Kaybedilen senet nedeniyle bankaya karşı tazminat davası erken açılmıştır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/402 E. 2023/1371 K. · · İlk derece: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kredi teminatı olarak verilen senedin bankaca kaybedilmesi nedeniyle bankaya karşı tazminat davası açılabilmesi için, senedin lehtarı/alacaklısı olan tarafın öncelikle senedin borçlusu (keşideci) aleyhine temel ilişkiye dayalı olarak yasal yollara başvurup alacağını tahsil edememiş olması ve tüm hukuki yolları tüketmiş olması gerekir. Bu koşul yerine getirilmeden, salt senedin kaybedilmiş olması ve borçludan tahsilin fiilen mümkün olmadığı iddiası ile bankaya karşı doğrudan tazminat davası açılması, dava erken açılmış sayılır ve reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Senet asıllarının davacıya iade edilip edilmediği → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, senet fotokopisindeki şerhin ne zaman ve nasıl alındığını bilmediklerini, senetlerin hâlâ bankada olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin aslının iade edildiği yönündeki kabulünün hatalı olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Davacı tarafça dayanılan bankanın 09/09/2014 tarihli şube yazısında, senetlerin bizzat davacı tarafça bankaya teslim edildiğine ilişkin senet örneklerinin şubeye teslim edildiği, bu nedenle şubede senetlere ilişkin evrak bulunmadığı bildirilmiştir. Dava konusu senetlerin bankaya teslim edildiği ve senet asıllarının davacıya iade edildiği ispatlanamamıştır. Bu nedenle, mahkemece bono suretlerindeki şerheye dayanılarak aslının iade edildiğinin kabulü doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Bankaya karşı tazminat davasının açılabilmesi için ön koşul: keşideciler aleyhine yasal yollara başvurma → ret
Gerekçe: Kaybedilen senet nedeniyle kaybeden bankadan tazminat talep edilebilmesi, ancak senet ilgilisine başvuruda bulunulup alacağın tahsil edilememesi ve zarara uğranması durumunda ortaya çıkacaktır. Dava konusu senetlerde lehtar konumunda olan davacının öncelikle keşideciler aleyhine temel ilişkiye dayalı olarak yasal yollara başvuruda bulunup alacağını tahsil edememiş olması gerekmektedir. Davacının keşideciler aleyhine yasal yollara başvuruda bulunup alacağını alamadığı ve buna ilişkin tüm hukuki yolları tükettiğine, dava dışı keşidecinin bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığına ilişkin bir iddia ve ispat bulunmamaktadır. Süresi içinde davacı tarafça keşideciler aleyhine yasal yollara başvuruda bulunup tüm yasal yolların tüketildiğine ilişkin bir iddia ve ispat olmadığından, davalı banka hakkında açılan davanın erken açıldığı anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Senedi muhafaza görevini ihlal ederek kaybeden bankaya karşı, senedin lehtarının tazminat talep edebilmesi için önce senedin borçlusu (keşideci) aleyhine yasal yollara başvurup alacağın tahsil edilemediğinin ispatlanması gerektiğine ilişkin genel bir kural ortaya koyması nedeniyle emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senedi↗ bono↗ senet kaybı↗ tazminat↗ davanın erken açılması↗ temel ilişki↗ keşideci↗ lehtar↗ ispat yükü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/402
KARAR NO 2023/1371
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/10/2020
NUMARASI 2018/499 2020/622
DAVA
Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/09/2023
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, ... Beyazıt şubesinden 28.12.2007 tarihli kredi sözleşmesi ile kullanılan krediye karşılık davalıya ...'ye ait 15.04.2008 vadeli 9.000-TL ile ...'ye ait 30.03.2008 vadeli 8.000-TL'lik iki adet emre muharrer senet verildiğini, senetlerin ödenmemesi üzerine kendilerinin banka ile anlaşarak taksitle ödemeye başladığını, borcun ödenmesi nedeniyle senetlerin istendiğini, senetlerin kaybedilmesi nedeniyle kendilerine iade edilmediğini ileri sürerek senet bedeli kadar zarara uğradıklarını ileri sürerek 17.000-TL zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, 2007 yılında kullandırılan kredi için senetlerin teminat olarak verildiğini,10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğunu, kambiyo vasfını yitirdiğinden dava açmakta hukuki yararın olmadığını, bankanın yerleşim yeri nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ayrıca senetlerin davacıya teslim edildiğini ve üzerine teslime ilişkin şerh düşülüp fotokopilerinin alındığını, davacının senetlerin teslim edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı tarafça senetlerin bankaca kaybedildiği iddiasına karşın bankanın kıymetli evrak iptali davası açmadığı, dosyaya sunulan bono suretlerinde davacı şirket yetkilisinin imzasının olduğu, İTO kaydı ve imza sirkülerinden imzanın şirket yetkilisi ...'ye ait olduğunun somut olarak tespit edildiği, davacı tarafça bono asıllarının değil suretinin verildiği ileri sürülmüş ise de bunun ispatlanamadığı gibi senetlerin vadelerinin 2008 yılı olması nedeniyle zamanaşımı sürelerinin dolduğu, zamanaşımına uğramış alacak nedeniyle davacının zarara uğramasının mümkün olmadığına dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, bankanın Beyazıt şubesinin 09.09.2014 tarihli yazısında davacının senetleri aldığını beyan ettiğini bankada hiç bir evrak bulunmadığını bildirdiğini,bankanın basiretli bir tüccar gibi hareket ederek senetleri iade ettiğine ilişkin açık yazı vermesi gerektiğini, senet fotokopisindeki imzaların senet alınırken yapıldığını, fotokopinin nasıl alındığını bilmediklerini, senetler bankada olduğundan işlem yapamadıklarını, hukukçu olan 3 kişilik heyetten rapor alınması talebinin reddedildiğini, senetler iptal edilse de borçludan tahsilatın nasıl yapılacağının açıklanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı bankaya kredi borcu için verilen senetlerin bankaca kaybedilmesi nedeniyle borçlusundan tahsil edilemeyen senet bedelleri kadar zararın tahsili talebine ilişkindir. Davacı kredi teminatı olarak verilen lehtarları davacı olan 30/03/2008 vadeli 8.000-TL ile 15/04/2008 vadeli 9.000-TL'lik toplam 17.000-TL olan senet bedellerinin ödenmemesi üzerine kredi borcunun taksitle tahsil edildiğini, borcun bitmesine rağmen senet asıllarının iade edilmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise senetlerin zamanaşımının dolduğunu, ayrıca davacı şirket yetkilisine senet asıllarının iade edilip fotokopilerinin alındığını bildirmiş, davacı şirket yetkilisi fotokopinin ne zaman alındığını bilmediklerini bildirmiş ise de 28/10/2020 tarihli celsede senetleri kredi için verdiğini, borcun bir kısmını kapattığında senetleri istediğini ancak ancak tümü ödenmeden veremeyeceklerini bildirip fotokopilerini verdiklerini, borcu kapattıktan sonra aslını istediğinde senet asıllarının bulunmadığını bildirdiklerini beyan etmiştir.
Senetlerin davacının kredi borcu için verildiği , 15/04/2008 tarihli 9.000-TL'lik bonoda keşideci ... Parfümeri, lehtar davacı olup ; 30/03/2008 tarihli 8.000-TL'lik bonoda keşideci ... parfümeri lehtar yine davacı görünmektedir. Dosyaya sunulan belgeler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde senetlerin ödenmemesi nedeniyle protesto edildiği ve ödenmedikleri anlaşılmaktadır.09/01/2014 tarihli banka yazısından kredi borcunun tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça yargılamada ve istinaf aşamasında dayanılan bankanın 09/09/2014 tarihli Beyazıt Şubesi yazısında;" .... bizzat davacı tarafça, senetlerin bankaya teslim edildiğine ilişkin senet örnekleri şubeye teslim edildiğinden şubede senetlere ilişkin evrak bulunmadığı" bildirilmiştir.
Dava konusu senetlerin bankaya teslim edildiği,senet asıllarının davacıya iade edildiği ise ispatlanamamıştır. Somut olaydaki gibi kaybedilen senet nedeniyle kaybeden bankadan tazminat talep edilebilmesi ancak senet ilgilisine başvuruda bulunulup alacağın tahsil edilememesi ve zarara uğraması durumunda ortaya çıkacaktır. Dava konusu senetlerde lehtar konumunda olan davacının öncelikle keşideciler aleyhine temel ilişkiye dayalı olarak yasal yollara başvuruda bulunup alacağını tahsil edememiş olması gerekmektedir. Davacının keşideciler aleyhine yasal yollara başvuruda bulunup alacağını alamadığı ve buna ilişkin tüm hukuki yolları tükettiği, dava dışı keşidecinin bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığına ilişkin bir iddia ve ispatı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece bono suretlerindeki şerhe dayanılarak aslının iade edildiğinin kabulü doğru değil ise de; süresi içinde davacı tarafça keşideciler aleyhine yasal yollara başvuruda bulunup tüm yasal yolların tüketildiğine ilişkin bir iddia ve ispat olmadığından ,davalı banka hakkında açılan davanın erken açıldığı anlaşılmakla sonucu itibariyle doğru bulunan karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/09/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/120284 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi