6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cari hesap alacağına yapılan mahsubun ispatlanamaması halinde itirazın iptali

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/729 E. 2024/74 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Cari hesap sözleşmesine dayalı alacağa karşı, borçlunun ceza faturası ile mahsup iddiasında bulunması halinde, mahsuba dayanak oluşturan belgelerin yargılama ve istinaf aşamasında sunulmaması durumunda, mahsup ispatlanamamış sayılır ve alacaklının takip talebi kadar alacağını ispat ettiği kabul edilir. Ayrıca, cari hesap sözleşmesinin de dahil olduğu bayilik sözleşmesi feshedilmişse, sözleşmede yer alan periyodik hesap mutabakatı süresine ilişkin hükümler fesih sonrası döneme uygulanmaz; fesih tarihi itibariyle cari hesap kapanacağından alacak fesih anında muaccel hale gelir ve bu süre dolmadan icra takibi başlatılması sözleşmeye aykırılık oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Cari hesap alacağından ceza faturası mahsubunun ispatı → ret

İddia: Davalı, davacıya sözleşmeye aykırılık nedeniyle 123.797,69-TL bedelli ceza faturası tahakkuk ettirdiğini ve bu tutarın davacının cari hesap alacağından mahsup edildiğini, dolayısıyla davacının alacağının kalmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Davalı, yargılama aşamasında ceza uygulamasına ilişkin belgelerin sunulmasının tensip zaptı ve ön inceleme duruşmasında talep edilmesine rağmen, düzenlediği ceza faturasının dayanağı belgeleri ne yargılama sürecinde ne de istinaf aşamasında sunmamıştır. Davalı, davacının alacağına mahsup ettiği tutarın dayanağını açıklayıp belgelendiremediğinden, davacı takip tutarı kadar alacağını ispatlamış sayılır; davalının haklı nedenlerle ceza kesintisi yaparak fatura düzenlediğini ve mahsubun yerinde olduğunu kanıtlayamadığından, davacının davalı ticari defterlerinde kayıtlı alacağını talep etmekte haklı olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cari hesap mutabakat süresi dolmadan icra takibi başlatılmasının sözleşmeye aykırılığı → ret

İddia: Davalı, sözleşmenin 21.4 maddesinde öngörülen altı aylık hesap mutabakatı süresi dolmadan, fesihten yaklaşık iki ay sonra icra takibi başlatılmasının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmede düzenlenen cari hesap sözleşmesi 18/12/2017 tarihinde feshedilmiş olduğundan, sözleşme yürürlükteyken uygulanacak altı aylık mutabakat süresine ilişkin hüküm, fesih sonrası döneme uygulanamaz. TBK 90 uyarınca ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur; sözleşmenin 26.11 maddesi uyarınca fesih tarihi itibariyle cari hesabın kapatılacağı gözetildiğinde, davacının cari hesaptan alacağı fesih ile muaccel hale gelmiştir. Bu nedenle davalının altı aylık hesap dönemi beklenmeden icra takibi başlatıldığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın likit olup olmadığı ve icra inkâr tazminatı → ret

İddia: Davalı, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takibine konu alacak davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğundan belirlenebilecek nitelikte olup likittir. Davacı alacaklının daha fazla alacak talebi bakımından takipte kötüniyeti de kanıtlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Cari hesap ilişkisine dayalı bayilik sözleşmelerinde, sözleşmenin feshi ile alacağın muaccel hale geldiği ve periyodik hesap mutabakatı süresine ilişkin sözleşme hükümlerinin fesih sonrası uygulanamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer bayilik/cari hesap uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşımaktadır. Ayrıca mahsuba dayanak belgelerin ispatlanamaması halinde alacağın likit sayılacağına ilişkin gerekçe de emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap sözleşmesi itirazın iptali mahsup likit alacak icra inkar tazminatı muacceliyet bayilik sözleşmesi fesih

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 90

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/729

KARAR NO 2024/74

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/01/2021

NUMARASI 2018/338 Esas - 2021/58 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 11/01/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasındaki 28/04/2015 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalının ürünlerini sattığını, bu ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıdan 353.930,33-TL alacaklı olduğunu,alacağın dayanağı faturalara davalının itiraz etmediğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine 07/02/2018'de İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla 353.930,33-TL asıl alacak talepli ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında imzalanan 28/04/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin noterden davalıya gönderilen 18/12/2017 tarihli ihtarnameyle haklı olarak feshedildiğini, müvekkilinin cari hesaptan borcu olmadığını, bayilik sözleşmesinin 21.1 maddesinde taraflar arasında TTK'da tanımlanan anlamda bir cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunun kabul edildiğini, 21.3 maddesinde bayiin bir alacağının doğması durumunda söz konusu alacağın hangi borçtan mahsup edileceği ile yapılacak ödemelerin öncelikle ferilerden sayılıp sayılmayacağını belirleme yetkisinin müvekkiline ait olduğunu,müvekkili şirketin bayilerinin sözleşme ve eklerinin ihlali halinde uygulanan "Kurumsal Bayi Ceza Sistematiği" bulunduğunu, davacının sözleşmeye, duyurulara ve Sistematiğe aykırı hareketleri tespit edildiğinde kendisine ceza kesildiğini, bu kapsamda bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ayrıca davacının usulsüz işlemleri nedeniyle uygulanan ceza miktarınca fatura düzenlenerek cari hesap kayıtlarına alındığını,sözleşmenin 26.5 maddesine göre kendisine para cezası uygulanan bayiin müvekkilinden olan alacağından mahsup edildiğini ve davacının da bir alacağının kalmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini belirterek, davanın reddine ve %20 oranda kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, bayilik sözleşmesinin 21.3 maddesinde 6 ayda bir hesap mutabakatı yapılacağı, kayıtlar arasında farklılık oluşursa davalının kayıtlarının esas alınacağı, 26.11 maddesinde de sözleşmenin fesih edilmesi üzerine kurumsal bayiin cari hesabının kapatılacağı, kurumsal bayiin nihai borç alacak bakiyesinin belirleneceği,26.12 maddesinde de kurumsal bayiin sözleşmenin sona ermesinden önceki faaliyetleri sebebi ile cari hesaptan kaynaklanan alacaklarını talep edebileceklerinin düzenlendiği, bayilik sözleşmesinin noterden gönderilen 18/12/2017 tarihli ihtarnameyle fesih edilmesine rağmen 26.11 maddesindeki düzenlemeye riayet edilmediği, kurumsal bayi davacının cari hesabı kapatılarak borç alacak bakiyesinin belirlenmediği, davalının ticari kayıtlarında davacının 312.129,53-TL'lik alacağı mevcut olduğu, davalı tarafından bu alacak üzerine 30/05/2017 tarihinde 200.000-TL, 20/11/2017 tarihinde de 112.129,53-TL olmak üzere toplam 312.129,53-TL tutarında blokaj kaydı yapıldığı, blokaj kaydının dayanağı olarak da ceza ve kesinti tutarlarının gösterildiği;

davalı tarafından kurumsal bayi ceza sistematiğine göre kesilen cezanın dayanaklarının neler olduğunun tam olarak açıklanamadığı,blokaj kaydı konulan 312.129,53-TL alacağın 195.112,03-TL'lik kısmının blokajının dava tarihinden sonra kaldırılarak 08/06/2018 tarihinde davacıya ödendiği, davacının davalı kayıtlarında dava tarihinden sonra bakiye 117.017,50-TL alacağının halen mevcut olduğu, bu alacağa yönelik ceza kesintilerinin dayanak kayıtlarının mevcut bulunmadığı, alacağın likit olduğu ve davacının takibinde kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 312.129,53-TL üzerinden devamına, asıl alacak olan 312.129,53-TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, davadan sonra 08/06/2018 tarihinde yapılan 195.112,03-TL lik ödemenin infazda icra dairesince nazara alınmasına, kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, bilirkişi raporlarının içeriklerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, mahkemece sözleşme hükümleri,deliller,sundukları taleplerinin hiçbiri değerlendirilmeden hüküm verildiğini; TTK 94 dikkate alındığında hesap mutabakatı yapılması için özleşmenin 21.4 maddesindeki 6 aylık bir dönemin öngörüldüğünü ancak davacının sözleşmenin bu hükmünü göz ardı ederek, 18/12/2017 tarihli feshin ardından henüz 2 aydan az bir süre geçmesine rağmen 02/07/2018 tarihinde icra takibi başlattığını, hesap mutabakatı tamamlanmadan başlatılan bu takibin sözleşmeye açıkça aykırılık teşkil ettiğini; delillerinin toplanmadığını, müvekkili şirketçe davacıya tahakkuk ettirilen ceza faturaları üzerinde araştırma yapılmadığını ve ceza faturalarına ilişkin savunmalarının eksik incelendiğini;

25/11/2019 tarihli bilirkişi raporuna itirazları içeren 11/12/2019 tarihli dilekçelerinde müvekkili nezdinde yapılan denetim ile davacı şirketin sözleşmenin devamı sırasında bir takım fraud işlemleri yaptığını, bu işlemler neticesinde haksız kazanç elde ettiğini, sözleşmenin eki niteliğindeki Ceza Sistematiği uyarınca davacı tarafa ceza faturaları tahakkuk ettirildiğinin beyan edildiğini, bu doğrultuda müvekkilinin kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve davacı tarafa tahakkuk ettirilen cezaların alanında uzman bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiğini,alacağın likit olmamasına rağmen icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında bayiinin davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bayilik sözleşmesinin 21.1 maddesinde tarafların birbirlerinden olan karşılıklı hak ve alacakları nedeniyle aralarında TTK'da tanımlanan anlamda bir cari hesap sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğunu kabul ettikleri;

21. 3 maddesinde bayiin davalıdan herhangi bir alacağının doğması halinde, söz konusu alacağın öncelikle hangi borçtan mahsup edileceği ile yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz, ceza veya masraflara sayılıp sayılınayacağını belirleme yetkisinin davalıya ait olacağı;

21. 4 maddesinde 6 ayda bir bayiin davalı ile hesap mutabakatı yapmakla yükümlü olduğu ve kayıtlar arasında farklılık olursa davalının kayıtlarının esas alınacağı;

21. 5 maddesinde bayiin davalı tarafından gönderilecek faturaların davalıda kayıtlı olan e-posta adresine gönderileceği;

25. 2 maddesinde davalının sözleşmeyi önel vermeden fesih hakkının bulunduğu ve fesih anının bayie ulaştığı an olduğu;

26. 9 maddesinde sözleşmenin her hangi bir sebeple fesih/sona ermesi durumunda hesap mutabakatı yapılıncaya kadar davalının bayiin primlerini, hak edişlerini, alacaklarını ödememe/durdurma yetkisinin bulunduğu;

26. 11 maddesinde sözleşmenin sona ermesi/feshedilmesi üzerine, davalı tarafından bayiin cari hesabının kapatılacağı ve kurumsal borç/alacak bakiyesinin belirleneceği, 26.12 maddesinde de bayiin sözleşmesinin sona ermesinden/feshinden önceki faaliyetleri sebebiyle cari hesaptan kaynaklanan alacaklarını talep edebileceği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin, davalı tarafından davacıya noterden gönderildiği belirtilen 18/12/2017 tarihli ihtarnameyle feshedildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık işbu itirazın iptal davasının açılmasından sonra davalının davacıya 08/06/2018 tarihinde yaptığı 195.112,03-TL ödemenin düşülmesinden sonra davalının kayıtlarına göre davacının alacaklı göründüğü, ancak davalının iddiasına göre sözleşmeye aykırılık sebebiyle davacıya kesildiği iddia edilen 04/06/2018 tarihli 123.797,69-TL bedelli faturanın davacının hesabından mahsup hakkı olup olmadığına ilişkindir.

Somut olayda, tarafların kabulüne göre bayilik sözleşmesi 18/12/2017'de fesholmuş ve davacı cari hesap nedeniyle davalıdan olan alacağı için 07/02/2018'de icra takibi başlatmıştır. Davacının cari hesabına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 353.930,33-TL alacaklı göründüğü, davalının cari hesabına göre ise de 2017 yılı sonu itibariyle davacıya 134.633,47-TL borcu göründüğü ancak davacının hesap ekstresindeki alacakları üzerine 30/05/2017 tarihinde 200.000-TL ve 20/11/2017 tarihinde de 112.129,53-TL olmak üzere toplam 312.129,53-TL bloke koyduğu, davadan sonra 04/06/2018'de 188.331,84-TL blokaj iadesi işlemi yapıldığı, "bayi usulsüz işlem kesinti bedeli" açıklamasıyla davacıya 123.797,69-TL bedelli faturayı düzenlendiği ve 08/06/2018'de de davacıya 195.112,03-TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.

Davacı söz konusu 123.797,69-TL bedelli faturanın, hem davadan sonra hem de haksız olarak ve müvekkiline tebliğ edilmediğinden kabul etmediklerini belirtmiştir. Davalı taraf da, davacının alacaklarına uygulanan 312.129,53-TL'lik bloke edilen kısımdaki 195.112,03-TL'nin davacıya ödendiğini ancak kalan 123.797,69-TL için davacıya ceza faturası düzenlendiğini yani müvekkilinin davacıya bu miktarda borcunun bulunmadığını savunmuştur. Fakat davalı taraf, kendileri de yargılama aşamasında söz konusu ceza işleminin dayanağının araştırılmasını istemesine ve mahkemece tensip zaptında tüm delillerin sunulması aksi halde ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı bildirilmesine, ön inceleme duruşmasında ceza uygulamasına ilişkin belgeleri sunulmasının istenilmesine rağmen yargılama sürecinde ve istinaf aşamasında dahi düzenlediği ceza faturasının dayanağı belgeleri sunmamıştır.

Mahkemece;davalının davacının alacağına mahsup ettiği 123.797,69-TL nin dayanağını açıklayıp ,belgelendirmediğinden davacının takip tutarı kadar alacağını ispatladığı gerekçesiyle itirazın iptali ile ,blokede iken davadan sonra iade edilen miktarın infazda dikkate alınmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Davalı vekili, davacının sözleşmede kararlaştırılan cari hesap mutabakat süresi olan altı ayı beklemeden fesihten yaklaşık iki ay sonra yani erken icra takibi yaptığı itirazında bulunmuştur. Ancak taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ve aynı zamanda o sözleşmede düzenlenmiş cari hesap sözleşmesinin de 18/12/2017 tarihinde fesh edildiği belirlenmekle ;bayilik sözleşmesi yürürlükte iken 6 aylık sürelerle mutabakat yapılacağına ilişkin hüküm uyuşmazlıkda uygulanamayacaktır.TBK nın 90.madde uyarınca ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur.Fesih tarihi itibariyle cari hesabın kapatılacağı gözetildiğinde ;davacının cari hesapdan alacağı fesih ile muaccel hale gelmiştir.Davalı vekilinin 6 aylık hesap dönemi beklenmeden icra takibi başlatıldığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Ayrıca;icra takibine konu alacak davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğundan belirlenebilecek nitelikte olduğundan talep olunan alacak likit olduğu gibi ,davacı alacaklının daha fazla alacak talebi bakımından takipde kötüniyeti kanıtlanamamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı haklı nedenlerle ceza kesintisi yaparak fatura düzenlediğini,mahsubun yerinde olduğunu kanıtlayamadığından davalı ticari defterlerinde kayıtlı alaacğını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmakla itirazın kısmen iptaline ,icra inkar tazminatına hükmedilmesinde ,davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine ,davadan sonra ödenen miktarın infazda dikkate alınmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 21.321,57-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.330,39-TL harcın mahsubu ile kalan 15.991,18-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/01/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/117991 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.