirketin diğer ortağının imzasını içeren «cari hesap» tablosunun hangi aşamada düzenlendiği üzerinde de durulup «taahhütname» karşısında geçerliliği tartışılmak suretiyle bir karar vermek gerekirken eksik değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
1-Dava, borç verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davacının borç para verdiğini ispatlayamadığı ve taraflar arasında düzenlenen «taahhütnameden» borcun bulunmadığının anlaşıldığı, bu belgenin «ibra» mahiyetinde olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, «ibra» mahiyetinde görülen «taahhütname» bizzat davacı tarafından dava dilekçesi ekinde «ibraz» edilmiş olup davacı, taahhütname, «protokol» ve yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı şirketin iki ortağının da imzasını içeren «cari hesap» tablolarını sunmuş ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş ve taahhütnamede "... şirket «temsilcileri» tarafından şerhsiz ve şartsız olarak kabul edilenler şirket borcu sayılacaktır ..." şeklindeki belirlemenin değerlendirme dışında bırakıldığını beyan etmiştir.
Bu durumda, mahkemece davacının «ibraz» ettiği tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve «cari hesap» tablosunun hangi aşamada düzenlendiği üzerinde de durulup «taahhütname» karşısında geçerliliği tartışılmak suretiyle bir karar vermek gerekirken eksik değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
1- Dava, borç verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davacının borç para verdiğini ispatlayamadığı ve taraflar arasında düzenlenen «taahhütnameden» borcun bulunmadığının anlaşıldığı, bu belgenin «ibra» mahiyetinde olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, davacının icra takibine dayanak yapılan banka makbuzları aracılığı ile davalıya borç para verildiği iddiasını ispatlayamadığı, 05/12/2012 tarihi itibari ile davalının borcunun bulunmadığının «taahhütname» başlıklı sözleşmeden de açıkca anlaşıldığı gerekçesi ile davanın ve davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı vekilinin «kötüniyet tazminatı» talebinin reddi kararına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12563 E. 2018/4154 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaAyrıca, «ibra» mahiyetinde görülen «taahhütname» bizzat davacı tarafından dava dilekçesi ekinde «ibraz» edilmiş olup davacı, taahhütname, «protokol» ve yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı şirketin iki ortağının da imzasını içeren «cari hesap» tablolarını sunmuş ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş ve taahhütnamede "... şirket «temsilcileri» tarafından şerhsiz ve şartsız olarak kabul edilenler şirket borcu sayılacaktır ..." şeklindeki belirlemenin değerlendirme dışında bırakıldığını beyan etmiştir.
Bu durumda, mahkemece davacının «ibraz» ettiği tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve davacı ile davalı şirketin diğer ortağının imzasını içeren «cari hesap» tablosunun hangi aşamada düzenlendiği üzerinde de durulup «taahhütname» karşısında geçerliliği tartışılmak suretiyle bir karar vermek gerekirken eksik değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTemyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · havale · harç · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz «harç» ve giderlerinin yatırılması hususunda ve HUMK 434/«son» maddesi uyarınca davacı vekiline usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, her halükarda davalı vekilinin temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili 05.08.2016 «havale» tarihli temyize cevap dilekçesi ile davalı ...
Temyize «cevap süresi» içerisinde «ibraz» edilen ve havalesi yapılan bu dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği ancak, temyiz harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7882 E. 2017/5148 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · re'sen gözetilme · üçüncü kişi · kamu düzeni · görevsizlik kararı · havale · dosya masrafı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının gönderdiği 26.500 TL'nin davalı bankanın «kusuru» sebebiyle 3. kişiye ödendiği, bu yanlış ödemeden davalının sorumlu olduğu, ödeme doğru kişiye yapılmış olsa dahi «havale» «masrafının» alınması gerektiğinden davacının havale masrafına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «havale» göndericisinin davalı Banka aracılığıyla gönderdiği paranın hak sahipleri dışında «üçüncü kişiye» ödenmesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun «kamu düzenine» ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetileceği» düzenlenmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c bendi uyarınca, havaleden kaynaklanan uyuşmazlıklardan doğan hukuk davaları «mutlak ticari» davalardan olup 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesi uyarınca, bu davalarda «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2576 E. 2017/4315 K.
Ortak:temsil · Alacak
İncelediğiniz karardaAyrıca, «ibra» mahiyetinde görülen «taahhütname» bizzat davacı tarafından dava dilekçesi ekinde «ibraz» edilmiş olup davacı, taahhütname, «protokol» ve yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı şirketin iki ortağının da imzasını içeren «cari hesap» tablolarını sunmuş ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş ve taahhütnamede "... şirket «temsilcileri» tarafından şerhsiz ve şartsız olarak kabul edilenler şirket borcu sayılacaktır ..." şeklindeki belirlemenin değerlendirme dışında bırakıldığını beyan etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temsilci · ticari işletme · kesin süre · usulden reddi · görevsizlik kararı · havale · dava sebebi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davaya konu paranın davalıya gönderme «sebebini» açıklamak üzere davacı tarafa «kesin süre» verildiği, kesin süre içerisinde dava konusu paranın davalıya gönderme sebebinin açıklanmadığı, davacının davalı şirkette «ticari temsilci» sıfatıyla görev yaptığı ve yapılan havalenin de «ticari işletme» adına yapıldığının anlaşılamadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu durumda, davanın 6102 sayılı TTK’nın 4.maddesi kapsamında «havale» hükümlerine ilişkin olduğu gözetilerek ticari dava olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekirken, davacının bozma ilamına dayalı olarak yaptığı açıklama sonucunda havalenin hukuki dayanağının belirlenemediği gerekçesiyle genel hükümlere tabi olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4346 E. , 2015/8654 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 17/04/2014
NUMARASI 2013/74-2014/140
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/04/2014 tarih ve 2013/74-2014/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,davalı şirketin, borç olarak banka üzerinden gönderilen paralar nedeniyle müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkilinin 25/02/2011-26/09/2012 tarihleri arasında davalı firmaya toplamda 1.673.197 TL miktarı banka üzerinden gönderdiğini, davalının da toplamda 646.557,00 TL tutarında geri ödemede bulunduğunu, ancak bakiye 1.026.640,00 TL'yi ödemediğini, bunun üzerine Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2012/19664 E sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının borca ve fer'ilere haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunun taraflar arasında imzalanan 05/12/2012 tarihli protokol gereğince imza altına alınan hesap mutabakatı, banka kayıtları ve şirket kayıtlarında açıkça görüldüğünü beyan ederek davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 05/12/2012 tarihli taahhütname başlıklı belge ile tarafların birbirlerini ibra ettiklerini, davacının müvekkiline ödünç vermediğini, müvekkiline olan mevcut borçlarını ödediğini beyan ederek davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, icra takibine dayanak yapılan banka makbuzları aracılığı ile davalıya borç para verildiği iddiasının ispatlanamadığı, davalının davacıya 05/12/2012 tarihi itibari ile borcunun bulunmadığının taahhütname başlıklı sözleşmeden de açıkça anlaşıldığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, borç verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davacının borç para verdiğini ispatlayamadığı ve taraflar arasında düzenlenen taahhütnameden borcun bulunmadığının anlaşıldığı, bu belgenin ibra mahiyetinde olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, davacının iddia ettiği alacak tutarı davalının defterlerinde de davacının alacağı olarak kayıtlı iken, "protokol gereği" gerekçesiyle hesap kapatılmıştır. Bu nedenle, banka havalesiyle gönderilen paraların mevcut bir borcun ödemesi olduğu ve alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamıştır. Ayrıca, ibra mahiyetinde görülen taahhütname bizzat davacı tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiş olup davacı, taahhütname, protokol ve yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen davalı şirketin iki ortağının da imzasını içeren cari hesap tablolarını sunmuş ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiş ve taahhütnamede "...
şirket temsilcileri tarafından şerhsiz ve şartsız olarak kabul edilenler şirket borcu sayılacaktır ..." şeklindeki belirlemenin değerlendirme dışında bırakıldığını beyan etmiştir. Bu durumda, mahkemece davacının ibraz ettiği tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve davacı ile davalı şirketin diğer ortağının imzasını içeren cari hesap tablosunun hangi aşamada düzenlendiği üzerinde de durulup taahhütname karşısında geçerliliği tartışılmak suretiyle bir karar vermek gerekirken eksik değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 23/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/135369300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz