6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sermaye borcu ödenmeden nakit sermaye artırımı kararının iptali

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1526 E. 2021/1674 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Bir anonim şirkette, önceki sermaye artırımından kaynaklanan taahhüt borcu tamamen ödenmeden ve bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonlar (kar yedekleri, olağanüstü yedekler vb.) mevcut olduğu halde bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, salt nakit sermaye taahhüdü yoluyla yeni bir sermaye artırımı kararı alınması TTK 456/1 ve 462/3 hükümlerine aykırıdır ve bu kararın iptaline karar verilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Ödenmemiş sermaye borcu bulunmasına rağmen nakit sermaye artırımı kararı alınması → ret

İddia: Davalı vekili, bilançoda sermayeye eklenebilir fon bulunmasının her durumda sermaye taahhüdü yoluyla artırımı engellemeyeceğini, mevcut pay sahiplerinin iç kaynak eklemek yerine taahhüt yoluyla artırıma iştirak edebileceğini, kararın finansal gereklilik ve sermaye ihtiyacı nedeniyle alındığını, çoğunluk ilkesine uygun olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 456/1 uyarınca iç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdi bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Bilirkişi raporuna göre davalı şirketin önceki sermaye artırımında ortaklara borç hesabından karşılanması kararlaştırılan 1.412.569,32 TL'lik bakiyeyi doğrulayacak yeterli kanıt sunulmamış olup, bu tutar ödenmeden yapılan yeni sermaye artırımı kararı TTK 456/1'deki şartı ihlal etmektedir. Ayrıca TTK 462/3 uyarınca bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların (kar/olağanüstü yedekler ile ortaklara borç hesabındaki tutarlar) bulunması halinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden salt taahhüt yoluyla sermaye artırılamaz; hem fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de eşzamanlı taahhüt yoluyla artırım mümkündür. Bilirkişi raporunda davalı şirketin bilançosunda yer alan yasal/olağanüstü yedekler hesabındaki 6.055.111,30 TL ile ortaklara borç hesabındaki 330.310,27 TL'nin sermayeye ilave edilebilir kaynak olduğu belirlenmiştir. Şirketin dışarıdan kaynak sağlanmasına ihtiyacı olmadığı halde, öncelikle bu kar yedeklerinin sermayeye eklenmesine karar verilmeden ve daha önce taahhüt edilen sermaye borcu ödenmeden nakit sermaye artırımına karar verilmesi TTK 456 ve 462. maddelerine aykırıdır. Bu nedenle genel kurulun 8 numaralı kararının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bilançoda sermayeye eklenebilir fon bulunması ve önceki sermaye taahhüdünün ödenmemiş olması halinde, bu koşullar giderilmeden yapılan nakit sermaye artırımı kararının TTK 456/1 ve 462/3 uyarınca iptal edilebilir olduğuna dair değerlendirme, benzer sermaye artırımı iptali davalarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye artırımı genel kurul kararının iptali TTK 456/1 TTK 462/3 iç kaynaklardan sermaye artırımı sermaye taahhüdü bilirkişi raporu özel denetçi raporu

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 456/1TTK 462/3TTK 445

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1526

KARAR NO 2021/1674

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/06/2021

NUMARASI 2020/300 Esas 2021/603 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/11/2021

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili, davalı şirketin 07/12/2017 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 8 numaralı karar ile davalı şirket esas sözleşmesinin Sermaye başlıklı 6.maddesinin değiştirilmesine ve şirketin sermayesinin 2.500.000-TL’den 7.000.000-TL’ye yükseltilmesine karar verildiğini, şirket hakim hissedarı ...’ın 1.765.056,23-TL sermaye borcunun 1.412.659,32- TL’lik kısmını ödemediğini, bu hususun özel denetçi raporu ile tespit edildiğini, sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmeden artırım kararı alınmasının TTK m.456/1’in emredici hükmüne aykırı olduğunu,yapılan sermaye artırımının azınlık pay sahiplerini zarara uğratmak maksadıyla yapıldığını, 27/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında da sermaye artırımına ilişkin karar alındığını ancak müvekkillerince açılan dava sonucunda bu kararın iptaline karar verildiğini, davalı şirketin bu davanın aleyhine sonuçlanacağını anlaması üzerine dava sonuçlanmadan bu davaya konu genel kurul kararını aldığını, kararın dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, zira özel denetçi raporu ile şirketin zarara uğratıldığının tespit edildiğini, davalı şirket hakim hissedarlarının usulsüz işlemleri nedeniyle ceza davası açıldığını, ayrıca hakkında açılan fesih davasında haklı nedenleri ortadan kaldıramayacağını anlayan davalı şirketin hakim hissedarlarının müvekkillerinin hissesini %10’un altına düşürerek şirketin feshi davasının dava şartı yokluğundan reddini sağlamaya çalıştıklarını ileri sürerek davalı şirketin 07/12/2017 tarihli 2016 yılı olağan genel kurulunda alınan sermaye artırımına ilişkin 8 nolu kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, genel kurul toplantısında alınan tüm kararların esas sözleşmeye, yasaya ve hukukun tüm temel ilkelerine, şirketlere hakim olan ana ilke çoğunluk ilkesine uygun olarak alındığını, davalı şirketin sermaye takviyesi olmadan ticari faaliyetlerini sürdürebilme olanağından yoksun olduğunu, bir şirketin başkaca finansal olanakları kullanması mümkün olmadığında başvuracağı tek yolun paydaşlarının sermaye takviyesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, ortaklığın esas sermayesinin çok üstünde artırılması suretiyle azınlık veya iktisaden zayıf pay sahiplerinin yeni paylardan mevcut payları oranında alabilmelerinin önlenmesi ve sonuç olarak ortaklıktaki pay oranlarının düşürülmek istenmesi "hakların sakınılarak kullanılması ilkesi"ne ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, dava konusu genel kurul kararının TTK'nun 456/1, 462/3 maddesi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve bu sebeple iptal edilebilir nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 07/12/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurulunda alınan sermaye artırımına ilişkin 8 nolu kararın iptaline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; istinaf mahkemesinin kaldırma gerekçesinde belirtilen hususların hükme esas alınan bilirkişi raporunda tümüyle aydınlatılmadığını, bilançoda, sermayeye eklenmesi mümkün olan fonların bulunması halinde dahi anonim şirketler tarafından bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüdü yoluyla sermayenin arttırılması kararı alınabileceğini, sermaye artırımı için bu yola başvurulan her durumda pay sahiplerinin haklarının ihlal edildiğini söylemenin mümkün olmadığını, mevcut pay sahiplerinin, iç kaynakları sermayeye eklemek yerine, sermaye taahüdü yoluyla ve her bir pay sahibinin payı oranında arttırılan sermayeye iştiraki suretiyle sermaye arttırımını gerçekleştirebileceğini,kararın finansal gerekçeler ve sermaye ihtiyacını karşılama amacı ile alındığını, özel denetçi raporu içeriği dolayısıyla şirketin ticari sırlarının açığa çıktığını, özel denetçi raporunda tespiti yapılan ödemeye davacıların itirazda bulunmayarak bu tespiti kabul ettiklerini, kararın çoğunluk ilkesine uygun olarak alındığını,kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının TTK 445 vd .maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir. Dairemizin 03/04/2020 tarih ve 2018/1287 Esas- 2020/366 Karar sayılı ilamı ile şirketler muhasebesi ve finans konusunda uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetinden alınacak denetime elverişli rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiği , bu dava açısından bağlayıcılığı bulunmayan özel denetçi raporuna dayanılarak, şirkette daha önce kararlaştırılan sermaye borcunun yerine getirilmediği, bu nedenle yeniden sermaye artışı yapılamayacağı gerekçesiyle sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın HMK 353(1)a-6 gereği kaldırılmasına karar verilmiş,anılan kaldırma kararını müteakiben mahkemece bilirkişi heyeti oluşturularak davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Alınan bilirkişi raporu ile ;davalı şirketin 21/04/2008 tarihinde yapılan gelen kurulda sermayesinin 150.000-TL'den 2.500.000- TL'ye arttırıldığı, arttırılan sermayenin 1.765.056,23 TL'sinin "ortaklara borç" hesabından, kalanın nakit olarak karşılanmasına karar verildiği, davalı şirketin "ortaklara borç" hesabında oluşan 2007 bakiyesinin 1.412.569,32- TL olarak sermaye yedekleri hesabına virman yapıldığı, bununla birlikte davalı şirketin bakiyeyi doğrulayacak yeterli kanıt sunmadığı ,sermaye artırımı kararının TTK m.456/1 hükmündeki şartı ihlal ettiği,sermaye arttırım kararı alınan toplantıda ibraz edilen 31/12/2016 tarihli bilançosunda "yasal yedekler" hesaplarında ve takip eden "olağanüstü yedekler" hesabında yer alan 6.055.111,30- TL' ile "ortaklara borç" hesabında yer alan 330.310,27 TL'nin de sermayeye ilave edilebilir kaynak olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.

6102 sayılı TTK nın 456. maddesi" (1) İç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez. "şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nın 462/3 maddesine göre, "Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması halinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir..." Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da davalı şirketin incelenen bilançolarından şirketin, dışarıdan sağlanacak kaynaklar ile sermaye arttırımına ihtiyacının olmadığı, bununla birlikte sermaye arttırımı açısından TTK m.462 hükmü uyarınca öncelikle kar yedekleri hesabında yer alan 6.055.111,30- TL'nin sermayeye eklenmesine karar verilmeden ,daha evvel artırılan sermaye ödenmeden nakit sermaye artırımına karar verilmesinin TTK nın 456 ve 462.maddelerine aykırı olduğu belirlendiğinden davalı şirket genel kurulunca alınan 8 numaralı kararın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 11/11/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133699 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Temyiz istemi usulden reddedildi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/501 E. 2022/2128 K. · Temyiz istemi usulden reddedildi

Temyizden feragat üzerine temyiz isteminin reddi

Gerekçe özeti

Vekâletnamesinde feragat yetkisi bulunan vekilin temyiz isteminden feragat etmesi hâlinde, usulüne uygun feragat nedeniyle temyiz istemi esasa girilmeden reddedilir ve yatırılan peşin temyiz harcı istek hâlinde iade edilir.

Emsal değeri

Vekâletnamede özel yetki bulunması hâlinde temyizden feragatin geçerli olduğu ve temyiz isteminin reddini gerektirdiği yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: temyizden feragat vekilin özel yetkisi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/501 E.  ,  2022/2128 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.06.2021 tarih ve 2020/300 E-2021/603 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.11.2021 tarih ve 2021/1526 E. –2021/1674 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olup, davalı vekilinin 09.03.2022 tarihli dilekçesi ile temyizden feragat ettiğini Dairemize bildirmesi üzerine dosyanın incelenmeksizin iadesinin istendiği gözlenmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

İstinaf Mahkemesince verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiş ise de, davalı vekili tarafından ibraz edilen 09/03/2022 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat edilmiştir. Temyiz eden davalı vekili tarafından ibraz edilen dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde vekile temyizden feragat etme yetkisinin tanınmış olduğu görülmüştür. HMK’nın 307. (HUMK’nın 91'inci) maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu itibarla, davalı vekilinin temyiz isteminin usulüne uygun bulunan feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.