Barınak ücreti alacağında giriş-çıkış tarihlerinin ispat yükü
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/182 E. 2023/539 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Tekne Barınak (Palamar) Ücreti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Barınak/limana bağlama hizmeti verildiği iddiasına dayanan alacak davalarında, hizmet süresini gösteren belgenin (ör. tekne giriş-çıkış formunun) karşı tarafça imzalanmadığı veya karşı tarafın belgedeki kaydı inkâr ettiği hallerde, belgeyi düzenleyen taraf bu kaydın doğruluğunu başka delillerle ispat etmek zorundadır. İspat edilemeyen dönemler için hizmet verildiği ve buna bağlı ücret alacağı bulunduğu kabul edilemez; alacağı ileri süren taraf, iddiasını ispatlayamamışsa aleyhine sonuç doğar.
Ele alınan sorunlar
Davalının teknesinin barınakta kaldığı sürenin ve buna bağlı ücret alacağının ispatı → ret
İddia: Davacı vekili, davalının kooperatiften habersiz şekilde limandan ayrıldığını, bu nedenle çıkış tarihinin ancak sonradan yazılabildiğini, davalının bu tarihten sonra başka bir limanda kaldığını ispat edemediğinden teknenin davacının limanında kaldığının kabulü gerektiğini, davalı tanığının beyanlarının tahmine dayandığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.
Gerekçe: Davacı tarafından sunulan 'misafir tekne formu' belgesinde teknenin belirtilen dönemlerde barınakta kaldığı ve tekne sahibi bölümünde bir kişinin imzasının bulunduğu görülmüş, ancak davalı bu kişinin kendisinin temsilcisi olmadığını iddia etmiştir. Davacının beyanlarına göre teknenin habersiz şekilde barınaktan ayrıldığı ve çıkış tarihinin davacı yetkililerince tek taraflı olarak yazıldığı anlaşılmıştır. Davalının inkarına karşı davacı bunun aksini ispat edememiştir; bu nedenle söz konusu belgedeki çıkış kaydı davalıyı bağlamaz. Davacının kendi beyanına göre teknelerin limana giriş-çıkış tarih ve saatlerinin ayrıca tutulmadığı da gözetildiğinde, davalının belirli bir tarihten sonra da davacının barınağında kaldığı ispatlanamamıştır. Bu nedenle davalının hizmet aldığı döneme ilişkin ileri sürülen eksik ödeme iddiası da kanıtlanamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Hizmet süresini gösteren belgenin karşı tarafça inkâr edildiği ve belgeyi düzenleyen tarafın buna karşı ispat yükünü karşılayamadığı durumlarda, belgedeki tek taraflı kayıtların karşı tarafı bağlamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer barınak/depo/kira ücreti alacağı davalarında ispat yükünün paylaşımı açısından örnek oluşturabilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ ispat yükü↗ tek taraflı belge↗ icra takibi↗ palamar ücreti↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/182
KARAR NO 2023/539
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/10/2020
NUMARASI 2019/56 Esas 2020/260 Karar
DAVA
Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/04/2023
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Zeytinburnu sahilinde faaliyet gösteren müvekkili kooperatife ait limana tekne bağlayan tüm misafirlerin kooperatife İstanbul Tarım İl Müdürlüğünce belirlenen fiyat tarifesi üzerinden palamar ücreti ödemek zorunda olduklarını, palamar ücretinin de bir yıllık peşin alındığını, kooperatif üyesi olmayan davalının da müvekkiline ait limana 7,5 metre boyunda ... isimli teknesini bağladığını, davalının 01/12/2013-01/06/2014 tarihi arasındaki 6 aylık palamar ücreti olarak 1.529,28-TL ödeme yaptığını, 01/06/2014-01/04/2015 tarihleri arasındaki palamar ücretinin 3.540-TL olduğunu, davalının bu ücretin de 1.220,72-TL'sini ödediğini, kalan 2.329,28-TL'sini ödemediğini, 01/04/2015-01/04/2016 tarihleri arası palamar ücretinin ise 4.460-TL olup bu ücretin de ödenmediğini, müvekkilinin eksik ödenen palamar ücretleri için davalı hakkında Bakırköy ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin ... adlı teknesi için davacının işlettiği limanda 01/12/2013 tarihinden itibaren 6 ay süresince yanaştırmak suretiyle sözlü akde varıldığını, buna göre 01/06/2014 tarihine kadar davalıya 1.529,28-TL palamar ücreti ödendiğini, bu tarihten sonra teknenin yine müvekkili tarafından 01/11/2014 tarihine kadar 5 ay süre boyunca limana uğradığını ve sonrasında teknenin hiçbir surette limana uğramadığı gibi ne bu süre zarfına kadar ne de bundan sonraki süreç için davalı ile herhangi bir sözlü/yazılı anlaşmaya varılmadığını, 01/06/2014-01/11/2014 tarihleri arasında da davalı şirkete 1.220-TL palamar ücreti ödendiğini, dosyaya sunulan tekne formunun müvekkilinin bilgisinde olmadığını, tekne formunun altında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imzayı atan kişinin de bu hususta yetkilendirilmediğini, yetkisiz bir kişi ile müvekkili adına sözleşme yapan davacının, teknenin sanki sürekli limandaymış gibi gösterdiğini ve bu dayanaksız sözleşme ile müvekkilinin kötü niyetli olarak borçlu gösterildiğini, sözleşme geçerli olarak kabul edilse dahi başlangıç ve bitiş tarihinin anlaşılamadığını, takipte istenen 01/06/2014 vade tarihli palamar ücretinin 1.529-TL olduğunu ve bu bedelin ödendiğinin zaten tekne formunda belirtildiğini, 01/04/2015 vade tarihli 4.460-TL bedelli palamar ücreti istendiği halde tekne formunda kira bedelinin 3.540-TL olduğunun yazıldığını, icra takip tarihinin 29/12/2015 olduğu gözetildiğinde fahiş bedelin kabul edilemeyeceğini, takipte talep edilen miktar ile tekne formu arasında hiçbir uyum olmadığını, sırf bu durumun dahi tekne formunun sonradan düzenlenmiş olabileceği ihtimalini gösterdiğini, daha önceki yıllarda kooperatife ödeme yapılmış olmasının müvekkiliyle davacı arasındaki sözlü anlaşmanın 01/11/2014 tarihinde sona erdiği gerçeğini değiştirmeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı barınak işletmecisi tarafından düzenlenmiş, davalıya ait "..." isimli teknenin Zeytinburnu Balıkçı Barınağı'na giriş ve çıkış tarihlerini gösteren bir kaydın davacı tarafından sunulmadığı, teknenin tam olarak hangi tarihler arasında barınma hizmeti aldığının dosya kapsamından tespit edilemediği, 01/12/2013-01/06/2014 tarih aralığındaki 6 aylık palamar ücreti olan 1.529,28-TL ve 01/06/2014-01/11/2014 tarih aralığı için de 1.220-TL palamar ücretinin davalı tarafından ödendiği, dolayısıyla bu tarihler arasında davacıdan hizmet alındığının davalının da kabulünde olduğu; 01/11/2014 tarihinden 01/04/2016 tarihine kadar olan süre zarfında ise ... isimli teknenin davacıdan hizmet alıp almadığının dosya kapsamı ve tanık beyanları ile tespit edilemediğinden davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalının kooperatiften habersiz bir şekilde limandan ayrıldığını, bu nedenle herhangi bir form düzenlenemediğini, davalı ile yapılan telefon görüşmesinde davalının tekneyi bakıma götürdüğünü söylemesine rağmen teknenin bir daha geri dönmediği hususunun tanık ... tarafından belirtildiğini, tekne için düzenlenen misafir tekne formunda giriş gününün belli olduğunu, ancak normal şartlarda limandan ayrılan teknenin bu hususta yapılacak bildirim üzerine forma giriş gününün de yazıldığını, böylece ödemesini yapan kişinin makbuzunu alarak limandan ayrıldığını, ancak somut olayda davalının palamar ücreti ödememek için limandan haber vermeden gittiğini, dolayısıyla misafir tekne formuna da ayrılma tarihi olan 01/04/2016 tarihinin yazıldığını, davalı tarafın 01/12/2013- 01/04/2016 tarihleri arasında başka bir limanda kaldığını da ispat edemediğini, halbuki davalının teknesini kesinlikle başka bir limana bağlamış olması gerektiğini, bunu ispat edemediği için teknenin müvekkilinin limanında kaldığının kabul edilmesi gerektiğini, davalı tanığının beyanları tahmine dayandığından kabul edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, tekne barınak ücretinin tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, 01/06/2014-01/04/2015 tarihleri arasındaki palamar ücretinin 3.540-TL olduğunu, davalının bu ücretin 1.220,72-TL'sini ödediğini, kalan 2.329,28-TL'sini ödemediğini, 01/04/2015-01/04/2016 tarihleri arası palamar ücreti ise 4.460-TL olup bu ücretin de ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı, teknesinin 01/12/2013-01/06/2014 arasında davacının barınağında kaldığını ve 1.529,28-TL ödediğini, 01/06/2014-01/11/2014 arasında barınakta kaldığı dönem için de 1.220-TL palamar ücreti ödendiğini, sonraki dönem için davacının belirttiği tarihlerde barınakta kalınmadığını, dolayısıyla davacıya bir borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davalının barınakta kaldığı tarihlerin davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından dosyaya sunulmuş "misafir tekne formu" belgesine göre, davalının 01/12/2013-01-06/2014, 01/06/2014-01/04/2015 ve 01/04/2015-01/04/2016 arasında barınakta kaldığı, tekne sahibi bölümünde "..." isimli bir kişinin imzasının bulunduğu görülmüştür.
Ancak davalı adı geçen kişinin temsilcisi olmadığını iddia etmiştir. Davacı tarafın dosyadaki beyanlarına göre, 01/04/2016'da teknenin habersiz bir şekilde barınaktan ayrıldığından ayrılma tarihinin davacı yetkililerince tek taraflı olarak yazıldığı belirlenmiştir. Dolayısıyla, davalının inkarına ve davacının da aksini ispat edememesine göre, belirtilen belgedeki çıkış kaydının davacıyı bağlamayacağının kabulü gerekmektedir. Davacının beyanına göre de teknelerin limana giriş-çıkış tarih ve saatlerinin ayrıca tutulmadığı da gözetildiğinde, davalının 01/11/2014'ten sonra davacının barınakta kaldığı ispatlanamamıştır. Davalının hizmet aldığı döneme ilişkin davacının ileri sürdüğü eksik ödeme iddiası da kanıtlanamamıştır.
Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/04/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/123440 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi