6102TTK Türk Ticaret Kanunu

AVM'nin kapanması nedeniyle sözleşme ifasının imkânsızlaşması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/896 E. 2023/1950 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Cezai Şart, Sözleşmeden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Sözleşmenin ifa edileceği yerin, tarafların sorumlu tutulamayacağı bir nedenle (üçüncü kişiye ait AVM'nin kapatılması gibi) ortadan kalkması halinde TBK 136 uyarınca borç sona erer ve TBK 181/1 uyarınca bu imkânsızlık nedeniyle borçludan cezai şart talep edilemez. Ancak imkânsızlık nedeniyle borçtan kurtulan taraf, sözleşme kapsamında önceden aldığı ve karşılığı ifa edilmemiş edimleri (ödenen bedel, bedelsiz verilen mal vb.) TBK 136/2 uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, ifa edilmeyen kısma isabet eden oranda karşı tarafa iade etmekle yükümlüdür.

Ele alınan sorunlar

AVM'nin kapanması nedeniyle ifa imkânsızlığı ve cezai şart talebi → ret

İddia: Davacı, davalının iş yerini kendi kararıyla, davacıya bilgi vermeksizin kapattığını, bu nedenle ifa imkânsızlığının söz konusu olmadığını, davalının TBK 136/3 hükmüne aykırı davrandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 136/1 uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşırsa borç sona erer. Somut olayda sözleşmenin ifa edileceği iş yerinin bulunduğu AVM'nin kapatıldığı ve davalının faaliyetine bu nedenle son verdiği ihtilaf dışıdır; bu nedenle davalının ifasının imkânsız hale geldiği, imkânsızlığın oluşmasında davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, borcun bu sebeple sona erdiği kabul edilmiştir. TBK 181/1 uyarınca asıl borç, borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hale gelirse cezanın ifası istenemez; bu nedenle davacının cezai şart istemi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İfası imkânsızlaşan sözleşme kapsamında alınan bedellerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi → kabul

Gerekçe: TBK 136/2 uyarınca karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermekle yükümlüdür ve henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder; hasarın alacaklıya yükletildiğine dair kanuni veya sözleşmesel bir kayıt bu hükmün dışındadır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen niteliktedir, ifa her iki tarafa atfedilemeyecek bir nedenle imkânsızlaşmış ve sözleşmede zararın alacaklıya ait olacağına dair bir kayıt bulunmadığından, davalı kendisine ödenen pazarlama faaliyetine katılım bedeli ile bedelsiz verilen ürünlerin, satışı gerçekleşmeyen kısma isabet eden tutarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmekle yükümlüdür. Sözleşmenin 3. maddesinde belirlenen 20.000 koli satın alınması halinde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiş olup davalı tarafından ancak 7.331 koli alındığından, bilirkişi raporundaki kıstelyevm hesabı esas alınarak katılım bedelinden 53.682,20-TL ve bedelsiz ürün bedelinden 3.819,60-TL'nin davacıya iadesi gerektiği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İşlemiş faiz talebi → ret

Gerekçe: Tebliğ mazbatası sunulmadığından davalının icra takibinden önce temerrüte düşürüldüğü ispatlanamamıştır; bu nedenle işlemiş faize ilişkin talep yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Delil tespiti masrafının icra takibiyle talep edilebilirliği → kısmi kabul

Gerekçe: Delil tespiti giderleri yargılama giderlerinden olup alacağa eklenerek talep edilmesi mümkün değildir; bu giderin tarafların haklılık durumuna göre yargılama gideri olarak hükme bağlanması gerekir. Davacının, davalının iş yerindeki faaliyetinin sona erip ermediğini ispat için dava öncesinde delil tespiti yaptırmakta hukuki yararı bulunduğundan, 421,80-TL delil tespiti masrafının davacının haklılık oranına göre yargı gideri olarak hükme bağlanması gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmenin ifa yerinin üçüncü kişiye ait taşınmazın (AVM) kapatılması nedeniyle kusursuz olarak imkânsızlaşması halinde TBK 136 ve TBK 181/1 uyarınca cezai şart talep edilemeyeceği, buna karşın önceden ödenen bedellerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ifa edilmeyen kısma isabet eden oranda iade edilmesi gerektiği yönündeki değerlendirme açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ifa imkânsızlığı kusursuz imkânsızlık cezai şart sebepsiz zenginleşme kıstelyevm hesabı itirazın iptali icra inkâr tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 136TBK 136/2TBK 136/3TBK 181/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/896

KARAR NO 2023/1950

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/02/2021

NUMARASI 2018/114 Esas - 2021/110 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/12/2023

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında “Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi” akdedildiğini, işbu sözleşme uyarınca, davalının davacı şirketin bayisinden satın alacağı davacı şirkete ait gazlı/gazsız ürünlerin satışını, “... AVM ... Mah. ... Cad. No:... Ümraniye/İstanbul” adresinde gerçekleştireceğini, davalının müvekkili ile akdettiği sözleşmeye aykırı davranarak, belirlenen adresteki faaliyetine son verdiğinin haricen öğrenildiğini, bu hususların İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/131 D. İş sayılı dosyası tespit edildiğini, Kartal ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 22.02.2017 tarihli ihtarnamesi ile, davalı tarafın sözleşme ile eklerinde yer alan yükümlülüklere uymaması sebebiyle müvekkili şirketin sözleşmeyi derhal feshettiğini ve aykırılık sebebiyle cezai şart olarak belirlenen miktar ile pazarlama faaliyetlerine katılma alacaklarının müvekkili şirkete 7 gün içerisinde ödenmesi hususunun ihtar edildiğini, davalının herhangi bir ödeme yapmadığından başlatılan İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılamayacağını, davacı şirketin ediminin ifasının üçüncü bir kişinin fiili sebebiyle imkânsız hale geldiğini, TBK'nın 136. maddesi uyarınca ifa imkânsızlığı söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin kiracısı olduğu ve sözleşmeye konu edimin ifa edileceği yerin sahibinin ... olduğunu, müvekkilinin ... AVM'nin kapandığı tarihe kadar tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak AVM'nin kapanması ile edimin ifasının imkansız hale geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasında ''Direkt Satış Noktası Sözleşmesi'' düzenlendiği, sözleşmenin 7. maddesi gereğince davalının, davacının yazılı onayı olmadan sözleşmenin devamını etkileyecek şekilde değişiklik yapmamayı, satış noktasını kapatmamayı, devretmemeyi, faaliyet türünü değiştirmemeyi taahhüt ettiği, davaya konu icra takibiyle davalıdan cezai şart, pazarlama faaliyetine katılım bedeli, bedelsiz ürün alacağı, ihtarname, keşif harcı ve yolluk talep ettiği, davalının ise TBK 136. maddesi gereğince ortaya çıkan kusursuz imkansızlık nedeniyle satış noktasını kapattığını savunduğu, davacı davalının iş yerini terk ettiğini haricen öğrendiğini belirtmiş ise de davalı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu e-posta yazışmalarında davalının davacının iş yerini kapatmasından haberdar olduğu, aradan yaklaşık 2 yıllık zaman geçtikten sonra delil tespiti talebinde bulunularak ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesinin MK 2.

maddesi gereğince hakkın kötüye kullanımı teşkil edeceği, ... AVM'nin kapatılmasının TBK 136. maddesi gereğince ''kusursuz ifa imkansızlık'' doğurduğu, AVM'nin kapatılması dolayısıyla davalının da iş yerini kapatmasından ve borcunu ifa edememesinden davalının sorumlu tutulamayacağı, davalının sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen ceza koşulundan sorumlu olmadığı, yine davacının TBK 136/son maddesi gereğince ''Borçlu ifanın imkansızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.'' şeklindeki düzenleme gereğince AVM'nin kapalı olduğunun davalı tarafça bildirildiği, davalının davacının varsa bu zararlarından da sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının herhangi bir delile dayanmadığını, davalının e-posta yazışmalarını süresinden sonra bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde sunduğunu, sonradan delil ibrazına muvafakatlerinin bulunmadığını, dolapların alınmasına ilişkin e-postalardan iş yerinin kapatılacağının anlaşılamadığını, davalının sözleşmede belirtilen adresteki iş yerini müvekkiline bilgi vermeksizin kapattığını, bu durumda ifa imkansızlığının söz konusu olmadığını, davalı tarafından müvekkiline gönderilen yazılı bildirim bulunmadığını, davalının TBK'nın 136/3 maddesine aykırı davrandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, nokta satış sözleşmesinin feshinden dolayı cezai şart, pazarlama faaliyetine katılım bedeli, bedelsiz ürün alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı; taraflar arasında satış noktası sözleşmesinin akdedildiğini, davalının işletmenin faaliyetine son vererek sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ederek cezai şart (5.000-TL asıl 13,54-TL işlemiş faiz), pazarlama faaliyetine katılım bedeli (63.340-TL asıl 171,55-TL işlemiş faiz), bedelsiz ürün alacağı (4.125,17-TL asıl 11,17-TL işlemiş faiz), ihtarname masrafı (317,48-TL), keşif harcı (421,80-TL) olmak üzere toplam 73.400-TL alacağın icra takibiyle tahsilini talep etmiş; davalı ise müvekkilinin sözleşmede belirtilen iş yerinin bulunduğu AVM'nin kapanması nedeniyle sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

TBK'nın 136. maddesinin birinci fıkrasında, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşması halinde borcun sona ereceği; hükmün 2. fıkrasında ise karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğu, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybedeceği, kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumların, bu hükmün dışında olduğu; hükmün son fıkrasında ise, borçlunun ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmemesi ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almaması halinde, bundan doğan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.

Yine, TBK'nın 181/1 maddesine göre ise aksi kararlaştırılmadıkça asıl borcun sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmesi halinde cezanın ifasının istenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, sözleşmenin davalı tarafından ifa edileceği iş yerinin bulunduğu AVM'nin kapatıldığı ve davalının faaliyetlerine bu nedenle son verdiği hususu ihtilaf dışı olup, bu nedenle davalının sözleşmeyi ifasının imkânsız hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda TBK'nın 136. maddesi uyarınca, sözleşmeden doğan borcun ifasının imkânsız hale geldiği, imkânsızlığın oluşmasında davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, ifa imkânsızlığı nedeniyle borcun sona erdiği anlaşılmaktadır.

Aynı şekilde TBK 181/1 hükmü de dikkate alındığında cezanın ifasının talep edilmesi mümkün olmadığından davacının cezai şart istemi yerinde değildir. Davacının diğer talepleri ise, sözleşme ilişkisinin başında davalıya ödenen pazarlama faaliyetine katılım bedeli ve bedelsiz ürün alacağına ilişkindir. TBK'nın 136/2. maddesi uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletildiği durumlar, bu hükmün dışındadır. Somut olayda;

taraflar arasındaki sözleşme her iki tarafa borç yükleyen tam iki taraflı bir sözleşmedir. Sözleşmenin ifası, her iki tarafa atfedilemeyecek nedenle imkânsız hale geldiğine göre ve sözleşmede de zararın alacaklıya ait olduğuna dair bir kayıt bulunmadığından, davalı taraf, sözleşme uyarınca kendisine ödenen pazarlama faaliyetine katılım bedeli ile bedelsiz olarak verilen ürünlerin bedelini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmekle yükümlüdür. Bu durumda davalıya belirli bir satış miktarına ulaşılması şartıyla verilen bedelsiz ürünler ile ödenen katılım bedelinden, davalının satışı gerçekleştirilmeyen ürüne isabet eden miktar kadar sebepsiz zenginleştiği kabul edilmelidir. Bilirkişi raporunda da sözleşmenin ifa edilen kısmı dikkate alınarak, bakiye ürüne isabet eden yatırım bedelinin kıstelyevm usulüyle hesaplandığı anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde 20.000 koli ürünün davalı tarafından satın alınması halinde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Davalı tarafından ise 7.331 koli alınmıştır. Davalı tarafından davacıya pazarlama faaliyetine katılım bedeli açıklamalı 12/11/2012 tarihli 100.000-TL bedelli fatura düzenlenmiş olup faturanın KDV tutarının davalı tarafından ödendiği, bu tutarın davacı tarafından ödenmesi gereken KDV tutarından indirildiği, KDV hariç 84.745,76-TL üzerinden yapılan kıstelyevm hesabı sonucunda davalının 53.682,20-TL'yi davacıya iade edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde bedelsiz verilen ürünlerin KDV tutarı indirilmiş tutarının kıstelyevm usulüne göre davacıya iadesi gereken miktar 3.819,60-TL hesaplanmış olup, bu tutarında davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Bunun dışında, tebliğ mazbatası sunulmadığından davalının icra takibinden önce temerrüte düşürüldüğü ispatlanamadığından işlemiş faize ilişkin talep yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan davacı delil tespiti masraflarını icra takibiyle talep etmekte ise de delil tespiti giderleri yargılama giderlerinden olup, alacağa eklenerek talep edilmesi mümkün olmadığından tarafların haklılık durumuna göre hükmedilmesi gerekmektedir. Davacının, davalının iş yerindeki faaliyetinin sona erip ermediğinin mahkeme nezdinde ispatı için dava öncesinde delil tespiti yaptırmakta hukuki yararı olduğu açıktır. Bu nedenle 421,80-TL delil tespiti masrafının yargı gideri olarak davacının davadaki haklılık oranına göre davacıya ödenmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle; davalının itirazının pazarlama faaliyetine katılım bedeli 53.682,20-TL, bedelsiz ürün alacağı 3.819,60-TL, ihtarname masrafı 317,48-TL yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davalının itirazının pazarlama faaliyetine katılım bedeli 53.682,20-TL, bedelsiz ürün alacağı 3.819,60-TL, ihtarname masrafı 317,48-TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, 57.501,80-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9,75'i geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, likit ve belirlenebilir nitelikteki alacak için davacı yararına 11.563,85-TL icra inkar tazminatı takdirine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2021 Tarih 2018/114 Esas - 2021/110 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne; davalının itirazının pazarlama faaliyetine katılım bedeli 53.682,20-TL, bedelsiz ürün alacağı 3.819,60-TL, ihtarname masrafı 317,48-TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, 57.501,80-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 9,75'i geçmemek üzere avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 11.563,85-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 3.949,63-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 1.253,51-TL harcın mahsubu ile kalan 2.696,12‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına," Davacı tarafından yatırılan toplam 1.284,91-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.000-TL bilirkişi ücreti ve 208,40-TL posta masrafı, 421,80-TL delil tespiti masrafı olmak üzere toplam 2.630,20-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.083-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 15.159,63-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 71-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 55-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

14/12/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/118437 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.