6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket müsadere edilmiş/ceza davası derdestse miras yoluyla pay intikali gerçekleşmez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6391 E. 2025/4929 K. ·

Düzelterek onandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Esas sermaye payının miras yoluyla geçmesinde malvarlığına ilişkin haklar genel kurul/şirket onayına gerek olmaksızın derhal mirasçıya geçer (TTK 596/1, 494/2) ve mirasçının pay defterine tescil/kar payı davası açmakta hukuki yararı vardır; ancak şirket hakkında müsadere istemli ceza davası derdestse hisselerin miras yoluyla intikali gerçekleşemez ve müsadere kararı istinaf karar tarihinde kesinleşmişse dava bu nedenle reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Mirasçıların pay defterine tescil/kar payı davası açmakta hukuki yararı → kabul

İddia: Davalı, davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ve dava şartının oluşmadığını savunmuş; alt derece mahkemeleri davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir.

Gerekçe: TTK 596. maddesinin birinci fıkrası uyarınca esas sermaye payının miras yoluyla geçmesi hâlinde tüm hak ve borçlar genel kurul onayına gerek olmaksızın iktisap edene geçer; TTK 494. maddesinin ikinci fıkrasına göre de payların miras gereği iktisabında mülkiyet ve malvarlığına ilişkin haklar derhâl, genel kurula katılma ve oy hakları ise ancak şirketin onayı ile devralana geçer. Bu düzenlemeler karşısında davacıların dava açmakta hukuki yararı vardır; alt derece mahkemelerinin hukuki yarar yokluğu gerekçesi isabetli değildir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Devam eden müsadere/ceza davasının miras yoluyla pay intikaline etkisi → ret

Gerekçe: Davalı şirket, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü finanse ettiği ve mal varlığının müsaderesi gerektiği iddiasıyla ceza davasına konu olmuştur; müsadere istemli ceza davası devam ederken şirket hisselerinin miras yoluyla intikali söz konusu olamaz, mahkemece ceza davasının sonucunun beklenmemesi kural olarak bozmayı gerektirir. Ancak davalı şirket hakkındaki müsadere kararının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla kesinleştiği anlaşıldığından, davacıların istinaf isteminin bu sebeple reddi gerekir; yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçe düzeltilerek onanmıştır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Miras yoluyla pay iktisabında hukuki yararın bulunması ve şirket hakkında derdest/kesinleşmiş müsadere kararının pay intikaline etkisi açısından Yargıtay içtihadı olarak emsaldir.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
miras yoluyla pay geçişi TTK 596 TTK 494 müsadere hukuki yarar bekletici mesele

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 596(1)TTK 494(2)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6391 E.  ,  2025/4929 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/1652 Esas, 2024/1551 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

DAVA TARİHİ 09.07.2024

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi hakkında yapılan yargılama kapsamında mahkumiyet kararı verildiğini, müvekkilleri murisinin davalı şirkette büyük hissedar olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterlerine işlenmesini ve veraset intikal vergisinin tayin ve ödenmesi için 2022 yılı bilanço suretinin taraflarına bildirilmesini, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak ayrı ayrı reeskont faizi ile müvekkillerin hesaplarına ödenmesini dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararı ile müvekkili şirkete Tasurruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyım olarak atandığını, davacıların murisi ... ... ..., müvekkili şirket hissedarlarından olduğunu, 20.11.2022 tarihinde vefat ettiğini, ancak Mustafa Şevki Kavurmacı'nın hisseleri üzerine el konulduğunu ve müsadare edildiğini, davacılar tarafından ileri sürülen iddia ile taleplerin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, genel kurul yerine geçerek davacılara kâr payı dağıtılmasına şeklinde hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı olacağını, davacının aktif husumet ehliyetinin mevcut olmadığını, dava şartının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi olan .. .. ... davalı şirket ortağı olduğu, davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığı, davacıların murisi olan ... ... ... hakkında mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verildiği, karar temyiz aşamasındayken murisin öldüğü, ceza yargılamasının halen devam ettiği, davacıların şirket hissedarı olduklarının tespiti bakımından herhangi bir ihtilafın olmadığı, kaldi ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 494/2 hükmü uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin derhal gerçekleşeceği, davalı şirket tarafından davacıların mirasçılığına veya pay sahipliklerine ilişkin itirazda bulunulmadığı, hatta "...

... .... 2018/2019/2020/2021 kâr payı" açıklamasıyla 83.128.029,74 TL'nin bankaya depo edildiği, uyuşmazlığın ceza mahkemesince şirket yönetimine TMSF'nin kayyım olarak atanmasının ve müsadereye ilişkin kararın henüz kesinleşmemesinden kaynaklandığı, ayrıca kâr payı dağıtılması kararının münhasıran anonim şirket genel kuruluna ait olduğu buna ilişkin bir karar alınmadan mahkemeden tüm geçmiş dönem kâr paylarının dağıtılmasının da talep edilemeyeceği, davacıların bu aşamada; ceza dosyası kesinleşmeden ve kâr payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ceza davasında verilen müteveffaya ait olan şirket hisselerinin müsaderesine ilişkin kararın akıbeti belli olmadan davacıların şirket hisselerinin adlarına tesciline, kâr payı ödenmesine karar verilmeyeceğinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Davacılar murisine ait olan davalı şirket hisselerinin davacı mirasçılar adına tescili ile biriken kâr payının miras payı oranında davacılara ödenmesi istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

Davacılar, murisleri bulunan ... ... ...

20. 11.2022 tarihinde vefat ettiğini ve murisin davalı şirkette bulunan hisselerinin miras yolu ile kendilerine intikal ettiği iddiasına dayalı olarak davalı şirkette ortak oldukları hususunun pay defterine işlenmesini talep etmektedirler.

TTK'nın 596. maddesi birinci fıkrası düzenlemesine göre, esas sermaye payının, miras yoluyla geçmesi hâlinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. Yine TTK'nın 494. maddesi ikinci fıkrası aynı yöndeki düzenlemesi ile şirket paylarının miras gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin hakların derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy haklarının ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçeceğini belirtmek sureti ile miras yolu ile intikal eden şirket hisselerine ilişkin özel düzenlemeler getirilmiştir.

Ne var ki, davacıların murisi Mustafa Şevki Kavurmacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlaması ile ceza davası açılmış, bu kapsamda davalı şirket yönetimine İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesi 02.02.2017 tarih 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK 19 uncu maddesi uyarınca TMSF tarafından kayyum atanmış ve davalı şirketin müsaderesi talep edilmiştir. Ceza davası yargılaması aşamalarında davacılar murisi vefat ettiğinden hakkındaki davanın düşmesine kararı verilmiş ise de davalı şirketin müsaderesine yönelik ceza davasına devam olunmuştur. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2020 tarihli 2020/40 E ve 2020/53 K sayılı kararı ile davalı şirketin müsaderesine karar verilmiş, buna ilişkin istinaf talepleri İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27.

Ceza Dairesi 16.09.2021 tarih 2020/871 E 2021/1072 K sayılı kararı ile esastan reddedilmiş ve nihai olarak davalı şirket hakkındaki müsadere kararı Yargıtay 3. Ceza Dairesi 19.07.2024 tarih 2023/6208 E 2024/9383 K sayılı onama ilamı ile kesinleşmiştir.

Bu durumda, her ne kadar davacıların yukarıda anılan TTK hükümleri uyarınca dava açmakta hukuki yararları var ise de, hak iddiasında bulundukları davalı şirket aleyhinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü finanse eden, örgütün amaç ve faaliyetlerine özgülenip örgüte tahsis edildiği iddiası ile suç unsuru emtia ya da mal varlığının müsaderesine ilişkin ceza davası devam etmekte olduğundan şirket hisselerinin miras yolu ile intikali de söz konusu olamayacaktır. Mahkemece anılan ceza davasının beklenilmesi ve sonucuna göre karar verilememesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki, davalı şirket hakkında devam eden ceza yargılamasının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinleştiği incelenen UYAP kayıtları uyarınca anlaşılmakla davacıların istinaf istemlerinin bu sebeple reddi gerekir. Anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/4 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının değişik bu gerekçe ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1178016100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Düzelterek onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1652 E. 2024/1551 K.

Müsadere akıbeti belirsizken hisse tescili ve kar payı talebinde hukuki yarar yokluğu

Gerekçe özeti

Hissedarın ceza yargılaması sırasında ölümü nedeniyle kamu davası düşürülse de, hisseler üzerindeki müsadereye ilişkin yargılamaya devam edilerek karar verilmesi gerekir; müsaderenin akıbeti belirsiz olduğu sürece, müteveffanın mirasçıları bu hisselerin kendi adlarına tescilini ve buna bağlı kar payının ödenmesini isteyemez; bu aşamada açılan dava hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Emsal değeri

Şüphelinin/sanığın ölümü nedeniyle kamu davasının düşürülmesinin, hisseye ilişkin müsadere yargılamasını sona erdirmediğini ve müsaderenin akıbeti belirsizken mirasçıların hisse tescili ile kar payı talebinde hukuki yararlarının bulunmadığını ortaya koyması itibarıyla emsal niteliktedir.

Kavramlar: hukuki yarar müsadere kayyım (TMSF) pay defteri tescili kâr payı dağıtımı kamu davasının düşmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1652

KARAR NO 2024/1551

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/07/2024

NUMARASI 2024/132 Esas - 2024/751 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; davacıların murisi hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada 21/02/2020 tarihinde mahkumiyet kararı verildiğini, istinaf üzerine İstanbul BAM 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini,murisin 20/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, durumun şirketlere bildirildiğini, ihtar ve ihbar edilen ihtarnamenin tebliğine rağmen şirketlerce hisselerin mirasçılara devir işleminin yerine getirilmediğini belirterek, davacıların mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterine işlenmesine, davalı şirketin 2022 yılı bilanço suretinin davacılara bildirilmesine,geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak miras payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili;murisin davalı şirket ortağı olduğunu,murisin hisselerine el konulduğunu ve müsadere edildiğini, davacıların taleplerine ilişkin kayyım heyeti tarafından alınan herhangi bir karar olmadığını,davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açılıdğını, şirkete TMSF nin kayyım atandığını,şirket yönetiminin genel kurul yetkilerine haiz olmadığını, murisin vefatı sebebiyle ceza davasının düşürülmesine karar verilmesinden dolayı, suça konu şirket hisselerine ilişkin verilen müsadere kararının ortadan kaldırılması gerektiğine ilişkin iddiaların hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın usulden , aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece;murisin davalı şirket ortağı olduğu, İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli, 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığı, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/40 Esas, 2020/53 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verildiği, karar temyiz aşamasındayken murisin öldüğü, ceza yargılamasının halen devam ettiğinin anlaşıldığı,davalı şirket tarafından davacıların mirasçılığına veya pay sahipliklerine ilişkin itiraz olmadığı, uyuşmazlığın ceza mahkemesince şirket yönetimine TMSF'nin kayyım olarak atanmasının ve müsadereye ilişkin kararın henüz kesinleşmemesinden kaynaklandığı, ayrıca kar payı dağıtılması kararının münhasıran anonim şirket genel kuruluna ait olduğu buna ilişkin bir karar alınmadan tüm geçmiş dönem kar paylarının dağıtılmasının da talep edilemeyeceği, davacıların bu aşamada;

ceza dosyası kesinleşmeden ve kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmadan dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama kapsamında 21.02.2020 tarihli mahkûmiyet kararı verildiğini, kararın istinaf edildiğini, İstanbul BAM 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı verildiğini, murisin 20/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, TCK'nın 64. maddesinde ''(1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düsürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi esya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.'' denildiğini, bu nedenle de Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından müvekkil hakkında verilen mahkumiyet kararı hakkında düşme kararı verilecek ve hem hem de müsadere kararı yönünden bozulmasına karar verileceğine inançlarının tam olduğunu,müsaderesi mümkün olmayan hisselerin müvekkillere intikal etmesinin kanuni zorunluluk olduğunu, müvekkillerin ortaklıktan doğan haklarını kullanabilmesi için deftere kayıt zorunlu olduğunu, 15 Temmuz 2018 tarihli ve 2018/1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre;

TMSF nin, Cumhurbaşkanına bağlandığını,mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF'nin bağlı bulunduğu Cumhurbaşkanı tarafından karar verilebileceğini, TMSFnin yetkilerini aşmak sureti ile tesis ettiği 4 Ekim 2019 tarih ve 2019/483 sayılı kararın iptali gerektiğini, müvekkillerin mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterine işlenmesi ve veraset intikal vergisinin tayin ve ödenmesi için 2022 yılı bilanço suretinin taraflarına bildirilmesini, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak müvekkillerin hesaplarına ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava;davacılar murisine ait olan davalı şirket hisselerinin davacı mirasçılar adına tescili ile biriken kar payının miras payı oranında davacılara ödenmesi istemine ilişkindir. İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2017/353 D. İş numaralı kararı ile 647 Sayılı KHK'nın 19 maddesi uyarınca davalı şirkete TMSF'nin kayyım atandığı, hissedar murisin, ceza yargılaması sırasında vefat ettiği, 01.07.2022 Tarihli ve Kar Dağıtımı Konulu Yönetim Kurulu Kararı ile , "..Kâr payı ödeme şeklinin ve ödeme tarih/tarihlerinin Şirketinizin nakit akışı dikkate alınarak Şirketiniz Yönetim Kurulunca belirlenmesine,.. Dağıtımına karar verilen kârın; milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı bulunmayan hissedarların Şirketiniz Yönetim Kurulunca belirlenerek bu hissedarlara payları oranında ödenmesine, soruşturma veya kovuşturması devam eden hissedarların belirlenerek hissesine isabet edecek kâr payının; kovuşturmaya yer olmadığına, beraate, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar ödenmemesine,.."karar verilmiştir.

Davacıların murisine ait hisseleri üzerinde halihazır durum itibariyle müsadere kararı bulunduğu, TCK'nın 64. madde uyarınca şüphelinin ölümü nedeniyle ceza davasının ölüm nedeniyle ortadan kaldırılması söz konusu ise de şirket hisselerinin müsaderesi hakkında yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Kayyım atanan TMSF'nin yönetim kurulu kararında da, terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da irtibatı nedeniyle nedeniyle haklarında mahkumiyet kararı bulunmayan ortaklara nakit kar payı olarak ödenmesine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; ceza davasında verilen müteveffaya ait olan şirket hisselerinin müsaderesine ilişkin kararın akıbeti belli olmadan davacıların şirket hisselerinin adlarına tesciline, kar payı ödenmesine karar verilmeyeceğinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/11/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.