Teminat senedinde alacağın devamının ispat yükü davalıya aittir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1733 E. 2021/1640 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Teminat senedinden kaynaklanan borçlu olunmadığının tespiti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir teminat senedi, taraflar arasındaki alacak-borç hesabı sonucunda ortaya çıkacak miktara bağlı olarak verilmişse, senedi elinde bulunduran alacaklının senetten dolayı alacağının bulunduğunu ve senedin teminat vasfının devam ettiğini ispat etmesi gerekir; bu ispat yükü, senedi teminat olarak alan tarafa (senet lehtarına/hamiline) ait olup, senedi teminat olarak veren tarafa (borçluya) yüklenemez.
Ele alınan sorunlar
İstinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın hukuka uygunluğu → kabul
İddia: Davacı vekili, tebligatın hakim tarafından imzalanan bir muhtıra içermediğini, sadece zarf üzerindeki uyarıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Davacı vekilinin süresinde istinaf yoluna başvurduğu, kendisinden eksik gider avansı ve eksik istinaf karar harcının tamamlanmasının istendiği, ancak tebliğ edilen evrakta hakim tarafından düzenlenmiş bir muhtıranın bulunmadığı, tebligat zarfı üzerindeki uyarının geçerli bir bildirim niteliği taşımadığı, eksikliklerin süresinde (05/07/2021 tarihinde) tamamlandığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararı hukuka uygun görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Teminat senedinin teminat vasfının devam ettiğinin ispat yükünün kime ait olduğu → kabul
İddia: Davacı vekili, senedin teminat senedi olması nedeniyle ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, müvekkilinin davalıya mutabakat çağrısında bulunduğunu ve mali verilerle borcunun bulunmadığını ispatladığını, davalının mutabakata yanaşmadığını, bilirkişi raporunun bu hususları değerlendirmeden eksik incelemeyle düzenlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: Dava konusu senet, 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında taraflar arasındaki alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olmak üzere teminat olarak verilmiştir. Senedin bu şekilde teminat olarak verilmesi nedeniyle, davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağının bulunduğunun ve senedin teminat vasfının devam ettiğinin ispatı davalıya aittir. Yargılama aşamasında davalı, protokol ile ilgili alacağını ortaya koyan herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Bu durumda davalı tarafça senedin teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden, davacının bu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığı kabul edilmelidir. İlk derece mahkemesinin, ispat yükünü davacı üzerinde kabul ederek davanın reddine karar vermesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, hesap mutabakatı sonucuna bağlı olarak verilen teminat senetlerinde, senedin teminat vasfının devam ettiğinin ispat yükünün senedi elinde bulunduran alacaklıya ait olduğu yönündeki tespit, benzer teminat senedi uyuşmazlıklarında ispat yükü dağılımı açısından yol gösterici niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ teminat senedi↗ ispat yükü↗ hisse devri protokolü↗ muhtıra↗ istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1733
KARAR NO 2021/1640
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/04/2021 (Gerekçeli Karar) - 02/07/2021 (Ek Karar)
NUMARASI 2018/1300 Esas 2021/450 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/11/2021
Davanın reddine ilişkin karar ve istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Müvekkili davacının, davalı ile ... Ltd. Şti’nde 22.8.2017 tarihine kadar ortak olduklarını, bu şirketten önce işlerin davalıya ait ... Ltd. Şti bünyesinde yürütüldüğünü, ... Ltd. ...nin endüstriyel mutfak malzemeleri ticareti yaptığını, fakat müvekkili ile birlikte kurumsal koku ticareti yapmaya başladığını ve kurumsal koku işleri ile ilgili alış ve satış faturalarının bu şirket üzerinden düzenlendiğini, koku malzemesi işlerinin büyümesi ile birlikte tarafların %45 hissesi müvekkiline, %55 hissesi davalıya ait olacak şekilde ... Ltd. Şti'yi kurduklarını, bu şirketin ise 22.8.2017 tarihinde yapılan devir sözleşmesi ile sonlandığını, devir sözleşmesine göre davalının şirketteki tüm hisselerini davacıya devrettiğini, şirket kurulmadan önce koku işi ile ilgili olarak ...Ltd.
Şti. adına düzenlenen 17 adet çekin ...Ltd. Şti. tarafından ödenecek olması nedeniyle ... şirketinin aynı miktarda teminat senedini ...Ltd. ...ne vermesinin kararlaştırıldığını, yine taraflar arasındaki hesabın 15.9.2017 tarihine kadar yazılı olarak mutabık kalınarak tamamlanacağı, çıkacak olan hesap sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 1 adet 100.000-TL teminat senedinin müvekkili tarafından davalıya verilmesinin kararlaştırıldığını, uyuşmazlığın bu senetten kaynaklandığını, bu senedin teminat senedi olmasına rağmen davalının bu senedi bankadan tahsile koyduğunu, tarafların kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan süre içinde bir araya gelemediklerini,dava konusu senedin taraflar arasındaki cari hesap sonunda iade edileceğinin belirtildiğini,cari hesabın tamamlanamaması halinde senedin tahsiline dair hüküm bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece,dava konusu senedin teminat senedi olduğu, ancak sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen çek ve senetlerle şirketler arası borç-alacak ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin 3. ve 4. maddesinde belirtilen senetlerle ise şahıslar arasında borç-alacak ilişkisi kurulduğu, şirketler arasındaki ilişkinin yapılan mali inceleme ile ortaya koyulduğu, şahıslar arasındaki ilişkinin ise sözleşme içeriğine göre değerlendirildiğinde, davacının senedin iadesini talep edebilmesi için 15.09.2017 tarihine kadar şirketin borçları hakkında tarafların yazılı olarak mutabakata vardıklarını ve bu mutabakat uyarınca borcunun bulunmadığını ispat etmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde delil sunulmadığı gibi dava dilekçesinde tarafların iş yoğunluğu nedeniyle kesin hesabın yapılması için kararlaştırılan sürede bir araya gelemediklerini beyan ettiği,mutabakat yapılmadığı, kambiyo senedini elinde bulunduran kişinin senet miktarı oranında alacaklı sayılacağına ilişkin karine uyarınca davalının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek karar ile; eksik istinaf karar harcının muhtıraya rağmen davacı vekili tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, bu senet nedeniyle ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğunu, buna rağmen müvekkili tarafından davalıya mutabakata varılması için çağrıda bulunduğunu ve gönderdiği mali verilerle borcunun olmadığını ispatladığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının bundan dolayı iş yoğunluğunu ileri sürerek müvekkili ile mutabakata yanaşmadığını, bilirkişi raporunda bu hususların değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, davalının mutabakat için bir araya gelmeye yanaşmadığını, şirketin hesapları çıkarılmadan, incelenen defterler göz önüne alınmadan, teminat senedinin geçerli olup olmadığı saptanmadan, davalıya ait şirket kayıtları dahi incelenmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde; tebligatın herhangi bir muhtıra içermeden dosya bilgilerini içeren bir dosya ile boş bir şekilde tarafına tebliğ edildiğini, hakim tarafından imzalanan muhtıra gönderilmesi gerektiğini, tebligatın usulsüz olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Mahkemece 02/07/2021 tarihli ek kararla muhtıra tebliğine rağmen kesin süre içinde harç yatırılmadığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, davacı vekilinin 09/06/2021 tarihli dilekçesi ile süresinde istinaf kanunyoluna başvurduğu, davacı vekilinden 200-TL gider avansı ve eksik kalan 59,30-TL istinaf karar harcının tamamlamasının istediği, tebligatın davacı vekiline 16/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği,ancak davacı vekiline hakim tarafından düzenlenen muhtıra tebliğ edilmediği, sadece tebligat zarfında yer verilen uyarının geçerli bir bildirim olmadığı, 05/07/2021 tarihinde eksik gider avansı ve harcı süresinde tamamlandığı anlaşıldığından mahkemenin 02/07/2021 tarihli ek kararı kaldırılarak davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusu incelenmiştir.
Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, dava konusu 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 100.000-TL bedelli teminat senedinin davalıya 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğini, davalıya bu protokolden kaynaklanan borcunun bulunmadığını ileri sürerek bahse konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkemece senedin protokol kapsamında teminat olarak verildiğini kabul etmekle beraber protokolde kararlaştırılan hesap mutabakatı şartının gerçekleştiğinin ve davacının davalıya borçlu olmadığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki 22/08/2017 tarihli protokolde davalının ...Ltd. Şti'ndeki hisselerinin davacıya devri şartları düzenlenmiştir.
Tarafların ortağı olduğu ...Ltd. Şti'nin dava dışı satıcı firmalara verdiği, ...Ltd Şti.'nin ödemesi gerektiği toplam 17 adet ve 828.851,56-TL bedelli çeke karşılık olarak ...Ltd. Şti tarafından ...Ltd Şti.'ne aynı bedelde teminat senedi verilmesi kararlaştırılmıştır. Bunun dışında ...Ltd. Şti ile ilgili şirketlerden hariç olmak üzere taraflar arasındaki alacak - borç hesabının 15/09/2017 tarihine kadar yazılı mutabakatla tamamlanacağı kararlaştırılmış, hesabın sonucuna bağlı olmak üzere 31/12/2018 tarihli 18 nolu 100.000-TL bedelli senedin davalıya verildiği belirtilmiştir. Protokole göre davacı tarafından davalıya hisse devri ile ilgili olarak ayrıca 31/12/2019 tarihli 250.000-TL bedelli teminat senedi daha verildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince ; davacının dava konusu 31/12/2018 vadeli, 18 nolu 100.000-TL bedelli senedi taraflar arasındaki alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olmak üzere teminat için verdiği anlaşıldığından ispat yükünün davacı üzerinde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiştir.Bahse konu senedin alacak ve borç hesabı sonrasında ortaya çıkacak miktara bağlı olarak verilmesi nedeniyle taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak durumu saptanmalı, buna bağlı olarak da dava konusu senedin teminat vasfının devam edip etmediği değerlendirilmelidir. Bahse konu senet 22/08/2017 tarihli protokol kapsamında teminat olarak verildiğinden davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağı bulunduğunun ve dava konusu senedin teminat vasfının devam ettiğinin davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir (Yarg.
HGK. 29/06/2021 T. 2017/3-969 E. 2021/866 K.). Yargılama aşamasında davalı, 22/08/2017 tarihli protokol ile ilgili olarak alacağını ortaya koyan herhangi bir delil ileri sürmemiştir. Bu durumda davalı tarafça dava konusu bononun teminat vasfının devam ettiği ispat edilemediğinden davacının bu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de bu hta/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1300 Esas 2021/450 Karar sayılı 26/04/2021 tarihli kararın ve 02/07/2021 tarihli ek kararın HMK.'nun HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne; davacı tarafından davalı lehine keşide edilen 22/08/2017 keşide, 31/12/2018 vade tarihli, 100.000-TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 6.831-TL karar harcından, mahkeme veznesine yatırılan 1.707,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafça ödenen 1.748,85-TL peşin harçların davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, Davacı tarafça ödenen 1.500-TL bilirkişi ücreti, 329,30-TL teb.
ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.829,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 13.450-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafça yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde iadesine, Davacı tarafça yapılan 102,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
11/11/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133770 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi