6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararı olmadan mahkemeden kâr payı talebi reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1467 E. 2021/1794 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Anonim şirketlerde kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesi, TTK 408/d gereği münhasıran genel kurulun yetkisinde olan bir husustur; ortaklar bu konuda gündem oluşturup genel kurul kararı almadan, mahkemeden genel kurul yerine geçerek doğrudan kâr payı (kira alacağı, demirbaş satış bedeli dahil) ödenmesine karar verilmesini talep edemezler. Ayrıca eldeki davadan sonra açılan bir genel kurul kararı iptali davası, önceki tarihli davada bekletici mesele yapılmaz. Arabuluculuk sürecinde, taraflar arasındaki başkaca davalar nedeniyle toplantıya katılmanın faydalı olmayacağı gerekçesiyle katılmama, 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11. maddesi kapsamında geçerli bir mazeret sayılmaz; bu durumda katılmayan taraf yargı giderinden sorumlu tutulur, lehine vekalet ücretine hükmedilmez ve arabuluculuk ücretinin ondan tahsiline karar verilir.

Ele alınan sorunlar

Kâr payı, kira geliri ve demirbaş satış bedelinin doğrudan mahkemeden talep edilmesi → ret

İddia: Davacılar vekili; hükümde taleplerin karşılanmadığını, kira alacağı ve şirket demirbaş gelirinin tespiti için keşif yapılması gerektiğini, bilirkişi raporlarına itibar edilmemesi gerektiğini, ortakların kâr payının mali haklardan olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Anonim şirketlerde TTK'nun 408/d maddesi uyarınca finansal tablolara, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine dair kararların alınması şirket genel kurulunun yetkisindedir. Davacıların kira alacağının ve satılan demirbaş bedellerinin paydaşlara payları oranında dağıtılması istemleri kâr payı kapsamında değerlendirilmelidir. Dava açılmadan evvel yapılan genel kurullarda ortaklara kâr payı dağıtılması konusunda herhangi bir karar alınmadığı, davadan evvel kâr payı dağıtılması konusunda gündem oluşturularak bir toplantı da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacıların kâr payı dağıtımı yapılması talepli genel kurul kararı alınmasını sağlayıcı yola başvurmadan mahkemeden genel kurul yerine geçerek karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmakla, davacılar vekilinin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel kurul kararı iptali davasının bekletici mesele yapılması talebi → ret

İddia: Davacılar vekili; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/353 esas sayılı dosyasında görülen 01.07.2020 tarihli genel kurul kararının iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Anılan iptal davası eldeki davanın açılmasından sonra yapılan genel kurul kararının iptali istemiyle açılmış olduğundan, bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Arabuluculuk toplantısına katılmama nedeniyle yargı gideri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücreti sorumluluğu → ret

İddia: Davalı vekili; arabuluculuk davetinin usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek hükmün yargı gideri ve arabuluculuk ücreti bakımından düzeltilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davacıların arabulucuya başvurusu neticesinde, arabulucu tarafından davalı şirketin münferit yetkilisine telefondan ulaşıldığı, ancak yetkilinin davacılar ile aralarında başkaca davaların bulunmasından dolayı toplantıya katılmasının faydası olmayacağını bildirerek toplantıya katılmadığı ve telefon görüşmesini sonlandırdığının resmi evrak niteliğindeki arabuluculuk toplantı tutanağında kayıt altına alındığı anlaşılmaktadır. Arabuluculuk toplantısından usulünce bilgilendirilen davalı şirket yetkilisinin toplantıya katılmadığı ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-11. maddesi uyarınca geçerli bir mazereti olmadan toplantıya katılmadığı anlaşılmakla, davalının yargı giderinden sorumlu tutulmasında, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde ve arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kâr payı ve kazanç paylarının belirlenmesinin genel kurulun münhasır yetkisinde olduğu, genel kurul kararı alınmadan bu tür alacakların doğrudan mahkemeden talep edilemeyeceği ve arabuluculuk toplantısına taraflar arasındaki başka davalar nedeniyle katılmamanın geçerli mazeret sayılmayacağı yönündeki tespitler bakımından emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Kâr payı ve kazanç paylarının belirlenmesine dair genel kurul kararının alınması, bu tür alacakların dava yoluyla talep edilebilmesi için dava şartı niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı genel kurulun devredilemez yetkisi dava şartı bekletici mesele arabuluculuğa katılmama arabuluculuk son tutanağı yargı gideri vekalet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 408/dTTK 616 (1/e) · 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — 6325 sayılı Kanun 18/A-11

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1467

KARAR NO 2021/1794

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/01/2021

NUMARASI 2020/190 Esas-2021/23 Karar

DAVA

Ticari Şirket

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/12/2021

Davanın usulden reddine dair kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ;... ve ...'nin kardeş olduğunu, davalı aile şirketi ... AŞ'nin hem kurucu ortağı hem de pay sahipleri olduğunu, ... tarafından davacılara şirket kayıtları hakkında hiç bilgi verilmediğini, tüm yıllarda kâr payı dahil herhangi bir bedel ödenmediğini, gelinen aşamada; 2016 yılında ...'nin vefatıyla birlikte pay oranının çoğunluğunu oluşturmaları nedeniyle şirket; ...'nin murislerinin kontrolüne geçtiğini, tespit ile birlikte bugüne kadar hiç dağıtılmamış olan kira alacaklarının tahsili ile hisse sahiplerine payları oranında dağıtılması gerektiğini, davalı şirketin tüm ticari kayıtların incelemeye açılması için Üsküdar ... Noterliği ... yevmiye no'lu ihtarname 15.11.2019 tarihinde keşide edilmişse de davalı şirket yetkilileri tarafından cevap verilmediğini davalı şirket mülkünün kira gelirlerinin davacılar hisseleri oranında tespiti ile birikmiş kira gelirlerinin davacılara ödenmesini, davalı şirket demirbaşlarının satışından elde edilen gelirlerin davacılara hisseleri oranında verilmesini, yıllara dayalı şirket hissedarlığından doğan ödenmemiş tüm alacakların ;

belirlenerek şimdilik 100.000- TL 'nin davalı şirketten alınarak davacılara verilmesini, 6325 sayılı kanunun. 18/A ' maddesi uyarınca yargı giderinin tamamının davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ;davalı şirkete çıkartılan tebligatın usulsüz olduğunu, arabuluculuk sürecinin hukuka aykırı olup, dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davaya karşı cevap süresinin,davanın öğrenildiği 23.09.2020 tarihi itibariyle başladığı dikkate alındığında; işbu davada ileri sürülen talebin de dava zamanaşımı nedeniyle kısmen reddi gerekeceğini, çünkü, bilindiği üzere; TBK.nun 147.madde uyarınca dava dilekçesi ile talep edilen alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabii olup;5 yıldan eski alacak taleplerine zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ... vefatından sonra , davacıların davalı şirket lehine yapılan her girişimi baltalamaya; yönetici ortaklara sorun çıkarmaya; bir takım haksız ve mesnetsiz talepler ileri sürmeye ve davalar açmaya başladıklarını, davanın öncelikle usul yönünden, aksi halde esasdan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

T.T.K.'nun 616 (1/e) maddesi hükmü uyarınca dava konusu edilen kâr payı talebi şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında olduğu, şirket genel kurul tarafından ortaklara kâr payı yönünde olumlu veya olumsuz bir karar alınmadığı, bu alacaklar için doğrudan dava açılarak mahkeme tarafından hükmedilmesi talep edildiği,mahkemenin genel kurul yerine geçerek doğrudan ortaklara kâr payı ödenmesine karar verilmesinin mümkün olmadığı,bu konuda yetkili kurul tarafından alınan kararın dava şartı olup , dava şartının oluşmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine, arabuluculuk görüşmelerine davalının katılmadığı, mazeret de bildirmediğinden HUAK nun 18/A maddesi ile yönetmeliğin 25 ve 26/2.

maddeleri gözetilerek yargı giderinden davalı sorumlu tutulmuş, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ve dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacılar vekili; hükümde taleplerin karşılanmadığını, kira alacağı, şirket demirbaş gelirinin tesbiti için keşif yapılması gerekirken yapılmadığını, İstanbul Anadolu 2. ATM sinin 2020/353 esas sayılı dosyada 01.07.2020 tarihli genel kurul karar iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, ticari tespitlere dair keşif yapılmadan ve davalı vekili ikrarına rağmen düzenlenen bilirkişi raporlarına itibar edilmemesi gerektiğini, ortakların kar payının mali haklardan olduğunu, kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili ; Arabuluculuk davetinin usulune uygun yapılmadığını ileri sürerek hükmün yargı gideri ve arabuluculuk ücreti bakımından düzeltilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalı şirketin işleyişi ile ilgili bilgi alma ve inceleme hakkının kullanımı kapsamında, davacının şirketteki ortaklık payı oranında kâr payı dağıtımı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesiyle hissedarlık nedeniyle ödenmemiş tüm alacakların tesbiti-tahsili tahsili, kira alacağının paylar oranında tahsili ile demirbaş satışından elde edilen gelirin paylar oranında verilmesi istemine ilişkindir. Anonim şirketlerde TTK nun 408/d-maddesinde ''finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun yetkisindedir.

"Davacıların kira alacağının, satılan demirbaş bedellerinin paydaşlara payları oranında dağıtılması 'istemleri kar payı kapsamında değerlendirilmelidir. Dava açılmadan evvel yapılan genel kurullarda ortaklara kar payı dağıtılması konusunda her hangi bir kararın alınmadığı, davadan evvel kar payı dağıtılması konusunda gündem oluşturularak bir toplantı da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacılar vekili 1.7.2020 tarihi nde yapılan genel kurulda alınan kararların iptali için İstanbul Anadolu 2 ATM nin 2020/353 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürülmekte ise de ,anılan davanın eldeki davanın açılmasından sonra yapılan genel kurul kararının iptali istemiyle açılmış olduğundan bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamakadır.Davacıların kar payı dağtğmğ yapılması talepli genel kurul kararı alınmasını sağlayıcı yola başvurmadan mahkemeden genel kurul yerine geçerek karar verilmesi talep edildiği anlaşılmakla, davacılar vekilinin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Somut olayda, davacıların arabulucuya başvurusu neticesinde ,arabulucu tarafından davalı şirketin münferit yetkilisi ...' ye .. numaralı telefondan ulaşıldığı ancak davacılar ile aralarında başkaca davaların bulunmasından dolayı toplantıya katılmasının faydası olmayacağını bildirerek toplantıya katılmadığı ve telefon görüşmesini sonlandırdığının kayıt altına alındığı, resmi evrak niteliğindeki arabuluculuk toplantı tutanağından anlaşılmaktadır.Arabuluculuk toplantısından usulünce bilgilendirilen davalı şirket yetkilisinin toplantıya katılmadığı anlaşılmaktadır.Davalının 6325 sayılı kanunun 18/A-11. Maddesi uyarınca geçerli bir mazereti olmadan toplantıya katılmadığı anlaşılmakla davacının yargı giderinden sorumlu tutulmasında, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde ve arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; istinaf nedenleri yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Taraflarca yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/12/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/132598 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1668 E. 2023/5044 K. · Onandı

Genel kurul kararı olmadan ortak, mahkemeden doğrudan kâr payına hükmedilmesini isteyemez

Gerekçe özeti

Kâr payı ve kazanç paylarının belirlenmesi genel kurulun devredilemez yetkisinde olduğundan, genel kurulca alınmış bir karar bulunmadan ortaklar mahkemeden doğrudan kâr payına hükmedilmesini isteyemez; bu yönde bir genel kurul kararının varlığı dava şartıdır. Ayrıca ilk arabuluculuk toplantısına geçerli mazereti olmadan katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tümünden sorumlu olur (6325 s.K. 18/A).

Emsal değeri

Genel kurul kararı olmaksızın doğrudan kâr payı davası açılamayacağı (dava şartı) ile arabuluculuk toplantısına mazeretsiz katılmayan tarafın gider sorumluluğu yönünden emsaldir.

Kavramlar: kâr payı genel kurulun devredilemez yetkileri dava şartı bekletici mesele zorunlu arabuluculuk yargılama gideri sorumluluğu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/1668 E.  ,  2023/5044 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1467 Esas, 2021/1794 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/190 E., 2021/23 K.

Taraflar arasındaki şirket payının dağıtılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ... ve ...'nin kardeş olduğunu, davalı aile şirketi Alpiba Metal San. ve Tic. A.Ş.'nin hem kurucu ortağı hem pay sahipleri olduklarını, şirketin, vefat eden pay sahiplerinden biri ve temsilcisi olan ... ... tarafından davacılara şirket kayıtları hakkında, keşide edilen ihtarnameye rağmen bilgi verilmediğini, 2016 yılında ... ...'nin vefatıyla birlikte şirketin kontrolünün pay oranının çoğunluğunu oluşturmaları nedeniyle ... ...'nin murislerinin geçtiğini, tüm yıllarda kâr payı dahil müvekkillerine herhangi bir bedel ödenmediğini, müvekkillerinin şirket ticari defter kayıtları ve şirket işleyişi hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadıklarını ileri sürerek şirket kayıtlarının celbi ile davalı şirket mülkünün kirasından elde edilen birikmiş kira alacaklarının, şirket demirbaşlarının satışından elde edilen satım bedellerinin, şirket hissedarlığından doğan ödenmemiş tüm alacakların tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin (A) bendi uyarınca vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk sürecinin hukuka aykırı olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davada ileri sürülen talebin kısmen zamanaşımına uğradığını, davacıların şirketten alacaklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, yıl sonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanmasının, kâr payı hakkında kazanç verilmesinin, kazanç paylarının belirlenmesinin genel kurula ait görevler ve devredilemez yetkiler arasında sayıldığı, davacıların ortaklık sıfatına bağlı olarak davalı şirketten kâr payı ödenmesi taleplerinin olduğu, dava konusu edilen kâr payı talebi, şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında olup şirket genel kurul tarafından ortaklara kâr payı yönünde olumlu veya olumsuz bir karar alınmadığı, ortaklara ödenecek kâr payı ve diğer ödemelerin ortaklık payından kaynaklandığı, kâr payı ve ortaklara maaş ödenmesi gibi konularda karar alındığına dair ticaret sicil kayıtlarında bir belge görülmediği, davacı tarafça kâr payı konusunda davalı şirket tarafından alınmış bir karar dava konusu edilmeyip bu alacaklar için doğrudan Mahkeme hükmünün talep edildiği, Mahkemenin genel kurul yerine geçerek, doğrudan, ortaklara kâr payı verilmesi konusunda karar vermesinin mümkün olmadığı, davacının bu alacak talepleri yönünden doğrudan dava açma hakkının bulunmadığı, ancak genel kurul tarafından alınmış bir kararın dava konusu edilebileceği, bu konuda yetkili kurul tarafından alınmış kararın dava şartı olduğu, davacı tarafça bu nitelikte bir kararın bulunduğu iddia edilmediği gibi dosyada bu yönde bir delil olmadığı, her ne kadar dava reddedilmiş olsa da dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak yapılan arabuluculuk görüşmelerine davalının katılmadığı, mazeret de göndermediği anlaşıldığından 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin (A) bendi ile ile 02.06.2018 tarihli ve 30439 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 25 inci ve 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası gözetildiğinde yargılama giderlerinden davalı tarafın sorumlu olduğu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği, dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydı gerektiği gerekçesiyle davanın ortaklık sıfatına bağlı olarak kâr payı talebi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık ile gerekçeli kararda yer verilen uyuşmazlık noktalarının aynı olmadığını, gerekçeli kararda ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık noktalarının değerlendirilmediğini, kararda sadece ortaklık payı talep edilmiş gibi gerekçe yazıldığını, şirket merkezinde keşif yapılmadığını, demirbaşların durumunun değerlendirilmediğini, müvekkilleri tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılmış 01.07.2020 tarihli genel kurul kararının iptali davası bulunduğunu ve o davada müvekkilleri lehine doğan alacak hakkının işbu dosyada alınan bilirkişi raporunda belirtilen 5 yılı kapsadığını, bahsekonu genel kurul kararının iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, talepleri incelenmeden, rapora itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olmadığını arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi hükmünün düzeltilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, 6102 sayılı Kanun'un 408 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre anonim şirketlerde finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınmasının şirket genel kurulunun yetkisinde olduğu, davacıların kira alacağının, satılan demirbaş bedellerinin paydaşlara payları oranında dağıtılması istemlerinin kâr payı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dava açılmadan evvel yapılan genel kurullarda ortaklara kâr payı dağıtılması konusunda herhangi bir kararın alınmadığı, davadan evvel kâr payı dağıtılması konusunda gündem oluşturularak bir toplantı da yapılmadığı, 01.07.2020 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların iptali için açılan davanın eldeki davanın açılmasından sonra yapılan genel kurul kararının iptali istemiyle açılmış olduğu, bu sebeple bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı, davacıların kâr payı dağıtımı yapılması talepli genel kurul kararı alınmasını sağlayıcı yola başvurmadan mahkemeden genel kurul yerine geçerek karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, davalı vekilinin istinafına gelince;

davacıların arabulucuya başvurusu neticesinde, arabulucu tarafından davalı şirketin münferit yetkilisi ...' ye 0544 ... numaralı telefondan ulaşıldığı ancak davacılar ile aralarında başkaca davaların bulunmasından dolayı toplantıya katılmasının faydası olmayacağını bildirerek toplantıya katılmadığı ve telefon görüşmesini sonlandırdığının kayıt altına alındığının, resmi evrak niteliğindeki arabuluculuk toplantı tutanağından anlaşıldığı, arabuluculuk toplantısından usulünce bilgilendirilen davalı şirket yetkilisinin toplantıya katılmadığı, davalının 6325 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (A) bendinin 11 inci alt bendi uyarınca geçerli bir mazereti olmadan toplantıya katılmadığı anlaşıldığından davacının yargı giderinden sorumlu tutulmasında, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde ve arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince davacı taleplerinin tümünün kâr payı olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, zira şirket demirbaşlarının şirket varlığı olduğunu ve davalı şirket tarafından şirket malvarlığının toptan satışı konusunda herhangi bir karar alınmaksızın satış yapıldığını, istinaf mahkemesince bekletici mesele yapılmasına gerek görülmeyen davaya konu genel kurulda ortaklık hakkının işbu davada dava konusu edilen dönemi de kapsadığını, dosyada alınan bilirkişi raporu ile şirket işlemlerindeki usulsüzlükler tespit edildiğinden esasa yönelik karar verilmesi gerektiğini, gayrifaal durumda olan şirketin demirbaşlarının keşfen incelenmediğini, bilirkişi raporuna göre yıllarca sabit olan cihaz bedelinin bir anda önemli miktarda azalmasının sebebinin araştırılmadığını, dava dilekçesindeki talepleri incelenmeksizin 2.

celsede karar verildiğini, ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık ile gerekçeli kararda yer verilen uyuşmazlık noktalarının aynı olmadığını, müvekkillerinin nisbi müktesep kâr payı hakkının yerel mahkeme tarafından şirket arazisinin kiraya verilmesi ile gelen kira bedellerinin dağıtılmaması ile bir tutulduğunu, bilirkişi raporuna ve dosyaya sunulan bir kısım evraka itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; davalı şirketin işleyişi ile ilgili bilgi alma ve inceleme hakkının kullanımı kapsamında, davacının şirketteki ortaklık payı oranında kâr payı dağıtımı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesiyle hissedarlık nedeniyle ödenmemiş tüm alacakların tesbiti-tahsili, kira alacağının paylar oranında tahsili ile demirbaş satışından elde edilen gelirin paylar oranında verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 616, 408 inci maddeleri.

3. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.