6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sigorta acentesi denkleştirme tazminatında önemli menfaat koşulu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1788 E. 2023/1856 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Sigorta Acentelik Sözleşmesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Sigorta acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra denkleştirme tazminatı istenebilmesi için, sigorta şirketinin acente portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmiş olması ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerekir; bu koşulların varlığının ispat yükü denkleştirme talep eden acenteye aittir. Fesih sonrası dönemde ilgili portföy üzerinden gerçekleşen prim üretiminde önceki döneme kıyasla çok yüksek oranlı bir düşüş varsa, sigorta şirketinin acente portföyünden önemli menfaat elde ettiği kabul edilemez ve denkleştirme talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshedilip feshedilmediği → ret

Gerekçe: Taraflar arasındaki sözleşmenin ilgili maddesi, acentenin sözleşme hükümlerine, mevzuat ve teamüllere veya verilen karar, direktif ve genelgelere uymaması halinde önceden ihbara gerek olmaksızın feshedilebileceğini düzenlemektedir. Davacı, kendisine verilen üretim hedeflerini sağladığına ilişkin herhangi bir delil sunamamıştır. Bu nedenle sözleşmenin davalılar tarafından feshinin haklı olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı sigorta şirketlerinin davacı portföyünden önemli menfaat elde edip etmediği → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporunda davalıların portföyden %3,02 oranında menfaat temin ettiğinin belirtildiğini ve buna göre 86.475,20-TL denkleştirme tazminatına hak kazanıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilin yararlanmaya devam etmesi, acentenin ise yararlanamaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.23/16'ya göre denkleştirme tazminatı için sigorta şirketinin acente portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketinin acente portföyü sayesinde önemli menfaat elde ettiğinin, yani acentenin temin ettiği müşterilerin fesihten sonra da sigorta yaptırmaya devam ettirildiğinin kanıtlanması gerekir ve bu ispat yükü davacı acente üzerindedir. Bilirkişi raporuna göre, sözleşmenin yürürlükte olduğu 45 aylık dönemde davacı acentenin bir yıllık prim üretimi 569.113-TL ve komisyonu 86.392,53-TL iken, fesihten sonraki yıl davacı portföyü üzerinden yalnızca 17.195-TL prim ve 2.439-TL komisyon oluşmuştur; bu da prim üretiminde %96,98 oranında azalmaya karşılık gelmektedir. Bu denli yüksek oranlı düşüş nedeniyle davalı sigorta şirketlerinin davacının portföyünü kullanarak önemli ölçüde menfaat elde ettiğinin kabulüne olanak yoktur; denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun olduğu da ispatlanamamıştır. Bu nedenle denkleştirme tazminatı talebinin koşulları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ayrık rapor nedeniyle ek rapor alınması talebinin reddi → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi heyetindeki bir bilirkişinin sonradan 'ayrık rapor' sunarak aleyhe görüş bildirdiğini, buna yönelik itirazlarının gözetilmediğini ve ek rapor alınması talebinin kabul edilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ayrık rapor verdiği belirtilen bilirkişinin, dosyadaki 04/06/2020 tarihli raporu zaten 'ayrık rapor' şerhiyle imzaladığı görülmüştür. HMK m.282'ye göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirebileceğinden, davacı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.23/16 kapsamında denkleştirme tazminatının 'önemli menfaat' koşulunun somut olarak nasıl değerlendirileceği (fesih öncesi ve sonrası prim üretimi kıyaslaması yoluyla) ve bu koşulun ispat yükünün acenteye ait olduğu yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme yapılmıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme (portföy) tazminatı sigorta acentelik sözleşmesi haklı fesih önemli menfaat koşulu ispat yükü bilirkişi raporu ayrık rapor

Atıf yapılan mevzuat: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu — 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 23/16 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 282

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1788

KARAR NO 2023/1856

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/06/2021

NUMARASI 2018/891 Esas - 2021/373 Karar

DAVA

Denkleştirme Tazminatı (Sigorta Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/11/2023

Davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketleri arasında yürürlük tarihi 02/07/2014 olan sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin davalılar tarafından haksız olarak müvekkiline gönderilen 26/09/2017 tarihli fesihname ile tebliğ tarihinden itibaren 3. ayın sonundan geçerli olmak üzere feshedildiğini ve ayrıca vekaletnameyle verilen yetkilerin de 28/12/2017 itibariyle iptal edildiğini ve bu kapsamda müvekkilinin 6102 sayılı TTK'nın 112. ve 113. maddelerine göre denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı ... Sigorta'dan 40.000-TL ve diğer davalı ... 'ten 20.000-TL olmak üzere 60.000-TL denkleştirme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini zira davacının imzalamış olduğu sözleşme kapsamında uymak zorunda olduğu üretim hedeflerini yerine getiremediğini, buna göre 2017 yılı için toplam hedefin 903.968 adet poliçe olmasına rağmen davacının ancak toplam 224.167 adet poliçe tanzim edebildiğini, 04/07/2017 tarihli yazıyla uyarılmasına rağmen davacının hedefleri yerine getiremediğini, ayrıca denkleştirme tazminatı istenebilmesinin kümülatif 3 şartının mevcut olmadığını, bu anlamda sözleşmenin feshinden sonra davacının müşterileri için sadece 10 tanesinin müvekillerinin acentelerinin toplamda 16 poliçe düzenlendiğini yani müvekkillerinin davacının potföyünden önemli derecede menfaat sağlamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalı tarafından davacıya gönderilen fesih ihbarında ihtarnamenin tebliğinden 3 ay sonra sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca TTK ile de uyumlu şekilde davacının karar, direktif ve genelgelere uymaması halinde fesih ihbarına gerek olmadığının kararlaştırıldığı, davacının üretim hedeflerinin gerçekleştirilmesi yönündeki 04/07/2017 tarihli uyarı yazısına ve kendisine tanınan süreye rağmen belirlenen hedeflere ulaşamadığı ve bu nedenle feshin davacının kusuruna bağlı olarak haklı olarak gerçekleştiği ve ayrıca bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere, davalı tarafın ortalama priminin %3,02'sine denk gelen prim tutarının davalının önemli ölçüde bir menfaat elde ettiği olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dosyada mevcut iki bilirkişinin hazırlamış olduğu raporda davalıların müvekkilinin portföyünden %3,02 oranında menfaat temin ettiğinden 86.475,20-TL denkleştirme tazminatı talep edilebileceğinin belirtildiğini; heyetteki bir bilirkişinin sunduğu ayrık rapora karşı sundukları itirazların değerlendirilmediğini, bu kapsamda ek rapor alınması taleplerinin de kabul edilmediğini, müvekkilinin hedefleri gerçekleştirememesinden dolayı denkleştirme talebinin yok sayılamayacağını ve Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.23/16'ya dayalı denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. Genel olarak denkleştirme (portföy) tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.23/16'ya göre; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması halinde denkleştirme tazminatı istenebilecektir.

Denkleştirme tazminatı istenebilmesi için ayrıca acentelik sözleşmesinin, müvekkilin haklı bir nedenle sözleşmeyi feshi halinden başka bir nedenle sona erdirilmesi gerekmektedir. Somut olayda; taraflar arasında 02/07/2014'te yürürlüğe giren acentelik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin davalılar tarafından 26/09/2017 tarihli ihtarnameyle tebliğden itibaren 3 ay sonra sonuç doğurmak üzere sözleşmedeki yetkiye istinaden feshedildiği, 28/12/2017'de de davacıya verilmiş vekaletname için azilname düzenlendiği ve belirtilen tarih itibariyle acentelik ilişkisinin sona erdiği; taraflar arasındaki sözleşme m.21/2'de sözleşmenin acentenin sözleşme hükümlerine veya ilgili mevzuat ve teamüllere uygun olarak ...

tarafından verilen karar, direktif ve genelgelere uymaması halinde önceden ihbara gerek olmadan her zaman ... tarafından feshedilebileceğinin düzenlendiği, buna göre davacının kendisine verilen hedefleri sağladığı hususunda her hangi bir delil sunamadığından sözleşme feshinin haklı olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 04/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşmenin yürürlükte bulunduğu 45 aylık dönemde toplam 2.136.377-TL prim üretimi ve 323.972-TL komisyon hesaplandığı, davacı acentenin bir yıla tekabül eden prim tutarının 569.113-TL ve acentenin sağladığı komisyon tutarının 86.392,53-TL olduğu; fesihten sonraki yıl davacı acentenin portföyü üzerinden davalıların diğer acentelerince düzenlenen 17 adet poliçe için toplam 17.195-TL prim ödendiği ve 2.439-TL komisyon oluştuğu, bu prim tutarının da 17.195/569.113=%3,02'sine karşılık geldiği tespit edilmiştir.

Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra, sigorta şirketinin sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi koşulu bakımından, davacının acente olarak temin ettiği sigorta müşterilerinin, acenteliğin feshinden sonra da davalı sigorta şirketinden sigorta yaptırmaya devam ettirdiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, ispat yükü davacı acente üzerindedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere; davalı sigorta şirketlerinin davacı acente portföyü üzerinden elde ettiği fesih öncesi 569.113-TL olan prim üretimi tutarı, fesihten sonraki yıl 17.195-TL'ye ve acentelerinin de tahsil ettiği komisyon tutarı da 86.392,53-TL'den 2.439-TL'ye düşmüştür. Dolayısıyla fesihten sonraki dönemde davalı sigorta şirketinin davacı acente müşterilerinden elde ettiği prim tutarları %96,98 oranında azalmıştır.

Bu durumda davalı sigorta şirketlerinin, davacının müşteri portföyünü kullanarak davacının portföyü sayesinde fesih sonrasında önemli ölçüde menfaat elde ettiğini kabule olanak yoktur. Fesihten sonra davalı sigorta şirketlerinin davacı acente müşterileri üzerinden gerçekleşen poliçe üretimindeki yüksek oranlı düşme nedeniyle, davacının portföyünün davalılarda kaldığı ve davalıların bu nedenle önemli ölçüde menfaat ettiği ispatlanamadığından da denkleştirme talebi hakkaniyete de uygun değildir. Bu nedenle de denkleştirme tazminatı talep koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi heyetince sunulan 04/06/2020 tarihli raporda müvekkilinin denkleştirme alacağına hak kazandığı belirtilmiş olmasına rağmen, heyetteki bir bilirkişinin sonradan "ayrık rapor" başlıklı bir rapor sunarak aleyhe görüş bildirdiğini ve bu hususta itirazlarının gözetilmeyerek ek rapor alınmadığını ileri sürmüştür.

Ancak "ayrık rapor" verdiği beliritlen bilirkişinin dosyadaki 04/06/2020 tarihli raporu "ayrık rapor" şerhiyle imzaladığı görülmüş olup, HMK m.282'ye göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirebileceğinden davacı tarafın bu yöndeki itirazları yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 4.099-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.829,15‬-TL harcın davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/11/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/118141 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.