6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yeni kredi sözleşmesinde atıf yoksa kefil önceki sözleşmeden sorumlu değildir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2020 E. 2024/819 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Taksitli Ticari Kredi Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olan kişiler, bu sözleşmeden sonra borçlu ile banka arasında imzalanan ve genel kredi sözleşmesine herhangi bir atıf içermeyen yeni/bağımsız bir kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamaz. Taksitli kredilerde taksitlerin ödeme günü sözleşmede açıkça belirlenmişse, borçlu vade tarihinde ödeme yapmamakla temerrüde düşer; sözleşmede ard arda belirli sayıda taksitin ödenmemesi halinde belirli bir süre içinde ödeme yapılmaması durumunda alacağın muaccel hale geleceği öngörülmüşse, muacceliyet ihtarının borçluya tebliğ edildiğine ilişkin belge sunulamasa da, borçlunun sözleşmede bildirdiği adresine ihtar gönderilmiş ve borçlu yeni adres bildirdiğini ileri sürmemişse, kalan alacağın muaccel hale geldiği kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Müteselsil kefillerin sorumluluğu - yeni kredi sözleşmesinde genel kredi sözleşmesine atıf bulunmaması → ret

İddia: Davacı vekili, TBK 589 uyarınca kefillerin kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra borçlunun borçlarının tamamından, daha sonra imzalanacak sözleşmeler kapsamında kullandırılacak kredilerden de sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın tümüyle kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Davacı ile davalı asıl borçlu arasında genel kredi sözleşmesi, cari hesap ve çek kredisi sözleşmeleri imzalanmış olup diğer davalılar bu genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilidir. Ancak genel kredi sözleşmesinden sonra banka ile asıl borçlu arasında yeni bir bireysel kredi sözleşmesi imzalanmış, icra takibine konu borç bu yeni sözleşmeden kaynaklanmış ve bu sözleşmede genel kredi sözleşmesine yapılan bir atıf bulunmamaktadır. Bu nedenle yeni kredi sözleşmesinde diğer davalıların kefaleti bulunmadığından müteselsil kefillerin bu krediden sorumlu tutulması mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Taksitli kredide temerrüt ve muacceliyetin oluşup oluşmadığı → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili, TBK 117 uyarınca ifa günü belirli borçlarda vade geldiğinde ödeme yapılmamasıyla borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünü, sözleşmenin 2.8(a) maddesinde taksitin zamanında ödenmemesi halinde gecikmeye düşüleceğinin öngörüldüğünü, hesap kat ihtarının yeni bir vade oluşturmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takibine konu 11.09.2015 tarihli sözleşmenin 2.8. maddesinde, ödeme planına dahil en az iki taksitin ödenmemesi halinde 30 günlük süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulacağı, müşterinin bu süre içinde ödeme yapmaması halinde alacağın muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. Taksitlerin ödeme günü açıkça belirlenmiş olduğundan, vadesini bilen asıl borçlu taksit tarihinde ödeme yapmadığında temerrüde düşer. Davacı banka, bu davanın konusunu oluşturan taksitleri de kapsayan bir kat ihtarı keşide etmiş; asıl borçluya sözleşmede yazılı adresine tebligat gönderildiği anlaşılmakta, tebliğ şerhi sunulamamış olsa da davalı taraf ihtarın kendisine tebliğ edilmediğini savunmuş, ancak yeni adres bildirdiğini ileri sürmemiştir. Bu durumda, ard arda iki taksitin vadesinde ödenmediği ve sözleşme hükmüne göre kalan alacağın muaccel olduğunun kabulü gerekir; muacceliyet ihtarının tebliğ edilememesi, borçlunun yeni adres bildirmediği hallerde muacceliyetin oluşmasına engel değildir. İlk derece mahkemesinin hesabın kat edilmediği, tebligat yapılmadığı ve temerrüdün gerçekleşmediği yönündeki tespitleri bu nedenle doğru bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Talep edilen alacak miktarı ile hesaplanan miktar arasındaki fazlalık - talep ile bağlılık → kısmi kabul

Gerekçe: Bilirkişi tarafından takip tarihine kadar vadesi geçen taksitler için hesaplanan akdi ve temerrüt faizi miktarı, takipte talep olunan miktarın üzerindedir. Kanuni takip hesabına aktarılan anapara 14.173,12-TL olarak hesaplanmakla birlikte, takipte talep olunandan daha fazla akdi ve temerrüt faizi hesaplandığından, talep olunan asıl alacak miktarına bir kısım akdi faiz ilave edilerek kapitalize edilebileceği kabul edilmiş, bu nedenle asıl alacakta fazla istem bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Anapara dışında hesaplanan temerrüt faizi tutarı talep olunandan 104-TL fazla olduğundan, davacı alacaklı icra takibindeki talebiyle bağlı sayılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilinin, sonradan imzalanan ve önceki sözleşmeye atıf içermeyen bağımsız kredi sözleşmesinden sorumlu tutulamayacağı ile taksitli kredilerde muacceliyet ihtarının tebliğ edilememesi halinde borçlunun yeni adres bildirmediği durumda dahi muacceliyetin oluştuğu yönündeki tespitler, benzer taksitli ticari kredi ve kefalet uyuşmazlıklarında bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali müteselsil kefalet genel kredi sözleşmesi taksitli kredi temerrüt muacceliyet hesap kat ihtarı icra inkar tazminatı talep ile bağlılık

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 589TBK 117

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2020

KARAR NO 2024/819

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/06/2021

NUMARASI 2017/626 Esas - 2021/500 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ... ile davacı banka arasında imzalanan Temel Bankacılık ve Hizmet Sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını, ancak davalının kullanmış olduğu kredi taksitlerini ödemediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığını, davalının süresi içerisinde başlatılan icra takibine itirazda bulunduğunu, itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğunu, yapılan itirazın kötü niyetli ve haksız olduğunu bu nedenle itirazın iptali ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, usule yönelik yetki ve görev itirazlarının bulunduğunu, tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, ...'a tebligat gelmediğini , Müvekkiller ... ile ... Ltd. arasında bir sözleşme imzalamadığını,sözleşmelerdeki imzaya itiraz ettiklerini beyan ederek haksız davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacı tarafından taksitli ticari kredi için takip yapıldığı, taksitli ticari kredilerde kefaletin genel kredi sözleşmesinin ayrıca belirlenmesi ve ödeme planında ise kefillerinin imzasının bulunması gerektiği, takibe konu kredi sözleşmesinde ise davalı borçluların genel kredi sözleşmesinde kefilin imzasını taşıyan bir ibare mevcut olmadığı, bu nedenle kefillerin söz konusu taksitli ticari kredi için sorumluluğu bulunmadığı, ayrıca davacı bankanın takip öncesi borçlulardan işlemiş faiz talep edebilmesi için hesap kat ihtarı keşide etmesi ve ihtarnameyi davalılara tebliğ etmesi gerektiği, davacı tarafından dosyaya sunulan ihtarnamelerin davalılara tebliğ edildiğine ilişkin bir belge sunulmadığı,tebliğ evraklarının PTT tarafından arşivde bekleme süresinin 3 yıl olduğundan imha işlemine tabi tutulduğu, davacının kat öncesi işlemiş faiz talebinde bulunacağı, bilirkişi raporunda davacı bankanın talep edebileceği alacak tutarının 8.528,84-TL asıl alacak, 159,57-TL kat öncesi işlemiş faiz ve 7,98-TL kat öncesi işlemiş gecikme faizinin %5 gecikme faizi olmak üzere toplam 8.696,38-TL olduğu, davalı kefillerin işbu borçtan dolayı kefalet nedeniyle sorumlu olmadıkları kanaatine varılarak davanın ...

ve ... Otel ..AŞ yönünden reddine, asıl borçlu ... yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; TBK nın 589. uyarınca davalıların kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra borçlunun borçlarının tamamından sorumlu olduğunu, kefillerin genel kredi sözleşmesini 2010 yılında imzaladığını, kefillerin daha sonra imzalanacak sözleşmeler kapsamında kullandırılacak kredilerden de sorumlu olduğunu,TBK'nın 117. Maddesi gereğince vadesi belli olmayan alacaklarda borçlunun temerrütünün olması için ihtarname keşidesi gerektiğini , ancak borcun ifa edileceği gün belirli olan borçlarda, vadenin geldiği gün ödeme yapılmaması ile birlikte borçlunun temerrüte düştüğünü, ayrıca ihtar aranmayacağını,Bireysel Kredi Ürün Sözleşmesi'nin 2.8 (a) maddesinde;

"Ödeme tablosunda dahil herhangi bir taksitin tam ve zamanından ödenmemesi halinde Müşteri gecikmeye düşmüş olur." hükmü bulunduğunu, bankanın keşide ettiği hesap kat ihtarnamesinde belirtilen sürenin erteleme, yani yeni temerrüt tarihi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, borçlunun temerrüte düştüğü ilk vade tarihi ile ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih arasında işlemiş temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava,davalı ... tarafından kullanılan taksitli kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle ,taksitli kredi borcunun tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İcra takibinde ... nolu kredi nedeniyle 14.254,83-TL asıl alacak, 590,74-TL kat öncesi işlemiş 590,74-TL gecikme faizi bedeli, 29,54-TL %5 gider vergisi, 35,31-TL işlemiş faiz, %17,94 temerrüt faizi (31.07.2016 -09.08.2016), 1.77-TL temerrüt faizinin %5 gider vergisi, 30,25-TL masraf talebiyle toplam 14.942,43-TL alacağın tahsili için alacaklı banka tarafından ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Davacı ile davalı ... arasında 7.6.2010 tarihinde GKS, cari hesap, çek kredisi sözleşmeleri imzalandığı ve davalı asıl borçlunun temlik eden bankanın ticari kredi müşterisi olduğu anlaşılmaktadır.Davalı ...

ile davalı şirket ,genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilidir.Ne var ki ,genel kredi sözleşmesinden sonra banka ile ... arasında 11.09.2015 yeni bir bireysel kredi sözleşmesi imzalanmış olup,yargılama sürecinde kredi borcunun anılan sözleşmeden kaynaklandığı ,bu kredi sözleşmesinde genel kredi sözleşmesine yapılan bir atıf bulunmadığı ,bu nedenle kredi sözleşmesinde diğer davalıların kefaleti olmadığından davalı müteselsil kefillerin iş bu krediden sorumlu tutulması mümkün olmadığından ,diğer davalılar bakımından ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dosyaya ibraz edilen 11.09.2015 tarihli kredi sözleşmesi ile Banka ile davalı ...'a 31.500-TL bedelli 12 ay vadeli, aylık %1,15 sabit faiz oranlı, 2.880,68-TL eşit taksitli taksitli kredi kullandırılmıştır.Bilirkişi raporuna ,sunulan cari ekstrelere göre, ilk taksit ödemesinin 25.10.2015 tarihinde başladığı,ilk altı taksitinin ödendiği, yedinci taksitin anaparasının 2.305,95-TL'si ödenerek kredi bakiyesinin 14.173,12-TL'ye düştüğü belirlenmektedir.Bilirkişi tarafından işlem vadeli olduğundan hesabın kat edilerek ihtarname gönderilmesi gerektiği bu nedenle hesabın kat edilmediği, ihtarın tebliğine ilişkin belge sunulmadığından vadesi geçen anaparalar dışında alacağın muacceliyeti oluşmadığı, bu nedenle muaccel olan asıl alacak tutarının 26.4, 24.5, 24.6, 26.7 tarihli taksitlerin ana parası tutarı 8.528,84-TL, takip tarihine kadar işleyen akdi faizlerin toplamının (yıllık 13,80) 595,62-TL, temerrüt faizi tutarı 159,57-TL BSMV ile birlikte toplamı 792,94-TL olarak hesaplanmış bu miktar bakımından ,davanın kabulüne fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince bilirkişi rapor ve ek raporu benimsenerek hesabın kat edilmediği, tebligat yapılmadığı,temerrüdün gerçekleşmediği, kalan alacağın muaccel olmadığı kabul edilerek vadesi gelmeyen taksitler bakımından davanın reddine karar verilmiş ise de ,kararın bu kısmına yönelik tesbitler doğru bulunmamıştır.İcra takibine konu borca ilişkin 11.09.2015 tarihli sözleşmenin 2.8 maddesinde ödeme planına dahil en az iki taksitin ödenmemesi halinde 30 günlük süre verilerek muacceliyet uyarısında bulunulacağı, müşterinin 30 gün içinde ödeme yapmaması halinde alacağın muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. Kullanılan taksitli kredi de taksitlerin ödeme günü açıkça belirlenmiş olup ,borcunun vadesini bilen asıl borçlunun taksit tarihinde vadesinde ödemediği borçtan temerrüde düşecektir.

Davacı temlik eden banka, 16.06.2016 tarihli kat ihtarı ile, bu dava ile ilgili olmayan KMH'dan kaynaklanan 2.607,40-TL borç ile iş bu takip ve davanın konusunu teşkil eden 25.04.2016 tarihinde ödenmesi gereken 2.880,68-TL, 23.5.2016 tarihinde ödenmesi gereken 2.880,68-TL ferileriyle birlikte 5.810,76-TL'nin 30 günlük süre içinde ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurulacağı,kalan 17.173-TL kredi borcunun muaccel olacağı ihtar edilmiştir. Davalı asıl borçluya taahhütlü gönderilen tebliğ şerhi sunulmamış ise de taksitli kredi asıl borçlusu ...'in sözleşmede yazılı ... Mahallesi ... Konakları.. adresine tebligat gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmeye uygun olarak ard arda iki taksitin vadesinde ödenmediği,vadesinde ödenmeyen taksitlerden dolayı kalan alacağın muaccel olduğu tebliğ şerhleri sunulamamış olsa da, her üç davalılar vekilinin ihtarın müteselsil kefil davalılara tebliğ edilmediğinin savunulduğu, buna göre davalı asıl borçlunun temerrüde düştüğü ve kalan alacağın da sözleşme hükmüne göre muaccel olduğunun kabulü gerekmektedir.

Yargıtay 3. HD'nin konuya emsal 2023/2437 esas- 2023/3077 karar sayılı ilamında "davalının bankaya yeni adres bildiriminde bulunmadığı, davalının sözleşmede bildirdiği adresine muacceliyet ihtarının gönderilmesinin yeterli olduğu, kaldı ki davalının yeni adres bildirmediği değerlendirildiğinde, davalıya yapılan muacceliyet ihtarının usul ve yasaya uygun olduğu " denilmiştir.Bilirkişi tarafından takip tarihine tarihine kadar vadesi geçen taksitler için hesaplanan akdi ,temerrüt faizi miktarı talep olunan miktarın çok üzerindedir. Kredi tutarından eksik ödenen 25.4.2016 tarihinden itibaren ödenmeyen ve kanuni takip hesabına aktarılan anaparanın 14.173,12-TL olduğu hesaplanmakla birlikte takipde talep olunandan daha fazla miktarda akdi ve temerrüt faizi hesaplandığına göre takipte talep olunan asıl alacak miktarına bir miktar akdi faiz ilave edilerek kapitalize edilebileceğinden asıl alacakta fazla istem olmadığı sonucuna varılmış, anapara dışında temerrüt faizi miktarı talep olunandan 104-TL fazla hesaplanmakla davacı alacaklı icra takibindeki alacak talebiyle bağlı sayılacaktır.

Davalı ...'ın taksitli krediyi altınca taksitinden sonra ödemediği ,taksitin günü geçmekle temerrüde düştüğü ve sözleşmede yazılı adresine gönderilen muacceliyet ihtarının tebliğ edilmese de ,yeni adresini bankaya bildirdiğini ileri sürmediğinden kalan alacağın muaccel hale geldiği ,talep edilebileceği gözetilmeden takip tarihi itibariyle vadesi geçen taksitlere ilişkin alacak bakımından itirazın kısmen iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle ;davacı tarafın müteselsil kefillere başvuru için dosyaya ibraz edilen genel kredi sözleşmesi ,çek taahhütname kredisinin eldeki icra takibi borçla bir ilgisinin bulunmadığının kabulü gerektiğinden davcı vekilinin davalı müteselsil kefiller bakımından istinaf nedenleri yerinde değil ise de ,asıl borçlu ...

bakımından ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde görülmekle kararın kaldırılmasına ,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden karar verilerek,davalı müteselsil kefiller bakımından davanın reddine , asıl borçlunun itirazının tümüyle iptaline ,asıl alacağa geri ödeme planında açıkça yazan %17,94 oranda temerrüt faizi %5 gider vergisi işletilerek devamına, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/626 Esas - 2021/500 Karar sayılı 29/06/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

1- Davalı ...ve .. A.Ş. Bakımından davanın reddine, 2-Davanın ... yönünden davanın kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın 14.942,43-TL alacak bakımından iptaline, 14.254,83-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %17,94 oranda temerrüt faizi %5 faizin gider vergisi işletilerek takibin devamına, Hükmedilen alacak üzerinden %20 oranda hesaplanan 2.988,48-TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 1.225,64-TL karar harcından davacı tarafından yatırılan 180,47-TL peşin harç ve tamamlama harcı 287,38-TL olmak üzere toplam 467,85-TL harcın mahsubu ile kalan 757,79‬-TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 499,25‬-TL harcın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.850-TL bilirkişi ücreti ile 256,70-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.106,70-TL yargı giderinin, hakkındaki dava reddedilen davalılar bakımından yapılan giderler ayrık tutularak hesaplanan 1.935-TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 14.942,43-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Davalı ...

ve ..AŞ lehine takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Davacı tarafından yapılan 56,50-TL istinaf yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/118713 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.