Alacağın temlikinden zarar görmeyen borçlunun aktif husumeti yoktur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6342 E. 2025/4963 K. · · İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Alacak ve ipoteğin üçüncü kişiye temliki hâlinde, borcu kendisinin ödemediğini kabul eden ipotek borçlusu davacı bakımından ipotek alacaklısının kim olduğu önem taşımaz; ödeme yapılmadıkça ipotek borcu sona ermeyeceğinden ve alacak hakkı ile alacaklı sıfatı temlikle devralana geçtiğinden davacı, temlik işleminden zarar gören üçüncü kişi sayılmaz ve temlikin iptali ile menfi tespit istemi aktif husumet yokluğundan reddedilir. Dava açılmadan önce ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği sona eren şirketin taraf ehliyeti bulunmadığından, o davacı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.
Ele alınan sorunlar
Temlik işlemlerinin iptali ve menfi tespit isteminde davacıların aktif husumet ehliyeti → ret
İddia: Davacılar, bankaya olan borcun dava dışı gerçek kişi tarafından ödendiğini, ödemenin üçüncü kişi yapmış gibi gösterilerek davacılara ait taşınmazların ele geçirilmesi amacıyla muvazaalı temlik işlemleri yapıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı lehine tesis edilen ipotek, asıl borçlu dışında verilen üst sınır (limit) ipoteği niteliğindedir ve ipotek limiti kadar alacak ile ipotekler üçüncü kişiye temlik edilmiştir. Gerek davacılar gerekse davalılar tarafından bankaya ipotek borcunun ödenmediği yolunda bir iddia ileri sürülmemiş, aksine davacılar borcun ipotek borçlusu tarafından ödendiğini ifade etmişlerdir; alacaklı bankanın alacağını tahsil etmeden temlik ettiği de ileri sürülmediğinden bilirkişi kök raporuna itibar edilmemesinde isabetsizlik yoktur. Bir ödeme yapılmadıkça ipotek borcu sona ermeyeceğine göre ipotek alacaklısının kim olduğu davacılar bakımından önem taşımaz. Davacılar borcu kendilerinin ödemediğini, ipotek borçlusunun ödediğini ileri sürdüklerine göre ancak adı geçenin temlikler nedeniyle davacıları zarara uğrattığı ileri sürülebilir; alacak hakkı ve alacaklı sıfatı temlik işlemiyle davalılara geçtiğinden ve menfi tespit istemiyle borçlu bulunulmadığının tespiti talep edildiğinden davacılar temlik işlemi nedeniyle işlemden zarar gören üçüncü kişi olarak kabul edilemez. Bu nedenle davanın, bir kısım davacılar bakımından muvazaa iddiasının ispatlanamamasından değil, aktif husumet yokluğundan reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Dava tarihinden önce sicilden terkin edilen şirketin taraf ehliyeti → ret
Gerekçe: Dava açılmadan önce sicilden terkin edilen ve terkinden evvelki tarihli bir vekâletname ile dava açılan davacı şirketin tüzel kişiliği sona erdiğinden taraf ehliyeti bulunmamaktadır; bu davacı yönünden açılan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Alacağın ve ipoteğin temlikinde ipotek borçlusunun aktif husumet ehliyetinin sınırı ile sicilden terkin edilen şirketin taraf ehliyetinin yokluğu bakımından emsal değer taşır; Yargıtay'ca onanmakla bağlayıcı içtihat ağırlığı kazanmıştır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- aktif husumet (taraf sıfatı), taraf ehliyeti
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ alacağın temliki↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ muvazaa↗ aktif husumet↗ işlemden zarar gören üçüncü kişi↗ taraf ehliyeti↗ ticaret sicilinden terkin↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6342 E. , 2025/4963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1246 Esas, 2024/1219 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2013/330 E., 2018/1137 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketlerin davalı bankaya borçlu bulunduklarını, bu kredinin “...” şirketleri tarafından kullanıldığını, büyük bir kısmının ödendiğini, bankanın hukuki işlemleri sonucunda müvekkillerinin davalı bankaya ödeme planı ve tutarı hakkında teklifler sunduklarını, davalı bankaya borçlu olan dava dışı gerçek kişi tarafından borcun ödenmesine rağmen bu şahıs tarafından şirkete ait ve diğer müteselsil kefillere ait taşınmazların ele geçirilmesini görmezden gelen davalı bankanın, İstanbul 10. İcra Dairesinin 2003/185 E. sayılı dosyasından 08.11.2007 tarihinde müvekkili davacı ... A.Ş.’nin taşınmazı ile teminat altındaki 500.000,00 USD miktarındaki alacağı ve aynı dosyadan Sarıyer'deki taşınmazlarla Çatalca'daki taşınmaz ile temin edilen toplam 431.000,00 TL tutarındaki alacağı davalı ...Ş.'ye temlik ettiğini, davalı bankanın geçersiz rehin sözleşmesine göre hak ve yetkilerini aşmak suretiyle Oto ...
A.Ş.'ye ait ... A.Ş. hisselerini de 29.03.2007 tarihinde 140.000,00 USD miktarla ... A.Ş.'ye temlik ettiğini, davalı bankaya yapılan ödemenin bankaya borçlu gerçek kişi tarafından yapıldığını, borcun sona erdiğini, tarafların bu ödemeyi üçüncü kişi yapmış gibi göstererek borçlunun müvekkili şirket ve şahıslara ait taşınmazları ele geçirmesi bakımından muvazaalı temlik işlemi yaptıklarını ileri sürerek İstanbul 10. İcra Dairesinin 2003/185 E. sayılı dosyasından davalı bankaca diğer davalı ...Ş.'ye ve ... A.Ş. tarafından ...'ya yapılan 500.000,00 USD, 431.000,00 TL ve 140.000,00 USD tutarındaki temlik işlemlerinin yasalara aykırılık ve muvazaa nedeni ile iptaline, müvekkili şirketin davalı ...
... Bankası A.Ş.'ye ve diğer davalılara borçlarının olmadığının tespitine, İstanbul 10. İcra Dairesinin 2003/185 E. sayılı dosyasındaki müvekkillerine ait taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin ve konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacıların, müvekkili şirket ile davalı banka arasında imzalanan temlik sözleşmelerinin muvazaalı olduğuna dair iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıların, davalı bankaya olan borcun ödendiği iddialarını noter onaylı ya da imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirket ile davalılardan ... arasında temlik sözleşmesi akdedildiğini, ancak ...'nın işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirkete olan borçlarını ödemediğini, müvekkili şirketin ...'dan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Diğer davalılar ... Katılım Bankası A.Ş. ve ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, temlik işlemlerinin muvazaalı olduğunu iddia eden davacının muvazaanın varlığını ispatlayamadığı, davacı ... A.Ş., Ö. ... ... ve ... A.Ş.'nin davasının subut bulmadığı, davacı ...Ş. ve Oto ... A.Ş.’nin ise aktif husumet ehliyetlerinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı lehine tesis edilen ipoteğin asıl borçlu dışında verilen üst sınır ipoteği (limit ipoteği) niteliği taşıdığı, ipotek limiti kadar alacağın ve ipoteklerin davalı ...Ş.’ye temlik edildiği, kök bilirkişi raporunda; “davalı bankaya gidildiği, sistemdeki değişiklikler nedeniyle eski kayıtlara ulaşılamadığı bilgisi verildiği, temlik ödemeleri ispatlanamadığından bu sebeble muvazanın varlığının kabul edilebileceği yolunda” kanaat bildirildiği, ancak gerek davacılar, gerekse davalılar tarafından bankaya ipotek borcunun ödenmediği yolunda hiç bir iddianın ileri sürülmediği, aksine davacıların borcun ipotek borçlusu tarafından ödendiğini ifade ettikleri, davacılar tarafından ödenmeyen, ipotek borçlusunun ödeme yaptığı, ancak görünürde ...
A.Ş.’nin ödediği ileri sürüldüğüne göre böyle bir işlemin sonuçları itibariyle, davacıların yapılan temlik işlemi nedeniyle zarara uğrama ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, takibin türü itibariyle adı geçenin öncelikle davacılara ait ipotekleri paraya çevrilmesi yoluna giderek davacıları zarara uğratma ihtimali bulunduğu, alacağın, alacaklı banka tarafından temlik bedeli alınarak ... A.Ş.’ye temlik edildiği, alacaklı bankanın alacağını tahsil etmeden temlik ettiği ileri sürülmediğine göre İlk Derece Mahkemesince bilirkişi kök raporuna itibar edilmemesinde isabetsizlik görülmediği, bir ödeme yapılmadan ipotek borcu sona ermeyeceğine göre, ipotek alacaklısının kim olduğunun davacılar bakımından önem taşımadığı, davacılar tarafından borcun ödenmediği, ipotek borçlusu tarafından ödendiği ileri sürüldüğüne göre, ancak adı geçenin temlikler nedeniyle davacıları zarara uğrattığının ileri sürülebileceği, alacak hakkı ve alacaklı sıfatı temlik işlemi ile davalılara geçtiği, menfi tesbit davasında borcu olmadığının tesbitinin talep edildiği, temlik işlemi nedeni ile davacıların işlemden zarar gören üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken, bir kısım davacılar bakımından muvazaa iddiaları ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, davanın 01.11.2013 tarihinde açıldığı, icra takibinde taraf olmadığından davası aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilen davacı ...Ş.’nin davadan önce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği, terkinden evvelki tarihli bir vekaletname ile dava açıldığı, tüzel kişiliği sona eren davacının taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ...Ş.’nin taraf ehliyeti olmadığından açılan davada karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacılar bakımından davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2003/185 E. sayılı dosyasında takibe konu alacak nedeni ile davalılara borçlu bulunmadığının tespiti ve icra dosyasında yapılan temlik işlemlerinin ve takibin iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
08.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1178300600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz