6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Protokole taraf olmayan asıl borçlunun kefile iade edilen tutarı isteyemeyeceği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1509 E. 2023/1908 K. · · İlk derece: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Davacının nitelemesi: Tazminat (Karşı Dava) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Borç tasfiye protokolüne taraf olmayan asıl borçlu, protokol kapsamında alacaklı tarafından müteselsil kefile iade edilen bir tutarı, o protokole dayanarak alacaklıdan talep edemez; talep hakkı protokolün tarafı olan kefile aittir. Ayrıca, borcu müteselsil kefil tarafından ödenmiş olan asıl borçlu, kendisine henüz rücu edilmediği sürece fazla ödeme veya faiz iddiasıyla dava açamaz. Öte yandan, HMK 132 uyarınca cevap dilekçesi süresi içinde açılan karşı davalarda, asıl davada arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olsa da, karşı dava için ayrıca arabuluculuğa başvurma dava şartı aranmaz.

Ele alınan sorunlar

Borç tasfiye protokolüne taraf olmayan asıl borçlunun protokol kapsamında iade edilen tutarı talep edip edemeyeceği (menfi tespit) → ret

İddia: Davalı-karşı davacı vekili, asıl davada cevap dilekçesindeki delillerin toplanmadığını ve davanın dava dışı kişi ile banka arasındaki ilişki gibi değerlendirilerek eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takibe dayanak yapılan protokol, banka ile davalı şirkete kullandırılan kredilerden kaynaklı alacağın müşterek borçlu ve müteselsil kefili olan kişi arasında düzenlenmiştir; davalı şirket bu protokolde taraf değildir. Banka tarafından davalının bankaya olan kredi borçlarının ödendiği kabul edilmiştir. Protokol hükmü uyarınca, borçtan mahsup edilmek üzere bankaya ciro ve tevdi edilen üçüncü kişilere ait senetlerden protokol tarihine kadar tahsil edilen tutarın, kefilin talimatı ile üçüncü kişiye ödendiği sabittir. Davalının banka nezdinde borcu kalmamış olup bu konudaki talep hakkı kefile geçtiğinden, davalının taraf olmadığı protokole dayanarak hak iddia etmesi mümkün değildir. Protokolde davalı şirketin borç miktarının bankaya ödendiği, asıl borçluya verilen senetlerden yapılan tahsilatın asıl borçlu tarafından yapıldığı, davalının bankaya borçlu olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığından, asıl borçlunun borcuna karşılık ödediği tutarı alacaklıdan geri istemesi yasal görülmemiştir. Borç tasfiye protokolü ile müteselsil kefil tarafından borcun tamamı ödenmiş, kefile daha evvel tahsil edilmiş senetlerden elde edilen miktarın protokol gereği kefile iadesi kararlaştırılmış ve banka bu tahsilatı kefilin bildirdiği hesaba ödemiştir. Talep hakkı protokolden kaynaklanmakta olup, protokoldeki ödeme yükümlülüğü banka tarafından müteselsil kefile karşı yerine getirilmiştir; asıl borçluya iade edilmesi gereken bir miktar bulunmamaktadır. Alacaklı banka, asıl borçlu şirketten yapılan tahsilatı düşerek az tahsilat yapmak yerine, borcun tamamını tahsil ettikten sonra bir kısım iade borcu altına girmiş ve bu miktarı müteselsil kefile iade etmiştir. Buna göre davalının davacıdan iadesini talep edebileceği bir ödemesi bulunmadığından asıl davanın kabulü isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Süresinde cevap dilekçesiyle birlikte açılan karşı davada arabuluculuk dava şartının aranıp aranmayacağı → kabul

İddia: Davalı-karşı davacı vekili, karşı davada arabuluculuğa gidilmesinin gerekmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Karşı dava, HMK 133. madde uyarınca süresinde verilen cevap dilekçesi ile birlikte açılmış olup asıl davada arabuluculuk şartı yerine getirilmiştir. HMK 132. maddedeki koşulların gerçekleşmesi halinde karşı dava açma hakkı kanunen tanınan bir hak niteliğinde olduğundan, cevap dilekçesi süresi içinde açılan karşı davada arabuluculuğa gitme şartı aranmaz. Bu nedenle mahkemenin arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle verdiği karar doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Borcu müteselsil kefil tarafından ödenmiş asıl borçlunun, henüz kendisine rücu edilmeden fazla ödeme/faiz talebiyle dava açıp açamayacağı (karşı dava esası) → ret

Gerekçe: Asıl borçlu şirketin borcu müteselsil kefil tarafından ödenmiş olduğundan, asıl borçlu tarafından yapılan bir fazla ödemeden söz edilemez. Alacaklı bankanın haklarına müteselsil kefil halef olmuştur. Kredi borcu banka nezdinde sönmüş olup ödemeyi davalı yapmamış ve henüz kendisine rücu edilmemiş olduğundan, fazla ödeme, faiz ve ferileriyle ilgili dava açılamaz. Bu nedenle sonucu itibariyle karşı davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Cevap dilekçesi süresi içinde açılan karşı davalarda arabuluculuk dava şartının aranmayacağına ilişkin tespit ve borcu ödeyen müteselsil kefile halefiyet yoluyla geçen talep hakkının protokole taraf olmayan asıl borçlu tarafından ileri sürülemeyeceğine ilişkin değerlendirme, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Süresinde verilen cevap dilekçesiyle birlikte açılan karşı davada, asıl davada arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olsa da, karşı dava için ayrıca arabuluculuğa başvurma dava şartı aranmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası müteselsil kefalet halefiyet borç tasfiye protokolü karşı dava arabuluculuk dava şartı kötü niyet tazminatı rücu hakkı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 132HMK 133

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1509

KARAR NO 2023/1908

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/03/2021

NUMARASI 2019/160 Esas - 2021/214 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

KARŞI DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/12/2023

Asıl davanın kabulüne-karşı davanın reddine ilişkin verilen kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında asıl borçlu iken müşterek borçlu/müteselsil kefil olan ... ( Kendine asaleten, ... Tic. AŞ ile ... AŞ adına Yetkili Temsilci sıfatıyla) tarafından dosya borcunun ödenmesi konusunda banka ile 19.1.2009 tarihli Borç Tasfiye Protokolü imzalandığını, davalı şirketin borcunu ödeyen ...'nin bu borç için ... AŞ nin haklarına halef olduğunu, Protokolün 3.4 maddesi uyarınca ... tarafından tahsil edildiğinde borçtan düşülmek üzere bankaya tevdi edilen 3. kişilere ait ait olan bonolardan 28.5.2008 tarihinden protokol tarihine kadar tahsil edilen 14.310,99- TL'nin ... 'ye iade edileceğinin kararlaştırıldığını, bu paranın ... 'nin 22.9.2009 tarihli yazılı talimatı gereği ...

Tic. A.Ş. adına hesap açılarak ödendiğini,tasfiye protokülünde ...'nın taraf olmadığını, ancak davalı tarafça bu alacağa dayanılarak İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/282 D.İş ile tedbir kararı alınıp teminat bedelinin 13.2.2019 tarihinde takip dosyasına yatırıldığını , bankanın davacıya borcunun olmadığını ileri sürerek İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine ,davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, icra takibinin genel kredi sözleşmesi uyarınca fazla ödeme nedeniyle yapıldığını savunarak asıl davanın reddine karar verilmesini istemiş; Karşı dava ile de, taraflar arasında imzalanmış GKS olduğunu , 19.1.2009 tarihli protokol ile kefillerden ...'nin bütün borcu ödeyip alacaklının kanuni halefi olduğunu, Halefiyet haklarının kullanımındaki aksaklıklar nedeniyle banka ile ... arasında İstanbul 18. ATM nin 2018/908 ,9. ATM nin 2018/1042 sayılı dava dosyalarının olduğunu, öncelikle davanın bunlarla birleştirilmesini istediğini, bankanın aldığı Menkul Rehni, Kambiyo Senetleri buna benzer teminatlardan tahsil edilmiş miktarlar ve kendileri tarafından çeşitli tarihlerde yapılan ödemelerin ve yapılan faiz hesaplamalarının yasaya aykırı olduğu ileri sürerek belirsiz alacak ve tazminat talebinin kabulü ile davaların birleştirilmesini, tazminat ve alacak oluştuğu tarihten geçerli olarak davacı-karşı davalının ...

uyguladığı oran ve metotla faize hükmedilmesini istemiş, bilahare birleştirme talebinden vazgeçtiğini bildirmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalının davacı Bankanın kredili müşterisi olup taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine, dava dışı ... ile ... AŞ ile ... AŞ nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, davalıya krediler kullandırıldığını, davalının borçlarını ödeyememesi üzerine İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalı ile kefillerin itiraz ettiğini, banka tarafından İstanbul 6. ATM nin 2008/447 esas sayilı dosyasında itirazın iptali ve İstanbul 14. ATM nin 2008/213 sayılı dosyasında tasarrufun iptali davaları açıldığını,kefil ... ile davacı banka arasında 19.1.2009 tarihli borç tasfiye Protokolünün imzalandığı, bankanın protokolün 3/4 maddesi uyarınca 14.310,99 -TL lik ödemeyi , davalının borçlarını ödeyerek banka alacağına halef olan ...'nin talimatı ile 22.1.2009 tarihinde 3.

kişiye ödendiği, davalının bu protokolde taraf olmadığı,bilirkişi raporu ile bankanın borçlu olmadığının anlaşıldığı,davacının şahsen sorumlu olmadığını bilmesine rağmen takip başlatan davalı - karşı davacının kötüniyetli olduğu, karşı dava yönünden davanın arabuluculuğa başvurulmadan açılmış olması nedeniyle dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, davacı -karşı davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, teminatın faiziyle iadesine ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacağın %20 si 2.862- TL kötü niyet tazminatının davalı- karşı davacıdan alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı- Karşı davacı Vekili; asıl davada cevap dilekçesindeki delillerin toplanmadığını, davanın dava dışı ... ile banka arasında gibi değerlendirildiğini, karşı davada arabuluculuğa gidilmeyeceğini ileri sürerek eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava davalı tarafından protokolde davalının borçlarını ödeyen müteselsil kefile bir miktar paranın iadesi yapıldıktan sonra davalı tarafından aynı miktarın tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, karşı dava bankaya yapılan ödemelere faiz uygulanmaması nedeniyle fazla ödemelerin oluştuğu tarihten faizi ile karşı davalı bankadan tahsili talebine ilişkindir. Davalı ... AŞ tarafından davacı banka aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile Borç tasfiye Protokolündeki ödenecek tutar olduğu belirtilerek 14.310-TL asıl alacak ve 12.882,53 -TL değişen oranlarda (19.1.2009 faiz başlangıcı olarak) kanuni faizi ile tahsili talebiyle icra takibi yapıldığı, takibe dayanak yapılan 19.1.2009 tarihli Protokolün 818 sayılı Borçlar Kanunun yürürlükte iken 496 vd maddeleri uyarınca davacı banka ile dava dışı borçlu ...

AŞ .ye kullandırılan kredilerden kaynaklı alacağın müşterek borçlu ve müteselsil kefili olan ... arasında düzenlendiği, davalının protokolde taraf olmadığı, davacı banka tarafından davalının bankaya olan kredi borçlarının ödendiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Protokol 3.4. Maddesinde ... tarafından borçtan mahsup edilmek üzere bankaya ciro ve tevdi edilen 3. Kişilerin borçlu olduğu senetlerden 28.5.2008 tarihinden protokol tarihi 19.1.2009 tarihine kadar tahsil edilen 14.310,99- TL nin protokol hükmü uyarınca ...'nin talimatı ile 22.1.2009 tarihinde ... Firmasına ödendiğı sabittir. Davalı bu alacağın protokol tarihinden faizi ile tahsili için icra takibini yapmıştır. Davalının banka nezdinde borcu kalmamış olup bu konudaki talep hakkı kefil ...

'ye geçtiğinden ve davalının taraf olmadığı protokole dayanarak hak iddia etmesi mümkün olmadığından mahkemece bu konuda verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Protokolde davalı şirketin borç miktarının alacaklı davacı bankaya ödendiği ,asıl borçlunun alacaklıya verilen senetlerden yapılan tahsilatın asıl borçlu tarafından yapıldığı ,davalının bankaya borçlu olduğu hususunda bir ihtilaf olmadığından asıl borçlunun borcuna karşılık ödediği tutarı alacaklıdan geri istemesi yasal görülmemiştir.Ne varki borç tasfiye protokolü ile müteselsil kefil tarafından borcun tamamı ödenmesi, müteselsil kefile de daha evvel tahsilatı yapılan senetlerden elde edilen icra takibine konu edilen miktarın protokol gereği müteselsil kefile iadesi kararlaştırılmış ,alacaklı banka tarafından protokole uyularak tahsil ettiği miktarı müteselsil kefilin bildirdiği hesaba ödenmiştir.Bu durumda talep hakkının protokolden kaynaklandığı ,protokoldeki ödeme yükümlülüğünün banka tarafından müteselsil kefile karşı yerine getirildiği,asıl borçluya iade edilmesi gereken bir miktar bulunmadığı ,alacaklı banka asıl borçlu şirketten yapılan tahsilatı düşerek anılan miktar kadar az tahsilat yapma yerine protokolde borcun tamamı tahsil edildikten sonra bir kısım iade borcu altına girmiş bu miktarda müteselsil kefile iade edilmiştir.

Buna göre davalının davacıdan iadesini talep edebileceği bir ödemesi olmayıp .asıl davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Karşı dava yönünden; karşı davanın HMK 133 maddesi uyarınca süresinde verilen cevap dilekçesi ile birlikte açıldığı, asıl davada Arabuluculuk şartının yerine getirildiği görülmüştür. HMK 132. Maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde karşı dava açma hakkı kanunen tanınan hak niteliğinde olduğundan cevap dilekçesi süresi içinde açılmış olan karşı davada Arabuluculuğa gitme şartının aranmayacağı gözetilerek mahkemece Arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile verilen karar doğru olmamıştır. Ancak davalı -karşı davacı asıl borçlu şirketin borcu müteselsil kefil tarafından ödendiği ,asıl borçlu tarafından yapılan fazla ödemeden sözedilemeyeceği ,alacaklı bankanın haklarına ...'nin halef olduğu gözetilerek kredi borcunun banka nezdinde sönmüş olması nedeniyle ödemeyi de davalı yapmadığından ve henüz kendisine rücu edilmediğinden fazla ödeme, faiz ve ferileri ile ilgili dava açılamayacağından sonucu itibari ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle davalı ve karşı davacı vekilinin asıl ve karşı davaya yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Asıl dava yönünden alınması gereken 2.175,63‬-TL istinaf karar harcından davalı-karşı davacı tarafından peşin yatırılan 543- TL harcın mahsubu ile bakiye 1.632,63‬-TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Karşı dava yönünden alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davalı-karşı davacı tarafından peşin yatırılan 59,30- TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬- TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı-karşı davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davacı-karşı davalı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/12/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/131015 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.