Haksız rekabetin tespiti ve men'i | Haksız rekabetin tespiti | Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/1898 E. 2015/7377 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iş sırrı↗ tbk 444↗ rekabet yasağı sözleşmesi↗ infazda tereddüt↗ rekabet yasağı↗ infaz↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ haksız rekabet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ortağı Yakup Şentürk’ün uzmanlık alanının muhasebe olmakla beraber henüz davacı şirket çalışanı iken davacı ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere davalı şirketi kurduğu, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacının ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı, diğer iddiaların ispatlanamadığı ya da koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlanıp TTK'nın 55/1/c/1,2 ve 3 ve 1/d maddeleri hükümleri uyarınca haksız rekabet ettiğinin tespitine, haksız rekabetinin önlenmesine, sair iddiaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ile men'i istemine ilişkindir. Mahkemece, hüküm fıkrasının 2'nci paragrafında "davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı" denilmek suretiyle haksız rekabetin varlığı kabul edilmiş ve bu şekilde oluşan haksız rekabetinin önlenmesine dair hüküm tesis edilmişse de, davalı şirketin yararlandığı, davacıya ait bilgi ve belgelerin, davacı ticari sırlarının neler olduğu, hangi üretim teknikleri ile satış stratejilerinin davalıda kullanıldığı hususunda gerek karar gerekçesinde, gerekse de hüküm fıkrasında bir açıklama yapılmaması suretiyle infazda tereddüde mahal verecek ve davalı şirketin tüm ticari faaliyetine engel olabilecek şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca yine mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 55/1/c/1, 2, 3 ve 1/d maddelerinin davalı şirket tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de bu maddelerden gösterilen şartların ne surette gerçekleştirildiğinin irdelenmemesi, hangi eylemlerin anılan maddedeki ihlallere sebebiyet verdiğinin belirtilmemesi, davacı şirketin muhasebe görevlisi olan Y. Ş. ile davacı arasında 818 sayılı BK'nın 348. (6098 sayılı TBK'nın 444.) maddesi kapsamında bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmamasının bu davaya etkisi hususunda bir değerlendirme yapılmaması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3116 E. 2019/7522 K.
Ortak:iş sırrı · rekabet yasağı · oy yasağı
İncelediğiniz karardaŞ. ile davacı arasında 818 sayılı BK'nın 348. (6098 sayılı TBK'nın 444.) maddesi kapsamında bir «rekabet yasağı sözleşmesinin» bulunmamasının bu davaya etkisi hususunda bir değerlendirme yapılmaması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… er henüz davacı şirket çalışanı iken davacı ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere davalı şirketi kurduğu, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacının ticari «sırrı» kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı, diğer iddiaların ispatlanamadığı ya da koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlanıp TTK'nın 55/1/c/1,2 ve 3 ve 1/d maddeleri hükümleri uyarınca «haksız rekabet» ettiğinin tespitine, haksız rekabetinin önlenmesine, sair iddiaların reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, hüküm fıkrasının 2'nci paragrafında "davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari «sırrı» kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı" denilmek suretiyle «haksız rekabetin» varlığı kabul edilmiş ve bu şekilde oluşan haksız rekabetinin önlenmesine dair hüküm tesis edilmişse de, davalı şirketin yararlandığı, davacıya ait bilgi ve belgelerin, davacı ticari sırlarının neler olduğu, hangi üretim teknikleri ile satış stratejilerinin davalıda kullanıldığı hususunda gerek karar gerekçesinde, gerekse de hüküm fıkrasında bir açıklama yapılmaması suretiyle «infazda tereddüde» mahal verecek ve davalı şirketin tüm ticari faaliyetine engel olabilecek şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» hükmünün kelepçe mahiyetinde olduğu, «çalışma hürriyetini» engellediği, davalının pozisyonu gereği ticari «sırra» vakıf olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki «rekabet yasağı» düzenlemesinin, görev sınırlaması yapılmaması nedeniyle «hakkaniyete» aykırı olduğu, bu nedenle rekabet yasağı düzenlemesinin «geçersiz» olduğu, davalının ticari «sırra» vakıf olabilecek pozisyonda bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · üretim sırları · çalışma hürriyeti · müşteri çevresi · hizmet akdi · delil değerlendirmesi · hakkaniyet · cezai şart
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK’nın 445/2. maddesi “Hâkim, aşırı nitelikteki «rekabet yasağını», bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmüne haiz olup, anılan madde hükmü ile 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir «geçersizliğin» öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakim …
Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “«rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmedeki «rekabet yasağı» hükmünün kelepçe mahiyetinde olduğu, «çalışma hürriyetini» engellediği, davalının pozisyonu gereği ticari «sırra» vakıf olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet aktinde yer alan «rekabet yasağına» ilişkin hükümlerin ihlali nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17613 E. 2015/2848 K.
Ortak:iş sırrı · rekabet yasağı sözleşmesi · rekabet yasağı · oy yasağı
İncelediğiniz karardaŞ. ile davacı arasında 818 sayılı BK'nın 348. (6098 sayılı TBK'nın 444.) maddesi kapsamında bir «rekabet yasağı sözleşmesinin» bulunmamasının bu davaya etkisi hususunda bir değerlendirme yapılmaması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… er henüz davacı şirket çalışanı iken davacı ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere davalı şirketi kurduğu, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacının ticari «sırrı» kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı, diğer iddiaların ispatlanamadığı ya da koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlanıp TTK'nın 55/1/c/1,2 ve 3 ve 1/d maddeleri hükümleri uyarınca «haksız rekabet» ettiğinin tespitine, haksız rekabetinin önlenmesine, sair iddiaların reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, hüküm fıkrasının 2'nci paragrafında "davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari «sırrı» kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı" denilmek suretiyle «haksız rekabetin» varlığı kabul edilmiş ve bu şekilde oluşan haksız rekabetinin önlenmesine dair hüküm tesis edilmişse de, davalı şirketin yararlandığı, davacıya ait bilgi ve belgelerin, davacı ticari sırlarının neler olduğu, hangi üretim teknikleri ile satış stratejilerinin davalıda kullanıldığı hususunda gerek karar gerekçesinde, gerekse de hüküm fıkrasında bir açıklama yapılmaması suretiyle «infazda tereddüde» mahal verecek ve davalı şirketin tüm ticari faaliyetine engel olabilecek şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerliliği için işçinin iş verenin müşterilerini «tanıma» veya iş sırlarına nüfuz etme imkanının bulunması ve işverenin de önemli ölçüde zarara uğraması ihtimalinin bulunması gerektiği, davacının faaliyet konusu olan fiber maddesinin beton gibi yaygın olarak kullanılan ve iş «sırrı» kapsamına girmeyen bir yapı malzemesi olduğu, bu yöne ilişkin davacı iş verenin yasanın öngördüğü korunabilir haklı bir menfaatinin bulunmadığı, öte yandan davalının davacının müşterilerine ait bilgilerini veya iş sırrının kullanarak davacıyı zarara uğrattığı iddiasının davacı tarafça kanıtlanamadığı, taraflar arasında düzenlenen «taahhütnamede» yer ve konu bakımından bir sınırlama yapılmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinin bu yönleri ile de «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · tanıma · geçersizlik · taahhütname · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerliliği için işçinin iş verenin müşterilerini «tanıma» veya iş sırlarına nüfuz etme imkanının bulunması ve işverenin de önemli ölçüde zarara uğraması ihtimalinin bulunması gerektiği, davacının faaliyet konusu olan fiber maddesinin beton gibi yaygın olarak kullanılan ve iş «sırrı» kapsamına girmeyen bir yapı malzemesi olduğu, bu yöne ilişkin davacı iş verenin yasanın öngördüğü korunabilir haklı bir menfaatinin bulunmadığı, öte yandan davalının davacının müşterilerine ait bilgilerini veya iş sırrının kullanarak davacıyı zarara uğrattığı iddiasının davacı tarafça kanıtlanamadığı, taraflar arasında düzenlenen «taahhütnamede» yer ve konu bakımından bir sınırlama yapılmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinin bu yönleri ile de «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, davalının vekili bulunmamasına rağmen kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden bahisle lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/1898 E. , 2015/7377 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/11/2014
NUMARASI 2014/359-2014/485
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/11/2014 tarih ve 2014/359-2014/485 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri medikal sektörde iştigal ettiğini, davalı şirketin kurucusu ve ortağı olan Y. Ş.'ün 2006-2012 yılları arasında müvekkilinde muhasebe görevlisi, muhasebe müdürü, mali müşavir olarak çalıştığını, 2012 yılı Ağustos ayında kendi bürosunu açmak için şirketten ayrıldığını, ancak bir süre sonra Y. Ş.'ün müvekkili ile aynı işi yapan davalı şirketin başına geçtiğinin öğrenildiğini, bu kişinin müvekkilinden gizlice edindiği bilgiler doğrultusunda davalının üretim yaptığını, davalının müvekkili ürünlerinin model ve beden ölçülerini, etiketlerini, ihale şartnamelerini, üretim kodlarını ve kılavuzlarını aynen kullandığını, müvekkilinin Eylül 2012'de patent başvurusunu yaptığı için henüz kataloguna ve internet sitesine dâhil etmediği "p.
t." isimli ürüne bile davalının internet sitesinde yer verildiğini, tüketicilerin yanlış bilgilerle yanıltıldığını, davalı şirket kurucusunun müvekkiline ait iş, faaliyet, üretim vs. yönünden önem taşıyan, teklif, hesap ve planlara kolayca ulaştığını, bunlardan izinsizce yararlandığını, davalı şirketin bir kısım kuruluşların logolarını kopyalayıp yapıştırmak suretiyle sertifikalar elde ettiğini, tüm bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile men'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, medikal ürünlerin satış ve pazarlamasında davacının tekel hakkının bulunmadığını, müvekkili şirket ortağı Y. Şe.'ün kendi adına vergi levhasıyla mali müşavirlik yaptığını, kanunda şirketten ayrılan bir kişinin başka bir şirkete ortak olamayacağına dair bir hükme yer verilmediğini, haksız rekabete ilişkin bir sözleşmenin imzalanmadığını, ürünlerin uluslararası normlara ve TSE standartlarına göre üretildiğini, serbest piyasa koşullarında her firmanın fiyat politikasını belirleyebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ortağı Yakup Şentürk’ün uzmanlık alanının muhasebe olmakla beraber henüz davacı şirket çalışanı iken davacı ile aynı alanda faaliyet göstermek üzere davalı şirketi kurduğu, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacının ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı, diğer iddiaların ispatlanamadığı ya da koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlanıp TTK'nın 55/1/c/1,2 ve 3 ve 1/d maddeleri hükümleri uyarınca haksız rekabet ettiğinin tespitine, haksız rekabetinin önlenmesine, sair iddiaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ile men'i istemine ilişkindir. Mahkemece, hüküm fıkrasının 2'nci paragrafında "davalı şirketin ticari faaliyetlerinde davacı şirketin ticari sırrı kapsamındaki bilgi ve belgelerden yararlandığı" denilmek suretiyle haksız rekabetin varlığı kabul edilmiş ve bu şekilde oluşan haksız rekabetinin önlenmesine dair hüküm tesis edilmişse de, davalı şirketin yararlandığı, davacıya ait bilgi ve belgelerin, davacı ticari sırlarının neler olduğu, hangi üretim teknikleri ile satış stratejilerinin davalıda kullanıldığı hususunda gerek karar gerekçesinde, gerekse de hüküm fıkrasında bir açıklama yapılmaması suretiyle infazda tereddüde mahal verecek ve davalı şirketin tüm ticari faaliyetine engel olabilecek şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca yine mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 55/1/c/1, 2, 3 ve 1/d maddelerinin davalı şirket tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de bu maddelerden gösterilen şartların ne surette gerçekleştirildiğinin irdelenmemesi, hangi eylemlerin anılan maddedeki ihlallere sebebiyet verdiğinin belirtilmemesi, davacı şirketin muhasebe görevlisi olan Y. Ş. ile davacı arasında 818 sayılı BK'nın 348. (6098 sayılı TBK'nın 444.) maddesi kapsamında bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmamasının bu davaya etkisi hususunda bir değerlendirme yapılmaması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/133025300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz