6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fatura konusu hizmetin ispatında BA formu beyanının etkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/874 E. 2024/68 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Davacının nitelemesi: Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya aittir; ancak alıcının, davacı tarafça düzenlenen faturalar miktarınca mal veya hizmet aldığını vergi dairesine (BA formu ile) beyan etmiş olması, teslime ilişkin doğrudan belge bulunmasa da hizmetin verildiğinin kabulü için yeterlidir. Taraflar arasında yabancı para cinsinden kurulmuş ticari ilişkide, faiz oranına ilişkin sözleşme yoksa ve borçlu takip ile temerrüde düşmüşse, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilir.

Ele alınan sorunlar

Faturalara konu hizmetin ifa edildiğinin ispatı → ret

İddia: Davalı, faturalara konu hizmetin verildiğinin iddia ve ispat edilemediğini, taraflar arasında faturaya dayanak yapılabilecek bir sözleşme bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya aittir; yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Somut olayda dayanak faturaların davalıya tebliğ veya teslimine ilişkin herhangi bir kayıt sunulmamış, mal ve hizmetin teslimine ilişkin belge de bulunmamaktadır. Ancak davacı vekilince sunulan taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ticari ilişkinin varlığını doğrulamaktadır. Mahkemece getirtilen davalı şirkete ait BA formlarına göre, davalı tarafça davacıdan mal-hizmet alımlarına ilişkin toplam 718.349-TL (KDV'li 847.651,82-TL) tutarında hizmet alımının vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda faturalar konusu mal ve hizmetin teslimine dair doğrudan kayıt bulunmasa da, davalının davacı tarafça düzenlenen faturalar miktarınca davacıdan mal veya hizmet aldığını vergi dairesine beyan etmesi karşısında, faturalar konusu hizmetlerin davalıya verildiğinin kabulü gerekir. Davalı, aldığı hizmetlerin bedelini ödemekle yükümlü olup ödeme savunması bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Faiz başlangıç tarihi ve oranına ilişkin itiraz → ret

İddia: Davalı, temerrüde düşürülmediğini, faiz talep şartlarının oluşmadığını, kararda yer alan faiz başlangıç tarihi, miktar ve oranının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar tacir olup ticari ilişki yabancı para cinsinden kurulmuş ve icra takibi de yabancı para cinsi üzerinden başlatılmıştır. Arada faiz oranını belirleyen bir sözleşme bulunmadığı ve takip ile temerrüde düşen davalı aleyhine takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine hükmedilmesi somut olaya uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Fatura konusu mal/hizmetin teslimine ilişkin doğrudan belge bulunmasa da, alıcının bu mal/hizmet alımını vergi dairesine BA formu ile beyan etmiş olmasının, hizmetin ifa edildiğinin kabulü için yeterli delil sayılacağına ilişkin tespiti bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali ispat yükü BA formu cari hesap icra inkar tazminatı temerrüt yabancı para alacağı

Atıf yapılan mevzuat: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı kanun 4/a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/874

KARAR NO 2024/68

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/09/2020

NUMARASI 2018/999 Esas - 2020/506 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin cari hesap ekstresine dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borca,ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirketin paket tur düzenleyicisi olarak seyahat acentelerine otel, ulaşım, yeme-içme ve rehberlik gibi hizmetler sağladığını,davalı seyahat acentesine değişik tarihlerde paket tur tedarik edilerek faturaların gönderildiğini ve cari hesabına fatura bedellerinin borç olarak kaydedildiğini, davalı şirketin 15/09/2018 tarihi itibari ile 21.947,96-Euro borcunun bulunduğunu, müvekkili şirketçe davalı aleyhine tahakkuk ettirilen faturaların davalının mail adresine düzenli olarak iletildiğini, müvekkili şirket yetkilisi ile davalı arasında yapılan elektronik yazışmalarda, cari hesapta gösterilen bazı alacak kalemleri kabul edilmeyerek müvekkiline bazı faturaların iade edildiği ileri sürülmüşse de, müvekkiline gelen iade faturası bulunmadığını, davalının faiz oranına yönelik itirazının da dayanağının bulunmadığını belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili şirketin dava dilekçesinde bahsi geçen faturalara ilişkin hizmeti almadığı, faturalar hususunda taraflar arasında mutabakat sağlanamadığını, fatura tanzimi hizmetin verildiği anlamına gelmediğinden davacının hizmeti verdiğini ispatla yükümlü olduğunu, talep edilen faiz ve türünün fahiş olduğunu, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye sunmadığıancak davalı tarafın mal-hizmet alımlarına ilişkin vergi dairesine yaptığı bildirimlerin (BA) celp edilmesi sonucunda taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunun anlaşıldığı, davalı vekilince faturalara konu hizmetin alınmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de, celp edilen BA formları ile davalının, davacının kestiği faturaları vergi dairesine bildirdiği,ödemeye ilişkin delil sunulmadığı görülmekle, davacının davasını asıl alacak yönünden ispat ettiği kanaatine varıldığı, borçlunun takip ile temerrüde düştüğünden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 21.947,96-Euro asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilerek devamına, fazla talebin reddine, alacağın takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan karşılığının %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davacının, hizmet vermediği dönemlere ilişkin hizmet bedeli ve vade farkı içerikli faturalandırma yaptığını, faturalara konu hizmetin verildiğinin iddia ve ispat edilemediğini, taraflar arasında fatura düzenlenmesini gerektiren akdi ilişkinin bulunduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, ancak taraflar arasında faturaya dayanak yapılabilecek bir sözleşme bulunmadığını,müvekkili temerrüde düşürülmediğinden, faiz talep şartlarının oluşmadığını,kararda yer alan faiz başlangıç tarihleri,miktar ve oranının yerinde olmadığını, ayrıca davacı taraf defterleri dikkate alınarak, bilirkişi raporuna yönelik itirazları giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, paket tur hizmetleri nedeniyle oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. Somut olayda; davacı tarafından toplam 21.947,96-Euro alacağın tahsili istemiyle davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davacının alacağının paket tur hizmet satışına ilişkin faturalara dayandığı, dayanak faturaların davalıya tebliğ veya teslimine ilişkin herhangi bir kayıt sunulmadığı, yine davacı tarafça faturalar konusu mal ve hizmetin davalıya teslimine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmaktadır.

Davalı taraf ise ticari ilişkiyi inkar etmekle birlikte, faturalar konusu mal ve hizmetlerin de teslim edilmediğini savunmaktadır. Ancak davacı vekilince sunulan taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını doğrulamaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacının ticari defterlerine göre, paket tur tedarikine ilişkin olarak 2018 yılı Mart-Eylül ayları arasında davalıya toplam 118 adet e-arşiv fatura düzenlendiği, davalının muhtelif tarihli ödemelerinin de davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 21.947,96-Euro alacaklı olduğu, davalının ticari defter ibrazından kaçınması nedeniyle davalı şirketin ticari defterlerinin incelenemediği belirlenmiştir.

Mahkemece getirtilen davalı şirkete ait BA formlarına göre; davalı tarafça davacıdan mal-hizmet alımlarına ilişkin olarak 2018 yılı Mart ayında 4 belge ile KDV hariç 15.647-TL, Nisan ayında 13 belge karşılığı 130.145-TL, Haziran ayında 22 belge ile 254.283-TL, Ağustos ayında 22 belge ile 244.417-TL ve Eylül ayında 5 adet belge ile 73.857-TL olmak üzere toplam 718.349-TL tutarında hizmet alımanın vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmaktadır. Beyan edilen mal-hizmet alış toplamının KDV'li tutarı ise 847.651,82-TL'ye karşılık gelmektedir. Bu durumda her ne kadar faturalar konusu mal ve hizmetin davalıya teslimine dair teslimi kanıtlayan bir kayıt veya belge sunulmamış olsa da, davalının, davacı tarafça düzenlenen faturalar miktarınca davacıdan mal veya hizmet aldığını vergi dairesine beyan etmesi karşısında, faturalar konusu hizmetlerin davalıya verildiğinin kabulü gerekmektedir.

Davalı,aldığı hizmetlerin bedelini ödemekle yükümlü olup, davalının ödeme savunması bulunmamaktadır.O halde davacı alacak talebinde haklı olup,usulünce kanıtlanan asıl alacak bakımından itirazın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. Diğer yandan taraflar tacir olup, ticari ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğu ve icra takibinin de yabancı para cinsi üzerinden başlatıldığı anlaşılmasına göre, mahkemece hükmedilen alacağa arada sözleşme bulunmadığı ve takip ile temerrüde düşen davalı aleyhine takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine hükmedilmesi somut olaya uygundur.Davalı vekilinin faiz başlangıcı ve oranına ilişkin istinaf nedenleri de yerinde değildir.

Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 9.067,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.326,15‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.741,25‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 49-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/01/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/117986 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.