6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bonodaki aval imzasının sahteliği - menfi tespit davası kabulü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1153 E. 2023/1832 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kambiyo senedindeki imzanın sahte olduğu iddiası, senedin hükümsüzlüğüne yönelik mutlak bir defidir ve iyiniyetli hamile karşı dahi ileri sürülebilir. Bu tür iddiaların ispatında, düzenleme tarihinden önceki, yakın ve sonraki dönemlere ait yeterli sayıda ve uygun mukayese imzalarının temin edilerek konusunda ehil bilirkişi heyeti ve/veya Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi ve tersim biçimi, işleklik derecesi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi gibi unsurlar bakımından karşılaştırılması gerekir; bu inceleme sonucunda imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi halinde, senetten dolayı borçlu bulunulmadığına karar verilir.

Ele alınan sorunlar

Senetteki aval imzasının sahteliği ve mutlak defi niteliği → ret

İddia: Davalı vekili, bilirkişi raporlarına dayanak teşkil eden örnek imzaların yeterli olmadığını ve alınan raporların Yargıtay denetimine tabi olamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir; imzanın sahte olması bu mutlak defilerden biridir ve iyiniyetli hamile karşı da ileri sürülebilir. Mahkemece, senedin düzenleme tarihinden önceki, yakın ve sonraki dönemlere ait davacının uygun imza örnekleri resmi kurumlardan temin edilmiş, ayrıca davacının uygulamaya esas imzaları alınmıştır. Hem konusunda ehil adli tıp ve belge inceleme uzmanları ile grafoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin hem de Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporlarıyla, senette davacıya atfedilen imza ile mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptanmış; bu nedenle senetteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Uygun mukayese imzalarıyla yapılan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporlarına göre, senetteki imzanın davacıya ait olmadığı ve davacının senetten dolayı borçlu bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İmzanın sahteliği iddiasının kambiyo senetlerinde mutlak defi niteliğinde olduğu ve iyiniyetli hamile karşı da ileri sürülebileceği yönündeki tespit ile bu iddianın ispatında uygun mukayese imzalarına dayalı bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu incelemesinin yeterliliğine ilişkin değerlendirme, benzer menfi tespit davalarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit kambiyo senedi bono aval mutlak defi nispi (kişisel) defi imza incelemesi bilirkişi raporu Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1153

KARAR NO 2023/1832

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/01/2021

NUMARASI 2015/134 Esas - 2021/47 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/11/2023

Davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ... Bankası tarafından 100.000-TL bedelli bonodan kaynaklanan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. [önceki ... E. (en son yeni ... E.)] sayılı dosyasıyla işlemiş faiz dahil 107.050-TL toplam alacağın tahsili için müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe konu senedin lehdarının ... Bankası A.Ş., keşidecisinin ... Ltd. Şti., avalistlerin ..., ... ve müvekkili ..., vade tarihinin 15/09/2008, keşide tarihinin 30/05/2008, senet bedelinin ise 100.000-TL olduğunu; ödeme emrinin Tebligat Kanunu m.21'e göre tebliğ edildiğini ve süresinde itiraz edilemediğinden takibin kesinleştiğini ve takibe konu senetteki aval imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, davaya konu icra takibinin iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına ve para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1- Davalı varlık yönetim şirketi vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2- Davalı ... Bankası vekili, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, bilirkişi heyet raporu ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu doğrultusunda, davaya konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği ve davalının kötüniyetli olmadığından tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takip dosyasından yapılan takibin iptaline, kötü niyet tazminat talebi ve adli para cezası talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili , bilirkişi raporlarına dayanak teşkil eden örnek imzaların yeterli olmadığını ve alınan raporların Yargıtay denetimine tabi olamayacağını belirterek,kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibine konu edilen bonodaki davacıya atfen atılan aval imzasının sahte olduğu iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Senede karşı mutlak defiler, senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Bu defilerin bir kısmı mutlak, bir kısmı nispi (kişisel) defi niteliğindedir. Hangisinin mutlak, hangisinin nisbi defi sayılacağı, ‘görünüşe itimat (güven)’, ‘iyiniyet’ ilkesiyle, ‘kambiyo senetlerine ilişkin işlemlerdeki emniyetin korunması’ ilkelerinden hangisine öncelik tanınacağı sorunuyla ilgilidir.

Bu iki çıkarın karşılıklı olarak çatıştığı bazı durumları kanun koyucu özel olarak ele alıp hangi çıkarın korunacağını kendisi (örneğin, Türk Ticaret Kanunu'nun 659/2 ve 592. maddeleri ile Türk Borçlar Kanunu'nun 19/1 ve 605/2. maddelerinde olduğu gibi) düzenlemiştir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında, gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nın 2013/1746 Esas, 2015/896 Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı).

Mahkemece, davaya konu senedin düzenleme tarihi olan 2008 yılından önceki, yakın ve sonraki tarihlerde düzenlenmiş davacının uygun imza örneklerini içeren yeterli sayıdaki belge asılları ilgili resmi kurumlardan temin edilmiş ve ayrıca davacının uygulamaya esas imzaları alınmıştır. İmza incelemesinin yapıldığı hem konusunda ehil adli tıp ve belge inceleme uzmanları ile grafoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin hem de Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporuyla, senette davacıya atfedilen imza ile davacının mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu senetteki imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.

Mahkemece uygun mukayese imzalarının senetteki imzalarla birlikte incelendiği hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporlarına göre, senetteki imzanın davacıya ait olmadığından senetten dolayı borçlu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı ... A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 5.838,67-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.459,67‬-TL harcın mahsubu ile kalan 4.379‬-TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 46,50-TL istinaf yargı giderinin davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/11/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/118038 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.