İhtiyati haciz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/7527 E. 2015/9374 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gayrinakdi kredi↗ i̇i̇k 258↗ kefalet sözleşmesi↗ ticari kredi↗ i̇i̇k 257↗ muacceliyet↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ ifa↗ tbk 99↗ ihtiyati haciz↗ kefil↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ temerrüt↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece talep ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 28. maddesi uyarınca, belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunlu olmasına rağmen talep eden tarafça bu yönde bir beyan ve bilgi sunulmadığı gibi, dosya kapsamından da kredinin ticari olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yahut delil ibraz edilmediğinden 6502 sayılı Yasa'nın uygulanması gerektiği ayrıca, TBK'nın 589. maddesine göre, kefillerin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumluluğu bulunduğu oysa, borçluların tamamından 47.391,00 TL'ni karşılayacak tutarda ihtiyati haciz talep edildiği ancak, Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet miktarının her bir borçlu kefil için 10.000,00 TL olduğu, öte yandan muacceliyet ihtarnamesinde belirtilen fakat talep dilekçesinde bahsedilmeyen 45.460,00 TL gayrinakdi kredinin de herhangi bir belgelendirme
ve açıklama yapılmadığından incelenemediği, İİK'nın 257. m. gereği ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken muacceliyet şartının 6502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtildiği şekliyle ispatlanamadığı ve yine İİK'nın 258. m. gereği alacaklının alacağı hakkında kanaat getirecek delil gösterilmediği gerekçesiyle, şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir. Ancak, ihtiyati haciz talebine konu kredi ticari kredi olup, sözleşmede de kredinin ticari olduğuna dair hükümler bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece kredinin ticari kredi olduğu nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken talep hakkında yanılgılı değerlendirme ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3510 E. 2015/4499 K.
Ortak:ticari kredi · muacceliyet · genel kredi sözleşmesi · ifa · ihtiyati haciz · haciz · kredi sözleşmesi · ihtarname · İhtiyati haciz
İncelediğiniz karardaKredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek «muacceliyet» uyarısında bulunması zorunlu olmasına rağmen talep eden tarafça bu yönde bir beyan ve bilgi sunulmadığı gibi, dosya kapsamından da kredinin ticari olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yahut delil «ibraz» edilmediğinden 6502 sayılı Yasa'nın uygulanması gerektiği ayrıca, TBK'nın 589. maddesine göre, kefillerin her durumda «kefalet sözleşmesinde» belirtilen azami miktara kadar sorumluluğu bulunduğu oysa, borçluların tamamından 47.391,00 TL'ni karşılayacak tutarda «ihtiyati haciz» talep edildiği ancak, Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet miktarının her bir borçlu «kefil» için 10.000,00 TL olduğu, öte yandan muacceliyet «ihtarnamesinde» belirtilen fakat talep dilekçesinde bahsedilmeyen 45.460,00 TL «gayrinakdi kredinin» de herhangi bir belgelendirme ve açıklama yapılmadığından incelenemediği, İİK'nın «257». m. gereği ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken muacceliyet şartının 6502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtildiği şekliyle ispatlanamadığı ve yine İİK'nın «258». m. gereği alacaklının alacağı hakkında kanaat getirecek delil gösterilmediği gerekçesiyle, şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Ancak, «ihtiyati haciz» talebine konu kredi «ticari kredi» olup, sözleşmede de kredinin ticari olduğuna dair hükümler bulunmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, «ihtiyati haciz» talep eden tarafından karşı tarafa gönderilen «ihtarnamede», alacağın 7 gün içinde ödenmesi ihtarında bulunulduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 28. maddesinde “Belirli süreli «kredi sözleşmelerinde» tüketicinin taksitleri ödemede «temerrüde» düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini «ifa» etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir.
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar
Benzer bu karardaKredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek «muacceliyet» uyarısında bulunması zorunludur” hükmünün düzenlendiği, «ihtarın» bu şartları taşımadığı, bu nedenle «temerrüt» şartlarının gerçekleşmediği, talep edenin, aleyhine talepte bulunulanın borcunun vadesinin gelmiş olması ve ödemede temerrüde düşmüş olması dışında bir nedene de dayanmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5615 E. 2022/7685 K.
Ortak:muacceliyet · ifa · kredi sözleşmesi · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece talep ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 28. maddesi uyarınca, belirli süreli «kredi sözleşmelerinde» tüketicinin taksitleri ödemede «temerrüde» düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini «ifa» etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir.
Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek «muacceliyet» uyarısında bulunması zorunlu olmasına rağmen talep eden tarafça bu yönde bir beyan ve bilgi sunulmadığı gibi, dosya kapsamından da kredinin ticari olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yahut delil «ibraz» edilmediğinden 6502 sayılı Yasa'nın uygulanması gerektiği ayrıca, TBK'nın 589. maddesine göre, kefillerin her durumda «kefalet sözleşmesinde» belirtilen azami miktara kadar sorumluluğu bulunduğu oysa, borçluların tamamından 47.391,00 TL'ni karşılayacak tutarda «ihtiyati haciz» talep edildiği ancak, Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet miktarının her bir borçlu «kefil» için 10.000,00 TL olduğu, öte yandan muacceliyet «ihtarnamesinde» belirtilen fakat talep dilekçesinde bahsedilmeyen 45.460,00 TL «gayrinakdi kredinin» de herhangi bir belgelendirme ve açıklama yapılmadığından incelenemediği, İİK'nın «257». m. gereği ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken muacceliyet şartının 6502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtildiği şekliyle ispatlanamadığı ve yine İİK'nın «258». m. gereği alacaklının alacağı hakkında kanaat getirecek delil gösterilmediği gerekçesiyle, şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalıya «kredi kartı üyelik sözleşmesi» kapsamında üç adet kredi kartı verildiği, davalının kredi kartı kullanımından kaynaklı borcunu zamanında ödememesi üzerine 92.751,88 TL anapara tutarı olmak üzere, toplam 128.999,16 TL olacak şekilde 36 ay vadeli Kredi Kartı Yapılandırma (davacı banka uygulamasındaki ismi ile Kredi Taksitlendirme) kredisi kullandırılarak kredi borcunun yapılandırıldığını, bu tarihten sonra kredi kartı ile herhangi bir alışverişin yapılmadığı, böylece taraflar arasında «tüketici kredisi» ilişkisinin kurulduğu, yapılandırmadan sonra taksit ödemelerinin yapılmadığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun “Temerrüt” başlıklı 28/1. maddesinde “Belirli süreli «kredi sözleşmelerinde» tüketicinin taksitleri ödemede «temerrüde» düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini «ifa» etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir.
Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek «muacceliyet» uyarısında bulunması zorunludur.” hükmü mevcut olup banka tarafından davalıya gönderilen «ihtarnamede» henüz «vadesi» gelmemiş taksit tutarları da «dahil» olmak üzere tüm borcun 30 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiğinden yasal düzenlemeye aykırı olarak muacceliyet ihtarında bulunulduğu, alacağın tamamı için muacceliyetin gerçekleşmediği, ancak vadesi gelmiş taksitlerin talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne icra dosyasındaki itirazın kısmen iptaline, takibin 13.633,93 TL «asıl alacak», 10.311,54 TL faiz, 1.431,14 TL KKDF, 515.56 TL BSMV olmak üzere 25.892,17 TL üzerinden asıl alacağı takip tarihinden itisbaren işleyecek %18 «temerrüt faizi» ve BSMV ile devamına, asıl alacak tutarı 13.633,93 TL üzerinden %20 «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı üyelik sözleşmesi · tüketici kredisi · temlik · vade · temerrüt faizi · asıl alacak · inkar tazminatı · dahili dava
Benzer bu karardaKredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek «muacceliyet» uyarısında bulunması zorunludur.” hükmü mevcut olup banka tarafından davalıya gönderilen «ihtarnamede» henüz «vadesi» gelmemiş taksit tutarları da «dahil» olmak üzere tüm borcun 30 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiğinden yasal düzenlemeye aykırı olarak muacceliyet ihtarında bulunulduğu, alacağın tamamı için muacceliyetin gerçekleşmediği, ancak vadesi gelmiş taksitlerin talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne icra dosyasındaki itirazın kısmen iptaline, takibin 13.633,93 TL «asıl alacak», 10.311,54 TL faiz, 1.431,14 TL KKDF, 515.56 TL BSMV olmak üzere 25.892,17 TL üzerinden asıl alacağı takip tarihinden itisbaren işleyecek %18 «temerrüt faizi» ve BSMV ile devamına, asıl alacak tutarı 13.633,93 TL üzerinden %20 «inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalıya «kredi kartı üyelik sözleşmesi» kapsamında üç adet kredi kartı verildiği, davalının kredi kartı kullanımından kaynaklı borcunu zamanında ödememesi üzerine 92.751,88 TL anapara tutarı olmak üzere, toplam 128.999,16 TL olacak şekilde 36 ay vadeli Kredi Kartı Yapılandırma (davacı banka uygulamasındaki ismi ile Kredi Taksitlendirme) kredisi kullandırılarak kredi borcunun yapılandırıldığını, bu tarihten sonra kredi kartı ile herhangi bir alışverişin yapılmadığı, böylece taraflar arasında «tüketici kredisi» ilişkisinin kurulduğu, yapılandırmadan sonra taksit ödemelerinin yapılmadığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun “Temerrüt” başlıklı 28/1. maddesinde “Belirli süreli «kredi sözleşmelerinde» tüketicinin taksitleri ödemede «temerrüde» düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini «ifa» etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir.
Karara karşı («temlik» alan) davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, «temlik» alan/davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2657 E. 2017/1679 K.
Ortak:muacceliyet · ifa · kefil · kredi sözleşmesi · ihtarname · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece talep ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 28. maddesi uyarınca, belirli süreli «kredi sözleşmelerinde» tüketicinin taksitleri ödemede «temerrüde» düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini «ifa» etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir.
Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek «muacceliyet» uyarısında bulunması zorunlu olmasına rağmen talep eden tarafça bu yönde bir beyan ve bilgi sunulmadığı gibi, dosya kapsamından da kredinin ticari olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yahut delil «ibraz» edilmediğinden 6502 sayılı Yasa'nın uygulanması gerektiği ayrıca, TBK'nın 589. maddesine göre, kefillerin her durumda «kefalet sözleşmesinde» belirtilen azami miktara kadar sorumluluğu bulunduğu oysa, borçluların tamamından 47.391,00 TL'ni karşılayacak tutarda «ihtiyati haciz» talep edildiği ancak, Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet miktarının her bir borçlu «kefil» için 10.000,00 TL olduğu, öte yandan muacceliyet «ihtarnamesinde» belirtilen fakat talep dilekçesinde bahsedilmeyen 45.460,00 TL «gayrinakdi kredinin» de herhangi bir belgelendirme ve açıklama yapılmadığından incelenemediği, İİK'nın «257». m. gereği ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken muacceliyet şartının 6502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtildiği şekliyle ispatlanamadığı ve yine İİK'nın «258». m. gereği alacaklının alacağı hakkında kanaat getirecek delil gösterilmediği gerekçesiyle, şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Talep, «genel kredi sözleşmesine» dayalı «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… 00 TL tüketici destek kredisi kullandığı, 10/07/2006 tarihli sözleşmeye dayalı olarak 5.000,00 TL’lik tutarlı KMH ek hesap açıldığı, mülkiyeti davacıya ait bağımsız «bölümün» banka lehine «ipotek» verilmesi suretiyle tüketici destek kredisinin konut kredisine ek olarak kullandırıldığı, davacının 18/07/2005 tarihinde açılan vadesiz hesabına 10/07/2006 tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’ne istinaden ek hesap açıldığı ve hesabın kredili «mevduat hesabı» olarak çalışmaya başladığı, 5.000,00 TL limit tahsis edildiği, davacının anılan hesabın varlığından haberdar olmadığı iddiasının hesaptan muhtelif tarihlerde ve miktarlarda para çekildiğinden yerinde olmadığı, davacıya kredi kartı verilmediği, davacının ve ... dışından gönderilen döviz «havale» bedellerinin kaydedildiği hesap sahibinin gönderilen havale bedelleri ile kredi hesaplarının taksitlerinin ödenmesi hususunda davalı bankaya verilmiş herhangi bir yazılı talimatının ve ayrıca otomatik ve düzenli ödeme talimatlarının bulunmadığı, bu nedenle göndericisi tarafından doğrudan davacının kredi hesabına ait taksitlerin ödenmesi kaydıyla gönderilen havaleler hariç olmak üzere gönderilen havalelerin TL’ne çevrilerek davacının kredi taksitlerinin geç ödenmesine neden olduğu yönündeki iddianın da yerinde olmadığı ancak, davalının davacıdan alacağının 72.952,87 TL olduğuna ilişkin «kabul beyanının» nazara alındığı, kredilere ilişkin taksit tutarları gecikmeli olarak ödendiğinden gerek taraflarca imzalanan «kredi sözleşmesinin» 10. , gerekse 4077 sayılı Yasa’nın 4822 sayılı Kanun ile değişik 10. ve 5582 sayılı Kanun’a eklenen 10/b maddesi gereğince davacının kullandığı konut ve tüketici kredilerinde en az iki taksidin ödenmesinde «temerrüde» düşme halinin gerçekleştiği, «ihtara» rağmen geciken taksitlerin ödenmemesi nedeniyle bankanın borcun tamamını isteme hakkının doğduğu, «muacceliyet» koşullarının oluştuğu ancak, hesap katına ilişkin davacıya gönderilen «ihtarnamelerin» borçlu ve «kefiline» tebliğ edilemeden iade edilmiş olması nedeniyle muacceliyet tarihinden, hesap kapama tarihine kadar «akdi faiz» uygulanması gerektiği, davalının 72.952,87 TL alacaklı olduğu, bu miktarın davalı banka tarafından da kabul edildiği, temerrüde uğrayan borçların TOA hesaplarına aktarılmasından sonra tahsil ve «tasfiye» edilmesi nedeni ile kredinin erken ödenmesi veya kapatılması durumu söz konusu olmadığından erken ödeme ve zarar iddiasına dayalı «maddi tazminat» talepleri ile manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 sayılı Yasa ile değişik 10. maddesinde “Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini «ifa» etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede «temerrüde» düşmesi halinde kullanılabilir.
Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek «muacceliyet» uyarısında bulunması gerekir.'', aynı Yasa’nın 5582 sayılı Yasa ile eklenen 10/B maddesinde “Konut finansmanı kuruluşu, geri ödemelerin yapılmaması halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak tüketicinin birbirini izleyen en az iki ödemede «temerrüde» düşmesi halinde kullanılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet ihtarı · hesap kat ihtarı · kabul beyanı · kat ihtarı · akdi faiz · hesap kat · mevduat hesabı · ipotek
Benzer bu kararda… 00 TL tüketici destek kredisi kullandığı, 10/07/2006 tarihli sözleşmeye dayalı olarak 5.000,00 TL’lik tutarlı KMH ek hesap açıldığı, mülkiyeti davacıya ait bağımsız «bölümün» banka lehine «ipotek» verilmesi suretiyle tüketici destek kredisinin konut kredisine ek olarak kullandırıldığı, davacının 18/07/2005 tarihinde açılan vadesiz hesabına 10/07/2006 tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’ne istinaden ek hesap açıldığı ve hesabın kredili «mevduat hesabı» olarak çalışmaya başladığı, 5.000,00 TL limit tahsis edildiği, davacının anılan hesabın varlığından haberdar olmadığı iddiasının hesaptan muhtelif tarihlerde ve miktarlarda para çekildiğinden yerinde olmadığı, davacıya kredi kartı verilmediği, davacının ve ... dışından gönderilen döviz «havale» bedellerinin kaydedildiği hesap sahibinin gönderilen havale bedelleri ile kredi hesaplarının taksitlerinin ödenmesi hususunda davalı bankaya verilmiş herhangi bir yazılı talimatının ve ayrıca otomatik ve düzenli ödeme talimatlarının bulunmadığı, bu nedenle göndericisi tarafından doğrudan davacının kredi hesabına ait taksitlerin ödenmesi kaydıyla gönderilen havaleler hariç olmak üzere gönderilen havalelerin TL’ne çevrilerek davacının kredi taksitlerinin geç ödenmesine neden olduğu yönündeki iddianın da yerinde olmadığı ancak, davalının davacıdan alacağının 72.952,87 TL olduğuna ilişkin «kabul beyanının» nazara alındığı, kredilere ilişkin taksit tutarları gecikmeli olarak ödendiğinden gerek taraflarca imzalanan «kredi sözleşmesinin» 10. , gerekse 4077 sayılı Yasa’nın 4822 sayılı Kanun ile değişik 10. ve 5582 sayılı Kanun’a eklenen 10/b maddesi gereğince davacının kullandığı konut ve tüketici kredilerinde en az iki taksidin ödenmesinde «temerrüde» düşme halinin gerçekleştiği, «ihtara» rağmen geciken taksitlerin ödenmemesi nedeniyle bankanın borcun tamamını isteme hakkının doğduğu, «muacceliyet» koşullarının oluştuğu ancak, hesap katına ilişkin davacıya gönderilen «ihtarnamelerin» borçlu ve «kefiline» tebliğ edilemeden iade edilmiş olması nedeniyle muacceliyet tarihinden, hesap kapama tarihine kadar «akdi faiz» uygulanması gerektiği, davalının 72.952,87 TL alacaklı olduğu, bu miktarın davalı banka tarafından da kabul edildiği, temerrüde uğrayan borçların TOA hesaplarına aktarılmasından sonra tahsil ve «tasfiye» edilmesi nedeni ile kredinin erken ödenmesi veya kapatılması durumu söz konusu olmadığından erken ödeme ve zarar iddiasına dayalı «maddi tazminat» talepleri ile manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacıya gönderilen «ihtar» bila tebliği iade edildiğinden, davacıya bankaca tebliğ edilmiş bir «muacceliyet ihtarının» bulunmadığı ve ihtarın gönderildiği adresin davacının sözleşmede yazılı ya da bankaya bildirdiği adresi olup olmadığının da anlaşılamaması karşısında, «hesap kat ihtarı» sözleşme ve Tüketici Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliğ olunamamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/7527 E. , 2015/9374 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KDZ.EREĞLİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/11/2014
NUMARASI 2014/85-2014/85 D.İŞ
KDZ.Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2014 tarih ve 2014/85-2014/85 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, müvekkili ile borçlu İ. Ç. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini ve diğer borçluların da kredinin müşterek ve müteselsil kefilleri olduğunu, kredinin ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini ancak, buna rağmen borçlular tarafından ödeme yapılmadığını, borçluların mal kaçırma ihtimalinin de bulunduğunu ileri sürerek, 47.391,00 TL'yi karşılayacak tutarda menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini talep etmiştir.
Mahkemece talep ve dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 28. maddesi uyarınca, belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi hâlinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunlu olmasına rağmen talep eden tarafça bu yönde bir beyan ve bilgi sunulmadığı gibi, dosya kapsamından da kredinin ticari olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yahut delil ibraz edilmediğinden 6502 sayılı Yasa'nın uygulanması gerektiği ayrıca, TBK'nın 589.
maddesine göre, kefillerin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumluluğu bulunduğu oysa, borçluların tamamından 47.391,00 TL'ni karşılayacak tutarda ihtiyati haciz talep edildiği ancak, Genel Kredi Sözleşmesinde kefalet miktarının her bir borçlu kefil için 10.000,00 TL olduğu, öte yandan muacceliyet ihtarnamesinde belirtilen fakat talep dilekçesinde bahsedilmeyen 45.460,00 TL gayrinakdi kredinin de herhangi bir belgelendirme
ve açıklama yapılmadığından incelenemediği, İİK'nın 257. m. gereği ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken muacceliyet şartının 6502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde belirtildiği şekliyle ispatlanamadığı ve yine İİK'nın 258. m. gereği alacaklının alacağı hakkında kanaat getirecek delil gösterilmediği gerekçesiyle, şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
Talep, genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile talebin reddine karar verilmiştir. Ancak, ihtiyati haciz talebine konu kredi ticari kredi olup, sözleşmede de kredinin ticari olduğuna dair hükümler bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece kredinin ticari kredi olduğu nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken talep hakkında yanılgılı değerlendirme ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati haciz talep eden yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/130285200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz