Protokolle ödenen çeklere dayalı takipte menfi tespit ve kötüniyet tazminatı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1948 E. 2022/1020 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kötüniyet Tazminatı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Taraflar arasında akdedilen bir protokol kapsamında borçlunun edimini (taşınmaz devri ve belirlenen bedel ödemesi) tam olarak yerine getirmiş olması halinde, alacaklının bu protokol dışında ek bir ödeme taahhüdü bulunduğunu iddia etmesi durumunda ispat yükü alacaklı üzerindedir ve bu iddia yazılı veya kesin delille ispatlanmadıkça kabul edilemez. Ayrıca protokolde icra masraf, harç ve vekalet ücretine ilişkin açık bir düzenleme yokken alacaklı çekince ileri sürmeksizin borcun ödendiğini/çeklerin iadesini kabul etmişse, yapılan ödemenin bu kalemleri de kapsadığı kabul edilir. Borç protokol kapsamında tamamen ödenmiş olmasına rağmen alacaklının takibi sürdürmesi, İİK 72/5 uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesini gerektirir.
Ele alınan sorunlar
Protokol haricinde 25.000-TL ek ödeme taahhüdü iddiasının ispatı → ret
İddia: Davalı vekili, davacının protokol haricinde 25.000-TL daha ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, bu nedenle borcun tamamen ödenmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının protokol haricinde 25.000-TL daha ödeme yapmayı taahhüt ettiği iddiasında ispat yükü bunu ileri süren davalı üzerindedir; davalının bu hususu HMK m.199 ve 200 hükümleri uyarınca yazılı veya kesin delillerle ispat etmesi gerekir. Davalı tarafından bu nitelikte bir belge ibraz edilmediği gibi, teklif edilen yemin davacı tarafından eda edilmiştir. Bu nedenle davacının protokol haricinde ek ödeme taahhüdünde bulunduğuna ilişkin iddia ispatlanamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra masraf, harç ve icra vekalet ücretinden davacının sorumluluğu → ret
İddia: Davalı vekili, sözleşmede icra harç, masraf ve vekalet ücretinin kimin ödeyeceği belirtilmediğinden bunlardan davacının sorumlu olması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasındaki protokolde, davalının devraldığı taşınmaz karşılığında davacının çeklerden dolayı borcunun bulunmadığı ve avukatlık ücreti olarak 13.000-TL'nin ödenmesi halinde çeklerin iade edileceği kararlaştırılmıştır. Davacı bu taahhüdünü yerine getirmiştir. Davalı, icra masraf, harç ve vekalet ücreti konusunda herhangi bir çekince ileri sürmeksizin çeklerin iadesini kabul ettiğine göre, davacı tarafından yapılan taşınmaz devri ve 13.000-TL ödemenin icra masraf, harç ve vekalet ücretini de kapsadığının kabulü gerekir. Bu durumda davacının protokol kapsamında borcunu tam olarak ödediği ve davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ödenen borca ilişkin takibe devam edilmesi nedeniyle kötüniyet tazminatı → ret
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin kötüniyetli olmasının mümkün olmadığını, icra takibini başlattığı aşamada kötüniyetli olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 5. fıkrasına göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir ve takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Bu tazminata hükmedilebilmesi, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlıdır. Davalı alacaklı tarafından dava konusu borç takip sırasında ödenmesine rağmen takibe devam edildiği ve davalının bu suretle kötüniyetli hareket ettiği anlaşıldığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Protokolle borcunu ödeyen borçluya karşı, alacaklının protokol dışı ek ödeme taahhüdü iddiasında ispat yükünün kendisinde olduğu ve yazılı/kesin delille ispat gerekliliği ile çekince ileri sürmeksizin ödemeyi kabul eden alacaklının icra masraf/harç/vekalet ücretini de kapsadığının kabul edilmesi gerektiği yönündeki tespitler; ayrıca ödenen borca dayalı takibin sürdürülmesinin kötüniyet tazminatını gerektirdiği yönündeki değerlendirme bakımından emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ protokol↗ ispat yükü↗ kesin delil↗ yemin↗ kötüniyet tazminatı↗ kambiyo senedine dayalı takip↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1948
KARAR NO 2022/1020
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/07/2021
NUMARASI 2020/631 Esas - 2021/694 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/07/2022
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, keşidecisinin ... olduğu toplam 140.000-TL bedeli dört adet çek aldığını, müvekkilinin bu dört çeki ...'ya ciro ettiğini, sıkıntılı ekonomik süreç geçiren müvekkilinin ibraz tarihlerinde bahse konu çekleri ödeyemediğini, bunun üzerine müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...Esas numaralı icra dosyalarından kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığını, müvekkilinin icra takipleri devam ederken davalı ile borca karşılık ... isimli şahsa ait taşınmazın devri konusunda anlaştıklarını, 07/09/2020 tarihinde ... adına kayıtlı bulunan Tekirdağ İli, Saray İlçesi, ... Köyünde bulunan ...
Pafta, ...881 Parsel nolu taşınmazı tapuda devredildiğini, ayrıca davalının icra dosyalarındaki avukatının ücreti olarak alacaklı vekiline 13.000-TL ücret ödendiğini, yapılan anlaşma gereği borcun ödenmesine rağmen davalının kötü niyetli olarak takibi devam ettirdiğini belirterek dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, takiplerin iptaline, davalının kötü niyetli olmasından dolayı kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkiline olan borcuna karşılık vermiş olduğu çeklerin ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığını, davacının borcuna karşılık taşınmaz vermeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de davacının teklifini kabul ettiğini, ancak söz konusu taşınmazın borcunu karşılamasının mümkün olmadığını, takibe konulan çekler nedeniyle borcuna karşılık taşınmaz ile birlikte ayrıca 25.000-TL nakit para ve 13.000-TL avukatlık ücreti ve masrafının ödenmesi yönünde anlaşma sağlandığını, müvekkiline tapudan devir yapıldıktan sonra 25.000-TL ödeme yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin çeklerin iadesini istemediğini, müvekkilinin davacı tarafın daha önceden hazırlamış olduğu sözleşmeyi imzaladığı aşamada davacı taraf ayrıca 25.000-TL ödeme yapacağı sözünü vermiş olmasına rağmen sözünde durmadığını, taraflar arasında yapılan sözleşme ile icra takibinin borçlularından ...'den alacağının bulunmadığı beyan edilmiş olup, çeklerin keşidecisi olan ...'in ibra edilmediğini belirterek davanın reddine davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, dava konusu takip ve takibe dayanak çeklerin ödenmesi hususunda taraflar arasında protokol imzalandığı, bu protokol de taşınmaz devri ve avukatlık ücretinin kararlaştırıldığı ve protokoldeki edimin yerine getirildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki protokol dışında davacı borçlunun borcuna karşılık taşınmaz devri haricinde 25.000-TL ek ödeme yapılacağı ve 13.000-TL vekalet ücreti dışında icra vekalet ücreti ve harçlarından davacının borçlu olup olmadığı hususlarında olduğu, taraflar arasındaki protokol doğrultusunda taşınmaz devrinin yapıldığını ve 13.000-TL'nin havale edildiği, protokol dışında çeklerden kaynaklı olarak ayrıca bir anlaşma yapıldığını ispat külfeti davalı alacaklıda olduğu, bu hususu kesin delillerle ispat edemediği, davacının dava konusu takip ve takibe dayanak çekler nedeniyle borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, % 20 oranında 29.912-TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında yapılan anlaşmaya göre davacının müvekkiline protokol haricinde 25.000-TL ödeme sözü verdiği halde sözünü yerine getirmediğini, ayrıca icra harçları ile borçlunun ödemesi gereken vekalet ücretini ödemediğini, sözleşmede tahsil harcını kimin ödeyeceği belirtilmediğinden borçlunun ödemesi gerektiğini, müvekkilinin kötüniyetli olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin icra takibini başlattığı aşamada kötüniyetli olmadığını, ayrıca davacının müvekkiline başka borçlarının da bulunduğunu ve müvekkili tarafından başlatılan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibin derdest olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, icra takibine konu edilen çeklerin ödenmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, keşidecisi dava dışı ... olan ve davalıya ciro yoluyla devrettiği çekler nedeniyle davalı tarafından icra takibi başlatılması üzerine dava dışı ... adına kayıtlı taşınmazın devri ve davalının vekiline 13.000-TL ödeme yapılması karşılığında dava konusu çeklerin iadesi hususunda davalı ile anlaşmalarına, bahse konu taşınmaz devri ve 13.000-TL'nin havalesinin yapılmasına rağmen dava konusu çeklere dayalı icra takiplerinin devam etmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Davalı vekili ise, davacının protokol haricinde üstlendiği edimden başka 25.000-TL daha ödemeyi taahhüt ettiği, ayrıca sözleşmede icra masrafları, harçları ve avukatlık ücreti ile ilgili bir düzenleme bulunmaması sebebiyle bunlardan davacının sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Davalı tarafından davacı hakkında 30/09/2019 tarihli 30.000-TL bedelli, 30/10/2019 tarihli 30.000-TL bedelli çeklere istinaden İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı; 30/12/2019 tarihli 40.000-TL bedelli çeke istinaden İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı; 30/01/2020 tarihli 40.000-TL bedelli çeke istinaden İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takipleri başlatılmıştır. Davacı ile davalı arasında icra takiplerinin başlatılmasından daha sonra 07/09/2020 tarihinde yapılan protokolde bahse konu çek borçlarına istinaden davalının dava dışı ... adına kayıtlı Tekirdağ ili, Saray ilçesi, ... köyü ... ada parsel nolu taşınmazı borca istinaden satın aldığını, bu çeklere istinaden davacıdan hiç bir alacağı kalmadığını, avukatlık ücreti olarak 13.000-TL'nin avukatına ödenmesi halinde çekleri avukatından alabileceği yazılıdır.
07/09/2020 tarihli protokol her iki tarafın da kabulünde olup, protokol doğrultusunda taşınmazın devrinin ve davalının vekiline avukatlık ücreti olarak 13.000-TL ödemenin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının protokol haricinde üstlendiği edimden başka 25.000-TL daha ödemeyi taahhüt edip etmediği, icra masraf, harç ve vekalet ücretinden davacının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacının protokolün haricinde 25.000-TL daha ödeme yapmayı taahhüt ettiği iddiası bakımından ispat yükü davalı üzerinde bulunmakta olup davalının bu hususu HMK m.199 ve 200 hükümleri uyarınca yazılı veya kesin delillerle ispat etmesi gerekir. Davalı tarafından bu nitelikte belge ibraz edilmediği gibi teklif edilen yemin davacı tarafından eda edildiğinden, davacının protokol haricinde 25.000-TL daha ödeme yapmayı taahhüt ettiğine yönelik iddia ispatlanamamıştır.
Diğer taraftan davalı protokolde herhangi bir belirleme yapılmadığından icra masraf, harç ve avukatlık ücretinden davacının sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Taraflar arasındaki protokolde davalının devraldığı taşınmaz karşılığında davacının çeklerden dolayı borcunun bulunmadığı, avukatlık ücreti olarak 13.000-TL'nin avukata ödenmesi halinde çeklerin iade edileceği kararlaştırılmıştır. Davacı protokolde belirtilen taahüdünü yerine getirmiştir. Davalı ise icra masraf, harç ve icra avukatlık ücreti ile ilgili herhangi bir çekince ileri sürmeksizin çeklerin iadesini kabul ettiğine göre davacı tarafından yapılan taşınmaz devri ve yapılan 13.000-TL ödemenin icra masraf, harç ve icra avukatlık ücretini de kapsadığını kabul etmek gerekir.
Bu durumda davacının protokol kapsamında borcunu ödediği ve davalıya borcunun bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İcra ve İflas Kanunun 72. maddesinin 5.fıkrasına göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.
Davalı alacaklı tarafından dava konusu borç takip sırasında ödenmesine rağmen takibe devam ettiği ve davalının kötüniyetli hareket ettiği anlaşıldığından mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yarg.
11. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2018 tarihli 2016/19717 Esas 2018/4803 Karar). Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne, çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde ve davacı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 10.216,60-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 2.554,15-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.662,45-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından sarf edilen giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 54-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
04/07/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/128256 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi