Çekteki imzanın sahte olması, iyiniyetli hamile karşı da ileri sürülebilen mutlak defidir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/484 E. 2023/656 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kambiyo senedine dayalı icra takibinde, takip konusu senetteki (çek) imzanın sahte olduğunun grafolojik bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi halinde, imza sahteliği defi senedin hükümsüzlüğüne yönelik mutlak bir defi olup, senedi ciro yoluyla iktisap eden hamil iyiniyetli olsa dahi bu defi ona karşı da ileri sürülebilir; bu durumda açılan menfi tespit davasının kabulü gerekir.
Ele alınan sorunlar
Çekteki imzanın sahte olduğu iddiasına dayalı menfi tespit talebi → ret
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin çeki ciro yoluyla iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, ciro silsilesinin düzgün olduğunu, çekteki imzanın kontrolü hususunda yükümlülüğü bulunmadığını ve müvekkilinin kusuru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Senede karşı mutlak defiler, senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler bakımından bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir; hangisinin mutlak hangisinin nisbi sayılacağı, görünüşe itimat (güven) ilkesi, iyiniyet ilkesi ile kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması ilkesi arasındaki önceliğin belirlenmesi sorunuyla ilgilidir. Kanun koyucunun bu çıkar çatışmasını özel olarak düzenlediği durumlar dışında; imzanın sahte olması, senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması, borçlanma ehliyetinin bulunmaması, senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması, temsil yetkisinin bulunmaması, senedin zamanaşımına uğramış bulunması gibi defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak defi olarak kabul edilir. Mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile çekteki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Hükme elverişli bulunan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebi → ret
İddia: Davalı vekili, müvekkilinin işbu davanın açılmasında kusuru bulunmadığından aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasını veya bu kısmın düzeltilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesi uyarınca, davalı haksız çıktığı davada yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumludur. Bu nedenle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir hata bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararda, çek üzerindeki imzanın sahte olması defisinin, senedin hükümsüzlüğüne yönelik mutlak defi niteliğinde olduğu ve iyiniyetli hamile karşı da ileri sürülebileceği hususu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına atıfla açıkça ortaya konmuştur; bu tespit, ciro yoluyla senet iktisap eden hamillerin sorumluluğuna ilişkin benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ kambiyo senedi↗ mutlak defi↗ nispi (kişisel) defi↗ imza inkarı↗ iyiniyet↗ görünüşe itimat ilkesi↗ ciro↗ grafolojik bilirkişi incelemesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/484
KARAR NO 2023/656
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/10/2020
NUMARASI 2019/303 Esas 2020/818 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/05/2023
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) tarafından müvekkili ve diğer müracaat borçluları aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takip konusu 25.700-TL bedelli çek üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığından müvekkilinin çekten dolayı borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davaya konu icra takip dosyasında alacak ve ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine, takibin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve senette kefil olarak imzası bulunan kardeşi ile müvekkili arasında uzun süredir ticari ilişki olduğunu, davacının müvekkilinden pek çok kez ürün aldığını, icra takibine konu senetlerden dolayı borcunu ödemediğinden müvekkilinin davacı aleyhine icra takibi başlattığını, 2 yıldan uzun bir zaman sonra böyle bir dava açılmasının makul olmadığını ve talebin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddine ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hesap edilecek icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; adli grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan rapora göre, davaya konu ... Bank Aksaray İstanbul Şubesine ait 30/12/2014 keşide tarihli, ... seri nolu çekin arka yüzünde "..." içerikli kaşe izleri üzerine davacıya atfen atılmış imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bir kıymetli evrak üzerinde bulunan imzanın sahte olması halinde imza sahibinin bu çek ile bağlı olamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı tarafından davacı aleyhine yapılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu çeki ciro yoluyla iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, düzgün olan ciro silsilesinde sırasıyla davacı tarafından ... A.Ş.'ye, ondan ... Dağıtım-...'e, ondan ...-...'ye ve ondan da müvekkiline ciro edildiğini; müvekkili tarafından bu şekilde alınan çekin bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız çıkması sebebiyle icra takibi başlatıldığını; davacıdan sonra üç kez daha ciro edilmek suretiyle müvekkiline ulaşan çekteki imzanın kontrolü husunda yükümlülüğünün bulunmadığını, işbu davanın açılmasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığından müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını;
davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılması ve davacının haksız davasının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini aksi halde mahkeme kararındaki vekalet ücreti ve yargılama ücreti kısımlarının düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, icra takibine konu çekteki lehtar (ciranta) imzasının sahte olduğu iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır. Senede karşı mutlak defiler, senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi defi sayılacağı, ‘görünüşe itimat (güven)’, ‘iyiniyet’ ilkesiyle, ‘kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması’ ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir. Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları kanun koyucu özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin;
Türk Ticaret Kanunu m.659/2 ve m.592 ile Türk Borçlar Kanunu m.19/1 ve m.605/2'de olduğu gibi) düzenlemiştir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında, gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay HGK 2013/1746 Esas, 2015/896 Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı) Mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile çekteki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.
Hükme elverişli bulunan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 326. maddesi uyarınca, davalı haksız çıktığı davada yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumludur. Bu nedenle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir hata bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353(1)b-1 uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.082,46-TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin yatırılan 520,61-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.561,85-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 54,50-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK m.362(1)-a uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/05/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/121919 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi