Hisse Devir Sözleşmesinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/6403 E. 2015/9296 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aldatma kastı↗ ortaklık sıfatı↗ ifa imkansızlığı↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ aldatma (hile)↗ hazirun cetveli↗ sözleşmenin iptali↗ ortaklık sözleşmesi↗ şahsi sorumluluk↗ pay sahipliği↗ sermaye artırımı↗ illiyet bağı↗ hile↗ ticari defter kayıtları↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ denetime elverişlilik↗ ifa↗ alacak davası↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ ticari defter↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık sıfatını kazandığı, hisse devir sözleşmesi uyarınca davacının Y.. A..'de 10 hissesi olması gerekirken pay defterinde sadece 8 hissenin kayıtlı olduğu, 2 hisseye denk gelen miktarın iadesi gerektiği, pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinden fazlaya ilişkin talebin yerinde olmadığı, anonim şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı D.. U..'ın şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum bulunmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı D.. U.. ve davalı Yimpaş Holding A.Ş. hakkındaki davanın subut bulmaması nedeniyle reddine, dahili davalı Y.Gıda San. ve Tic. A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 322.79 TL alacağın ticari faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, anılan miktar 01.01.2012 tarihi itibariyle 1.690,00 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda mahkemece, dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş.'ye yönelik davanın kısmen kabulü ile 322,79TL'nin tahsiline karar verilmiştir. Dahili davalı vekili hükmü temyiz etmiş ise de karar tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp dahili davalı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı Y. Holding A.Ş. ve davalı D.. U.. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, sermaye artırım kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Y. Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisinin de bulunduğu sanıklar hakkında Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/253 E. sayılı davasında ihraç edilecek hisse senetlerinin SPK'ya kaydettirilmesi aşaması tamamlanmadan halka arz işlemine başlandığı, pay bedellerinin usulsüz tahsil edildiği belirlenerek mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 7. CD'nin 13.06.2007 tarihli ilamı ile onanmış, Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/121 esas sayılı dosyasında SPK'dan izin alınmadan hisse senetleriyle ilgili aracılık faaliyetinde bulunulduğu iddiasıyla dava açılmış, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları Yargıtay 7. CD'nin ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmış, yine usulüne uygun olarak defterlerin tutulmaması nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz. Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50)
Mülga 818 Sayılı BK'nın 28. madddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda, mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçe ile davalı Y. Holding A.Ş. ve D.. U.. hakkındaki dava ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihlerinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı şirketlerin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının yeterince ve denetime elverişli bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır. Bu bağlamda mahkemece davacının hisse devraldığı kişilerin paylarının davalı şirketin sermayesi içinde temsil edilip edilmediği, hisse devreden kişilerin devir tarihi itibariyle hisselerini devrettiği şirketin ortağı olup olmadığı yeterince incelenmediği gibi, davalı şirketin sicil dosyaları tümü ile dosyaya ibraz edilmediğinden belirtilen hususun denetimi de yapılamamıştır.
Nitekim Dairemizden geçen emsal dosyalarda, Dairemizin bozma ilamları sonrası alınan bilirkişi kurulu raporlarında şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişi kuruluna, davalının tüm ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, davalı şirketin devir tarihleri itibariyle sicil dosyaları ile davalı şirket yöneticileri hakkındaki ceza dosyalarının birer suretleri getirtilerek, davacıya devredilen hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının söz konusu hisseleri devraldığı şirketlerin devir tarihi itibariyle davalı şirketlere ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturularak, bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı anlaşıldığı taktirde, davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, hile ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken de yukarıda bahsi geçen SPK, TBMM ve MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumu buna göre tayin ve takdir edilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken belirtilen yönler yeterince tartışılmadan düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş. hakkında davanın kısmen reddine yönelik kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dilekçesinde davalı olarak yalnızca D.. U.. ve Yimpaş Holding A.Ş. gösterilmiş olup, HMK 124. maddesindeki şartlar da bulunmadığı halde hakkında usulünce açılmış bir dava bulunmayan Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş. dahili dava dilekçesine istinaden kararda davalı olarak gösterilerek hakkında kısmen red kararı verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15309 E. 2015/7339 K.
Ortak:aldatma kastı · ortaklık sıfatı · ifa imkansızlığı · anonim şirket yönetim kurulu · hazirun cetveli · sözleşmenin iptali · şahsi sorumluluk · pay sahipliği
İncelediğiniz karardaA..'de 10 hissesi olması gerekirken «pay defterinde» sadece 8 hissenin kayıtlı olduğu, 2 hisseye denk gelen miktarın iadesi gerektiği, «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinden fazlaya ilişkin talebin yerinde olmadığı, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerde «ortaklık sıfatını» kazandığı, «hisse devir sözleşmesi» uyarınca davacının Y..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum bulunmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı D..
Benzer bu karardaA..'de «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının şirkete ortaklığını 13/07/2004 tarihinde «hisse devri» almak yoluyla kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 405/2 maddesi uyarınca, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, düzenlemesi karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava, şirket «yönetim kurulu» başkanı olan Dursun Uyar'a da yöneltilmiş ise de bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, davacının davalı Y..
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaA..'ye yönelik açmış olduğu davasının «husumet yokluğu» nedeniyle, davalılar Y.Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama A.Ş ve D..
A..'ye yönelik açmış olduğu davasının «husumet yokluğu» nedeniyle, davalılar Y.Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama A.Ş. ve D..
A..'de «ortaklık sıfatını» kazandığı, davacının şirkete ortaklığını 13/07/2004 tarihinde «hisse devri» almak yoluyla kazandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 405/2 maddesi uyarınca, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, düzenlemesi karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava, şirket «yönetim kurulu» başkanı olan Dursun Uyar'a da yöneltilmiş ise de bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı, davacının davalı Y..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2062 E. 2015/7433 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · hazirun cetveli · sözleşmenin iptali · sermaye artırımı · illiyet bağı · hile · hisse senedi · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihlerinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı şirketlerin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının yeterince ve «denetime elverişli» bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Y.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Benzer bu kararda… r verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hissesini devraldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının yeterince ve «denetime elverişli» bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Y.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · zamanaşımı def'i · def'i · kâr dağıtımı · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, davacının 03/03/1998, 28/09/1998, 11/11/1998 ve 19/09/1998 tarihlerinde «hisse devri» almak yoluyla şirkete ortak olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 405/2. maddesi gereğince davacının dava konusu talepte bulunamayacağı, bir an için davacının davalı şirkette usulünce hissedar yapılmadığı ve ortaklığının geçerli olmadığı düşünülse bile, bu durumda davalının eyleminin «haksız fiil» niteliğinde olduğu ancak davacı tarafından bu hususun ispat edilemediği, davalı vekilinin süresinde «zamanaşımı def»'i ileri sürdüğü, 2308 sayılı Kanun gereğince beş yıl içerisinde «dağıtılmayan» kâr «payının» zamanaşımına uğrayarak hazineye gelir kaydedilmesi gerektiği, davacının kâr payı talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6313 E. 2015/8198 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · hazirun cetveli · sözleşmenin iptali · pay sahipliği · sermaye artırımı · illiyet bağı · hile · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaA..'de 10 hissesi olması gerekirken «pay defterinde» sadece 8 hissenin kayıtlı olduğu, 2 hisseye denk gelen miktarın iadesi gerektiği, «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinden fazlaya ilişkin talebin yerinde olmadığı, «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı D..
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Y.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Benzer bu karardaDairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirketler hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Y.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) Mülga 818 Sayılı BK'nun 28. madddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devri · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · ıslah · taahhütname · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaHolding A.Ş.'ye iştirak «taahhütnamesi» adlı belge ile ortak olmak istediği ancak «pay devrinin» şirketteki ortaklar «pay defterine» kaydedilmediği gibi davalı holdingin davacıya devredilmesi gereken bu hisselerin genel kurulda «temsil» edildiğine ilişkin delil de «ibraz» edemediği gerekçesiyle, asıl davanın «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 20.000TL'nin davalı Y.
Nitekim Dairemizden geçen emsal dosyalarda, bu kapsamda alınan «son» bilirkişi kurulu raporlarında şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, «defterlerin» mevcut durumu nazara alındığında «pay sahipliği» durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlenmiştir.
Yine, dosyada mevcut birden fazla «ıslah» dilekçesinin tek tek tartışılmaması da yerinde görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6992 E. 2015/5376 K.
Ortak:aldatma kastı · ortaklık sıfatı · ifa imkansızlığı · hazirun cetveli · sözleşmenin iptali · şahsi sorumluluk · sermaye artırımı · illiyet bağı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerde «ortaklık sıfatını» kazandığı, «hisse devir sözleşmesi» uyarınca davacının Y..
U..'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum bulunmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı D..
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Y.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, ancak davalı şirketin 54,77 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştiği», şirket «yönetim kurulu» başkanı olan davalının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davalı ...'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni reddine, davalı şirkete yönelik davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, «sermaye artırım» kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, ...
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · sebepsiz zenginleşme · husumet yokluğu · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirkette «ortaklık sıfatını» kazandığı, ancak davalı şirketin 54,77 TL bedel kadar «sebepsiz zenginleştiği», şirket «yönetim kurulu» başkanı olan davalının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davalı ...'a yönelik davanın «husumet yokluğu» nedeni reddine, davalı şirkete yönelik davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı yönünden ise «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm «ticari defter» ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve «hazirun cetvelleri» incelettirilmek suretiyle davacıya verilen «hisse senedinin» bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde «temsil» edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı kişinin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının yeterince ve «denetime elverişli» bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/6403 E. , 2015/9296 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ YOZGAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ 29/11/2012
NUMARASI 2010/121-2012/565
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/11/2012 tarih ve 2010/121-2012/565 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve dahili davalı Y.Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Y. Holding A.Ş. tarafından yüksek kar verileceği ve yatırılan paranın istenildiğinde 3 aylık zaman içerisinde geri alınabileceği yönündeki propaganda üzerine müvekkilinin 01.01.2001 tarihinde 18.000 DM ödeme yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000DM'nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın esasına ilişkin olarak da davacının müvekkili Y. Holding A.Ş.'ye 26 hisse ile Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş.'ye de 8 hisse ile ortak olduğunu, ortağın şirkete sermaye olarak verilen şeyi geri isteyemeyeceği, müvekkili D.. U..'a husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlerde ortaklık sıfatını kazandığı, hisse devir sözleşmesi uyarınca davacının Y.. A..'de 10 hissesi olması gerekirken pay defterinde sadece 8 hissenin kayıtlı olduğu, 2 hisseye denk gelen miktarın iadesi gerektiği, pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinden fazlaya ilişkin talebin yerinde olmadığı, anonim şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı D.. U..'ın şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum bulunmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı D..
U.. ve davalı Yimpaş Holding A.Ş. hakkındaki davanın subut bulmaması nedeniyle reddine, dahili davalı Y.Gıda San. ve Tic. A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 322.79 TL alacağın ticari faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, anılan miktar 01.01.2012 tarihi itibariyle 1.690,00 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda mahkemece, dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş.'ye yönelik davanın kısmen kabulü ile 322,79TL'nin tahsiline karar verilmiştir. Dahili davalı vekili hükmü temyiz etmiş ise de karar tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp dahili davalı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı Y. Holding A.Ş. ve davalı D.. U.. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, sermaye artırım kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Y. Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisinin de bulunduğu sanıklar hakkında Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/253 E.
sayılı davasında ihraç edilecek hisse senetlerinin SPK'ya kaydettirilmesi aşaması tamamlanmadan halka arz işlemine başlandığı, pay bedellerinin usulsüz tahsil edildiği belirlenerek mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 7. CD'nin 13.06.2007 tarihli ilamı ile onanmış, Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/121 esas sayılı dosyasında SPK'dan izin alınmadan hisse senetleriyle ilgili aracılık faaliyetinde bulunulduğu iddiasıyla dava açılmış, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları Yargıtay 7. CD'nin ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmış, yine usulüne uygun olarak defterlerin tutulmaması nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz. Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50)
Mülga 818 Sayılı BK'nın 28. madddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır.
Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda, mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçe ile davalı Y. Holding A.Ş. ve D.. U.. hakkındaki dava ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikle davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihlerinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı şirketlerin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususlarının yeterince ve denetime elverişli bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği açıktır.
Bu bağlamda mahkemece davacının hisse devraldığı kişilerin paylarının davalı şirketin sermayesi içinde temsil edilip edilmediği, hisse devreden kişilerin devir tarihi itibariyle hisselerini devrettiği şirketin ortağı olup olmadığı yeterince incelenmediği gibi, davalı şirketin sicil dosyaları tümü ile dosyaya ibraz edilmediğinden belirtilen hususun denetimi de yapılamamıştır.
Nitekim Dairemizden geçen emsal dosyalarda, Dairemizin bozma ilamları sonrası alınan bilirkişi kurulu raporlarında şirket muhasebe kayıtlarında davacının pay sahibi olduğuna ilişkin bir kayda rastlanılmadığı, defterlerin mevcut durumu nazara alındığında pay sahipliği durumunun şirket kayıtlarından tespit edilemeyeceği belirlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece bilirkişi kuruluna, davalının tüm ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, davalı şirketin devir tarihleri itibariyle sicil dosyaları ile davalı şirket yöneticileri hakkındaki ceza dosyalarının birer suretleri getirtilerek, davacıya devredilen hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının söz konusu hisseleri devraldığı şirketlerin devir tarihi itibariyle davalı şirketlere ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturularak, bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı anlaşıldığı taktirde, davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, hile ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken de yukarıda bahsi geçen SPK, TBMM ve MASAK raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumu buna göre tayin ve takdir edilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken belirtilen yönler yeterince tartışılmadan düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş. hakkında davanın kısmen reddine yönelik kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dilekçesinde davalı olarak yalnızca D.. U.. ve Yimpaş Holding A.Ş. gösterilmiş olup, HMK 124. maddesindeki şartlar da bulunmadığı halde hakkında usulünce açılmış bir dava bulunmayan Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş. dahili dava dilekçesine istinaden kararda davalı olarak gösterilerek hakkında kısmen red kararı verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin temyiz isteminin HUMK'nın 432/4 ncü madde hükmü uyarınca REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı dahili davalı Y. Gıda San. ve Tic. A.Ş.'den peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130439100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz