6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Teminat senedinde alacağın devamının ispat yükü davalıya aittir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1733 E. 2021/1640 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Teminat senedinden kaynaklanan borçlu olunmadığının tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir teminat senedi, taraflar arasındaki alacak-borç hesabı sonucunda ortaya çıkacak miktara bağlı olarak verilmişse, senedi elinde bulunduran alacaklının senetten dolayı alacağının bulunduğunu ve senedin teminat vasfının devam ettiğini ispat etmesi gerekir; bu ispat yükü, senedi teminat olarak alan tarafa (senet lehtarına/hamiline) ait olup, senedi teminat olarak veren tarafa (borçluya) yüklenemez.

Ele alınan sorunlar

İstinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın hukuka uygunluğu → kabul

İddia: Davacı vekili, tebligatın hakim tarafından imzalanan bir muhtıra içermediğini, sadece zarf üzerindeki uyarıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Davacı vekilinin süresinde istinaf yoluna başvurduğu, kendisinden eksik gider avansı ve eksik istinaf karar harcının tamamlanmasının istendiği, ancak tebliğ edilen evrakta hakim tarafından düzenlenmiş bir muhtıranın bulunmadığı, tebligat zarfı üzerindeki uyarının geçerli bir bildirim niteliği taşımadığı, eksikliklerin süresinde (05/07/2021 tarihinde) tamamlandığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararı hukuka uygun görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Teminat senedinin teminat vasfının devam ettiğinin ispat yükünün kime ait olduğu → kabul

İddia: Davacı vekili, senedin teminat senedi olması nedeniyle ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, müvekkilinin davalıya mutabakat çağrısında bulunduğunu ve mali verilerle borcunun bulunmadığını ispatladığını, davalının mutabakata yanaşmadığını, bilirkişi raporunun bu hususları değerlendirmeden eksik incelemeyle düzenlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Dava konusu senet, 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında taraflar arasındaki alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olmak üzere teminat olarak verilmiştir. Senedin bu şekilde teminat olarak verilmesi nedeniyle, davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağının bulunduğunun ve senedin teminat vasfının devam ettiğinin ispatı davalıya aittir. Yargılama aşamasında davalı, protokol ile ilgili alacağını ortaya koyan herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Bu durumda davalı tarafça senedin teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden, davacının bu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığı kabul edilmelidir. İlk derece mahkemesinin, ispat yükünü davacı üzerinde kabul ederek davanın reddine karar vermesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, hesap mutabakatı sonucuna bağlı olarak verilen teminat senetlerinde, senedin teminat vasfının devam ettiğinin ispat yükünün senedi elinde bulunduran alacaklıya ait olduğu yönündeki tespit, benzer teminat senedi uyuşmazlıklarında ispat yükü dağılımı açısından yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit teminat senedi ispat yükü hisse devri protokolü muhtıra istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1733

KARAR NO 2021/1640

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/04/2021 (Gerekçeli Karar) - 02/07/2021 (Ek Karar)

NUMARASI 2018/1300 Esas 2021/450 Karar

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/11/2021

Davanın reddine ilişkin karar ve istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; Müvekkili davacının, davalı ile ... Ltd. Şti’nde 22.8.2017 tarihine kadar ortak olduklarını, bu şirketten önce işlerin davalıya ait ... Ltd. Şti bünyesinde yürütüldüğünü, ... Ltd. ...nin endüstriyel mutfak malzemeleri ticareti yaptığını, fakat müvekkili ile birlikte kurumsal koku ticareti yapmaya başladığını ve kurumsal koku işleri ile ilgili alış ve satış faturalarının bu şirket üzerinden düzenlendiğini, koku malzemesi işlerinin büyümesi ile birlikte tarafların %45 hissesi müvekkiline, %55 hissesi davalıya ait olacak şekilde ... Ltd. Şti'yi kurduklarını, bu şirketin ise 22.8.2017 tarihinde yapılan devir sözleşmesi ile sonlandığını, devir sözleşmesine göre davalının şirketteki tüm hisselerini davacıya devrettiğini, şirket kurulmadan önce koku işi ile ilgili olarak ...Ltd.

Şti. adına düzenlenen 17 adet çekin ...Ltd. Şti. tarafından ödenecek olması nedeniyle ... şirketinin aynı miktarda teminat senedini ...Ltd. ...ne vermesinin kararlaştırıldığını, yine taraflar arasındaki hesabın 15.9.2017 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalınarak tamamlanacağı, çıkacak olan hesap sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 1 adet 100.000-TL teminat senedinin müvekkili tarafından davalıya verilmesinin kararlaştırıldığını, uyuşmazlığın bu senetten kaynaklandığını, bu senedin teminat senedi olmasına rağmen davalının bu senedi bankadan tahsile koyduğunu, tarafların kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içinde bir araya gelemediklerini,dava konusu senedin taraflar arasındaki cari hesap sonunda iade edileceğinin belirtildiğini,cari hesabın tamamlanamaması halinde senedin tahsiline dair hüküm bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,dava konusu senedin teminat senedi olduğu, ancak sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen çek ve senetlerle şirketler arası borç-alacak ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin 3. ve 4. maddesinde belirtilen senetlerle ise şahıslar arasında borç-alacak ilişkisi kurulduğu, şirketler arasındaki ilişkinin yapılan mali inceleme ile ortaya koyulduğu, şahıslar arasındaki ilişkinin ise sözleşme içeriğine göre değerlendirildiğinde, davacının senedin iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde delil sunulmadığı gibi dava dilekçesinde tarafların iş yoğunluğu nedeniyle kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan sürede bir araya gelemediklerini beyan ettiği,mutabakat yapılmadığı, kambiyo senedini elinde bulunduran kişinin senet miktarı oranında alacaklı sayılacağına ilişkin karine uyarınca davalının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek karar ile; eksik istinaf karar harcının muhtıraya rağmen davacı vekili tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, bu senet nedeniyle ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğunu, buna rağmen müvekkili tarafından davalıya mutabakata varılması için çağrıda bulunduğunu ve gönderdiği mali verilerle borcunun olmadığını ispatladığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının bundan dolayı iş yoğunluğunu ileri sürerek müvekkili ile mutabakata yanaşmadığını, bilirkişi raporunda bu hususların değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, davalının mutabakat için bir araya gelmeye yanaşmadığını, şirketin hesapları çıkarılmadan, incelenen defterler göz önüne alınmadan, teminat senedinin geçerli olup olmadığı saptanmadan, davalıya ait şirket kayıtları dahi incelenmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı vekili ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde; tebligatın herhangi bir muhtıra içermeden dosya bilgilerini içeren bir dosya ile boş bir şekilde tarafına tebliğ edildiğini, hakim tarafından imzalanan muhtıra gönderilmesi gerektiğini, tebligatın usulsüz olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek kararla muhtıra tebliğine rağmen kesin süre içinde harç yatırılmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, davacı vekilinin 09/06/2021 tarihli dilekçesi ile süresinde istinaf kanunyoluna başvurduğu, davacı vekilinden 200-TL gider avansı ve eksik kalan 59,30-TL istinaf karar harcının tamamlamasının istediği, tebligatın davacı vekiline 16/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği,ancak davacı vekiline hakim tarafından düzenlenen muhtıra tebliğ edilmediği, sadece tebligat zarfında yer verilen uyarının geçerli bir bildirim olmadığı, 05/07/2021 tarihinde eksik gider avansı ve harcı süresinde tamamlandığı anlaşıldığından mahkemenin 02/07/2021 tarihli ek kararı kaldırılarak davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusu incelenmiştir.

Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, dava konusu 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 100.000-TL bedelli teminat senedinin davalıya 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğini, davalıya bu protokolden kaynaklanan borcunun bulunmadığını ileri sürerek bahse konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkemece senedin protokol kapsamında teminat olarak verildiğini kabul etmekle beraber protokolde kararlaştırılan hesap mutabakatı şartının gerçekleştiğinin ve davacının davalıya borçlu olmadığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki 22/08/2017 tarihli protokolde davalının ...Ltd. Şti'ndeki hisselerinin davacıya devri şartları düzenlenmiştir.

Tarafların ortağı olduğu ...Ltd. Şti'nin dava dışı satıcı firmalara verdiği, ...Ltd Şti.'nin ödemesi gerektiği toplam 17 adet ve 828.851,56-TL bedelli çeke karşılık olarak ...Ltd. Şti tarafından ...Ltd Şti.'ne aynı bedelde teminat senedi verilmesi kararlaştırılmıştır. Bunun dışında ...Ltd. Şti ile ilgili şirketlerden hariç olmak üzere taraflar arasındaki alacak - borç hesabının 15/09/2017 tarihine kadar yazılı mutabakatla tamamlanacağı kararlaştırılmış, hesabın sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 tarihli 18 nolu 100.000-TL bedelli senedin davalıya verildiği belirtilmiştir. Protokole göre davacı tarafından davalıya hisse devri ile ilgili olarak ayrıca 31/12/2019 tarihli 250.000-TL bedelli teminat senedi daha verildiği anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesince ; davacının dava konusu 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 100.000-TL bedelli senedi taraflar arasındaki alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olmak üzere teminat için verdiği anlaşıldığından ispat yükünün davacı üzerinde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.Bahse konu senedin alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olarak verilmesi nedeniyle taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak durumu saptanmalı, buna bağlı olarak da dava konusu senedin teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilmelidir. Bahse konu senet 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğinden davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağı bulunduğunun ve dava konusu senedin teminat vasfının devam ettiğinin davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir (Yarg.

HGK. 29/06/2021 T. 2017/3-969 E. 2021/866 K.). Yargılama aşamasında davalı, 22/08/2017 tarihli protokol ile ilgili olarak alacağını ortaya koyan herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Bu durumda davalı tarafça dava konusu bononun teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden davacının bu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de bu hta/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1300 Esas 2021/450 Karar sayılı 26/04/2021 tarihli kararın ve 02/07/2021 tarihli ek kararın HMK.'nun HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne; davacı tarafından davalı lehine keşide edilen 22/08/2017 keşide, 31/12/2018 vade tarihli, 100.000-TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 6.831-TL karar harcından, mahkeme veznesine yatırılan 1.707,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‬5.123,25-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça ödenen 1.748,85‬-TL peşin harçların davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, Davacı tarafça ödenen 1.500-TL bilirkişi ücreti, 329,30-TL teb.

ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.829,3‬0-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 13.450-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafça yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde iadesine, Davacı tarafça yapılan 102,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

11/11/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133770 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/972 E. 2023/4092 K. · Bozuldu

Teminat senedine dayalı menfi tespitte ispat yükü davacı borçludadır

Gerekçe özeti

Teminat senedine dayalı menfi tespit davasında, sözleşme senedin iadesini belirli bir tarihe kadar yazılı mutabakatın sağlanması ve borçsuzluğun ispatı koşuluna bağlamışsa, bu koşulların gerçekleştiğini ispat yükü davacı borçludadır. Davacı, kararlaştırılan mutabakatın yapıldığını veya TBK 106 uyarınca alacaklıyı temerrüde düşürdüğünü ispatlayamazsa, senedin teminat vasfı devam eder ve borçlu olunmadığının tespiti istemi reddedilir.

Emsal değeri

Teminat senedine dayalı menfi tespitte, sözleşmesel iade koşulu (yazılı mutabakat + borçsuzluğun ispatı) gerçekleşmedikçe senedin teminat vasfının devam edeceği ve ispat yükünün davacı borçluda olduğu; alacaklının TBK 106 gereği temerrüde düşürüldüğünün de davacıca ispatı gerektiği yönünden emsal (Yargıtay içtihadı, bağlayıcı).

Kavramlar: menfi tespit teminat senedi ispat yükü kambiyo senedi karinesi temerrüt (TBK 106) mutabakat / cari hesap

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/972 E.  ,  2023/4092 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1733 E., 2021/1640 K.

HÜKÜM

Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/1300 E., 2021/450 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının Scentbox Koku San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde 22.08.2017 tarihine kadar ortak olduklarını, bu şirketten önce işlerin davalıya ait endüstriyel mutfak malzeleri ticareti yapan Kaplan Endüstriyel Ltd. Şti. bünyesinde yürütüldüğünü, daha sonra müvekkili ile birlikte kurumsal koku ticareti yapmaya başladığını ve bu işler ile ilgili alış- satış faturalarının bu şirket üzerinden düzenlendiğini, koku malzemesi işlerinin büyümesi ile birlikte tarafların %45 hissesi müvekkiline, %55 hissesi davalıya ait olacak şekilde Scentbox Koku San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurduklarını, bu şirketin ise 22.08.2017 tarihinde yapılan devir sözleşmesi ile sonlandığını, devir sözleşmesine göre davalının şirketteki tüm hisselerini davacıya devrettiğini, şirket kurulmadan önce koku işi ile ilgili olarak Kaplan End.

Ltd. Şti. adına düzenlenen 17 adet çekin Kaplan End. Ltd. Şti. tarafından ödenecek olması nedeniyle Scentbox şirketinin aynı miktarda teminat senedini Kaplan End. Ltd. Şti.'ye vermesinin kararlaştırıldığını, yine taraflar arasındaki hesabın 15.09.2017 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalınarak tamamlanarak çıkacak olan hesap sonucuna bağlı olmak üzere 31.12.2018 vadeli, 100.000,00 TL teminat senedinin müvekkili tarafından davalıya verilmesine karar verildiğini, senedin teminat senedi olmasına rağmen davalının senedi bankadan tahsile koyduğunu, tarafların kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içinde bir araya gelemediklerini, dava konusu senedin taraflar arasındaki cari hesap sonunda iade edileceğinin belirtildiğini, cari hesabın tamamlanamaması halinde senedin tahsiline dair hüküm bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin teminat senedi olduğu, ancak sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen çek ve senetlerle şirketler arası borç-alacak ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin 3. ve 4. maddesinde belirtilen senetlerle ise şahıslar arasında borç-alacak ilişkisi kurulduğu, şirketler arasındaki ilişkinin yapılan mali inceleme ile ortaya koyulduğu, şahıslar arasındaki ilişkinin ise sözleşme içeriğine göre değerlendirildiğinde, davacının senedin iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak vardıkları mutabakat uyarınca borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde delil sunulmadığı gibi dava dilekçesinde tarafların iş yoğunluğu nedeniyle kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan sürede bir araya gelemediklerini beyan ettiği, mutabakat yapılmadığı, kambiyo senedini elinde bulunduran kişinin senet miktarı oranında alacaklı sayılacağına ilişkin karine uyarınca davalının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, bu senet nedeniyle ispat yükünün davalı üzerinde bulunmasına rağmen müvekkili tarafından davalıya mutabakata varılması için çağrıda bulunulduğu, gönderdiği mali verilerle borcunun olmadığını ispatladığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının bundan dolayı iş yoğunluğunu ileri sürerek müvekkili ile mutabakata yanaşmadığını, bilirkişi raporunun bu hususlar değerlendirilmeyerek eksik inceleme ile düzenlendiğini, şirketin hesapları çıkarılmadan, incelenen defterler göz önüne alınmadan, teminat senedinin geçerli olup olmadığı saptanmadan, davalıya ait şirket kayıtları dahi incelenmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında davalının 22.08.2017 tarihli protokol ile ilgili olarak alacağını ortaya koyan herhangi bir delil ileri sürmediği, bu durumda davalı tarafça dava konusu bononun teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden davacının bu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının kabulü gerektiği, bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı tarafından davalı lehine keşide edilen 22.08.2017 keşide, 31.12.2018 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince yapılan ispat yüküne ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacının kambiyo senedine karşı borçlu olmadığını, ve senedin teminat senedi olduğunu yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu bonunun, teminat senedi olduğu iddiası ile açılan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Taraflar arasında imzalanan 22.08.2018 tarihli devir sözleşmesi 3. maddesinde, şirketlerinin kuruluşundan beri yapılamayan hesabın 15.09.2017 tarihine kadar yazılı olarak yapılacağı, hesap sonucuna bağlı olarak dava konusu bononun davacı tarafından davalıya verildiği ve kesin hesabın bittiği 19.09.2017 tarihinde davalı tarafından davacıya geri verileceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu sözleşme maddesi gereğince davacının dava konusu bonoyu, davalıya teminat olarak verdiğinin kabulü gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen sözleşme maddesinden de anlaşılacağı üzere davacının dava konusu bononun iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca herhangi bir borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Davacının bu yönde herhangi bir delil sunmamasına ve ayrıca dava dilekçesinde iş yoğunluğu nedeni ile kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içerisinde tarafların bir araya gelemediklerini belirtmesine göre taraflar arasında mutabakat yapılmadığı anlaşılmıştır. O halde, mutabakat yapılması hususunda davacı borçlunun davalı alacaklıyı T.B.K 106 maddesi gereğince temerrüde düşürdüğünü ispatlayamadığından, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen mutakabat yapılmadığından dava konusu senedin teminat senedi vasfı devam etmekte olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.