6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/838 E. 2025/4960 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yıpranma payı cari hesap bakiyesi ödeme emri tebliği cari hesap alacağı temlik sözleşmesi i̇i̇k 194 ödeme emri mükerrerlik cari hesap sözleşmenin feshi bayilik sözleşmesi denetime elverişlilik icra takibine itiraz olumsuz oy ifa bono temlik sulh hukuk mahkemesi protokol temerrüt faizi ihtar kâr payı yetki fatura ek tasfiye sulh ihtarname asıl alacak icra inkar tazminatı inkar tazminatı dava sebebi cy/cy kaydı eksik inceleme temerrüt ibraz teslim

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar temlik alan davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 01.02.2008 tarihli bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, 23.09.2008 tarihli protokol ile de bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, protokolde müvekkilinin davalıya satmış olduğu tüm cihazların iade edilmesine karşılık 394.000,00 TL tutarlı bononun 15.10.2008 tarihine kadar eşit vadelerle 3 ay içinde ödenmek üzere çeklerle değiştirilmesinin kararlaştırıldığını, verilen senetlerin çeklerle değiştirildiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının cihazları teslim etmediğini ve ayrıca davalı yanca 194.000,00 TL tutarlı çekin teslim alınmadığı ileri sürülerek açılan alacak davasının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.07.2013 tarih, 2009/73 E. sayılı dosyasında reddedildiğini, 2009 yılı itibariyle 592.000,22 TL alacak olduğunu, bu tutardan 56.376,00 TL teslim yapılmayan malzemenin düşümü sonucunda bakiye 536.499,85 TL alacak için başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu, cihazların teslimine yönelik ihtarnamenin ödeme emrinin tebliğinden sonra yapıldığını ileri sürerek davalının itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; protokol hükümlerine göre davacıya cihazların teslimi amacıyla ihtar çekildiğini, davacının ise karşı ihtarla cihazların 6 yılı aşkın süre teslim edilmemesi nedeniyle cihazlar için yıllık 35.000,00 TL kira bedeli ödenmesi ve yıpranma payı karşılığı dikkate alınarak 3.000,00 USD üzerinden fatura edilmesi halinde ifa anlamına gelmemek kaydı ile cihazların teslim alınacağının belirtildiğini, davacının taleplerinin yerinde olmadığını, cihazlardan birinin davacı tarafından dava dışı bir şirketin girdiği ihale sonucunda davacı tarafından bizzat hastaneye götürülerek kurulduğunu, teknik servis ve desteğin davacı tarafından verildiğini, dava dışı şirketten cihazın istenmesine rağmen iade edilmediğini, bu hususun Sivas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/45 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile belirlendiğini, talebin mükerrer olduğunu, davacının edimlerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedilerek, söz konusu protokolün imzalandığını savunarak davanın reddini ve davacının %20'den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, daha sonra 23.09.2008 tarihli tasfiye protokolü düzenlendiği, bu protokolde tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının belirlendiği, anılan protokole dayalı uyuşmazlık çıktığı, taraflar arasında Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.03.2013 tarih, 2009/732 E., 2013/429 K. sayılı dava dosyasının görüldüğü, uyuşmazlığın taraflar arasındaki tasfiye protokolüne dayalı olarak davacının takip ve dava tarihi itibariyle bir alacağının olup olmadığı ve varsa miktarı noktalarında toplandığı, bozması sonrasında yapılan yargılama sırasında alacak ile takibin devir ve temliki sözleşmesinin ibraz edildiği, her ne kadar davalı taraf bu devir ve temlikin gerçeği yansıtmadığını, devir alanın gerçek bir şirket olmadığını savunmuş ise de bu savunmasına dair soyut iddia dışında bir kanıt sunulmadığı, bu sözleşmenin devreden müflis masasına da bildirildiği ve olumsuz bir cevap verilmediği, benimsenen bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının, taraflar arasında görülen ilk dava tarihi itibariyle temerrüdünün gerçekleştiği, anılan tarihi itibariyle oluşan cari hesap tutarı, davacının ödemesi ve protokol gereği 56.376,00 TL'nin mahsubu sonrasında takip tarihi itibariyle davacının alacağının 142.499,85 TL olduğu, davacının takip alacağının bu tutarda bulunduğu, anılan alacağın belli ve bilinebilir nitelikte olduğu, davacının inkar tazminatı isteminin koşullarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 18. İcra Dairesi’nin 2014/23817 takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 142.499,85 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden avans oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiş, hüküm davacı temlik alan vekili ile davalı vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin feshi kapsamında düzenlenen protokole göre bakiye alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dairemizin 25.04.2023 tarih, 2021/8389 E., 2023/2436 K. sayılı bozma ilamında ''.. Taraflar arasındaki 23.09.2008 tarihli tasfiye protokolünün 1 nolu maddesine göre davalının tüm cihazları iadesine karşılık davacı yanca 394.000,00 TL bedelli senet verilecek ve söz konusu senet 15.10.2008 tarihine kadar eşit vadelerle 3 ay içinde ödenmek üzere çeklerle değiştirilecektir. Nitekim, 10.07.2013 tarih 2009/732 E. 2013/429 K. sayılı Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında da 394.000,00 bedelli senedin ilk olarak davalıya teslim edildiği, çeklerin davalıya verilmesi akabinde bu senedin davacıya iade edildiği hususları açıklığa kavuşturulmuştur. Kesinleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 10.07.2013 tarih, 2009/732 E. ve 2013/429 K. sayılı kararında davanın reddine ilişkin mahkeme kararı kesinleşmekle birlikte icra edilebilir hale gelmiş ise de o davadaki iddia ve savunmalar dava tarihindeki bulgu ve veriler çerçevesinde sonuç doğuracağından mahkemece işbu davadaki davalı ediminin temerrüdü de o dosyadaki dava tarihi olan 26.11.2009 tarihi olarak belirlenip sonuca ulaşılması gerekirken, karar tarihi olan 10.07.2013 tarihinin esas alınması usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş öncelikle 394.000,00 TL ödeme ile taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin tasfiye anına dek oluşan cari hesap bakiyesinin hesaplanması ve bundan protokolün 4 üncü maddesinde sözü edilen 56.376,00 TL miktarın mahsubu ile varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile karar tesisi doğru olmadığı..'' hususlarına işaret edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Ancak; mahkemece bozma ilamı sonrasında alınan denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda bozma ilamında belirtilen hususlar değerlendirilmeksizin cari hesap alacağı bedeli üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda, mahkemece bozma ilamında belirtildiği üzere işbu davadaki davalı ediminin temerrüdünün 26.11.2009 tarihi olarak belirlenmesi, sonrasında 394.000,00 TL ödeme ile taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin tasfiye anına dek oluşan cari hesap bakiyesinin hesaplanması ve bundan protokolün 4 üncü maddesinde sözü edilen 56.376,00 TL miktarın mahsubu hususları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de birlikte değerlendirmek suretiyle denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli yeni bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektimiştir.

2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8389 E. 2023/2436 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/838 E.  ,  2025/4960 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/728 Esas, 2024/588 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar temlik alan davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 01.02.2008 tarihli bayilik sözleşmesi imzaladıklarını, 23.09.2008 tarihli protokol ile de bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, protokolde müvekkilinin davalıya satmış olduğu tüm cihazların iade edilmesine karşılık 394.000,00 TL tutarlı bononun 15.10.2008 tarihine kadar eşit vadelerle 3 ay içinde ödenmek üzere çeklerle değiştirilmesinin kararlaştırıldığını, verilen senetlerin çeklerle değiştirildiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının cihazları teslim etmediğini ve ayrıca davalı yanca 194.000,00 TL tutarlı çekin teslim alınmadığı ileri sürülerek açılan alacak davasının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.07.2013 tarih, 2009/73 E.

sayılı dosyasında reddedildiğini, 2009 yılı itibariyle 592.000,22 TL alacak olduğunu, bu tutardan 56.376,00 TL teslim yapılmayan malzemenin düşümü sonucunda bakiye 536.499,85 TL alacak için başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu, cihazların teslimine yönelik ihtarnamenin ödeme emrinin tebliğinden sonra yapıldığını ileri sürerek davalının itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; protokol hükümlerine göre davacıya cihazların teslimi amacıyla ihtar çekildiğini, davacının ise karşı ihtarla cihazların 6 yılı aşkın süre teslim edilmemesi nedeniyle cihazlar için yıllık 35.000,00 TL kira bedeli ödenmesi ve yıpranma payı karşılığı dikkate alınarak 3.000,00 USD üzerinden fatura edilmesi halinde ifa anlamına gelmemek kaydı ile cihazların teslim alınacağının belirtildiğini, davacının taleplerinin yerinde olmadığını, cihazlardan birinin davacı tarafından dava dışı bir şirketin girdiği ihale sonucunda davacı tarafından bizzat hastaneye götürülerek kurulduğunu, teknik servis ve desteğin davacı tarafından verildiğini, dava dışı şirketten cihazın istenmesine rağmen iade edilmediğini, bu hususun Sivas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/45 D.

İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile belirlendiğini, talebin mükerrer olduğunu, davacının edimlerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedilerek, söz konusu protokolün imzalandığını savunarak davanın reddini ve davacının %20'den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, daha sonra 23.09.2008 tarihli tasfiye protokolü düzenlendiği, bu protokolde tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının belirlendiği, anılan protokole dayalı uyuşmazlık çıktığı, taraflar arasında Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.03.2013 tarih, 2009/732 E., 2013/429 K. sayılı dava dosyasının görüldüğü, uyuşmazlığın taraflar arasındaki tasfiye protokolüne dayalı olarak davacının takip ve dava tarihi itibariyle bir alacağının olup olmadığı ve varsa miktarı noktalarında toplandığı, bozması sonrasında yapılan yargılama sırasında alacak ile takibin devir ve temliki sözleşmesinin ibraz edildiği, her ne kadar davalı taraf bu devir ve temlikin gerçeği yansıtmadığını, devir alanın gerçek bir şirket olmadığını savunmuş ise de bu savunmasına dair soyut iddia dışında bir kanıt sunulmadığı, bu sözleşmenin devreden müflis masasına da bildirildiği ve olumsuz bir cevap verilmediği, benimsenen bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının, taraflar arasında görülen ilk dava tarihi itibariyle temerrüdünün gerçekleştiği, anılan tarihi itibariyle oluşan cari hesap tutarı, davacının ödemesi ve protokol gereği 56.376,00 TL'nin mahsubu sonrasında takip tarihi itibariyle davacının alacağının 142.499,85 TL olduğu, davacının takip alacağının bu tutarda bulunduğu, anılan alacağın belli ve bilinebilir nitelikte olduğu, davacının inkar tazminatı isteminin koşullarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 18.

İcra Dairesi’nin 2014/23817 takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 142.499,85 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden avans oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiş, hüküm davacı temlik alan vekili ile davalı vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin feshi kapsamında düzenlenen protokole göre bakiye alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dairemizin 25.04.2023 tarih, 2021/8389 E., 2023/2436 K. sayılı bozma ilamında ''.. Taraflar arasındaki 23.09.2008 tarihli tasfiye protokolünün 1 nolu maddesine göre davalının tüm cihazları iadesine karşılık davacı yanca 394.000,00 TL bedelli senet verilecek ve söz konusu senet 15.10.2008 tarihine kadar eşit vadelerle 3 ay içinde ödenmek üzere çeklerle değiştirilecektir. Nitekim, 10.07.2013 tarih 2009/732 E. 2013/429 K. sayılı Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında da 394.000,00 bedelli senedin ilk olarak davalıya teslim edildiği, çeklerin davalıya verilmesi akabinde bu senedin davacıya iade edildiği hususları açıklığa kavuşturulmuştur. Kesinleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 10.07.2013 tarih, 2009/732 E.

ve 2013/429 K. sayılı kararında davanın reddine ilişkin mahkeme kararı kesinleşmekle birlikte icra edilebilir hale gelmiş ise de o davadaki iddia ve savunmalar dava tarihindeki bulgu ve veriler çerçevesinde sonuç doğuracağından mahkemece işbu davadaki davalı ediminin temerrüdü de o dosyadaki dava tarihi olan 26.11.2009 tarihi olarak belirlenip sonuca ulaşılması gerekirken, karar tarihi olan 10.07.2013 tarihinin esas alınması usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş öncelikle 394.000,00 TL ödeme ile taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin tasfiye anına dek oluşan cari hesap bakiyesinin hesaplanması ve bundan protokolün 4 üncü maddesinde sözü edilen 56.376,00 TL miktarın mahsubu ile varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile karar tesisi doğru olmadığı..'' hususlarına işaret edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Ancak; mahkemece bozma ilamı sonrasında alınan denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda bozma ilamında belirtilen hususlar değerlendirilmeksizin cari hesap alacağı bedeli üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda, mahkemece bozma ilamında belirtildiği üzere işbu davadaki davalı ediminin temerrüdünün 26.11.2009 tarihi olarak belirlenmesi, sonrasında 394.000,00 TL ödeme ile taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin tasfiye anına dek oluşan cari hesap bakiyesinin hesaplanması ve bundan protokolün 4 üncü maddesinde sözü edilen 56.376,00 TL miktarın mahsubu hususları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de birlikte değerlendirmek suretiyle denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli yeni bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektimiştir.

2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

V. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1178298900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.