Ihtarat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/16716 E. 2015/11774 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 20 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtarat↗ temlik sözleşmesi↗ aktif husumet ehliyeti↗ zamanaşımı defi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ alacağın temliki↗ sözleşmeden doğan dava↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ müteselsil kefil↗ muacceliyet↗ genel kredi sözleşmesi↗ tmsf↗ temlik↗ kefil↗ taraf ehliyeti↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ zamanaşımı↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava açıldığı sırada yürürlükte olan 5411 Sayılı Yasa'nın 141. maddesinin geçmişe yönelik olarak fon alacakları bakımından uygulanmasını düzenleyen geçici 16. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 04/06/2014 tarihli kararı ile iptal olunduğu, buna göre 5411 s.y. 141. maddesindeki 20 yıllık zamanaşımı süresinin geriye dönük olarak uygulanması imkanının kalmadığı, bu durumda zamanaşımına ilişkin genel hükümlere müracaat etmek gerekeceği, yürürlükteki Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımının dava konusu bakımından uygulanması mümkün düzenleme içerdiği, dava konusu kredi sözleşmesinin 20/08/1993 tarihine imzalandığı, kredi borcu ile ilgili 1994 yılında yapılan ihtarat doğrultusunda 1995 yılında icra takibi yapıldığı, Genel Kredi Sözleşmesini yapan bankanın TMSF'ye devrinden sonra 04/08/2006 tarihinde aynı borç ile ilgili ihtarnamenin gönderildiği, borcun davalı yönünden muaccel olduğu 1995 yılından itibaren 04.08.2006 tarihine kadar ki Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde belirlenmiş olan 10 yıllık zamanaşımı süresini kesen ya da durduran başka bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı definin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili, müvekkili ile devren birleşen E. TAŞ ile dava dışı N. Giyim San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefillerinin davalılar olduğunu, bu kredi sözleşmesi kapsamında teminat mektupları verildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesapların kat edildiğini ileri sürerek alacak isteminde bulunmuş ise de, dosya kapsamında bulunan ve mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutulmayan belgelere göre, E. TAŞ'ın 02/07/2001 tarihinde E. A.Ş. bünyesine katıldığı, E. A.Ş. ile TMSF arasında yapılan 28/12/2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile E.A.Ş.'nin dava konusu kredi sözleşmesinden kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını ferileri ve teminatları ile birlikte TMSF'ye devir ve temlik ettiği, TMSF ile RCT V. Yönetimi A.Ş. arasında yapılan kredi alacağı temlik sözleşmesi ile de dava konusu kredi sözleşmesinden doğan hak ve alacakların TMSF tarafından temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece dosyada bulunan söz konusu temlik sözleşmeleri değerlendirilip tartışılmadan, yani davacının bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı irdelenmeden hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1473 E. 2023/4480 K.
Ortak:ihtarat · temlik sözleşmesi · aktif husumet ehliyeti · zamanaşımı defi · müşterek borçlu müteselsil kefil · alacağın temliki · sözleşmeden doğan dava · aktif husumet · dava şartı · zamanaşımı 20 yıllık
İncelediğiniz karardaYönetimi A.Ş. arasında yapılan kredi «alacağı temlik sözleşmesi» ile de dava konusu «kredi sözleşmesinden doğan» hak ve alacakların TMSF tarafından temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece dosyada bulunan söz konusu «temlik sözleşmeleri» değerlendirilip tartışılmadan, yani davacının bu davayı açmakta «aktif husumet ehliyetinin» bulunup bulunmadığı irdelenmeden hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
141. maddesindeki 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin geriye dönük olarak uygulanması imkanının kalmadığı, bu durumda zamanaşımına ilişkin genel hükümlere müracaat etmek gerekeceği, yürürlükteki Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımının dava konusu bakımından uygulanması mümkün düzenleme içerdiği, dava konusu «kredi sözleşmesinin» 20/08/1993 tarihine imzalandığı, kredi borcu ile ilgili 1994 yılında yapılan «ihtarat» doğrultusunda 1995 yılında icra takibi yapıldığı, Genel Kredi Sözleşmesini yapan bankanın TMSF'ye devrinden sonra 04/08/2006 tarihinde aynı borç ile ilgili «ihtarnamenin» gönderildiği, borcun davalı yönünden «muaccel» olduğu 1995 yılından itibaren 04.08.2006 tarihine kadar ki Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde belirlenmiş olan 10 yıllık zamanaşımı süresini kesen ya da durduran başka bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davalının «zamanaşımı definin» kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… yapılması gereğine işaret edilerek Esbank T.A.Ş'ın 02.07.2001 tarihinde Etibank A.Ş. bünyesine katıldığı, Etibank A.Ş. ile TMSF arasında yapılan 28.12.2001 tarihli «alacağın temliki sözleşmesi» ile Etibank A.Ş.'nin dava konusu «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını ferileri ve «teminatları» ile birlikte TMSF'ye devir ve temlik ettiği, TMSF ile RCT Varlık Yönetimi A.Ş. arasında yapılan kredi alacağı temlik sözleşmesi ile de dava konusu kredi «sözleşmesinden doğan» hak ve alacakların TMSF tarafından temlik edildiği, mahkemece dosyada bulunan söz konusu temlik sözleşmeleri değerlendirilip tartışılmadan, yani davacının bu davayı açmakta «aktif husumet ehliyetinin» bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.
… 9 E. ve 2019/591 K. sayılı kararı ile Esbank TAŞ'ın 02.07.2001 tarihinde Etibank A.Ş. bünyesine katıldığı, Etibank A.Ş. ile TMSF arasında yapılan 28.12.2001 tarihli «alacağın temliki sözleşmesi» ile Etibank A.Ş.'nin dava konusu «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan tüm alacakları ferileri ve «teminatları» ile birlikte TMSF'ye devir ve temlik ettiği, TMSF ile RCT Varlık Yönetimi A.Ş. arasında yapılan kredi alacağı temlik sözleşmesi ile de dava konusu kredi «sözleşmesinden doğan» nakdi ve «gayrinakdi alacakların» (mektup «komisyonları» hariç) TMSF tarafından temlik edildiği, bu sebeple davacının yalnız teminat mektup komisyonlarından kaynaklı alacak talebinde bulunabileceği, gayrinakdi alacak yönünden davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı, Eskişehir Bankası T.A.Ş. ...Şubesi ile dava dışı Nadir Giyim Sanayi ve Tic.
Mahkemece 23.06.2013 tarih, 2013/193 E. ve 2014/90 K. sayılı kararı ile dava konusu «kredi sözleşmesinin» 20.08.1993 tarihine imzalandığı, kredi borcu ile ilgili 1994 yılında yapılan «ihtarat» doğrultusunda 1995 yılında icra takibi yapıldığı, Genel Kredi Sözleşmesini yapan bankanın TMSF'ye devrinden sonra 04.08.2006 tarihinde aynı borç ile ilgili «ihtarnamenin» gönderildiği, borcun davalı yönünden «muaccel» olduğu 1995 yılından itibaren 04.08.2006 tarihine kadar ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesinde belirlenmiş olan 10 yıllık «zamanaşımı» süresini kesen ya da durduran başka bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davalının «zamanaşımı definin» kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu komisyonu · gayrinakdi alacak · gayri nakdi kredi · komisyon alacağı · temerrüt tarihi · teminat mektubu · olumsuz oy · komisyon
Benzer bu karardaA.Ş. lehine 11 adet «teminat mektubu» düzenlenmek suretiyle «gayri nakdi kredi» kullandırıldığı, teminat mektuplarına ait «komisyonların» ödenmesi için davacının «ihtarname» keşide ettiği, ancak ihtarnamenin davalılara tebliğ edilemediği, «tebligat» parçalarının iade edildiği, davalı kefillerin 29.12.2008 tarihinde başlatılan icra takibi ile «temerrüte» düştükleri, iş bu davada davacı bankanın takip tarihi olan 15.08.2006 tarihi itibariyle davacının 59,19 TL'si «asıl alacak» olmak üzere toplam 130,34 TL «komisyon alacağı» bulunduğu, davalıların İstanbul 11.
İcra Müdürlüğünün 2012/28680 Esas sayalı dosyası ile «temerrüte» düştüklerinden «temerrüt tarihi» olan 29.12.2008 tarihi itibariyle davacının «teminat mektubu komisyonlarından» dolayı toplam 310,91 TL alacaklı olduğu, umumi «taahhütnamenin» 57 nci maddesi kaspsamında davacının asıl alacağa %93,50 «temerrüt faizi» uygulayabileceği, dava tarihi itibariyle 169,86 TL'si «asıl alacak» olmak üzere toplam 1.003,89 TL nakdi alacak talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 169,86 TL'si asıl alacak olmak üzere ve dava tarihinden itibare …
Ancak davalı «zamanaşımı» defini ileri sürmüş olup davacının «aktif husumetinin» bulunduğu kabul edilen «teminat mektubu komisyon» alacakları bakımından «zamanaşımı defi» yönünden olumlu «olumsuz» bir karar verilmeden esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ihtarnameler» tebliğ edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, meri «teminat mektubu» olduğunu, faizi ile ödenmesi gerektiğini, «temerrüt faizinin» hatalı belirlendiğini, ihtarname iade edilmişse de bildirilen adrese tebliğe çıkarıldığını, geçerli «tebligatın» bulunduğunu, «komisyon» başlangıç tarihinin hatalı hesaplandığını, komisyon tutarının %2 olarak kabulünün doğru olmadığını, minumum 30,00 TL olarak kabulü gerektiğini, eksik hesaplandığını, «gayrinakdi alacak» isteminin reddinin hatalı olduğunu belirterek davanın kabulünü istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/16716 E. , 2015/11774 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/06/2014
NUMARASI 2013/193-2014/90
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.06.2014 tarih ve 2013/193-2014/90 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.11.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Y.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka bünyesinde devren birleşen E. T.A.Ş ile N. Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, sözleşmelere istinaden N. Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti. lehine teminat mektupları verildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ihtarname ile davalıların teminat mektubu komisyon alacakları ve ferileri ile teminat mektubu tazmin riskinden oluşan hesapların katedildiğini, müvekkili bankanın davalılardan toplam 13.355,43 TL alacaklı bulunduğunu, ayrıca muhatabı Atatürk Havalimanı Gümrük Müdürlüğü olan 672 TL tutarlı mer'i teminat mektubu yönünden 24.06.2013 tarihi itibariyle gecikme zammı ile birlikte 9.900,78 TL alacağın bulunduğunu ileri sürerek bu bedellerin davalılar tarafından banka nezdinde açılacak hesaba depo edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı bankanın külli halefi E. A.Ş.'nin dava dışı asıl borçlu N. Giyim San.ve Tic. Ltd. Şti.'den hak ve alacaklarını alacağın temliki sözleşmesi ile TMSF'ye devrettiğinden davacı bankanın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, esasa ilişkin olarak da davanın reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava açıldığı sırada yürürlükte olan 5411 Sayılı Yasa'nın 141. maddesinin geçmişe yönelik olarak fon alacakları bakımından uygulanmasını düzenleyen geçici 16. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 04/06/2014 tarihli kararı ile iptal olunduğu, buna göre 5411 s.y. 141. maddesindeki 20 yıllık zamanaşımı süresinin geriye dönük olarak uygulanması imkanının kalmadığı, bu durumda zamanaşımına ilişkin genel hükümlere müracaat etmek gerekeceği, yürürlükteki Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımının dava konusu bakımından uygulanması mümkün düzenleme içerdiği, dava konusu kredi sözleşmesinin 20/08/1993 tarihine imzalandığı, kredi borcu ile ilgili 1994 yılında yapılan ihtarat doğrultusunda 1995 yılında icra takibi yapıldığı, Genel Kredi Sözleşmesini yapan bankanın TMSF'ye devrinden sonra 04/08/2006 tarihinde aynı borç ile ilgili ihtarnamenin gönderildiği, borcun davalı yönünden muaccel olduğu 1995 yılından itibaren 04.08.2006 tarihine kadar ki Borçlar Kanunu'nun 146.
maddesinde belirlenmiş olan 10 yıllık zamanaşımı süresini kesen ya da durduran başka bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı definin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili, müvekkili ile devren birleşen E. TAŞ ile dava dışı N. Giyim San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefillerinin davalılar olduğunu, bu kredi sözleşmesi kapsamında teminat mektupları verildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesapların kat edildiğini ileri sürerek alacak isteminde bulunmuş ise de, dosya kapsamında bulunan ve mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutulmayan belgelere göre, E. TAŞ'ın 02/07/2001 tarihinde E. A.Ş. bünyesine katıldığı, E. A.Ş. ile TMSF arasında yapılan 28/12/2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile E.A.Ş.'nin dava konusu kredi sözleşmesinden kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını ferileri ve teminatları ile birlikte TMSF'ye devir ve temlik ettiği, TMSF ile RCT V.
Yönetimi A.Ş. arasında yapılan kredi alacağı temlik sözleşmesi ile de dava konusu kredi sözleşmesinden doğan hak ve alacakların TMSF tarafından temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece dosyada bulunan söz konusu temlik sözleşmeleri değerlendirilip tartışılmadan, yani davacının bu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı irdelenmeden hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 10.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/124235700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz