6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşmenin devri halinde teminat mektubunun devredenden iadesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/416 E. 2023/1585 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bir sözleşmenin TBK 205 uyarınca devri halinde, devredenin sözleşmeden doğan tüm hak ve borçları devralana geçse de, devredene verilmiş teminat mektubundaki muhatap sıfatı bankanın kabulü olmaksızın kendiliğinden devralana geçmez. Devir sözleşmesinde teminat mektubunun akıbeti ve devir sonrası sorumluluğun devam edeceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmuyorsa, devreden ile teminat mektubunu veren taraf arasındaki hukuki ilişki devir tarihinde sona erer ve teminat mektubu da hükümsüz hale gelir; devredenin devralan ile yaptığı kefalet gibi iç ilişkiye dayalı sözleşmeler, teminat mektubunu verene karşı bağlayıcı değildir ve teminat mektubunun elde tutulmasını haklı kılmaz.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin devri sonrasında teminat mektubunun akıbeti → ret

İddia: Davalı vekili, dava konusu teminat mektubunun davanın açıldığı tarih itibariyle halen teminat vasfını koruduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin henüz tasfiye edilmediğini, davanın zamansız açıldığını, dava dışı ...'in davacıdan olan alacaklarına kefil olduğundan davacının borcu doğması halinde sorumluluğa gidileceğini, davacının eksik ürün alımı nedeniyle borcunun bulunduğunu, ariyetlerin iade edilmediğini ve rücu alacağı doğması ihtimali bulunduğundan teminat mektubunun iade edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 205 uyarınca sözleşmenin devri, devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır; devir ile sözleşmenin bir tarafı değişse de sözleşmenin hükümleri geçerli olmaya devam eder ve devralan, devredenin hukuki durumunu kazanır. Bununla birlikte teminat mektubu, garanti veren banka ile garanti alan muhatap arasında yapılmış bir garanti sözleşmesi olduğundan muhatap değişikliği ancak bankanın kabulü ile gerçekleşir; sözleşmenin devri ile birlikte teminat mektubundaki muhatap sıfatının bankanın kabulü olmaksızın kendiliğinden devralana geçmesi mümkün değildir. Somut olayda davacı ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisi, aksi kararlaştırılmadığından, devir mutabakatı tarihinde sona ermiştir. Taraflar devir sözleşmesinde teminat mektubunun akıbeti hakkında hüküm koymadıkları gibi, devirden sonra davacının devreden davalıya karşı sorumlu olmaya devam edeceğine ilişkin bir şart da öngörmemişlerdir. Davalının teminat mektubunu elinde tutma gerekçesi olarak ileri sürdüğü, sözleşmeyi devralan üçüncü kişiye verdiği kefalet sözleşmesi, davalı ile devralan arasında düzenlenmiş olup davacı yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Muhatap sıfatının bankanın kabulü olmadan kendiliğinden devralana geçmemesi nedeniyle, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin devir sözleşmesiyle sona ermesi sonucunda teminat mektubu da hükümsüz hale gelmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmenin üçüncü kişiye devri halinde, devredenin elinde tutulan teminat mektubunun akıbeti ve muhatap değişikliğinin bankanın kabulüne bağlı olduğu hususunda genel bir hukuk kuralı ortaya koyması nedeniyle benzer sözleşme devri ve teminat mektubu uyuşmazlıklarında ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin devri teminat mektubu muhatap sıfatı kefalet garanti sözleşmesi bayilik sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 205

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/416

KARAR NO 2023/1585

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/11/2020

NUMARASI 2019/674 Esas - 2020/741 Karar

DAVA

Teminat Mektubunun İadesi

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/10/2023

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında, akaryakıt satışına ilişkin 31.12.2014 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden davalı ... A.Ş.'ye, müvekkil şirket tarafından ... Bankası Bornova Şubesinden 262.104713.100 sayılı, 20.08.2015 tarihli, 15.12.2019 vadeli, 700.000-TL bedelli teminat mektubunun verildiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 14.06.2018 tarihinde davalı tarafından ... A.Ş.'ye devredildiğini, devir sözleşmesine ile devir tarihi itibariyle davalı şirkette doğmuş/doğacak tüm borç ve alacakların devredilen ...'e geçtiğini, davalı ile hukuki ilişkinin 14.06.2018 tarihinde son bulduğunu, ancak teminat mektubunun bugüne kadar iade edilmediğini, teminat mektubunun vadesinin 15.12.2019 tarihi olduğunu, teminat mektubunda temlik alan ...'in sıfatının bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmenin temlik ile son bulduğunu, davalının bayilik ilişkisinden çıkan müvekkilinden hiç bir hak ve alacağı kalmadığını belirterek davalının elinde tuttuğu teminat mektubunun iadesi ve iptaline, paraya çevrilmesi halinde en yüksek ticari faiziyle birlikte bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz istasyonu bulunan taşınmaza ilişkin olarak;

31. 12.2014 tarihli Çerçeve Protokol, 31.12.2014 tarihli Standart Bayilik Sözleşmesi, 31.12.2014 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi, 31.12.2014 tarihli Ariyet Demirbaş Belgesi'nin imzalandığını, davacı ile dava dışı ... arasında 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı akdedildiğini, taahhütname ve ariyet demirbaş belgesinin davacının da onayıyla dava dışı ... devredildiğini, devir ile birlikte imzalanan kefaletname ile müvekkilinin davacının ... nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının 700.000-TL'sine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğunu, banka teminat mektubunun müvekkili açısından teminat vasfı taşıdığını, davanın ikame edildiği tarihte taraflar arasında akdedilmiş sözleşmelerin halen yürürlükte olduğunu, bu kapsamda ticari ilişki nedeniyle borcunun bulunmadığının tespitini ve buna bağlı olarak dava konusu teminat mektubunun geçersizliğine karar verilmesini talep etme hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasında 31/12/2014 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında dava konusu teminat senedinin davalıya verildiğini, 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı ile davalının sözleşmeyi tüm hak yükümlülükleri ve borçları ile birlikte dava dışı ...'e devrettiği, bayilik sözleşmesinin süresinin sonuna kadar geçerliliğinin sürdürülmesine karar verildiği, davacının imzaladığı 31.12.2014 tarihli Çerçeve Protokol, Standart Bayilik Sözleşmesi, Ürün Alım Taahhütnamesi, Ariyet Demirbaş taahhütlerinin dava dışı ... devredildiği, bu devir sonucunda davacı ile davalı ....A.Ş. arasındaki sözleşme ilişkisinin 14.06.2018 ile sona erdiği, davacının sözleşme sorumluluğunun dava dışı ...'e karşı sözleşme süresinin bittiği 31/12/2019 tarihine kadar devam edeceği, davalı yönünden ayakta olan bir sözleşme kalmadığı, bu nedenle davanın erken açıldığı savunmasının yerinde olmadığı, teminat mektubunun sözleşmeyi devralan ...'e verilmediği, davalının kendi yönünden sona eren sözleşmenin teminatı olan mektubu elinde tutmaya devam ettiği, davalının teminat mektubunu elinde tutmasının gerekçesi olarak dava dışı ...'e verdiği 700.000-TL miktarlı kefaleti gösterdiği, ancak kefalet beyanında davacının imzasının bulunmadığı, davalının verdiği kefaletin davalı ile dava dışı ...

arasındaki iç ilişkide geçerli olduğu, bu nedenle davalının davacı şirketten sözleşme kapsamında talepte bulunmasının mümkün olmadığı, aksi halde davacının hem teminat mektubu nedeniyle davalıya hem de sözleşme nedeniyle dava dışı ...'e ödeme yapmak zorunda kalacağı, davalının teminat mektubunu elinde tutmasının ve nakde çevrilmesini talep etmesinin iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Bornova Şubesi 262.104713.100 numaralı 20/08/2015 düzenleme tarihli, 15/12/2019 vadeli 700.000-TL bedelli teminat mektubunun iptali ile davacıya aynen iadesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu teminat mektubunun davanın açıldığı tarih itibariyle halen teminat vasfını koruduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin henüz tasfiye edilmediğini, davanın açıldığı tarih itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin halen yürürlükte olduğunu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre karar verilmesi gerektiğini, davanın zamansız açıldığını, müvekkilinin dava dışı ...'in davacıdan olan alacaklarına kefil olduğunu, davacının herhangi bir borcunun doğması halinde müvekkilinin kefil sıfatıyla sorumluluğuna gidileceğini, davacının eksik alınan ürün bakımından borcu bulunduğunu, davacının alım taahhütlerini yerine getirmediğini, davanın haksız olarak açıldığını, öte yandan ariyetlerin de halen iade edilmediğini, davacının iade etmediği demirbaş ve ariyetler nedeniyle cezai şart sorumluluğunun bulunduğunu, davacı ile dava dışı ...

arasındaki borç ilişkisi sona ermeden teminat mektubunun iade edilmesinin müvekkili açısından telafisi imkansız zararlara yol açacağını, İstanbul 10. ATM'nin 2020/256 Esas sayılı dosyasına sunulan fesih protokolü ile davacının dava dışı ...'e 1.465 ton eksik ürün alımından kaynaklı borcunun bulunduğunu kabul ettiğini ve borcunu nakden ve defaten ödeyeceğini taahhüt ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin rücu alacağının doğması ihtimali bulunduğundan teminat mektubunun iade edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı tarafından davalıya bayilik sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir. Davacı ile davalı ... arasında, akaryakıt satışına ilişkin 31.12.2014 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında davalıya dava konusu ... Bornova Şubesi'nin 262.104713.100 numaralı ve 20.08.2015 tarihli 15.12.2019 vadeli 700.000-TL bedelli teminat mektubunun verildiği, davalı ... ile dava dışı ... arasında 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı ile taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan tüm borç, hak ve alacakların devralan ... devredildiği, davacının ise davalı ... ile aralarında sözleşmenin sona ermesine rağmen teminat mektubunun iade edilmediğini ileri sürerek teminat mektubunun iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.Davacı ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesi 31/12/2019 tarihine kadar devam ettiği halde, davacının da imzasının bulunduğu 14/06/2018 tarihli devir mutabakatı ile bahsi geçen sözleşme tüm hak ve borçları ile davalı ...

tarafından ... devredilmesi ile davalı ... sözleşmenin tarafı olmaktan çıktığı, ... sözleşmenin tarafı haline geldiği, davacı ile ... arasındaki bayilik ilişkisinin 31/12/2019 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisi 14/06/2018 tarihinde sona ermesine rağmen davalının davacıdan aldığı teminat mektubunu tutmakta haklı olup olmadığının üzerinde durulması gerekmektedir. "Sözleşmedenin devri" TBK'nın 205. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır.

Devir anlaşmasının yapılması ile sözleşmenin bir tarafı değişse de sözleşmenin tüm hükümleri geçerli olmaya devam eder. Yeni taraf, sözleşmede kalan tarafa karşı, sözleşmeyi devredenin bu sözleşmeden kaynaklanan tüm haklarına sahip, aynı zamanda tüm borçları ile yükümlü olur. Diğer bir ifade ile sözleşmenin üstlenilmesiyle beraber, sözleşmeyi üstlenen kişi, yerine geçtiği tarafın hukuki durumunu kazanır. Bununla birlikte; teminat mektubu, garanti veren banka ile garanti alan muhatap arasında yapılmış bir garanti sözleşmesi olup muhatap değişikliği ancak bankanın kabulü ile gerçekleşir. Sözleşmenin devri ile birlikte teminat mektubunda muhatap sıfatının bankanın kabulü olmadan kendiliğinden devralana geçmesi mümkün değildir.Somut olayda, aksi kararlaştırılmadığından davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin dava dışı .....'e devri ile birlikte davacı ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişki 14/06/2018 tarihinde sona ermiştir.

Taraflar devir sözleşmesinde dava konusu teminat mektubunun akıbeti hakkında herhangi bir hükme yer vermedikleri gibi sözleşmenin devrinden sonra da davacının devreden davalı ... karşı sorumlu olmaya devam edeceğine ilişkin şart öngörmemişlerdir. Davalı ..., teminat mektubunu elinde tutmasının gerekçesi olarak sözleşmeyi devralan ... verdiği 700.000-TL miktarlı kefalet olduğunu ileri sürmekte ise de bahsi geçen kefalet sözleşmesi davalı şirket ile ... arasında düzenlenmiş olup davacı şirket yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Diğer taraftan teminat mektubunde muhatap değişikliği ancak bankanın kabulü ile gerçekleşeceğinden sözleşmenin devri ile birlikte muhatap sıfatının kendiliğinden devralana geçmesi mümkün değildir.

Bu durumda davacı ile davalı ... arasındaki ilişkinin 14/06/2018 tarihli devir sözleşmesi ile sonra ermesi sonucunda teminat mektubunun da hükümsüz hale geldiği anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 47.817-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 11.954,25‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 35.862,75-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/10/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/119615 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/138 E. 2024/8690 K. · Bozuldu

Devre onay veren bayi teminat mektubunun iadesini isteyemez

Gerekçe özeti

Sözleşmenin devri (TBK 205) devreden, devralan ve sözleşmede kalan tarafın imzasını gerektiren üç taraflı bir sözleşmedir; devre onay veren bayi bakımından, asgari alım taahhüdünün yerine getirilmediği kendi beyanıyla sabitse ve sözleşmenin devri ile birlikte teminatın akıbeti ayrıca düzenlenmemişse, verilen banka teminat mektubunun garanti fonksiyonu devam eder ve teminat mektubunun iadesi/iptali istemi reddedilmelidir.

Emsal değeri

Yargıtay'ın kendi gerekçesiyle kurduğu bozma sebebi, sözleşmenin devrine onay veren tarafın teminat mektubunun iadesini isteyemeyeceği ve teminatın garanti işlevinin devam ettiği yönüyle bağlayıcı emsal değer taşır.

Kavramlar: sözleşmenin devri üç taraflı sözleşme banka teminat mektubu garanti fonksiyonu müteselsil kefalet asgari alım taahhüdü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/138 E.  ,  2024/8690 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/416 Esas, 2023/1585 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/674 E., 2020/741 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında akaryakıt satışına ilişkin 31.12.2014 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden davalı ... Eurasia Petrol A.Ş.'ye, davacı tarafından ... Bankası Bornova Şubesinden 20.08.2015 tarih, 15.12.2019 vadeli, 700.000,00 TL bedelli teminat mektubunun verildiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 14.06.2018 tarihinde davalı tarafından ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş.'ye devredildiğini, devir sözleşmesi ile devir tarihi itibariyle davalı şirkette doğmuş/doğacak tüm borç ve alacakların devredilen ...'e geçtiğini, davalı ile hukuki ilişkinin 14.06.2018 tarihinde son bulduğunu, ancak teminat mektubunun bugüne kadar iade edilmediğini, vadesinin 15.12.2019 tarihi olduğunu, teminat mektubunda temlik alan ...'in sıfatının bulunmadığını, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin temlik ile son bulduğunu, davalının bayilik ilişkisinden çıkan davacıdan hiç bir hak ve alacağı kalmadığını ileri sürerek davalının elinde tuttuğu teminat mektubunun iadesi ve iptaline, paraya çevrilmesi halinde en yüksek ticari faiziyle birlikte bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz istasyonu bulunan taşınmaza ilişkin olarak;

31. 12.2014 tarihli Çerçeve Protokol, 31.12.2014 tarihli Standart Bayilik Sözleşmesi, 31.12.2014 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi, 31.12.2014 tarihli Ariyet Demirbaş Belgesi'nin imzalandığını, davacı ile dava dışı ... arasında 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı akdedildiğini, taahhütname ve ariyet demirbaş belgesinin davacının da onayıyla dava dışı ...'e devredildiğini, devir ile birlikte imzalanan kefaletname ile davalının davacının ... nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının 700.000,00 TL'sine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğunu, banka teminat mektubunun davalı açısından teminat vasfı taşıdığını, davanın ikame edildiği tarihte taraflar arasında akdedilmiş sözleşmelerin halen yürürlükte olduğunu, bu kapsamda ticari ilişki nedeniyle borcu bulunmadığının tespiti ile buna bağlı olarak dava konusu teminat mektubunun geçersizliğine karar verilmesini talep etme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında 31.12.2014 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında dava konusu teminat mektubunun davalıya verildiğini, 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı ile davalının sözleşmeyi tüm hak yükümlülükleri ve borçları ile birlikte dava dışı ...'e devrettiği, bayilik sözleşmesinin süresinin sonuna kadar geçerliliğinin sürdürülmesine karar verildiği, davacının imzaladığı 31.12.2014 tarihli Çerçeve Protokol, Standart Bayilik Sözleşmesi, Ürün Alım Taahhütnamesi, Ariyet Demirbaş taahhütlerinin dava dışı ...'e devredildiği, bu devir sonucunda davacı ile davalı ... ...A.Ş. arasındaki sözleşme ilişkisinin 14.06.2018 ile sona erdiği, davacının sözleşme sorumluluğunun dava dışı ...'e karşı sözleşme süresinin bittiği 31.12.2019 tarihine kadar devam edeceği, teminat mektubunun sözleşmeyi devralan ...'e verilmediği, davalının kendi yönünden sona eren sözleşmenin teminatı olan mektubu elinde tutmaya devam ettiği, davalının teminat mektubunu elinde tutmasının gerekçesi olarak dava dışı ...'e verdiği 700.000,00 TL miktarlı kefaleti gösterdiği, ancak kefalet beyanında davacının imzasının bulunmadığı, davalının verdiği kefaletin davalı ile dava dışı ...

arasındaki iç ilişkide geçerli olduğu, bu nedenle davalının davacı şirketten sözleşme kapsamında talepte bulunmasının mümkün olmadığı, aksi halde davacının hem teminat mektubu nedeniyle davalıya hem de sözleşme nedeniyle dava dışı ...'e ödeme yapmak zorunda kalacağı, davalının teminat mektubunu elinde tutmasının ve nakde çevrilmesini talep etmesinin iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Bornova Şubesi 262.104713.100 numaralı 20.08.2015 düzenleme tarihli, 15.12.2019 vadeli 700.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iptali ile davacıya iadesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, aksi kararlaştırılmadığından davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin dava dışı ...'e devri ile birlikte davacı ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin 14.06.2018 tarihinde sona erdiği, taraflar devir sözleşmesinde dava konusu teminat mektubunun akıbeti hakkında herhangi bir hükme yer vermedikleri gibi sözleşmenin devrinden sonra da davacının devreden davalı ...'a karşı sorumlu olmaya devam edeceğine ilişkin şart öngörmedikleri, davalı ..., teminat mektubunu elinde tutmasının gerekçesi olarak sözleşmeyi devralan ...'e verdiği 700.000,00 TL miktarlı kefalet olduğunu ileri sürmekte ise de bahsi geçen kefalet sözleşmesi davalı şirket ile ... arasında düzenlenmiş olup davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, diğer taraftan teminat mektubunde muhatap değişikliği ancak bankanın kabulü ile gerçekleşeceğinden sözleşmenin devri ile birlikte muhatap sıfatının kendiliğinden devralana geçmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davacı ile davalı ...

arasındaki ilişkinin 14.06.2018 tarihli devir sözleşmesi ile sonra ermesi sonucunda teminat mektubunun da hükümsüz hale geldiği anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık dava konusu teminat mektubunun dayanağı bayilik sözleşmesinin üçüncü kişiye devri halinde teminat mektubunun geçerliliğinin devam edip etmediği, varılacak sonuca göre iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 205 inci maddesi.

3. Değerlendirme

Dava, davacı tarafından davalıya bayilik sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.

Sözleşmenin devri 6098 sayılı Kanun'un 205 inci maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde "Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır." hükmünü haizdir. Bu hükümden anlaşıldığı üzere sözleşmenin devri üç taraflı bir sözleşme olup, sözleşmeyi devreden, sözleşmeyi devralan ve sözleşmede kalan tarafından imzalanması geçerlilik şartıdır.

Somut olayda sözleşmenin devrine ilişkin sözleşmeyi üç taraf da imzalamış olduğundan geçerli bir devir olduğunun kabulü gerekir. Yine dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, bayi olan davacının asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği davacı bayinin imzalı yazısı ile beyan edilmiştir. Ayrıca davacı davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasından da vazgeçmiştir. Hal böyle olunca teminat mektubunun garanti fonksiyonunun devam ettiğinin de kabulü gerekir. Diğer taraftan Mahkemece karar verildikten ancak kararın kesinleşmesinden önce sözleşmeyi devreden dağıtıcı şirket ile devralan dağıtıcı şirket birleşmiştir.

Bu durumda sözleşmenin devrine davacı tarafından onay verildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.