6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Dava değeri sözleşme bedeline göre belirlenir; eksik harç re'sen incelenir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/397 E. 2023/1424 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Davacının nitelemesi: Hisse Devir Sözleşmesinin Hükümsüzlüğü mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti talep edilen davalarda dava değeri, iade istenen bedel değil, hükümsüzlüğü talep edilen sözleşmenin değeridir; bu değer üzerinden nispi harcın doğru hesaplanıp yatırılıp yatırılmadığı mahkemece re'sen gözetilir. Harç eksikliği istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa da BAM tarafından re'sen incelenir; eksiklik varsa esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece kararı kaldırılarak dosya, harç tamamlattırılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilir.

Ele alınan sorunlar

Dava değerinin ve harcın eksik belirlenmesi → tartışılmadı

Gerekçe: Dava, hisse devir sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ile sözleşme gereği ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir. Davacı dava değerini iadesi istenen ödeme tutarı olan 360.000-TL olarak göstermiş ve bu tutar üzerinden nispi harç yatırmıştır. Ancak sözleşmenin hükümsüzlüğü talep edildiğine göre, dava değeri iade talep edilen bedel değil, hükümsüzlüğüne karar verilmesi istenen sözleşmenin değeri olan 900.000-TL'dir. Dava nispi harca tabi olup, mahkemece harcın ödenip ödenmediğinin resen gözönünde bulundurulması gerekir. Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Kanunun 32. maddesi de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağını hükme bağlamıştır. Mahkemece bu maddeler gereğince eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceğinden, eksik harcın tamamlattırılması, tamamlanmaması halinde ise HMK 150. madde gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Harç eksikliği istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa da re'sen incelenmiş, eksiklik giderilmek üzere esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti talep edilen davalarda dava değerinin, iade istenen tutar değil sözleşme değeri olarak belirlenmesi gerektiği ve harç eksikliğinin istinaf aşamasında re'sen gözetilerek esasa girilmeksizin kararın kaldırılabileceği hususunda emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava değeri nispi harç eksik harç re'sen inceleme hisse devir sözleşmesi hükümsüzlük

Atıf yapılan mevzuat: Harçlar Kanunu — Harçlar Kanunu 30Harçlar Kanunu 32 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 150

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/397

KARAR NO 2023/1424

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/09/2020

NUMARASI 2018/826 Esas 2020/378 Karar

DAVA

Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/09/2023

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 100.000-TL ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %50 hissesini dava dışı ...'dan 04.11.2010 tarihinde devraldığını, daha sonra şirketin ünvanının ... San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirildiğini, bu şekilde davacı ve davalının şirkette yarı yarıya ortak olduklarını, davacının şirketin borçların ödediğini, davalının ise şirkete sermaya koymayıp, işleriyle de ilgilenmediğini, maddi katkı sunmadığını, bu nedenle davacının ortaklığın bitmesini istediğini ancak davalının ortaklıktan ayrılmaya razı olmadığını, 2016 yılında ortaklığın artık yürüyemez hale geldiğini, maddi imkansızlık nedeniyle Suadiye'de ve Kartal'da yapılacak projelere başlanamadığını, davalının 900.000-TL nakit para ve Kartal'da henüz başlanmamış olan projeden 12 daire verilmesi karşılığında hisselerini devretmeyi kabul ettiğini, müvekkilinin içinde bulunduğu darboğaz ve şirketteki alacağını alabilmek için davalının şartlarını kabul ederek davalının hisselerini değerinin çok üstünde aldığını, bunun üzerine 30.6.2016 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesini imzaladıklarını, yine tarafların adi sözleşmeden sonra Kadıköy ...

Noterliğinin 04.08.2016 tarihli payı devir sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşmede hisse devri bedelinin 500.000-TL olarak gösterildiğini, gerçekte şirketin hisse değerinin sözleşmede yazılı miktarlardan çok daha az olduğunu, sonradan düzenlenen resmi sözleşmenin, taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmeyi ortadan kaldırdığını, adi yazılı sözleşmenin irade sakatlığı ve gabin nedeniyle geçersiz olduğunu, yine adi yazılı sözleşmenin taşınmaz devrine ilişkin 2. maddesindeki hükmün şekil şartlarına aykırılık nedeniyle geçersiz olduğunu, 30.06.2016 tarihli sözleşmenin davacının gerçek iradesini yansıtmaması, edimler arasında aşırı nisbetsizlik bulunması, müvekkilinin zor durumundan faydalanmak suretiyle değerinden çok yüksek bedelle hisse devri yapılması ve ahlaka aykırılık nedeniyle hükümsüz olduğunu belirterek, 30.06.2016 tarihli sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti ile sözleşme gereği ödenen 360.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; öncelikle davanın TBK'nın 39. maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının 04.11.2010 tarihinde müvekkili ile ortak olduğunu, davacının, müvekkilinin şirkete sermaye koymadığı, maddi katkıda bulunmadığı yönündeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının şirket işlerini kendisi devam ettirmek ve müvekkilinden ayrılmak istediğinden dolayı hisse devri sözleşmesini kabul ettiğini, sözleşmede ahlaka aykırılık ve aşırı orantısızlık bir durumun söz konusu olmadığını, tarafların şirketin mali yapısını bilerek anlaşmaları nedeniyle psikolojik baskı, aşırı orantısızlık ve ahlaka aykırılık iddiasının yerinde olmadığını, sözleşmenin tarafların karşılıklı rızası ile imzalandığını, davacının irade sakatlığına dair müvekkili aleyhine yapmış olduğu bir şikayetin de bulunmadığını, davacının şirketle ilgili tüm bilgilere sahip olduğunu, davacının kötü niyetli olup sözleşmenin mali yükümlülüklerinden kurtulma çabası içerisinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi bu durumda ise hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman dava açılabileceği, gabin iddiası bakımından ise davacının gabin iddiasına göre, gabin durumunda olduğunu sandığı tarihten hemen sonra işbu davayı açtığı kabul edilerek davanın süresinde açıldığının kabul edildiği, 31.12.2016 tarihli bilanço verilerine göre şirketin %50 hisse değerinin 603.018,60-TL olup, 900.000-TL’lik devir bedeli ile arasında orantısızlık bulunduğu şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, şirketin 15.11.2010 tarihli genel kurulunda davanın taraflarının müşterek imza yetkisine sahip müdür olarak atandıkları, davacı tarafın sözleşmeyi imzaladığı tarihte de şirket müdürü konumunda olduğu, davacının müdürü olduğu şirketin değerinin kendisi tarafından neden hatalı takdir edildiği hususunda dosya kapsamında bir açıklamasının bulunmadığı, davacının gabinin sübjektif unsuru kapsamında zorda kalma iddiasını somutlaştırmadığı, bu hususta ispat külfetinin yerine getirilemediği, bu nedenle gabinin subjektif şartlarının somut olay bakımından gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu 30.06.2016 tarihli adi yazılı hisse devri sözleşmesini içinde bulunduğu maddi ve psikolojik sebeplerle karşı tarafın müvekkilin bu durumundan faydalanması neticesinde imzaladığını, 04.08.2016 tarihinde noterde düzenlenen sözleşme ile bedel bakımından açık fark bulunması ile adi sözleşmenin irade sakatlığı, aşırı nispetsizlik ve gabin sebebiyle hükümsüz olduğunu, ayrıca 04.08.2016 tarihli noterde resmi olarak akdedilen sözleşme ile dava konusu 30.06.2016 tarihli sözleşmenin ortadan kaldırıldığını, sözleşmenin 2. maddesinde yazılı olan bir kısım gayrimenkullerin davalıya ve 3. kişiler devredileceğine dair maddenin, resmi şekil şartlarına uymaması nedeniyle hükümsüz olduğunu, bilirkişi raporunda hukuki görüş bildirilmesinin kabul edilemeyeceğini, sözleşmede 900.000-TL devir bedeli ve 12 adet taşınmaz kararlaştırılmasına rağmen devir bedelinin 500.000-TL olarak gösterilmesinin vergi hukuku yönünden muvazaa ve kanuna karşı hile niteliğinde olduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle şirketin çok ciddi bir borcun altına girecek olmasına rağmen, yeterli mal varlığı olmayan şirket ortağı davalının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi, sözleşmenin 4.

maddesinde her bir arsa sahibi bakımından 100.000-USD'lik cezai şart kararlaştırılması, inşaatlarda kayda değer bir ilerleme sağlanamamış olması karşısında, davacının zorda kalarak hisse devri sözleşmesi yaptığının açık olduğunu, sözleşmede aşırı yararlanmanın subjektif ve objektif şartlarının oluştuğunu, müvekkilinin söz konusu sözleşmeyi zor durumda bulunduğu için imzalamak zorunda kaldığını, müvekkilinin ekonomik ve psikolojik olarak zor durumda olduğunun sözleşme içeriği ile sabit olduğunu, davalının, cemaat ilişkileri sebebiyle herhangi bir hukuki uyuşmazlık olması halinde bir çok hakim tanıdığı olduğunu sıkça söyleyerek müvekkiline aba altından sopa gösterdiğini, müvekkilinin de ortaklık sürecini sürdüremeyecek duruma getirilerek ağır şartlar içeren sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmenin kesin hükümsüz olması nedeniyle davanın hak düşürücü süreye tabi olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflarca akdedilmiş olan 30.06.2016 tarihli hisse devri sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespiti ile sözleşme gereği davalıya ödenen devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafça, taraflar arasında akdedilmiş olan 30/06/2016 tarihli hisse devir sözleşmesinin edimler arasında orantısızlığa bağlı ahlaka aykırılık, irade sakatlığı ve gabin nedeniyle geçersizliği ileri sürülerek, sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti ile sözleşme gereğince ödenen bedellerin iadesi talep edilmiştir. Dava dilekçesinde dava değeri, iadesi istenilen ödeme tutarı olan 360.000-TL olarak gösterilmiş ve bu tutar üzerinden nispi harç yatırılmıştır. Ancak dava konusu sözleşmede sözleşme değeri 900.000-TL olarak gösterilmiştir.

Dolayısıyla sözleşmenin hükümsüzlüğü talep edildiğine göre, dava değeri de hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilen sözleşme değeri olan 900.000-TL'dir. Dava nispi harca tabi bir dava olup, mahkemece harcın ödenip ödenmediğinin resen gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine belirtildiği üzere, yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur. Takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Anılan Kanun'un 32. maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Mahkemece, Harçlar Kanunu’nun anılan maddeleri gereğince eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceğinden, eksik harcın tamamlattırılması, bu eksikliğin tamamlanmaması halinde ise HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Harç eksikliği istinaf sebebi olarak ileri sürülmese de re'sen incelenmiş, eksiklik giderilmek üzere ileri sürülen esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/09/2020 Tarih 2018/826 Esas 2020/378 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Harç tamamlandıktan sonra yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Davacı tarafından yatırılan 1.567-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/119246 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.