Ortaklık sıfatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1949 E. 2015/7999 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklık sıfatı↗ kar payı↗ genel kurul kararının iptali↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, 6762 sayılı TTK’nın 403. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 503 maddesinde " ... intifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemeyeceği ancak safi kazanca ve tasfiye neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları tanınabileceği"nin düzenlendiği, davacı işbu genel kurul kararının iptali davasını kurucu pay senedine dayalı olarak açtığından anonim şirket ortağı tarafından açılmış bir genel kurul kararının iptali davası bulunmadığı, davacının ortaklık sıfatı bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, davacının 6102 sayılı TTK'nın 503. ve 6762 sayılı TTK'nın 403. maddesinden kaynaklanan kar payının tahsilini genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta var olan sözleşme koşullarına göre talep etme hakkının her zaman mevcut olduğu, davacı açısından bağlayıcı olmayan genel kurul kararı, davalı şirket yönünden sadece bir irade açıklaması mahiyetinde olduğundan açılacak alacak davasında genel kurul kararının yerindeliğinin tartışılabileceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 24.10.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13235 E. 2014/16461 K.
Ortak:ortaklık sıfatı · kar payı · genel kurul kararının iptali · iptal davası · anonim şirket · kâr payı · ek tasfiye
İncelediğiniz kararda… ahkemece, 6762 sayılı TTK’nın 403. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 503 maddesinde " ... intifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemeyeceği ancak safi kazanca ve «tasfiye» neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları tanınabileceği"nin düzenlendiği, davacı işbu «genel kurul kararının iptali» davasını kurucu pay senedine dayalı olarak açtığından «anonim şirket» ortağı tarafından açılmış bir genel kurul kararının «iptali davası» bulunmadığı, davacının «ortaklık sıfatı» bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, davacının 6102 sayılı TTK'nın 503. ve 6762 sayılı TTK'nın 403. maddesinden kaynaklanan «kar payının» tahsilini genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta var olan sözleşme koşullarına göre talep etme hakkının her zaman mevcut olduğu, davacı açısından bağla …
Benzer bu kararda… ına göre, 6762 sayılı TTK’nın 403. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 503 maddesinde " ... intifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemeyeceği ancak safi kazanca ve «tasfiye» neticesinde iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları tanınabileceği"nin düzenlendiği, davacı işbu «genel kurul kararının iptali» davasını kurucu pay senedine dayalı olarak açtığından «anonim şirket» ortağı tarafından açılmış bir genel kurul kararının «iptali davası» bulunmadığı, davacının «ortaklık sıfatı» bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, davacının 6102 sayılı TTK'nın 503. ve 6762 sayılı TTK'nın 403. maddesinden kaynaklanan «kar payının» tahsilini genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta var olan sözleşme koşullarına göre talep etme hakkının her zaman mevcut olduğu, davacı açısından bağla …
2-Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davasını «kurucu intifa senedi» sahibi sıfatıyla açtığı, kurucu intifa senedi sahibinin «genel kurul kararlarının iptalini» talep hakkı olmadığı, davacının «ortaklık sıfatı» bulunmayıp ortak sıfatıyla katılmadığı bir genel kurulda alınan kararların iptalini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kurucu intifa senedi · olağanüstü genel kurul · hisse senedi · olumsuz oy
Benzer bu karardaAncak davacı, davalı şirketin hem «kurucu intifa senedi» sahibi hem de ortağı olduğunu, ortak sıfatına bağlı olarak kendisine genel kurul çağrısı yapıldığını ve dava konusu genel kurula da ortak sıfatıyla iştirak edip bazı kararlara karşı «olumsuz» oy kullanarak muhalif kaldığını belirtmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı şirketin 26.03.2012 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan davalı şirkete ait hisse senetlerinin 1 adedinin 1 kuruş olarak ihdas edilmesine dair kararın da iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davasını «kurucu intifa senedi» sahibi sıfatıyla açtığı, kurucu intifa senedi sahibinin «genel kurul kararlarının iptalini» talep hakkı olmadığı, davacının «ortaklık sıfatı» bulunmayıp ortak sıfatıyla katılmadığı bir genel kurulda alınan kararların iptalini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şirketin hisse senetlerinin 1 adedinin 1 kuruş olmasına dair kararın da davacının 100 «olumsuz» oyuna karşılık 49.756.183.382 oyla oyçokluğu ile alındığı, kararın altına davacının olumsuz görüşünü bildirdiği görülmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14641 E. 2016/6636 K.
Ortak:kar payı · kâr payı · ek tasfiye
İncelediğiniz kararda… ahkemece, 6762 sayılı TTK’nın 403. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 503 maddesinde " ... intifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemeyeceği ancak safi kazanca ve «tasfiye» neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları tanınabileceği"nin düzenlendiği, davacı işbu «genel kurul kararının iptali» davasını kurucu pay senedine dayalı olarak açtığından «anonim şirket» ortağı tarafından açılmış bir genel kurul kararının «iptali davası» bulunmadığı, davacının «ortaklık sıfatı» bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, davacının 6102 sayılı TTK'nın 503. ve 6762 sayılı TTK'nın 403. maddesinden kaynaklanan «kar payının» tahsilini genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta var olan sözleşme koşullarına göre talep etme hakkının her zaman mevcut olduğu, davacı açısından bağla …
Benzer bu karardaDava, kurucu intifa senedinden kaynaklanan «kar payı alacağının» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde ...bank...A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ...'ye devredildiği, ... ... kurulu kararı ile ...bank...A.Ş.'nin tamamının mülkiyetinin ...'ye geçmiş olup, davacının ortaklık hakkının kalmadığı ve bu nedenle «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında da belirtildiği üzere, ...bank...A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ...'ye devredilmesinin, bankaya karşı 3. kişi konumunda olan davacının kurucu intifa senetlerinden doğan «kar payı alacağını» istemesine engel teşkil etmez.
İntifa senetleri sahibine sadece «malvarlıksal» haklar sağlayan, pay senetlerinin aksine şirkette herhangi bir «payı» «temsil» etmeyen, «pay sahipliği» hakkı sağlamayan senetlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kurucu intifa senedi · kar payı alacağı · kâr payı alacağı · aktif husumet ehliyeti · pay sahipliği · malvarlığına ilişkin dava · aktif husumet · husumet ehliyeti
Benzer bu karardaDava, kurucu intifa senedinden kaynaklanan «kar payı alacağının» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde ...bank...A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ...'ye devredildiği, ... ... kurulu kararı ile ...bank...A.Ş.'nin tamamının mülkiyetinin ...'ye geçmiş olup, davacının ortaklık hakkının kalmadığı ve bu nedenle «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bank...A.Ş.' nin hisselerinin tamamının mülkiyetinin ...'ye geçmiş olup, davacının ortaklık hakkının kalmadığı, davalı bankaya kanunla devredilen ...bank...A.Ş.'nin kurucu intifa senedinden doğan davacının ortaklık hakkı sona erdiğinden «aktif husumet ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece somut uyuşmazlık yönünden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilip, inceleme yapılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken,anılan hususlar nazara alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İntifa senetleri sahibine sadece «malvarlıksal» haklar sağlayan, pay senetlerinin aksine şirkette herhangi bir «payı» «temsil» etmeyen, «pay sahipliği» hakkı sağlamayan senetlerdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1949 E. , 2015/7999 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 42. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/11/2012
NUMARASI 2012/109-2012/261
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12/11/2012 gün ve 2012/109 - 2012/261 sayılı kararı bozan Daire'nin 24/10/2014 gün ve 2013/13235 - 2014/16461 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalı şirkete ait anasözleşmenin 5. maddesinde 100 adet isme yazılı intifa senedi ihdas edilerek kuruluş sermayesindeki iştirak payları oranında kuruculara verildiğini, bu kapsamda 1 adet kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, anasözleşmenin 55. maddesine göre ayrılması gereken yedek akçe vd. kalemlerden sonra bakiye net karın %5'inin kurucu hisselerine verilmesi gerektiğini, ancak davalının 1992 yılından beri kurucu pay senedine ait her sene vermekte olduğu kâr payı miktarını kısıtlayarak verdiğini, oysaki anasözleşmede sermaye artırımı halinde kurucu intifa senetlerine verilecek kâr payı miktarının kısıtlanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, 26.03.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında 5 nolu gündem maddesi ile sermayedeki payların 1 kuruş itibari değerli olarak kabul edildiğini, bu kararın 5083 sayılı T.C.
Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanun ile paradan 6 sıfır silinmesi ve Borsada işlem gören hisse senetlerinin nominal değerinin 1 TL olması karşısında usulsüz olduğunu, kurucu intifa senedine verilecek kâr payında kısıntı yapılmasına dair alınan kararın da yasa ve anasözleşme hükümleri karşısında geçersiz olduğunu, kuruculara ödenecek kâr payının müktesep hak olduğunu, banka pay sahipleri genel kurulunun kurucuların rıza ve muvafakati olmadan kurucular aleyhine anasözleşmede değişiklik yapamayacağını, alınan kararlara muhalif kaldığını ileri sürerek, kurucu intifa senedine verilecek kâr payında kısıntı yapılmasına dair alınan kararın geçersiz olduğuna, banka anasözleşmesinin 5. maddesinde yapılan değişiklikte pay değerinin (bir kuruş) olarak kabulüne dair alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sermaye artırımlarında kurucu kâr payına arttırılan sermaye miktarı bakımından sınırlama getirilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 6762 sayılı TTK’nın 403. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 503 maddesinde " ... intifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemeyeceği ancak safi kazanca ve tasfiye neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları tanınabileceği"nin düzenlendiği, davacı işbu genel kurul kararının iptali davasını kurucu pay senedine dayalı olarak açtığından anonim şirket ortağı tarafından açılmış bir genel kurul kararının iptali davası bulunmadığı, davacının ortaklık sıfatı bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, davacının 6102 sayılı TTK'nın 503. ve 6762 sayılı TTK'nın 403. maddesinden kaynaklanan kar payının tahsilini genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta var olan sözleşme koşullarına göre talep etme hakkının her zaman mevcut olduğu, davacı açısından bağlayıcı olmayan genel kurul kararı, davalı şirket yönünden sadece bir irade açıklaması mahiyetinde olduğundan açılacak alacak davasında genel kurul kararının yerindeliğinin tartışılabileceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 24.10.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 09/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133573500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz