Bononun avans olduğu iddiasının yazılı delille ispatlanamaması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1167 E. 2023/1724 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Satış sözleşmelerinde aksi kararlaştırılmadıkça tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan (peşin satış karinesi), malı teslim almadan avans ödediğini iddia eden taraf bu iddiasını yazılı delille ispatlamak zorundadır. Kambiyo senedi, temel ilişkiden bağımsız soyut bir borç ilişkisi olduğundan, senetle borç altına giren kişi borçlu olmadığını ancak kesin delille ispatlayabilir; bononun avans olarak verildiği iddiası da yazılı delille ispat edilmelidir. Bu ispat sağlanamadığı ve davacının kayıtlarıyla dava konusu bono arasında bağlantı tespit edilemediği takdirde menfi tespit davası reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Bononun avans olarak verildiği iddiasının ispatı → ret
İddia: Davacı vekili, muavin defterine göre davalıya olan borcun ödendiğini, davaya konu bononun avans niteliğinde verildiğini, yapılan ödemelerin ticari defterlerde bulunmamasının iddianın ispatına engel olmadığını, ödemelerin haciz baskısıyla yapıldığını, davalının defterlerini ibraz etmemesinin aleyhine karine oluşturduğunu, bononun tacirler arası ticari iş sebebiyle düzenlendiğini ve senedin bağımsız borç ikrarını içeremeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
Gerekçe: Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadıkça tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı bu iddiasını ispat yükü altındadır; peşin satış karinesi uyarınca davacının avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Bono, temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisidir; soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir ve bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse borçlu olmadığını iddia ediyorsa bu hususu kesin delil ile ispatla yükümlüdür. Bononun avans olarak verildiği iddiası HMK'nın 201. maddesi gereği ancak yazılı delille ispatlanabilir. Davacı tarafça bu hususta yazılı delil sunulmamış olup, davacının hesap kayıtlarıyla dava konusu takip dosyasındaki bono arasında herhangi bir bağlantı da tespit edilememiştir; bu nedenle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kambiyo senedinin soyutluk ilkesi ve peşin satış karinesi çerçevesinde, bononun avans olarak verildiği iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğine dair BAM tarafından kendi muhakemesiyle kurulan bir değerlendirme içermektedir; bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ peşin satış karinesi↗ soyutluk prensibi↗ mücerret borç ilişkisi↗ kambiyo senedi↗ ispat yükü↗ yazılı delil↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1167
KARAR NO 2023/1724
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/02/2021
NUMARASI 2019/49 Esas - 2021/110 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/11/2023
Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine haksız olarak İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe konu senetten dolayı davalıya her hangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında 2014 ve 2015 yıllarında düzenli ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin bir çok kez davalıya ödemeler yaptığını ve satın aldığı malların bedelini önceden ödediği avans ve teminattan düşüldüğünü, takibe konu bononun da davalıya bu nedenle verildiğini, ticari ilişki sona erdiğinden dolayı bononun geri istenildiğini ancak davalının müvekkilini sürekli oyaladığını ve bonoyu işleme koymasına rağmen uzun süre sonra haciz işlemlerine başladığını, ekte sunulan muavin defterden görüleceği üzere davalıya olan borcun sadece 10.426,72 TL olduğunu, bu borcun 10.000-TL'sinin İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına istinaden 05/02/2019'da davalı vekili Av. ...'ya ve geriye kalan 426,72-TL'nin ise 13/02/2019'da davalı şirkete havale yoluyla ödendiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya 15.000-TL tutarındaki asıl alacaktan ve tüm ferilerinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının defter kayıtlarına göre 08/08/2016 olan takip tarihi itibari ile davalıya 10.426,72-TL borçlu olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında takibe ve davaya konu bononun kayıtlı olmadığı, bonoya istinaden ödeme yapıldığına dair kaydın bulunmadığı; İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyasının kesinleştiği; davacının takipten sonra ancak davadan önce 05/02/2019'de 10.000-TL ve 22/02/2019'da 10.000-TL olmak üzere toplam 20.000-TL'nin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına istinaden dekont karşılığında ödendiğine dair makbuz sunulduğu, bu makbuzların da davacı ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı, davacı tarafından ödendiği iddia olunan ödeme makbuzlarının icra dairesince değerlendirilebileceği;
davacı tarafından İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyasına olan borcunun devam ettiği anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, muavin defterine göre müvekkilin davalıya borcunun 10.426,72-TL olup, dava dilekçesinde belirtildiği gibi 10.430-TL olarak ödendiğini, sonrasında 19/02/2019'da arabuluculuğa başvurulduğunu ve davalının 22/02/2019'da müvekkilinin adresine hacze gelindiğini, davalıya fazladan 10.000-TL ödenmek zorunda kalındığını, icra dosyasındaki asıl alacağın esasen 30.000-TL olduğunu ve bu tutarın toplamda 20.430-TL'sinin ödendiği için menfi tespit talep edilen tutarın 9.570-TL olduğunu; yapılan bu ödemelerin ticari defterlerde bulunmamasının iddialarının ispatına engel olmadığını, ödemelerin haciz baskısıyla yapıldığını; davalının defterlerini ibraz etmediğinden aleyhine karine oluştuğunu;
davaya konu bono tacirler arasında düzenlendiğinden ticari iş sebebiyle verildiğinin kabulü gerektiğini, senetler avans olarak verildiği için ticari defterlere işlenmemiş olduğunu; ticari şirketler için senedin kesinlikle bağımsız borç ikrarını içeremeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, bunun kabul edilmemesi durumunda dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, avans olarak verildiği iddia edilen bononun tahsili için başlatılan icra takibinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır.
Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Öte yandan kambiyo senedi niteliğinde olan bono, temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu kesin delil ile ispatla yükümlüdür.
Davaya konu bononun avans olarak verildiği iddia edilmekte olup bu iddia HMK'nın 201. maddesi gereği ancak yazılı delille ispatlanabilir. Davacı tarafça iddialarının ispatı hususunda yazılı delil sunulmadığı ve davacının hesap kayıtlarıyla davaya konu borçlu olunmadığı belirtilen İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında takibe konulan 15.000-TL bedelli bono arasında her hangi bir bağlantının da tespit edilemediği anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/119105 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi